Kahve Bahane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kahve Bahane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ekim 2026

Kahve Bahane #Her Zaman Mutlu Olmak Zor


Bugün yazarım, yarın yazarım diye diye ertelediğim blog yazısını yazmaya geldim. Lakin ertelediğim yazıyla az sonra yazacaklarımın alakası yok. 

Geçen hafta Wilhelm Schmid’in Mutsuz Olmak adlı kitabını okudum. Modern dünyada, her daim mutlu olma kavramına maruz kalmamıza karşıt bir görüşü, yani insanların mutsuz olabilme hakkını savunan bir kitap.

Ben de son birkaç gündür mutsuz olma hakkımı kullanıyorum. Günlük rutinlerimi saldığım anlamına gelmiyor bu. Her şey olması gerektiği gibi ilerliyor. Çalışıyorum, Lehçe derslerime devam ediyorum, spora gidiyorum, dizi izliyorum, kitap okuyorum. Tüm bunları yaparken içimde bir yerde yanan o mutluluk ateşi eskisi kadar belirgin değil. Çok cılız bir ışık hüzmesi var sadece. Kibritçi kızın elinde tuttuğu kibrit çöpü kıvamında. Sönmeye yüz tutmuş. 

Çoğu şiir, mutsuz adamların kaleminden döküldüğü için midir bilemem, bu dönemlerde şiirlere sığınırım. Kitap okumalarımın yanı sıra şiir okumaları da yapıyorum. 

Şimdi bu yazdıklarımı okuyup, vah vah ya da tüh tüh dememelisiniz, dedim ya mutsuz olma hakkımı kullanıyorum. Hiçbir hissin kalıcı olmadığının farkına vardığımdan beri, ( ki bu bilinçe ulaşmam yıllarımı aldı) içinde bulunduğum hissi kabulleniyorum. Biliyorum ki belli bir süre sonra bu mutsuzluk hissi de diğer tüm hisler gibi yerini başka bir hisse bırakıp gidecek. 

Yazı yazmanın benim üzerimde daima yapıcı bir etkisi var. Konuşmaktan her geçen gün uzaklaştığımı fark ediyorum, bu da beni aslında daha çok yazmaya itiyor. Umuyorum ki yeniden eski rutinime dönüp hem kahve bahane serime devam edip; hem de kafamda var olan ve henüz yazıya dökülmemiş mikro hikayelerim ile var olmaya devam edeceğim. 

O zaman şimdi kapanış zamanı. 
Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünce dek şen ve esen kalın. 

Duygusal değişimlerden de öcü görmüş gibi korkmayın. Unutmayın ki hiçbir şey kalıcı değil…

 
✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

6 Ağustos 2026

Kahve Bahane #Ziyadesiyle


Krakow tarihinin en sıcak yaz günlerini yaşarken yazılıyor bu kahve bahane yazısı. Biraz oradan, biraz buradan derken, karışık bir kahve bahane yazısı olacak gibi. 

Geçenlerde arkadaşım benimle bir şarkı paylaştı. “Bak bunun sözlerini sanki sen yazmışsın” dedi. Şarkıyı dinledikten sonra, eğer bir şarkı yazıyor olsaydım, kesinlikle o şarkı, bu şarkı olurdu dedim; ve şarkıyı gönderdiğim herkes de benimle aynı düşünceyi paylaştı. Bu yüzden sıklıkla kullandığım ve şarkının ismi olan ziyadesiyle kelimesini bu kahve bahane yazısının ismi olarak seçtim. Hem yazarken, hem de konuşurken sıklıkla ziyadesiyle kelimesini kullanırım. Bir gün şarkı olarak karşıma çıkacağını hiç düşünmemiştim.

Çok değil bundan bir kaç sene önce de bir sınava gireceğimi düşünmezken kendimi lehçe sınavına hazırlanırken buldum. Bir senelik hazırlığın ardından geçen hafta sınava ön kaydımı yaptırdım. Her şey yolunda giderse, Kasım ayında sınava gireceğim. En son bankada çalışırken, yönetici yardımcısı olmak için sınava girmiştim. Aradan en az 13-14 yıl geçti. Seneler sonra yeniden sınav heyecanı yaşamak biraz enteresan.

Bu arada güzel şeyler oluyor. İş yerinde beklediğim görev değişikliğim resmiyet kazandı. Yakın çevrem bu başarımla gurur duyuyor. Polonya'ya geldiğimde tek kelime konuşmaya çekinerek başladığım bu serüvende, ingiliz firmasında, financial accountant olmak, işte bu kendimle gurur duyma sebebim. Maşallah diyip çalışmaya devam edeyim...

Ben genel olarak çalışmayı severim. Sürekli bir şeylerle meşgul olmak benim hayat tarzım. Bu sıralar Krakow hiç olmadığı kadar sıcak. Açıkcası bundan hiç şikayetci değilim. Sabah saat beş- altı gibi uyanıp bisiklet sürmeye gidiyorum. Bu da günümün geri kalanını ziyadesiyle güzelleştiriyor.

Bisikletimle bu kadar haşır neşir olunca, birkaç değişiklik yaptım. Yeni rotalar keşfetme uğruna sürekli kaybolup durmaktan bıktığım için kendime bir navigasyon cihazı aldım. Bisikletim teknoloji ile tanıştı. Sürüş keyfim de arşa çıktı. Geçen hafta sonu 80km sürdüm. Sonrasında kendimi bisiklet için yeni bir çanta, yazlık forma ve en son da kilitli pedal ve ayakkabı alırken buldum. Açıkcası tüm bunlardan sonra, kendimi doblosu olan enişteler gibi hissediyorum. Şu an tek sıkıntım eski pedallarım; sıkışmış oldukları için bir türlü çıkartamıyorum. Birkaç yöntem denedim fakat nafile pedal yerinden milim oynamıyor. Sanırım bize bir servis yolu gözüküyor. 





Tamirattan, söküp takmaktan bahsetmişken; yeni bir hobi edinmenin eşiğindeyim. Ucundan kıyısından lego dünyasına giriş yaptım. Aklımı ilk çelen Wednesday temalı ev oldu. Zaten küçük alayım da masamın üstünde dursun dedim. İşte o iş öyle olmadı. Düzenli aralıklarla yeni figürler eklendi. Şimdi her sabah mesaiden önce bi tur onlarla oynuyorum. 




Yazdıklarımdan da anlaşılacağı üzere yaz ayında enerjim çok yüksek. İş, sınav hazırlığı, bisiklet, tatil planları derken günlerim dolu dolu geçiyor. Üstüne son birkaç aydır da harıl harıl kitap okuyorum. Yani genel olarak hayatın akışından memnunum. Umarım Kasım ayından sonra sınav stresini de atlatmış olurum. Bakalım sonrasına beni ne maceralar bekliyor olacak.

Şimdilik benden bu kadar. Klasikleşmiş kapanışımızı da yapalım. 
Bir sonraki kahve bahane yazısına kadar şen ve esen kalın. Unutmayın ki az biraz stres de iyidir. İnsanı canlı ve dinamik tutar.
✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

16 Nisan 2026

Kahve Bahane #Lirik Dans


Oldum olası dans etmeyi pek severim. Böyle dediysem aklınıza profesyonel olarak dans ettiğim gelmesin. Kendi kendime, kendi halimde müziğin ritmine kendimi kaptırmaktan bahsediyorum. Gerçi zamanında yönlendirilmiş olsaydım belki de bir dansçı olabilirdim. Zira küçükken sürekli parmak ucumda yürürmüşüm; balerinler gibi. Ergenlik zamanlarımda da televizyonda yayınlanan klipleri izleyip dansçıları taklit ederdim. Mesela, Tarkan’ın kuzu kuzu klibindeki tüm figürleri ezbere bilirdim. Lise yıllarımda, ders aralarında, atölyede müziği açıp, pileli eteklerimizi belinden birkaç tur kıvırıp, kravatlarımızı da kafamıza bağlar ve Özlem Tekin parçaları eşliğinde koreografi çalışıp, oynardık. Açıkçası amatör ruhumuzla güzel şeyler çıkardı ortaya. Sonra birkaç lirik dans videosuna denk geldim. Evdekilere az lirik dans gösterisi yapmadık Betül ile. 

Yıllar geçti; ve ben halen müzik dinlemeyi ve kendimi ritme bırakmayı çok severim. Hatta son zamanlarda level atladım. Artık müzik olmadan, bir anda evde oynamaya başlıyorum. Bizim bey temiz şekilde delirdiğimi düşünüyor olabilir. Çünkü beni öyle görünce sadece tebessüm ediyor. 

Danslarım beni mutlu kılıyor, etrafındakileri de güldürüyorsa bence bu güzel bir şey. 
Sanıyorum ki ömrün yettiğince müziğin ritmine kendimi bırakmaya devam edeceğim. 

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

3 Şubat 2026

Kahve Bahane #Masakra



Bugünü tek kelime ile özetleyecek olsam, o kelime kesinlikle masakra olurdu. Masakra lehçe berbat, korkunç, felaket anlamına geliyor. 

Aslında işim gereği, ay sonlarımın yoğun bir tempoda geçmesine alışığım fakat son iki gündür yaptığım iş bana ekstra ağır geliyor. Beni hem bedensel hem de ruhen yıprattığını hissediyorum. Günün on saatini kesintisiz bir şekilde bilgisayar başında geçirmek, benim için bir hücreye tıkılmaktan farksız. Bir de tutmayan hesaplarla başım dertte. Kafamın içinde sürekli açık bir excel ekranı var. Bu haftayı sağ salim çıkartabilirsem büyük bir oh çekeceğim.

Hal böyle olunca benim stres seviyem de tavan yapmış durumda. Hop hoş geldin kortizon. Bi sen eksiktin. Stres seviyem yükselince yeme atağım tetiklendi. Oysa ki son üç haftadır süper bir düzen tutturmuştum kendime, iki ana öğün ve 1 ara öğün şeklinde ilerliyordum ve bedenime de çok iyi geliyordu. 

Ben tam bir düzen nizam intizam kadınıyım. Lakin bugün bu durumu biraz esnetmeye karar verdim. Çayın yanında kek yiyeceğim. Yine de gönlüm tamamen sağlıksız bir şey yemeye el vermedi. Rafine şekersiz, muzlu yulaflı bir kek yaptım. Az sonra masanın üstündeki yerini alır ve keyfimi bi nebze olsun yerine getirir diye umut ediyorum.

Bir umuttur yaşatan insanı diye diye, ömrümüzü heba mı ediyoruz ne? 
Umuyorum ki cuma günü işle ilgili sıkıntılarımı geride bırakmış olacağım. 
Umuyorum ki havalar düzelince yeniden sabah yürüyüşlerime dönebileceğim. 
Umuyorum ki yazın uzun uzun bisiklet sürebileceğim. 
Umuyorum ki şu Lehçe sınavını geçip rahat edeceğim. 
Umuyorum ki…

Ben bunları yaza yaza bitiremem belki. Zaten bunları yazmayı ve ummayı bitirdiğimde hayat da bitmiş olmayacak mı? Neyse bu kafayla bir de felsefe yapamayacağım. Böylesine sıkışık bir günün ardından bana iyi gelen şeyi yapıp yazdım. Şimdi biraz örgü örüp kafamı dağıtırım. Sonrası Allah kerim. 

Ne diyelim; bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın. 
Birkaç gün sonra sizin için önemsiz olacak olaylar içindeyseniz de kedinizi sıkmayı bırakın. Umut edin gitsin. 
✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

20 Ocak 2026

Kahve Bahane #Tarçın


Kocaman bir derin dondurucuda yaşadığımı hissettiğim bu günlerde canım şöyle bol tarçınlı bir salep içmek istiyor. Krakow'da bulunması zor olsa gerek; tek içimlik, minik paketli olanları da çok şekerli. Gelin görün ki şu an masada olsa, şekeri fazla demez içerdim. Özlem kötü bir şey.

Mesela canım arada bir boza da içmek istiyor. Lakin boza bardakta durduğu gibi değil; görüntüsü beni çok cezbetmesine rağmen tadını hiç sevmiyorum. Şu an masanın üstünde olsa muhtemelen bir yudum alıp bırakırdım.

Bugün mail kutuma bir yorum düştü, daha çok kahve bahane yazısı olsa da okusak diyordu. Bu yorumu çok sevdim ve hak verdim. Daha çok yazmalıyım dedim. Dedim demesine de yazmak için malzeme gerek; soğuklardan ötürü burnumun ucunu dahi dışarı çıkartamazken kahve bahane için malzemeyi nereden bulabilirdim ki. 

Bu kış gerçek anlamda çetin geçiyor. Tüm sosyal aktivitelerim durmuş durumda. Sadece haftada iki gün spor salonuna gidiyorum. İki senedir de aynı salona gidince tüm yüzler artık tanıdık olmaya başladı. Oradan da malzeme çıkmıyor artık.

Son bir haftadır iş yerinde bir takım değişikliklere gebe minik bir hareketlilik var. Yakında kokusu çıkar. Genelde değişimler sancılı oluyor. Umarım bu sefer ki fazla sancılı olmaz. Zira şu an enerjimi hiç oralara yöneltemeyeceğim. Lehçe sınavı için kendime koyduğum süre her geçen gün kısalıyor. Bu zaten üzerimde yeterince stres yaratıyor. Daha fazlasına ihtiyacım yok.

Stresimi kontrol altına almak için kış gecelerinin vazgeçilmez aktivesi olan örgü örme işine yöneldim. Günü bitirince, lehçe çalıştıktan sonra, açıyorum kendime bir dizi, alıyorum elime şişleri, başlıyorum örmeye, tık modumu yakalıyorum. Yaklaşık bir saat bana terapi gibi geliyor. Ördüğüm eldivenleri atkıları hediye ediyorum. Ören mutlu, hediyeyi alanlar mutlu. Tam bir kazan kazan durumu söz konusu. Ee bundan iyisi Şam'da kayısı.

Salep ile başlayıp kayısı ile biten enteresan bir kahve bahane yazısı oldu. Zaten kahve bahanenin özelliği de bu değil mi! Her şeyden biraz, hiçbir şeyden tam değil.

Daldan dala atladığım yazımın sonu geldi. Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın. 
Bu soğuklarda kendinize renkli çoraplar almayı ihmal etmeyin. Çorap önemli.


✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

5 Ocak 2026

Kahve Bahane #Kabak Tadı



Yılın ilk yazısını yazmak için bu sefer erken davrandım. Masada çay, yanında kabak çekirdeği ve televizyonda çeşme adında, hiçbir şey anlamadığım bir film var.

Ocak ayı hep yeni başlangıçların ayı. Ben de temudan aldığım dandik klavyemi tabletime bağladım ve yazmaya çalışıyorum. Bilgisayarımı emekliye ayırdığımdan bu yana yazmak için telefonumu kullanıyordum ve itiraf etmeliyim ki hiç zevk almıyordum. Böyle yaz kızım modunda, çıtı çıtı yazmak hoşuma gidiyor. Hatta yeri gelmişken size saçma bir anımı anlatayım. Vakti zamanında adliye katibi olmak için sınava girmiştim. Sınav günü herkesin elinde bir klavye vardı. Beklerken bile hazırlanıyorlardı. Açıkcası ben o kadar ciddiye almamıştım. Ben de kendi çapımda hızlı yazarım lakin hızım katip olmama yeterli gelmedi. Bu da böyle saçma bir anımdır. 

Yazmayı ve çizmeyi pek severim. Bir dönem adına Bullet Journal dedikleri, kişisel planlayıcı yapmıştım kendime. Açıkcası çok hazırlaması zevkliydi. Bu sene başında acaba yeniden yapsam mı, ya da ne umdum ne buldum serimi mi yeniden hayata geçirsem diye düşünüyorum. Ben sanırım hep çok düşünüyorum. Şu son zamanlar moda olan overthinking olayının vücut bulmuş haliyim. Bu beni gerçekten çok yıpratıyor. Bu sene bunu biraz törpülemek için çaba harcayacağım.

Bugün senenin ilk lehçe dersine girdim. Artık lehçe için son düzlükteyim diyebilirim. Run Yasemin Run diyorum kendime. Yeni eğitmenimle ilk dersimizi yaptık. Benim hakkımdaki ilk izlenimi oldukça iyi lehçe anladığım, aslında kelimeleri bildiğim halde cümle kurarken çok düşündüğüm şeklindeydi. Michal beni ilk dersten çözdü. Ben de lehçeyi çözersem oldu bu iş.

Çok maynum iştahlı olmama rağmen kafama koyduğum ve yapmam gereken işler için avına kilitlenmiş bir kaplan edasıyla hareket ederim. Bunlardan biri de uzun ve yorucu bir süreç olan kas inşaa etme süreciydi. Sanırım artık bu sürecin sonuna yaklaşıyorum. Geçen seneden bu yana kontrollü bir şekilde 4 kilo aldım. İşin zor kısmı bunun büyük bir bölümünü kas ağırlığının oluşturmasıydı. Benim hayatımdaki kilit kelime başarmak. Sanıyorum bunu başardım. Bu yüzden keyfim oldukça yerinde.

Keyif önemli. Bu aralar Krakow koca bir derin dondurucu gibi. Bu nedenle de sabah yürüyüşlerime ara verdim. Oysa ki en keyif aldığım aktivitelerden biriydi sabah yürüyüşü. Kendi kendime konuşur, bazen iç sesimle kavga ederdim. Böyle söyleyince kulağa kötü geliyor olabilir lakin beni rahatlattığı kesin. Bu nedenle bu kötü havaların sona ermesini dört gözle bekliyorum. 

Dört gözle bekledim bir diğer şey de birgün buraya "başardım, o lanet olası sertifikayı aldım" demek. Ay hadi bakalım ben evrene, sağa sola, Allah'a, Tanrı'ya enerji gönderiyorum. Onlar da bi zahmet kabul etsinler.

Biraz klavye ile cebelleştim. Bu arada kabak çekirdeklerini çıtlattım, çayımı yudumladım. Film bitti, yerine bir diğeri başladı. Bunların hepsi yazının sonunun gelmesi gerektiğinin işaretiydi. Bu yüzden yazımı kabak tadı vermeden bitirmeye kadar verdim. 

O zaman ne diyoruz;
Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın.
Keyif aldığınız aktiviteler için kendinize alan açmayı da ihmal etmeyin.
Sevgiler


✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

16 Aralık 2025

Kahve Bahane #Yılın Z Raporu


Yaşam biraz Teoman’ın şarkı sözündeki gibi; zaman bir türlü geçmezken, yıllar hayatlar geçiyor. Bir yıl kapanışı daha yapmaya hazırlanıyoruz. Adettendir ben de her sene yaptığım gibi bu senenin Z raporunu yazmaya geldim. Hazırsan başlıyoruz. 
Yılın başında aldığım kesin bir kararla Lehçe öğrenmeye başladım. Hemen geyiğini yapmayalım lütfen. Aman aman on senedir ordasın ve nasıl öğrenmedin diye. Buraya taşındığımızda önceliğim Lehçe öğrenmek değildi. İngilizce öğrendim ve bu sayede iş buldum. Her şeyin bir öncelik sırası var hayatımda. Lehçeye de ancak sıra geldi diyelim. 

Bahar ayında annemle yine en sevdiğim yere tatile gittim. Anneciğimle İtalya sokaklarını arşınlamayı pek seviyorum. Gideceğimiz şehirleri belirliyoruz sonrası hep spontane. 

Bu sene Krakow’a bahar ve yaz uğramadığı için çok az bisiklet sürebildim. Bunun için bir miktar üzgünüm. Oysa ki uzun uzadıya pedallamayı çok severim. 

Hep yaptığım gibi bu sene de sporumu hiç aksatmadım. Kardiyoyu oldukça azaltıp, ağırlık antrenmanlarına yoğunluk verdim. 

Yıl ortasına doğru çok ciddi olmasa da canımı sıkacak birkaç sağlık sorunuyla uğraştım. Nur potu gibi bir kolesterolüm olduğunu öğrendim. Ve açıkçası buna canım çok sıkıldı. Genetik olarak bazı şeylerin önünü alamamak kötü.

Yazın son döneminde ani bir kararla İstanbul’daki evimi sattım. Bu bahane ile kısa bir İstanbul ziyareti gerçekleştirdik. Evrak işlerini hallettim ve arkadaşlarımla özlem giderdim. Açıkçası bu kısa es bana çok iyi geldi. 

İstanbul dönüşü iş arkadaşım istifa etti. Takımdan bir kişi eksilince biraz sıkıntılı ve yoğun zamanlar geçirdim.

İş yoğunluğunun üstüne iş sonrası Lehçe çalışmak için ayırdığım zaman da eklenince kitap okuma hedefimin bayağı altında kaldım. 

Hareketli geçen aylar sonunda arabamıza atlayıp rotayı Hırvatistan kıyıları olarak belirledik. İki buçuk haftalık bir tatil yaptık. Ruhuma ve bedenime çok iyi geldi. 

Tatil dönüşü az biraz depresyona girmiş olsam da rutine hızlıca alıştım. Artık Krakow’da soğuklar kendini iyice hissettirmeye başladı. Kasım ayında bir haftalığına İzmir’e gittim. Hazır gitmişken istediğim göbek piercing işini de aradan çıkardım. Yapmak istediklerim listesinden bir satır daha eksilmiş oldu. 

Fakat İzmir’deki bahar havasını bırakıp, Krakow’un dondurucu soğuğu ile karşılaşınca toparlanmam uzun sürdü. İlk bir hafta dışarıya adım atamadım. Üstümdeki şoku ikinci haftanın sonunda atlattım. Yine sabah yürüyüşlerime başladım. 

2025 benim için dolu dolu geçti. İçimdeki çocuk büyümedi lakin ben olgunlaştım. Yıl biterken kendime yüklenmeyi bırakmaya karar verdim. Zira kendime karşı her zaman çok acımasızım. Kendimi hunharca eleştiriyorum. Bir şeyleri dört dörtlük yapmaya çalışmak beni yoruyor.
Artık aynamın kenarında “ Şu an için elimden gelen bu ve bu yeterli” yazan bir not iliştirdim. Güne başlarken artık kendime bunu hatırlatmış olacağım. 

Sevgili okur, eğer buraya kadar okuduysan teşekkürü bir borç bilirim. Yeni yıl sana istediğin tüm güzellikleri getirsin. Keyifli bir yıl geçirmeni temenni ederim. 

Kendime ise içsel savaşlarımın azaldığı bir yeni yıl diliyorum. 

Sevgiler 


✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

22 Kasım 2025

Kahve Bahane #Biri Kış Nerede Mi Dedi!



Sizin oraları bilmem lakin Krakow’a resmen kış geldi diyebilirim. Artık hava durumu tahminlerinde çift haneli sayları göreceğimiz günler pek uzak. Bugün sabah kar yağışıyla güne merhaba dedik. Nedense bu sene; bu kış hayatta kalamayacakmışım gibi hissediyorum. Canım evden dışarı adımımı atmak dahi istemiyor.

Bakmayın böyle serzenişte bulunduğuma mental olarak kendimi hazır hissettiğimde sabah yürüyüşlerime geri dönerim. 

Sanırım böyle hissetmemin bir nedeni de İzmir’den yeni dönmüş olmak. Orada tişörtle gezerken bir anda sıfır derecelere maruz kalan bünye şaşkın ve üzgün. 

Şaşkın olan bir diğer şey de göbeğim. Hazır İzmir’e gitmişken uzun zamandır sahip olmak istediğim göbek piercingini yaptırım. Şu an süreç sıkıntısız ilerliyor. İnternette pek kötü senaryolar okudum. İyileşme süreci sıkıntılı oluyor deniyordu. Umarım öyle şeyler yaşamam. Şimdilik beni tek zorlayan şey düşük bel giymek. 

Bir ara ne modaydı şu düşük bel. Sonra yüksek beller çıktı. Şimdi de yüksek bel giymeye alışmışım. Düşük bel giymek bi garip geliyor. Biz de her şeye pıt diye alışmaya meyilliyiz maşallah. 

Bir maşallah da kendime alayım. Çünkü istikrarlı bir şekilde ilerlediğim Lehçe dilinde bayağı yol katetmişim. Yeni bir kurs ile görüşüyorum. Ve oradaki seviye tespit sınavında beklediğimden daha iyi bir sonuç aldım. Lakin, biliyorum ki sınav için daha kat etmem gereken yol uzun ve çetrefilli. Açıkçası Aralık ayında kendimi biraz dinlendirmek istiyorum. Ocak ayında yeniden maratona başlarım. 

Bu kısa arada, İzmir’den aldığım kitaplarımı okurum. Seneler sonra ilk defa yıllık kitap okuma hedefimin altında kaldım. Hayatıma Lehçeyi dahil ettikçe Türkçe okumalardan uzaklaştım. 

Beynim ise çorbaya dönmüş durumda. Gün içinde çalışma dilim İngilizce, süreli İngilizce mail oku, mail yaz, milletle konuş. Akşam özel derste Lehçe konuş. Gün sonunda beynimin içinde üç dil halay çekiyor. Ve bazen Türkçe bir şeyler anlatırken akıcı olamıyorum. 

İnsan kınadığını yaşamadan gitmezmiş bu dünyadan. Umarım benim de sonum yarım yamalak Türkçe konuşan Almanlar gibi olmaz. Tam bu sebepten ötürü fırsat  bulduğum her zamanda Türkçe kitap okumaya sürdürüyorum. 

İki satır yazarım diye oturdum ekran başına lakin laf lafı açtı, kahve bahane için uzun bir yazı oldu. Sırf bu yüzden şimdi yazmayı sonlandırıyorum.
O zaman ne diyoruz; 
Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek; 
Şen ve esen kalın. 

Kendinize renki bir çift çorap almayı ihmal etmeyin. Hem kış ayında ayaklarınız sıcacık olur hem de hayatınıza biraz renk katmış olursunuz. Fena mı olur! 

Sevgiler. 
 

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

3 Kasım 2025

Kahve Bahane # Bu Hayatın Pause Tuşu Nerede


Uzun bir aradan sonra yeniden hoş geldin sevgili okur. Bir şeye ara verdiğinde yeniden başlamak zor derler. Sanırım bu sigara dışında her şey için geçerli bir tespit. Zira sigarayı bırakanların çok kolay bir şekilde başladıklarına şahit olmuşluğum var. 
Yazı yazmaya ara verince de yeniden yazmaya başlamak zor. En azından benim için öyle. Eskiden peş peşe dizdiğim kelimelerin hepsi kaybolmuş gibi. Yazarken bir tıkanma yaşıyorum. 
 
Ara ara bunu hemen yazmalıyım dediğim konuları not almıyorum ve aklımdan çıkıp gidiyorlar. Gerçi bu aralar kafam o kadar meşgul bir hal almış durumdaki. Lehçe tüm ayarlarımı bozdu. Kendime koyduğum süre yaklaştıkça strese girdiğimi fark ettim. Çoğu zaman kendimi Lehçe sınavına girerken hayal ediyorum.

Biraz uzun bir girişten sonra her zamanki gibi kısa kısa birbiriyle alakasız konular hakkında yazmaya başlayabilirim. Zira kahve bahanenin olayı bu. 

Hayatımın hiçbir döneminde kilo problemin olmadı. En kilolu olduğum dönem doğduğum dönemdi sanırım. Bir topaç gibi dünyaya gelmişim. Sonrasında hastalıklar peşimi bırakmamış. Çocukluğum ve gençliğimde hep zayıftım. İtiraf etmeliyim bir ara daha fazla kilo verip baklavalarımı saymak istedim. Fakat kilo öyle bir şey ki, istediğiniz yerdeki yağları yakıp diğerleri tutamıyorsunuz. Birkaç kilo verdim vermesine de yüzüm çöktü. Yok dedim bu iş böyle olmaz. Şimdi kontrollü bir şekilde ilerleyip kilo alıyorum. Kas kütlemi bayağı arttırdım. Bu da kendimi daha kuvvetli hissetmemi sağlıyor. Bu hissi seviyorum. 

Sevdiğim şeylerden biri de seyahat etmek sanırım. Yeni yıla girmeden bir Türkiye tatili ayarladım. Böyle söylemek de bir garip aslında. Çünkü tatilden öte aile ziyareti demek daha doğru. Şimdi her sabah yiyeceğim taze gevreklerin hayali kuruyorum. 

Eskiden çok hayalperestim. Lakin gerçekçi hayaller kurarım. Ulaşılabilir olması benim için önemli. Boşa kürek çekmeyi sevmiyorum. Yaş aldıkça daha az hayal kurmaya başladığımı fark ettim. Nedenini de bilmiyorum. 

Her şeyi de bilmek zorunda değilim ki. Bu kendimde sevmediğim ve değiştirmek istediğim bir özellik. Bir işe kalkıştığım zaman en iyi, en güzel, kusursuz şekilde yapmaya zorluyorum, bu da beni ekstra yoruyor. Sanıyorum ki biraz yavaşlamayı, kendime çok yüklenmemeyi öğrenme vaktim geldi de geçiyor…

Ordan buradan yazarım dedim lakin evdeki hesap çarşıya uymadı. Biraz iç dökercesine bir yazı oldu. Olsun bu sefer de böyle olsun Yasemin dedim. 

Şimdi şu üç günü bitirip, ailemle kucaklaşacağım günün hayalini kurup mutlu olma zamanı. 

O zaman ne diyoruz; 
Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın. Arada bir de hayatın pause tuşuna basmayı unutmayın.
Sevgiler.   

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

3 Mayıs 2025

Kahve Bahane #Sanal Klavye


Dışarıda bahar yağmuru var. Televizyonda sadece ses olsun diye açtığım bir polisiye film. Sanal klavye kullanarak kahve bahaneyi yazmaya çalışıyorum.

Nisan ayını dolu dolu yaşadım diyebilirim. Annem Krakow'a geldi. Buradan beraber İtalya'ya gittik. İki sene önce Roma'ya gitmiştik. Bu sefer rotamızı Bologna, Floransa ve Siena olarak belirledim. Böylelikle gezimize tren yolculukları da eklemiş olduk. Bol bol yürüdük, yorulduk ve çok eğlendik. 

Bir İtalya hayranı olarak yine gezdiğim yerlerden alabileceğim en büyük keyfi aldım. Floransa ve Bologna'yı sanırım 10 sene önce ziyaret etmiştim. Bologna bildiğim gibiydi. Lakin aynı şeyi Floransa için söyleyemeyeceğim. Maalesef ki Floransa'da mültecilerin işgalinden nasibini almış. Tüm hizmet sektörünü ele geçirmişler. Sokaklarda italyan görmek neredeyse imkansız. O güzelim şehrin keyfini çoğunlukla Pakistanlılar çıkarıyor. 

Siena'yı ilk defa gördüm. Bana Sibenik'i anımsattı. Siena keşfetmesi güzel ama bir o kadar da zor bir şehir. Zira yokuşları bol. İyi bir kondisyon ve rahat ayakkabı şart. 





Harika anılar biriktirdikten sonra rutine geri döndüm. Ve uzun bir süredir başlayacağım dediğim Lehçe kursuna başladım. Daha önce de söylediğim gibi bu son denemem. Kendime bir sene veriyorum. Bir sene sonunda sınava hazır olacak duruma gelebilirsem sınava gireceğim. Bu kez kendimi sıkmadan, isyan etmeden, kendimi sürece bırakacağım. Ödev yapma ve çalışma konforumu arttırmak için tablet aldım. Kalem kullanımı harika bir özellik. Laf aramızda bu da çalışma motivasyonumu tetikledi. 

Bu kahve bahane yazısını da tabletimle yazdım. Sanal klavye ile yazmak beni bi tık zorladı. Lakin yakın zamanda alışırım ve blog yazılarımı tabletimden yazarım diye düşünüyorum. 

Bir ayın özetini içeren kahve bahane yazımın sonuna geldim. Bu alışıla gelmiş yazılarımdan biraz daha farklı oldu. O zaman ne diyelim.

Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın. Motivasyonunuzu yüksek tutmak için kendinize güzellikler yapmayı da ihmal etmeyin. 
✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

30 Mart 2025

Kahve Bahane #Mart


Yeni bir kahve bahane yazmak için kolları sıvadığımda ilk yaptığım şey, en son yazdığım kahve bahane yazısına bir göz atmak oluyor. Böylelikte tekrara düşmemiş yazılar yazma ihtimalim artıyor. Elbette ki bazı zamanlar yazılarım tekrara düşüyor. En nihayetinde stabil bir hayatım var. Netflix dizisi değil ki hayatım. Her günüm aksiyon dolu geçmiyor. 

Yaklaşık bir aylık zaman dilimine bir dağ evi tatili, iki koşu yarışması sığdırmışım bu sefer. Polonya'da yapmayı sevdiğimiz aktivitelerden biri dağ evi kiralamak; evin çevresinde bulunan yürüş parkurlarında gezmek. Bunu yıl içinde birkaç defa tekrarlıyoruz. Mart ayının başında da böyle mini bir tatil yaptım. Her şey çok güzeldi lakin döndükten sonra hasta oldum. 





Kadınlar gününe özel Krakow'da bir kadınlar koşusu düzenlendi. Ben de o koşuda yerimi aldım. Mart ayında olmamıza rağmen hava harikaydı. Sanırım en son 2021 yılında yarı maraton koşmuştum. Ondan sonra herhangi bir yarışa katılmadım. Son yıllarda da aslında koşudan biraz uzaklaşıp daha çok ağırlık antrenmanlarına yoğunlaşmıştım. Uzun bir aradan sonra bir koşu organizasyonda yer almaktan büyük bir keyif aldım. O kadar çok keyif aldım ki bir sonraki hafta da daha önce deneyimlemediğim bir koşu yarışmasındaydım. 



İlk kros koşumdu ve hava çivi gibiydi. Polonya'nın soğuğunu bilen bilir. Bir gün öncesinde yağan yağmur yüzünden toprak zeminin yumuşaması da parkuru ekstra zorlaştırdı. Bir de şans bu ya bu koşu öncesi ciddi derecece hastaydım ve her şeye rağmen koşmayı seçtim. Koşu bitti, eve geldim ve organizasyonun sayfasında, koşarken çekilmiş bir fotoğrafımı gördüm. O fotoğrafı görünce iyi ki koşmuşum, aferin canım kendim dedim. 

Hani bazı zamanlar olur; insan bir ikilemde kalır ya; şirketin bir eğlencesi vardı. Öncesinde gidip gitmeme konusunda arada kaldım. Dil bariyeri yüzünden sosyal ortamlara girdiğimde bir çekingenlik yaşıyorum. Gerçi haklarını yememem lazım. Takım arkadaşlarım benim rahat hissetmem için ingilizce konuşuyorlar, eğer ortamda lehçe bir şeyler söyleniyorsa hemen ingilizceye çeviriyorlar. Aslında ortamdaki konuyu anlıyorum lakin konuşmak apayrı bir konu. Gittiğim eğlenceden oldukça keyif almış bir şekilde eve döndüm ve iyi ki gitmişim dedim. 


Şimdi yazarken fark ettim. Mart ayında ne çok şey yapmışım. Tam bitti derken aklıma klasik müzik konserine gittiğim geldi. Klasik müzik dinlemeyi çok severim. Kitap okurken, yazı yazarken arka fonda çalması odağımı artırıyor. Hal böyle olunca canlı bir şekilde sergilenen performanslardan aldığım hazzı gelin siz düşünün. Resmen büyüleniyorum ve ruhumun dinlendiğini hissediyorum. 


Yaşamın her geçen gün zorlaştığı bu dönemlerde, ruhun huzur bulabileceği şeylere yönelmek mental sağlık için gerekli. Gündem herkesi oldukça yıpratıyor farkındayım. Hep bir belirsizlik var. Neyse...

Bu kahve bahane yazısı da böyle son bulsun. Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın.
Her zaman dediğimiz gibi her şey çok güzel olacak diyelim de olsun artık. 

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

28 Aralık 2024

Kahve Bahane #Yıl Sonu



Ben de isterdim yılın son kahve bahane yazısını, mis gibi kokan bir kahve eşliğinde yazmayı. Fakat bazen, hatta çoğu zaman işler planlandığı gibi gitmiyor. Bundan mütevellit masamda ıhlamur, midemde ilaçlar, tüm vücudumda iki gündür yüksek ateşin vermiş olduğu halsizlik ile yazıyorum bu satırları. Kahve içmeyeli de üç gün olacak. 

Yılın bu zamanını iple çekiyordum aslında. Aylardır gelmesini beklediğim kardeşim gelecek ve ben onunla yapılacaklar listeme bir bir tik atacaktım. Gelin görün ki öyle olmadı. Kardeşimle 5 gün geçirdim. Listede yapılacaklar da yarım kaldı. Şimdi umudum en azından yılbaşına kadar toparlayabilmek. Ve yılbaşına sağlıklı girebilmek.

Az biraz enerjim varken hızlıca bir 2024 analizi yapalım. Adettendir. Her sene bunu yaparım. 

2024 yılında bol bol bisiklet sürdüm. Krakow'da bu sene hava oldukça iyiydi. Ben de bunu değerlendirdim. Halen çok soğuklarda bisiklet sürmeye alışamadım. Belki ilerleyen senelerde ona da alışırım. 

2024 yılında 6 senedir görmediğim arkadaşlarımla buluşmak için İstanbul'a gittim. Öyle güzeldi ki tadı damağımda kaldı. Artık Krakow'dan İstanbul'a direkt uçuş başladı. Bundan böyle daha sık gitmeyi ve hasret gidermeyi düşünüyorum. 

2024 yılında bol bol spor yaptım. Kas kütlemi bayağı arttırdım. Bu, bisiklet sürüş performansımı da olumlu yönde etkiledi. 

2024 yılının başlarında lehçe öğrenmeye başladım ve yine yarım bıraktım. Hep aynı şeyi yapıyorum. Bir yere kadar gelip bırakıyor ve ara verince yine geriliyorum. Resmen bir kısır döngüdeyim.

2024 yılında 53 kitap okudum. Bu sene hedefim çok düşüktü. Lehçe çalıştığım süre boyunca hiç kitap okumaya zaman ayıramadım diyebilirim. 53 kitabın çoğunu yıl ortasından sonra okudum. 

2024 yılında bir farklılık yapıp kendi başıma bir tatile çıktım. Kendime bir tatil arkadaşı da buldum. Pek de sevdim. 2025 yılında da yeni tatil planları yapacağım gibi gözüküyor.

2024 yılında iş yerinde artık kendimi oldukça iyi hissediyorum. İngilizler bana ben de onlara alıştım. Artık ingilizce ile aramdaki buzları da erittim. 2023 yılı çok sancılıydı. Artık o dönemi tamamen atlattım. Kendi düzenimi kurdum.

2024 yılında hep istediğim helix piercing işini de araya sıkıştırdım. Hep çok acıyacak düşüncesiyle erteliyordum. Şimdi keşke daha önce yaptırsaymışım diyorum. Sırada tragus olabilir. Emin değilim. Kulak içi kulaklık kullandığım için kullanımı nasıl olur bilmiyorum.

Böyle hızlı bir özetle bakınca 2024 yılı fena geçmemiş diyebilirim. Aslında gelecek yıldan beklentimi ne kadar az tutarsam o kadar çok keyif aldığımı gözlemledim. 2025 yılından beklentin ne derseniz, önce sağlık ve huzur derim. Gerisi elbet bir şekilde halledilir. 

2025 yılından bir beklentiniz varsa, umarım bir an önce gerçekleşir. Sevdiklerinizle ve sizi sevenlerle geçireceğiniz güzel bir yıl dilerim. 

2024 yılının son kahve bahane yazısı da böylelikle biter. Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın. 

Kendinize özen göstermeyi ihmal etmeyin. Öncelik her zaman sizsiniz. Bunu unutmayın. 

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

7 Aralık 2024

Kahve Bahane #Odak




Bu kahve bahanenin odak noktası yazarın aklından tam da şu an geçenler olsun. Hava artık iyice soğudu, bundan mütevellit sabah yürüyüşlerim bir nebze zor oluyor. Her şeye rağmen güne bir aktivite ile başlamayı seviyorum. Çalışırken odaklanmamı arttırıyor. 

Bu hafta bir gün ofise gittim. Pandemi sonrası evden çalışıyorum, bu durumdan da oldukça memnunum. Ofisi hiç ama hiç özlemediği itiraf etmeliyim. 

Daha önce bahsetmiştim. Eskiden çok yoğun yaşadığım duyguları artık aynı yoğunlukta hissetmiyorum. Sevmek, özlemek, üzüntü, kaygı, endişe, pişmanlık gibi... Zamanında duygu yoğunluklarım yüzünden oldukça yıprandığımı fark ettim. 

İnsan ne yapıyorsa kendi kendine yapıyor derler ya. Bu kesinlikle doğru. Tabi ki kafamı meşgul eden şeyler var. Fakat onların akışı etkilemesine izin vermiyorum artık. 

Her yıl başı yaklaşırken yeni kararlar alıyorum. Bu sene aldığım karara içten içe gülüyorum. Ama bir yandan da artık yapmalıyım diyorum. Lehçe öğrenme serüvenime devam etmeye karar verdim. Bak tam şu anda bile bir gülme geldi. Bu sefer bu son deneyişim olacak. Yani anlayacağınız ya olacak, ya da sonsuza kadar lehçe defterini kapatacağım. Çünkü böyle bir belirsizlikte kalma durumu beni yıpratıyor. 

Denize düşen yılana sarılır misali, lehçeden kaçıp ingilizceye sığındım ki ben ingilizceyi hiç sevmezdim. (şimdi ekmeğimi ingilizce bildiğim için kazanıyor olmam da ayrı bi yazının konusu olacak kadar komik bence) Bu aralar harıl harıl ingilizce roman okumaları yapıyorum. Geçen hafta kendime iki yeni kitap aldım. Artık zevkle, uzun uzadıya ingilizce okumalar yapıyorum. 

Zevkle yaptığım aktivitelerden biri de spor tabii ki. Artık spor benim hayatımda yemek yemek, uyumak gibi bir aktivite. Yani yapmadığımda hayatımda bir şeylerin eksik olduğu hissine kapılıyorum. Malum havalar soğuyunca bisiklet depodaki yerini aldı. Ben de bu hafta spor salonunda pedallamaya başladım. Gelecek sezona hamlanmamış olurum. Seneye artık ciddi manada uzun sürüşler yapmayı planlıyorum. Belki başka ülkelere gidip orada da birkaç rota denerim. 

Buraya kadar yazdım fakat tam da bu noktada odaklanmamı kaybettim. Devam edersem bundan sonrası zorlama yazılmış olacak. Artık yazmanın bir manası yok. Burada bırakmalıyım. 

Bir sonraki yazıda görüşünceye dek şen ve esen kalın. 
Güzel şeylere odaklanmayı da ihmal etmeyin. 

✄----------------------------------------------------------------------



Paylaş:

29 Kasım 2024

Kahve Bahane #Keyif Pezevengi


Ne yaptın Yasemin, böyle bir başlık da neyin nesi; bu sana hiç yakıştı mı; demeyin lütfen. Az sonra yazdıklarımdan sonra evet bu başlık buraya cuk oturmuş diyeceksiniz. Az biraz sabır.

Sabır sanırım artık çok eskilerde kalan bir kelime. Nedense eskinden insanların daha sabırlı olduklarını düşünüyorum. Çevremde kime rastlasam hep bir sabırsızlık içinde kıvranıp duruyor. Bunu söyleyen de sabırsız bir Yasemin. Aslında bir işi başarmak için çok sabretmem gerekiyorsa sabrederim. Bendeki sabırsızlık durumu karşımdaki insanın çok yavaş olmasına bağlı. Lakin eskiye göre sabır eşiğimi yükselttim.

Eşik demişken 2024 yılını bitirmemize de sayı günler kaldı artık. Yılın bu zamanlarını seviyorum. Noel ruhu şehrin her tarafında hissediliyor. Etraf ışıl ışıl oluyor. Bana da çocuklar gibi bu zamanların keyfini çıkarmak kalıyor.

Işıl ışıl demişken, bu ışıltı hayatı da ben seçtim. Bu hafta iş yerinde yoğun bir hafta geçirdim. Eskiden çok bunaldığımı itiraf etmeliyim. Şimdi her şey yolunda gidiyor. İngilizler bana, ben de ingilizlere alıştım artık. Yoğunluk kendi halinde akıp gidiyor. Lakin her zaman söylediğim şeyin sonuna kadar arkasındayım. Muhasebe dünyanın en akıl almaz işlerinden biri. Hesapları böl, parçala, atomlarına ayır, raporla, sonra bir araya topla. Bankacılıktan finansa geçince beni yoran şeylerden biri kesinlikle bu oldu. 

Bölümlere ayır, parçala diyince, hafızam beni yanıltmıyorsa bir Japon felsefesi geldi aklıma. Bir işi öğrenmek için ilk önce izle, sonra böl, sonra da kendi düzenini oluştur şeklindeydi sanırım. Aslında bunu her iş değiştirdiğimde yaptığımı fark ettim. 

Kendi düzenimi oluşturmayı severim. Yaptığım işlerin bana has olmasını da. Bunu kim sevmez ki! Kendimle kaliteli zaman geçirmeyi severim de önemserim de. Yoğun bir haftayı geride bırakmanın dinginliğiyle bir kadeh kırmızı şarap eşliğinde ilk önce kitap okudum. Kitabı okurken, içimdeki diğer Yasemin, beni dürtüp "hadi taslakta bekleyen yazılarına bir göz at" dedi. Goethe hakkında detaylı bir içerik hazırlıyorum. O kadar gidip gezdim. Hakkını vermeliyim. 

Kitabın kapağını kapatıp masanın üstüne bıraktım. Masadaki boş kadehe gözüm ilişince doldurmamak için hiçbir engelim olmadığı aklıma geldi, hazır ikinci kadehimi içmeye hazırlanırken neden az biraz peynir de dilimlemiyorum ki dedim yanına. Bu arada kulaklığımı takıp hafifçe müziğin de bana eşlik etmesine izin verdim. Artık masanın üstünde kitabım, şarabım ve peynirim vardı. İşte tam o anda aklıma bir kahve bahane yazısı yazma fikri düştü. Sevdiğim şeyi yapmayı ertelememek adına, emektar bilgisayarımı dizlerimin üzerine aldım ve belki de ilk okuduğunuzda beni yargılamanıza neden olacak o başlığı atarak yazmaya başladım.

Eğer yargılamadan okumayı sürdürenlerdenseniz, gerçek bir kahve bahane okurusunuz demektir. O zaman tam da burada bir sonraki yazıda görüşünceye dek şen ve esen kalın diyeceğimi de çoktan tahmin etmişsinizdir.

Evet sevgili okuyucu; bir sonraki yazıda görüşünceye dek şen ve esen kal. 
Kendinize minik, tatlı keyif alanları oluşturmayı da ihmal etmeyin.

Zahmetsiz keyif yoktur, her mutluluk biraz çaba gerektirir. 
İrade Terbiyesi - Jules Payot

✄----------------------------------------------------------------------


Paylaş:

25 Kasım 2024

Kahve Bahane #Isınma Turları


Kahve bahane yazılarına ara vereli çok uzun zaman oldu. Bazen açıp eski yazılarımı okuyor; vay be ne güzel yazıyormuşum bir zamanlar diyorum. Sanırım artık ısınma turları yapıp yeniden yazmaya başlamalıyım. Zira yazmak da sürekliliği oldukça gelişen bir aktivite. Ara verince köreliyor, sığlaşıyor. 

Körelen sadece yazı yazma becerim değil. Biliyorsun sevgili okur. Polonya'ya taşındığımdan beri öğrenmeye çalıştığım fakat Mehter takımı gibi iki ileri bir geri hareket ettiğim için yerinde sayan lehçe belası var başımda. Geçen sene alevlenen öğrenme aşkım yazın nedense yeniden düşüşe geçti. Şimdi bildiklerimi de unutmuşum gibi hissediyorum kendimi; ve artık köprüden önceki son çıkıştayım. Ya öğrenip B1 sınavını geçip kalıcı oturumu alırım ya da her üç senede bir oturum kartımı yenilemekle uğraşırım. Devamlı böyle kafamda soru işareti şeklinde kalıyor olmasından çok sıkıldım.

Sıkıldığım şeylerden bir de rutinde kalmak. Bundan kurtulmak için Kasım ayının başında tek başıma bir tatile çıktım. Tatil tam anlamıyla bana çok iyi geldi. Bunu daha önce neden yapmadığımı bilmiyorum fakat ve lakin insanın ara sıra tam olarak kendiyle baş başa kalması gerektiğini anladım. Kafasının içindeki sorulara cevap bulması için bu şart. 

Şart, şurt derken aslında kendimi ne kadar çok gerdiğimin gerçeğiyle yüzleştim. Biraz daha bencil olmanın, öz mutluluğu daha çok önemsemenin, gerektiğinde insanlara hayır demenin aslında kötü bir şey olmadığını fark ettiğim bir dönemdeyim. Değişiyorum ve değişen beni seviyorum. Farkındalığım artıyor.

Artık sabah yürüyüşlerinde sadece o anda kalmayı başardığım zaman dilimi daha fazla. Kendi kendime konuştuğum zamanlar azalmaya başladı. Anda kalıp yaptığım aktiviteye odaklanıyorum. Bu da kafamı boşaltmama yardımcı oluyor. 

Laf aramızda kafamı biraz fazla boşaltmış olacağım ki artık eskini kadar duyguları yoğun yaşamadığımı söyleyebilirim. Özlem ve sevgi duygu yoğunluğum çok azaldı. Tabii ki yine de hayatımdaki insanları seviyorum ve uzakta olanları özlüyorum fakat hiçbir duygum eskisi gibi yoğun değil. Bunun nedenlerinden biri belki de yaşla gelen olgunluktur. Ama şimdi oralara girip hiç keyfimizi kaçırmayalım. 

Keyif demişken, ben yine spora yapmaya ve yaptığım antremanlardan keyif almaya devam ediyorum. Geldiğim noktadan ve gelişimimden oldukça memnunum. Kışın gelmesiyle bisiklet sürmeye ara verdim. Simge'nin de dediği gibi "zamanımız az, bak önümüz yaz." Yasemin diyerek kendimi teselli ediyor, bisikletimle buluşacağım günleri iple çekiyorum.

Isınma turu için oldukça uzun bir kahve bahane yazısı oldu. Şimdi kapanış zamanı. 
Ne diyorduk; 
Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın. 
Az çabayla, uğraşla her şeyin mükemmel olmasını da beklemeyin. Yok öyle bir dünya... Varsa da o dünya bu dünya değil. 


✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

20 Ocak 2024

Kahve Bahane #Ne Umdum Ne Buldum



Merhaba okuyucu. Eğer blogun eski okuyucularından biriysen Ne Umdum Ne Buldum başlığına aşinasın demektir. İlk olarak 2019 yılında bu seriyi yazmaya başladım ve bir yıl boyunca her ay için bir yazı yazdım. Eğer nasıl başladığını merak ediyorsan işte senin için buraya link bırakıyorum. Ne Umdum Ne Buldum Ocak

Kahve Bahane yazılarıyla şenlendirdiğim bloga bu sene ek olarak Ne Umdum Ne Buldum serisini de eklemeye karar verdim. Hem bloga biraz renk gelir hem de benim için yeni bir arşiv oluşmuş olur. 

Arşiv oluşturmak benim işim. Bu sanırım bankacılık günlerimden kalma bir mesleki deformasyon. Hiçbir kağıt parçasını atmam. Her şeyi en az beş sene saklarım. Sonra kağıtlar birikir birikir bir dağ halini alır. Artık kutuya sığmayınca eski evrakları ayıklar ve yenileri için yer açarım. Bu ders notlarım için de öyle. Geçen gün eski lehçe notlarıma bakarken yine minik bir kağıt yığınıyla karşılaştım. Ama ders notlarımı hiçbir zaman atmam. Bi ara gaza gelip lise zamanında yapmış olduğum çizimlerimi atmıştım. Ara sıra aklıma geliyorlar. Atmasam orada bir defile düzenleyecek kadar kıyafet çizimim vardı.

Kıyafetlerin de eski kalitesi kalmadı artık. Çok kısır bir döngünün içindeyiz. Mesela bir şey almaya karar veriyorsun ve kıyafette şöyle bir etiketle karşılaşıyorsun. Bu ürün tamamen geri dönüşümden elde edilmiştir. Yani üstüne çer çöp giyiyorsun. Şimdi burada çevreciler bu iyi bir şey diyebilir ama benim kızdığım nokta o zaman gereksiz ambalajlardan kurtulmanın sağlanması. Ne bileyim mesela diş macunları için üretilen karton kutulara hiç ihtiyacımız yok. Sırf reyonda güzel duruyorlar diye ekstra kutuları var. Bunun gibi birçok ürün sayabilirim. Bunun yanı sıra eskiden alınmış %100 pamuk bir ürünü yıllardır kullanabiliyorken yeni ürünlerin ömürleri çok kısa oluyor. Bir iki sene içinde artık kullanılmaz hale geliyor. Yani kısacası geri dönüşüm adı altında kendimizi kandırıyoruz. 

Aslında birçok şeyi kendi kendimize yapıyoruz değil mi? Kendimizi depresyona sokuyoruz, sıkıyoruz, bunaltıyoruz, mış gibi yaşıyoruz. Sonra da başkalarından medet umuyoruz. İçimizdeki sıkıntıları geçirmek için kendi kendimizi dinlemek yerine sağa sola saldırıyoruz. En sonunda da salıp depresyon hırkasını üstümüze geçiriyoruz. 

Hırka önemli bir detay. Mesela ben hırka giymeyi severim. Sıcacık tutar, kolayca giyersin çıkartırsın. Tutarsız havaların baş düşmanıdır. Sizi sarıp sarmalar üşümenizi engeller. Şimdi hırka en az bir sevgili kadar işe yarar diyebilir miyiz? Bence deriz. 

Sanırım bu yazı da Ne Umdum Ne Buldum serisini tanıtmak için işe yarayacak. O zaman ne diyoruz bir sonraki yazıda görüşünceye dek şen ve esen kalın. İçinizi ısıtan şeylere sarılmaktan da geri kalmayın. 
Sevgiler.

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

14 Ocak 2024

Kahve Bahane # Hızlı Bir Giriş




Kış aylarının Kahve Bahane yazıları yaz aylarına göre biraz daha depresif olur burada. Hava sıcaklığının eksilerde seyretmesi, üstüne geçirdiğim mide rahatsızlığı derken ben bu Ocak ayında sevilecek bir yan bulamadım henüz. Hazır böyle hızlı bir giriş yapmışken, bu aya Lehçe kursunu da sıkıştırarak iyice sevimsiz olmasını sağladım. 

Geçenlerde bir yerde "Kaygı yarının faresinin bugünün peynirini yemesidir" diye bir söz okudum. Sonra durdum düşündüm. Lehçe dil serüvenim için kaygı duyuyorum. Evet! Tek odak noktam dil sınavını nasıl geçebileceğim. Açıkcası korkuyorum. En son bir sınava ne zaman girdim hatırlamıyorum. Üstüne bir de dil öğrenme konusunda pek başarılı değilimdir. Ayrıca şu an öğrenmeye çalıştığım dil dünya üzerinde zorluk konusunda rüştünü ispat etmiş bir dil. Tüm bu olumsuzluklara rağmen hadi dedim kendime. Denemeden sonucun ne olacağını göremezsin. 


Denemeyi severim. Bilirsiniz 3 sene önce yarı maraton koşmayı denedim ve koştum. Şimdi yeniden koşu antrenmanlarıma başladım. Belki bir sene sonra maraton koşmak için kendimi hazır hissederim. Dediğim gibi denemeden bilemezsin. 

Her zaman ilk adımı atarken biraz çekinirim ben. Bu tüm işlerim için böyledir. Bunun her şeyi dört dörtlük yapmam gerektiğini düşündüğüm için olduğun keşfettim. Ve ben de saldım artık. Bundan sonraki mottom "Sen yap, artık olup olmayacağını zaman gösterir be kızım". Hayata böyle yaklaşınca daha bi çekilesi oldu diyebilirim. 

Şimdi dışarıda çok tatlı bir kar yağışı var. Televizyon ekranına yanan bir şömine görüntüsü, evin içinde tınlayan bir müzik, masada kahve, dizimde bilgisayar.  Bugün değil fakat pek yakında artık soğuklardan ve kış ayından dem vurmaya başlarım. Ben yaz insanıyım ve kış soğuklarını sevmiyorum. Tahammülüm seviyem arttı artmasına da yine de artık yeter diyeceğim günler yakındır biliyorum. 

İşte böyle, Ocak ayını yarılarken benim cephemde durumlar böyle. O zaman ne diyoruz bir sonraki Kahve Bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın. Peynirinize sahip çıkın. Fareler de gidip az ötede oynasınlar değil mi? 

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

30 Aralık 2023

Kahve Bahane #Z Raporu




Adettendir her sene sonu bir kahve bahane yazısı yazıp, geçen yıla dair anıları yad ederim. Bu yazının başlığını mutfakta mandalina soyarken buldum. Seneler önce kasiyerlik yaptığım günlere gittim bir an. Her akşam alınan z raporu kasanın artık kapanıp yeni bir güne hazır olduğunu söylerdi. Bu yazı da 2023 yılını kapatıp yeni yıla hazır olduğumun nişanesidir. 

Bak hayat çok garip; veznedarlık, kasiyerlik, muhasebecilik, bankacılık derken şimdi Polonya'da bir şirketin finans departmanında çalışıyorum. 2022 yılının son ayında bir çılgınlık yapıp iş değiştirince 2023 yılının ilk zamanları benim için oldukça sancılı geçti. Artık tamamen ingilizce çalışmaya başladım. İlk başlarda nasıl olacak bu İngilizler (bu arada ingiliz aksanına da bayılırım) ile anlaşabilecek miyim, benim ingilizcem işleri sürdürmeme yetecek mi, senior olarak ekipteki diğer kişiye nasıl eğitim vereceğim derken, bir baktım ki zaman su gibi akıp geçmiş. Yılın sonuna doğru da CFO ödülüne layık görüldüm. Bu yüzden 2023 yılındaki en büyük başarım kendim için yapmış olduğum meydan okumadan alnımın akıyla çıkmaktı diyebilirim. 

2023 yılında leyleği uçar gördüğümden olsa gerek, tahmin ettiğimden çok daha fazla gezdim. Mart ayında annecimle kız kıza Roma tatiline gittim. Haziran ayında Ankara'ya gidip kız kardeşimle keyifli vakit geçirdim. Tabii İzmir havası da aldım. Sonrasında Budapeşte ardından da Adriyatik kıyıları ile yaz tatilini sonlandırdım. Yılın en son haftasında, zorunluluktan doğan Bratislava gezimiz de bonusu oldu. 

Kiracı yasasından muzdarip olanlardan biri de bizdik. Biraz hırgür ile kiracıyı evden çıkmaya ikna edip en sonunda evimizi satabildik. Satış süreci de pek can sıkıcıydı. Bir kez daha Türkiye'de devlet dairesinde iş yapmanın ne zor olduğunu hatırladım. Bayağı gergin bir haftanın ardından sonu güzel oldu diyelim. Alan mutlu, satan mutlu. Şimdi hedef parayı buraya getirip buradaki ev kredimizi kapatabilmek. 

2023 yılında geçen senelere nazaran daha az spor yaptım. Bu konuda biraz kendime kızıyorum açıkcası. Kas kazanımı için koşuya ara verdim. Aslında iyi de oldu. Kas oranımı arttırdım. Bu sene Krakow sürekli esintiliydi, bu da daha az bisiklet sürmeme neden oldu. Yılın son zamanlarında koşmayı ne çok özlediğimi hissettim. Belki yeni yıl ile birlikte yeniden sahalara dönebilirim. 

2023 yılını 53 kitap okuyarak kapattım. Sayı geçen senelere göre düşük. Bunun nedeni de yılın ilk yarısında iş yüzüden kitap okumaya takatımın kalmamış olması. Yıl sonuna doğru okuma yoğunluğumu arttırdım. Gelecek yıl için farkı bir planım var; ve buna dayanarak pek verimli bir okuma yılı beklemiyorum. 

Ya çıkarsa diye Green Card başvurusu yaptım. Gidip Amerika'da yaşamak gibi bir hayalim yok aslında. Sadece işin eğlencesine başvurdum. Çıkarsa bana büyük bir macera olur. Batısını görmüştüm bu sefer de doğusunu görmek için altı ayda bir gidip gelirim artık. 

2023 yılında çok olmasa bile üretmeye devam ettim. Yaz ayında Zuzi kız için bir çanta diktim. Maja bebek için bir battaniye ördüm. Yılbaşı hediyesi olarak Zuzi kıza bir atkı ördüm. (Teyze olmak bunu gerektirir.) Ekim ayında arkadaşım hala oldu, ben de bebek için bir hırka ördüm. Yeni doğan bebekler için bir şeyler örmeyi seviyorum. 



Sanırım benim 2023 yılı Z raporum burada sona eriyor. 2024 yılından beklentin ne derseniz; öncelikle sağlık sonrasında da şu lehçe ile aramdaki buzları eritmek için bol bol zihin açıklığı derim. Hedefim yıl sonunda Lehçe sınavına hazır olabilmek. 

Yeni yılın bana zihin açıklığı, size de dilediğiniz tüm güzellikleri getirmesini temenni ederim. 
Hayal etmekten vazgeçmeyin. Zira yaşamı güzel kılan şey hayal etmektir. 
Bir sonraki Kahve Bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın. 
Hepinize Mutlu Yıllar.
Sevgiler.


✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

28 Nisan 2023

Kahve Bahane #Sarı Bisiklet


Bu yazının kahramanı başlıktan da anlaşılacağı üzere sarı bir bisiklet. Yolumuz kendisiyle hafta sonu tatili için gittiğimiz bir köy evinde kesişti. İki gün boyunca bana eşlik etti. Böylelikle bu senenin ilk pedallamasını da kendi bisikletlerim yerine sarı bir bisikletle yapmış oldum. 42 kilometrelik bir sürüşle sezonu açtım. Ve ilk defa şehir bisikleti sürdüm. Konforlu olmasına bir diyeceğim yok fakat yol bisikletinim yerini tutamadığını söyleyebilirim. 

Dokuz senedir Polonya'dayım ve bu ülkenin parklarına, ormanlarına hayranım. Bu kadar soğuk olmasına rağmen ilkbahar gelince her yer yemyeşil olmayı başarıyor. Keşke havalar erken ısınsa ben de bu güzelliklerin tadına daha çok varabilsem ama nerde. Polonya her zamanki gibi soğuk yağmurlu bir bahar yaşatıyor. 

Bu sene Polonyalı çiftçiler leylekler gelmedi diye söyleniyorlardı. Neyse ki gelmişler. Gittiğim bölgede bol bol leylek gördüm. Bu da demektir ki bu sene bol bol gezeceğim. 

Her sene tatil planına dahil olan Türkiye'deki deniz tatilini bu sefer iptal edeceğiz gibi duruyor. Çünkü fiyatlar çok abartılı bir şekilde artmış. O kadar paraya daha enteresan yerlerde deniz tatili yapabilirim. Türkiye'de tatil yapacaklara şimdiden kolaylıklar dilerim. O fiyatları görünce insanın uykuları kaçar, insan tatilden soğur. Denizle arasına mesafe koyar. 

Mesafe diyince aklıma bir dize geldi. 

En uzak mesafe ne Afrika'dır,
Ne Çin,
Ne Hindistan,
Ne seyyareler,
Ne de yıldızlar geceleri ışıldayan...
En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir 
Birbirini anlamayan






Bisiklet sürdüğüm yollarda hep kurt ve vaşak çıkabilir diye uyarı tabelaları vardı. Ben sadece bir tane bambi ile karşılaştım. Ayrıca dönüş yolunda yoldan karşıdan karşıya yürüyerek geçmeyi kafaya koymuş bir leylek vardı. Seni hiç unutmayacağım leylek. Anın fotoğrafı yok. Sadece anılarımdasın.

At çiftliğini de ziyaret ettim. Ve yakışıklı hayvanlar koleksiyonuma bir yenisini daha etkiledim. Hayvanların portre şeklinde fotoğraflarını çekmeyi çok seviyorum.



Yine yeniden her yerde kilise. Bu kilise de minik bir ada üstüne kurulmuş.

Bunun ormanın ortasında ne işi var. Bir anlam veremedim. Vardır bir bildikleri dedim.

Çünkü hava güzel, çünkü pedalladım, neden dans etmeyeyim değil mi!





Güneş var güneş daha ne olsun.



Leylek kafasını görenler kimler?

Enerji şart. Haribo candır.


Yine güneş var



Bira sevmem. Sadece fotoğrafını çekerim. Gittiğimiz bölgenin kendi üretimi olan biralar da arşivde yerini alsın istedim.

                                              Böyle yaratıcı şeyleri de pek severim. 

                                       



     3 günlük tatil doya doya geçti. Yine küçük ve meydanı olan bir şehir ziyareti sonrası eve dönüldü.


Bu yazı da kısa olsun bol bol görsel içersin diye yazıldı. O yüzden tam da burada son buluyor.
Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye kadar şen ve esen kalın. 
Birbirinizi anlamaya çalışmaktan da vazgeçmeyin. 
Sevgiler.


✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:
Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.