Yurt İçi Gezi Rehberi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yurt İçi Gezi Rehberi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2018

Meryem Ana Evi ve Şirince Köyü | Quick Travel Guide: House of the Virgin Mary, Sirince, Izmir, Turkey


Yazmaya başlamak için tüm hazırlıklar tamam. Bir fincan mis kokulu kahve, açık bir hava ve fon müziği. Bir önceki yazımda Efes Antik Kenti anlattım. Şimdi sırada Meryem Ana Evi ve Şirince Köyü var.

Meryem Ana Evi


Gelin size Meryem Ana Evi hakkında bir hikaye anlatayım. Katoliklerin hac ziyareti düzenlediği Meryem Ana Evi, 19. yüzyılda Anna adında bir kadının rüyasına girer. Sesini duyurmayı başaran Anna'nın rüyaları sonrasında ev keşfedilir. Bu konu hakkına bir kitap bile yazılır. Kudüs'teki zulümden kaçan Meryem'in ormanlıklar içinde bulunan bu mütevazi evde tam dokuz yılını geçirdiği rivayet edilir.

Gel zaman git zaman ev yine unutulur. 1981 yılında Meryem Ana Evi hakkında yazılı kitabı okuyan bir peder yeniden yollara düşer. Kitapta yazılan evin gerçek olup olmadığını araştırmak için bir grup toplar ve kitapta tarif edilen bölgeye gider. Ormandaki arayışları uzun süren ve bir kalıntıya rastlayamayan grup sussuzluk yüzünden isyan eder. Tam bu sırada köylüler onlara ilerde bir su kaynağı olduğu söylerler. Su içmek için oraya giden grup, gördüğü manzara karşınında büyük bir sevinç duyar. Çünkü aradıkları evin kalıntıları tam karşılarında durmaktadır. Böylelikle ev onarılır ve ziyarete açılır. O zamandan bu yana birçok ziyaretçisi olan evin yanı başında yer alan suyun şifalı su olduğuna inanılır. 







Çeşmenin yanındaki duvarda, gelip ziyaret edenlerin peçetelere, kağıtlara yazdığı dilekler var. 
Gözüme çarpan iki duayı sizinle paylaşmak istedim. Umarım ki Sinem ve Zeynep hayırlı bir eş bulmuşlardır. İş bu duvara kaldıysa bir zor ama umudu da kesmemek lazım, değil mi?

Bu ise beddua ile dua karışımı olmuş. Kapanışı Fırat (Nohut oğlan) gibi. O da dua eder sonra "dinimiz amin" der.

Meryem Ana konumu itibariyle çok huzurlu bir yer. İçim huzurla dolarken bu notlar sayesinde yüzümde oluşan tebessümle birlikte Şirince Köyü'ne doğru yola çıktım. 

Şirince Köyü


Şirince Köyü'nün başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmemiştir. Şimdi ne alaka diyebilirsiniz. Hani 2012 yılında bir kıyamet kopması bekleniyordu ve birkaç sivri zekalı arkadaş bu köyün kıyametten etkilenmeyeceğini yazmıştı; hatırladınız mı? İşte o günden sonra Şirince Köyü bir köy olmaktan çıktı. Turist akınına uğrayan bir yer haline geldi. Meyveli şarabı ile ünlü olan köy, tam anlamıyla mini bir pazar görünümüne büründü. 
Köyde yaşayanlar için artıları da var eksileri de bence. Gelir düzeyleri artmış olabilir fakat  eskiden sakin ve huzurlu bir hayat yaşarken; şimdi sabah pencerelerini açtıklarında sokaklarda turist sesleri duymak güzel olmasa gerek.
Şirince'ye kadar gitmişken kesinlikle meyve şaraplarının tadına bakın derim. Çok leziz oluyorlar. Ayrıca şarap almak isterseniz Ayva şarabını şiddetle öneririm. Bir şeyler yemek için mola verecekseniz karışık sıcak ot tabağı güzel bir tercih olabilir. 
Bunu yanı sıra pazarda gezerken köylülerin kendi yapımı olan nar ekşisine denk gelirseniz tereddüt etmeden alın. Mis gibi tatı var.






Güzel doğası, sıcak insanları ve tembel kedisi ile Şirince Köyü oldukça güzel. Bu yazı ve görseller sayesinde tüm bu güzellikleri ölümsüzleştirdim. Bence güzel oldu. Ya sizce? 

Şimdi yarısı soğumuş kahvem ve gökyüzünü kaplayan yağmur bulutlarında bakıp ahh ne güzel sıcacıktı oralar deme vaktidir. 

Bir sonraki yazıda görüşünceye kadar şen ve esen kalın. 
Sevgiler. 

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

5 Temmuz 2018

Efes Antik Kenti | Quick Travel Guide: Efes, Izmir, Turkey

İzmir konum itibariyle çok güzel bir yerde. Gezilecek görülecek yerler hemen yanı başınızda. Sanırım yerli ve yabancı turistlerin denizden sonra en fazla ilgi gösterdiği üç lokasyon; Efes, Meryem Ana Evi ve Şirince Köyü. Ben de İzmir ziyaretimde bir günümü bu muhteşem üçlüye ayırdım.
İlk durak Efesti. Daha önce de gittim Efes'e ama nedense blogda bir yazı yazmamışım. Enteresan...

Efes Antik Kenti

Tiyatrosu, kütüphanesi, pazar yolu, şimdilerde göremediğiniz limanı ile kocaman bir kent Efes. İzmir'in Selçuk ilçesinde yer alıyor. Gezmek için en güzel zaman az güneşli bir gün. Çünkü içinde sizi güneşten koruyacak hiçbir gölgelik alan yok. Ve yürüyeceğiniz için kesinlikle rahat bir ayakkabı giymelisiniz. Güneş kremi sürmeyi ve çantanıza bir şişe su atmayı unutmayın. Ben ilk ziyaretimi ağustos ayında yaptım ve resmen kavruldum. Bu acı tecrübeden dolayı ikinci gidişimde hazırlıklıydım. Efes Antik Kenti'nin büyük bölümü yok olmuş ama bu ona görkeminden hiçbir şey kaybettirmemiş. Kenti gezerken, o zaman şartları göz önüne alındığında, nasıl inşaa edilmiş diye hayranlık duymamak elde değil. 

Büyük Tiyatro 

24.000 kişilik kapasitesiyle antik dünyanın en büyük açık havası tiyatrosu Efes sınırları içerisinde yer alıyor. Üç katlı olan bu tiyatronun maalesef ki sahne bölümü bozulmuş. İçinde halen konserler düzenleniyor. Benim ziyaret ettiğim dönemde bir piyanist prova yapıyordu. Eğer sahnede prova yapan biri yoksa, bir arkadaşınızı merdivenlerden yukarı gönderin ve siz de sahneden çok kısık sesle bir şeyler söyleyin. Sonra arkadaşınıza ne söylediğinizi sorun. Aranızda o kadar mesafe olmasına rağmen sizin ne söylediğinizi duymuş olacaktır. 


Celsus Kütüphanesi

İsmin babası Romalı Senatör Celsus. Zamanında 14.000 kitaba ev sahipliği yapmış bir kütüphane duruyor karşınızda. İnsan nasıl hayran olmasın böyle güzel bir yapıya. Depremlerden dolayı zarar gören yerleri restore edilmiş tüm görkemiyle geleni karşılıyor olması çok güzel. Sağ tarafında ise Agora Güney Kapısı var. 



*Fotoğrafın üstüne tıklarsanız görsel büyüyecektir. Böylelikle daha rahat okunabilir.

 Kuretler Caddesi

O zamanların İstiklal Caddesi ile tanıştırayım sizi. Şehrin en işlek caddesi olan bu cadde oldukça geniş. 


Tuvaletler ve Hamamlar

Şehrin en enteresan yerlerinden biri bu tuvaletler olsa gerek. Böyle açık alanda tuvaletini yaparken insanlar sohbet ediyorlarmış. Bunu ben değil, oradaki meraklı uzakdoğulu turistlere hikayeler anlatan rehber diyor. Kız ısrarla üstü kapalı değil mi diye soruyordu? (Degilmiş) Böyle yan yana dizili olmalarına şaşırmıyor da üstünün açık olmasına şaşırıyordu en son. Tuvaletin hemen yanında ise yıkanma yerleri mevcutmuş. Umumi tuvalete alışığız tamam da böylesi biraz fazla umumi değil mi?



Trajan heykeli 

Bu fotoğrafta devasa bir Trajan heykeli olması lazımdı. Ama yok. Sadece bir ayağı ve ufak bir iki parçası kalmış. Heykelin geri kalanı ise bulunamamış. Kusura baklasınlar ama kesin birileri çalmıştır o heykeli. Böyle düşünmeme neden olan Almanya'da gezdiğimin müzeler. Adamlar utanmasalar İzmir'in hepsini müzelerine taşıyacaklarmış. Yani bu heykelin de böyle bir olaya kurban gittiğini düşünüyorum.


Şehir Limanı

Günümüzde sadece maket sayesinde görebildiğimiz şehir limanı. 



Hadrian Tapınağı

O dönemde ünlü imparatorların tapınakları yapmak bir gelenekti. Tapınak Efes Antik Kentin göz alan yapılarında biri. Tapınağın kenarlarda yer alan işlemeler bir hikaye anlatıyor. 

Bu taş neyin bir parçası bilmiyorum. Kalp şeklinde duruşu ile yol kenarında gözüme çarptı. Belki çok duygusal bir taş ustasının ellerinde şekillendi kim bilir?

  Oldukça uzun bir gezi sonrasında Efes Antik Kentten ayrılıp diğer lokasyonlar için yola çıkmadan önce enerjimin hiç bitmediğinin kanıtı olarak da bu fotoğraf burada kalsın.
Sanırım ben güneş enerjisi ile çalışıyorum. Güneşli günlerde enerjim her daim yüksek.


Bol fotoğraflı bir yazı oldu bu. Sırada Meryem Ana Evi ve Şirince köyü yazıları var. Onlar da en az bu yazı kadar bol fotoğraf içerecek. Demedi demeyin. 

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

19 Haziran 2018

İstanbul'da Turist Olmak


İstanbul'u ziyaret eden yabancılardan, ne kadar harika bir şehir olduğunu duydum bunca zaman. Onlara söylediğim tek şey; bir yerde yaşamak ve o şehirde kısa bir zaman geçirmek arasında dağlar kadar fark olduğuydu. Türkiye'de olduğum zaman diliminde İstanbul'a bir turistmişim gibi gittim. Senelerce İstanbul'da yaşadığım için; yaşamak ve gezmek arasında büyük bir uçurum olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

Bir turist nerde kalır İstanbul'da? Tabii ki Taksim'de. Taksim'de kalıyorsanız ulaşım sıkıntısı çekmiyorsunuz. Sabahın erken saatlerinde İstiklal caddesinde turlarsanız, Taksim'in bilindik kalabalığıyla yüzleşmiyorsunuz. İstediğiniz mekanda kolayca yer bulabiliyorsunuz. Bir yere yetişme derdiniz olmadığı için bol bol yürüyebiliyorsunuz. Böylelikle İstanbul'un tadını çıkartıyorsunuz.


İstanbul'da sevdiğim lokasyonlardan biri İstiklal caddesinden Galata kulesine doğru yürürken dar sokakların olduğu yer. Minik hediyelik eşya dükkanları ve kitapçılar benim favori mekanlarım. Bu ziyaretimde her girdiğim kitapçıdan bir kitap aldım. Aldığım kitapları kaldırımda oturup karıştırmanın keyfini size tarif edemem.

Sokağın bitiminde yer alan Galata Kulesi ise ayrı bir güzellik katıyor İstanbul'a. Bunca sene İstanbul'da yaşamama rağmen İstanbul'a Galata Kulesin'den bakmak kısmet olmamıştı. Bu ziyaretimde Galata Kulesi'ne çıktım. Bir şehrin silüeti nasıl bozulabilir görmüş oldum. İstanbul her geçen gün saçma sapan yapıları ile tarihi dokusu kaybediyor ve insanlardaki gökdelen merakı bu değerlerin önüne geçiyor. Üzücü...







İstanbul'a her gidişimde ziyaret ettiğim yerlerden bir diğeri Eminönü. Eminönü'nün kendine has bir havası var. Bu havayı bir kez Dubai'de bir çarşıyı gezdiğimde yakalamıştım. Onun dışında gezdiğim hiçbir yerde böyle bir hava yoktu. Eminönü dikiş malzemelerini almak için uğradığım mekanların başında geliyordu. Her ziyaretimde yaptığım üç şey vardı. Bu ziyaretimde de onları tekrarlarım. Birincisi turşu suyu içmek. İkincisi Hacı Şerif'te dondurmalı irmik helvası yemek. Üçüncüsü ise yürüyüş sonrası deniz kenarında oturmak ve Galata Kulesi'ne karşıdan bakmak.




İstanbul'un bahsi her geçtiğinde aklıma Beşiktaş gelir. Benim ilk göz ağrımdır Beşiktaş. Durağında 30A ve 129T beklediğim, bazı yaz günleri 1,5 saat yürümeyi göze alıp kalabalık olan otobüse binmemeye karar verdiğim, öğle tatillerinde yıldız parkında yürüdüğüm, Yıldız durağında beklerken balata kokusundan nefret ettiğim, Stadımızı her gördüğümde yüzümün tebessüm ettiği günler; bir film şeridi gibi geçer gözümün önünden.
Bu kadar anılar ile doluyken içim, Beşiktaş'a uğramadan geri dönemezdim. İçimi Beşiktaş havası ile doldurdum. Kız Kulesi selamlayarak Kadıköy'e doğru yola çıktım.





Kadıköy demek Akmar demek benim için. Kitap kurtlarının en sevdiği mekanların başında gelir Akmar. İçinde yer alan sahaflarda yeteri kadar vakit geçirirseniz, enteresan kitaplar ile kesişir yollarınız. Bir de vaktiniz varsa, modaya doğru yürüyüp kendinize demli bir çay söyleyip, aldığınız kitapa göz atma şansınız olursa, değmeyin keyfinize.

İnsan sevdiği şeyleri anlata anlata bitiremez dedikleri bu olsa gerek. Blogumda istanbul'a ait bu satırlar, burnumda deniz kokusu varken; vakit güzel bir Nazım Hikmet şiirini Cem Karaca yorumu ile dinleme vaktidir.



Anılar ile harmanlanan yazıların devamı gelecek... Bir Tutam Karınca'yı takipte kalın.
Sevgiler.



✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

22 Mayıs 2018

Kahve Bahane #20


Kahve bahane serisini yazmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Nereden başlayacağıma, son iki haftada yaptıklarımı hangi sırayla anlatacağıma karar vermedim. Bu yüzden kemerleri bağlayın. Hızlı bir yolculuğuna hazırlanır. Kahvenizi alın ve arkanıza yaslanın.

Bir Tutam Karınca İzmir'de. İzmir demek, güneş demek benim için. Sabah gözümün içine doğan güneş ile aramız çok iyi. Hava bana oldukça sıcak geliyor. Gün içinde evdeyim. Hava serinleyince kendimi sokağa atıyorum. Meyve yemekten normal yemekleri yemeye sıra gelmedi henüz. Çilek, dut, kiraz hepsini aynı tezgahta görebilmek ne güzel öyle.

Geçen hafta pazara gittim. Resmen yeşil renge doydum. Laf aramızda pazarda satılan o taze meyve sebze görüntüsünü özlemişim. Bir yıl boyunca enginar enginar diye sayıklıyordum. Geldiğimden bu yana enginar sofradan eksik olmuyor. Böyle güzel olmak zorunda mısın diyorum her yediğimde. Sanırım bunu duydukça daha da güzelleşiyor. Yemelere doyamadım.










İzmir biletini alır almaz kardeşimle, kız kıza bir tatil ayarlamıştım. Geçen hafta Bodrum'a gittik. Dolu dolu 4 gün geçirdik. Hayatımın en güzel tatillerimden biriydi. Kardeş candır. Eğlencenin dibine vurduk diyebilirim. Otelden çıkış yaparken artık bunu her sene tekrarlamalıyız, bu bir ritüel haline gelmeli diye birbirimize söz verdik. Araba ile gitmenin güzel yanı ise dönerken Bafa gölü kenarında verdiğimiz molaydı. Güzel anılar ve enerji depoladık. Bunlar artık bize bir sene yeter.





Tatilin özünde tembellik var değil mi? Bu bana da sirayet etti. Motifleşme etkinliği için hazırladığım motifi göndermekte biraz geciktim. Bugün postaya vereceğim. Umarım gittiği yere mutluluk götürür.


Geldiğim ilk hafta benim motifim de bana ulaştı. Pelin Pembesi o kadar güzel bir motif göndermiş ki. Görür görmez çok sevdim. battaniyemde yerini alacak. Ayrıca kendi elliyle hazırladığı kitap ayraçları da ayraç koleksiyonumda yerini aldı. Hatta tatilde okuduğum kitabım için o ayraçlardan birini kullandım. Ve bir şiir kitabı. Benim gibi kitap delisi birine hediye edilebilecek en güzel şey. Kendisine teşekkür etmiştim. Bu yazı sayesinde bir kez daha teşekkür ediyorum.



Türkiye günleri oldukça eğlenceli bir şekilde jet hızıyla geçmeye devam ediyor. Fırsat buldukça yazmaya devam edeceğim. Haftaya birkaç günlüğüne İstanbul'da olacağım. Dönünce tatile Çeşme'de devam. Deniz, kum, güneş bekle beni.

Bafa Gölü


✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:
Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.