Krakow tarihinin en sıcak yaz günlerini yaşarken yazılıyor bu kahve bahane yazısı. Biraz oradan, biraz buradan derken, karışık bir kahve bahane yazısı olacak gibi.
Geçenlerde arkadaşım benimle bir şarkı paylaştı. “Bak bunun sözlerini sanki sen yazmışsın” dedi. Şarkıyı dinledikten sonra, eğer bir şarkı yazıyor olsaydım, kesinlikle o şarkı, bu şarkı olurdu dedim; ve şarkıyı gönderdiğim herkes de benimle aynı düşünceyi paylaştı. Bu yüzden sıklıkla kullandığım ve şarkının ismi olan ziyadesiyle kelimesini bu kahve bahane yazısının ismi olarak seçtim. Hem yazarken, hem de konuşurken sıklıkla ziyadesiyle kelimesini kullanırım. Bir gün şarkı olarak karşıma çıkacağını hiç düşünmemiştim.
Çok değil bundan bir kaç sene önce de bir sınava gireceğimi düşünmezken kendimi lehçe sınavına hazırlanırken buldum. Bir senelik hazırlığın ardından geçen hafta sınava ön kaydımı yaptırdım. Her şey yolunda giderse, Kasım ayında sınava gireceğim. En son bankada çalışırken, yönetici yardımcısı olmak için sınava girmiştim. Aradan en az 13-14 yıl geçti. Seneler sonra yeniden sınav heyecanı yaşamak biraz enteresan.
Bu arada güzel şeyler oluyor. İş yerinde beklediğim görev değişikliğim resmiyet kazandı. Yakın çevrem bu başarımla gurur duyuyor. Polonya'ya geldiğimde tek kelime konuşmaya çekinerek başladığım bu serüvende, ingiliz firmasında, financial accountant olmak, işte bu kendimle gurur duyma sebebim. Maşallah diyip çalışmaya devam edeyim...
Ben genel olarak çalışmayı severim. Sürekli bir şeylerle meşgul olmak benim hayat tarzım. Bu sıralar Krakow hiç olmadığı kadar sıcak. Açıkcası bundan hiç şikayetci değilim. Sabah saat beş- altı gibi uyanıp bisiklet sürmeye gidiyorum. Bu da günümün geri kalanını ziyadesiyle güzelleştiriyor.
Bisikletimle bu kadar haşır neşir olunca, birkaç değişiklik yaptım. Yeni rotalar keşfetme uğruna sürekli kaybolup durmaktan bıktığım için kendime bir navigasyon cihazı aldım. Bisikletim teknoloji ile tanıştı. Sürüş keyfim de arşa çıktı. Geçen hafta sonu 80km sürdüm. Sonrasında kendimi bisiklet için yeni bir çanta, yazlık forma ve en son da kilitli pedal ve ayakkabı alırken buldum. Açıkcası tüm bunlardan sonra, kendimi doblosu olan enişteler gibi hissediyorum. Şu an tek sıkıntım eski pedallarım; sıkışmış oldukları için bir türlü çıkartamıyorum. Birkaç yöntem denedim fakat nafile pedal yerinden milim oynamıyor. Sanırım bize bir servis yolu gözüküyor.
Tamirattan, söküp takmaktan bahsetmişken; yeni bir hobi edinmenin eşiğindeyim. Ucundan kıyısından lego dünyasına giriş yaptım. Aklımı ilk çelen Wednesday temalı ev oldu. Zaten küçük alayım da masamın üstünde dursun dedim. İşte o iş öyle olmadı. Düzenli aralıklarla yeni figürler eklendi. Şimdi her sabah mesaiden önce bi tur onlarla oynuyorum.
Yazdıklarımdan da anlaşılacağı üzere yaz ayında enerjim çok yüksek. İş, sınav hazırlığı, bisiklet, tatil planları derken günlerim dolu dolu geçiyor. Üstüne son birkaç aydır da harıl harıl kitap okuyorum. Yani genel olarak hayatın akışından memnunum. Umarım Kasım ayından sonra sınav stresini de atlatmış olurum. Bakalım sonrasına beni ne maceralar bekliyor olacak.
Şimdilik benden bu kadar. Klasikleşmiş kapanışımızı da yapalım.
Bir sonraki kahve bahane yazısına kadar şen ve esen kalın. Unutmayın ki az biraz stres de iyidir. İnsanı canlı ve dinamik tutar.
✄----------------------------------------------------------------------








