blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Aralık 2018

2018 Yılı Blog Değerlendirmesi



2018 yılı blog değerlendirme yazısını hazırlama zamanı geldi. Bakalım 2018 yılında Bir Tutam Karınca'da neler olmuş neler?

2018 yılında yetmiş iki adet blog yazısı yazmışım. Buların yirmi iki tanesi Kahve Bahane serisine ait. Kahve bahane serisini yazarken oldukça keyif alıyorum. Beni anlatan duygularımı yazıya döktüğüm, bir nevi günlüğe benziyor. Yeri geldiğinde altını çizerek belirttiğim gibi Bir Tutam Karınca tamamen kişisel bir blog. Bu nedenle de Kahve Bahane serisi bu blogun kalbi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

2018 yılında Viyana, Brno, Barselona ve Türkiye'ye ait gezi notlarımı içeren sekiz yazı yazmışım. Bol bol görselli olan bu yazıları ara sıra açıp okumayı seviyorum.

2018 yılında okuduğum kitaplardan sekiz tanesi için blog yazısı yazmışım. Beni etkileyen kitapların izi silinmesin diye blogumda yer veriyorum. Bakalım 2019 yılında hangi kitaplar için yazı yazacağım.

2018 yılında bana bir cesaret gelmiş ve mikro öykülerimi yayınlamaya başlamışım. Blogda hali hazırda dört adet mikro öyküm var. Taslak halinde olan öykülerimi de 2019 yılında tamamlayacağım. Mikro dememin de bir nedeni var. Ben oldukça kısa yazıyorum. Bu nedenle türünü mikro olarak belirledim. Böyle bir tür yoksa bile artık var.

2018 yılında Krakow hakkında altı adet blog yazısı yazmışım. Aslında tüm yazılarımda Krakow ve Polonya hakkında bilgilere rastlamak mümkün. Bu altı yazı biraz daha spesifik konulara değindiğim yazılar olarak blogda yerini almış.

2018 yılında bloglar arasında eğleceli bir aktivite olan mim yazılarından iki tanesine ben de eşlik etmişim.

2018 yılında bloguma oldukça fazla trafik çeken bir yemek tarifi yazmışım. Bu tamamen bana sürpriz oldu. Yazarken bu kadar ilgi göreceğini düşünmemiştim. Bir anda organik trafiğim arttı. Bu senenin tıklanma şampiyonu açık ara Avusturya Usulü Patates Salatası tarifim oldu.

Geri kalan yirmi bir adet yazım ise herhangi bir kategoride değil. Aklama gelen, yazmak istediğim, ilgimi çeken ve araştırdığım konular hakkında bilgi içerikli yazılar olmuş.

2018 yılında Bir Tutam Karınca'da olup bitenler bunlar. Aslında bu içerik bir mim yazısı olarak da değerlendirilebilir. Ne dersiniz? Bunu bir mim yazısına çevirelim mi? Böylelikle siz de 2018 yılı için blogunuzda nelere yer verdiğinizi görebilecek bir zaman yolculuğu çıkmış olursunuz. Ben beş blogger arkadaşımı mimledim. Fakat mimlenip, mimlenmemek önemli değil. İçinizden yazmak geliyorsa mimlenmeyi beklemeden de yazabilirsiniz.

https://dikkatcekiyorum.blogspot.com/
https://ezgissimo.blogspot.com/
https://thesaglams.blogspot.com/
https://aslihanindunyasi.blogspot.com/
https://sadevederin.blogspot.com/


Sevgiler.


✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

1 Kasım 2018

Kahve Bahane #32


Kahve bahane arşivi gün geçtikçe büyüyor. Ben yazmaktan siz de okumaktan zevk aldığınız sürece kahve bahane serisi blogda hep var olacak. Üstüne basa basa söylediğim bir şey var. Bir Tutam Karınca tamamen kişisel bir blog. Bir ticari kaygısı yok. Okunduğu ve yorum aldığı zaman mutlu oluyor. Hepsi bu.

Arada bir farklı konular hakkında yazıyorum. Onların çıkış noktası da aslında merak ettiğim şeyleri araştırırken, bunu bloga yazayım da benim gibi merak eden birileri varsa nasiplensin düşüncesi. Mesela Çantanın Tarihi  adlı yazım ve bu yazıdan önce yazdığım Halloween Cadılar Bayramı yazım böyle oluştu.

Kahve bahane yazısının görsellerini, daha kaliteli ve göze hitap ettikleri için genelde internetten buluyorum. Bugün uzun bir yürüyüşün ardından, minik bir kafede leziz bir kahve içtim. Kahvemi yudumlarken bir sonraki kahve bahane yazısının görseli de benim objektifimden olsun dedim. Yazının başında yer alan görselin hikayesidir bu. 


Polonya'nın dini bayramları bize kıyasla çok fazla. 1 Kasım günü de mezarlıkları ziyaret ettikleri özel bir gün. Bu özel günde, mezarlıklar nasıl oluyor diye oluşan merakı gidermek adına, ben de Krakow'da yer alan bir mezarlığa gittim. Oldukça kalabalıktı. Krakow'da böyle kalabalık ortamları gördüğüm günlerin sayısı pek azdır. Mezarların hepsi çok bakımlıydı. İnsanlar çiçekler ve mumlar alıp ziyarete gelmişlerdi. Mezarlıkları ziyaret etmek insanda hoş bir etki bırakmıyor tabii ki. İnsanın içini garip bir hüzün kaplıyor. Ve aslında kafamıza taktığımız şeylerin pek de önemli olmadığını bize hatırlatıyor.




İş arama sürecim devam ederken, iki hafta önce girdiğim mülakattan bir ses çıkmamasına biraz üzülmüş olabilirim. Heyecanımı bastırıp, kendimi ingilizce ifade etmek beni bir hayli zorluyor. Aslında ben elimden geleni yaptığımı düşünüyorum. Sanırım artık vitesi ikiden üçe çıkarma zamanı geldi. Yine biraz zorlamak ve bir tık ileriye taşımak lazım ingilizceyi. Nasıl olacak pek bir fikrim yok. Bazen motivasyonum düşüyor. Olmuyor Yasemin, sen de ancak bu kadar yapabiliyorsun diyorum kendime. Sonra hadi biraz daha dene. Belki bu kez olacak diyorum.


İkilemde kalıyor olmak zor. Başarmak için denemek lazım mottosundan yola çıkarak şimdilik gaz veriyorum kendime. Gazı verip vitesi bir üst vitese atarsam belki bu sefer olur. Neden olmasın?
Bir çin atasözü der ki; Başarı belki insana çok şey öğretmez, fakat başarısızlık çok şey öğretir. 
Şimdi derin bir nefes alıp ileriye odaklanma vaktidir.

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

18 Mart 2018

Blog Yazarlarını Tanıma Mimi


Blogcusultan bir mim başlatmış. Bu sefer görür görmez yazmaya karar verdim. Erteleyince yazmayı unutuyorum. Araya başka yazılar giriyor. Resmen zaman aşımına uğruyor. O zaman mim zamanı.

1- Nerelisin? 
Bu soruya şimdilik Polonyalıyım diyorum. Çünkü evim burada. Bir gün başka bir yere taşınırsam oralı olurum.

2- Burcun nedir? 
Yengeç burcuyum. Hem de yükseleni alçalanı, ne varsa yengeç olanından. Tüm özelliklerini de taşırım. Pek bir duygusaldır, sulu gözlüdür yengeçler. Tek sevmediğim özelliğim bu. Yoksa yolda bir sağa bir sola yürümelerimi seviyorum.

3- Bloglarda en çok ilgini çeken şeyler nelerdir?
İçeriğin samimi olması ve tasarımın sade olması benim için yeterli. Sağdan soldan reklam fışkıran blogları pek sevmiyorum.

4- En sevdiğin mevsim?
Gözlerimi sıcak bir yaz sabahı açtığımdan mütevellit yaz mevsimini çok severim.

5- Yabancı dil biliyor musun?
İngilizce için iç güveysinden hallice diyebilirim. Bunun dışında 3 aylık bir Lehçe dil kursu deneyimim oldu. A1.2 seviyesinde Lehçe biliyorum diyorum artık. Çok basit şeyleri anlıyorum. Daha önümde uzun bir yol var.

6- Boş zamanlarını nasıl değerlendiriyorsun?
Düzenli bir işim olmadığı için dışarıdan bakınca tüm günümü boş geçirdiğimi düşünenler var. Bu aralar yazmadığım ve kitap okumadığım zamanlar dışında 200 days of granny square meydan okuma etkinliği için motif örüyorum.

7- En son hangi kitabı okudun?
Stefan Zweig'ın Korku adlı kısa hikaye kitabını okudum. Körleşme'den sonra hafif bir kitaba ihtiyaçım vardı.

8- Hayatında pişman olduğun bir şeyi anlatır mısın?
Hayat bu. Dönem dönem pişmanlıklarım oldu. Düşününce spesifik bir şey gelmedi aklıma. Belki de buraya yazmak istemedim. Emin değilim.

9- Tuttuğun takım var mı?
Kendimi bildim bileli Beşiktaş taraftarıyım. Çocukken çok rüşvet teklifi almama rağmen siyah beyaz renklere gönül vermeyi bırakmadım.

10- Çantandan eksik etmediğin şeylerden bazılarını yazabilir misin?
Kağıt mendil, saç tokası, kalem ve bez alışveriş torbası. Aklıma ilk gelenler oldu. Eğer alışveriş dışında dışarı çıkıyorsam da kesinlikle kindle yanımda olur.

11- En sevdiğin içecek nedir?
Bu aralar elma suyu. Bunda Polonya'da olmamın büyük bir etkisi var. Denizde kum Polonya'da elma demek yanlış olmaz sanırım.

12- Ve son olarak blogundan hiç para kazandın mı?
Uzunca bir zamadır blog yazıyorum ve bir kuruş bile kazanmadım. Çoğu zaman tanıtım yazısı teklifleri için mail alıyorum. Blogumun ruhunu bozacak yazılar yazmayı istemediğim için hepsi sadece bir mailden ibaret kalıyor. Para kazanmak benim için öncelikli değil. Blogumda yazmayı seviyorum ve bu beni mutlu kılıyor. Bu paradan daha değerli.

Böylelikle bir mim etkinliğinin daha sonuna geldim. Bakalım benim listemde kimler var?

Feriperi
Kameriseyler
Levlaninnotdefteri
Hayalkahvem
Ezgissimo
Ruhsuzatmaca
Dikkatcekiyorum

Herkesi listeye ekleyemedim. Lakin mim herkese açık. Hadi bakalım şimdi sıra sizde. İstediğiniz sorudan başlamakta ve istediğiniz soruyu boş bırakmakta serbestsiniz.

Sevgiler.
✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

14 Ekim 2017

Kahve Bahane #6

Bu hafta benim için biraz sancılı geçti. Geçen cumartesi sırt ağrısı ile uyandım. Krem ve ilaç takviyesine rağmen ağrı peşimi bırakmadı. Ağrı kesicilerin etkisi geçince slow motion durumuna geçiyorum. Böyle hareketleri kısıtlayan acılar hiç benlik değil. Ben, bir saat bir yerde oturamayan insanım. Salondan mutfağa geçerken ömrümden ömür geçiyor. Kaplumbağa hızı ile yaşamak gerçekten zor. Şu saatten sonra kaplumbağalara saygı duyuyorum. Eğer kaplumbağaysanız ve bir yerden bir yere gitmeye çalışıyorsanız, hayat sizin için çok zor.


Peki bu acı beni yerimde oturmaya mecbur etti ama ben dinledim mi? Hayır tabii ki. Ağrı kesicileri içip, hafta sonu yine bir klasik müzik konserine gittim. Bu sefer yanıma minik not defterimi almayı da ihmal etmemiştim. Müziği dinlerken aklıma gelenleri not aldım. Güzel bir kısa öykü yazabilirim.


Pazar günü sinemaya gitmeye niyetliydim lakin sırt ağrım yüzünden onu ertelemek zorunda kaldım. Buralarda harika bir film vizyona girdi. Adı, Loving Vincent. Filmi Van  Gogh'un hayatını, kendi tablolarıyla hazırlanmış bir hikayede izleme şansı veriyor. Benim gibi Van Gogh hayranıysanız, kesinlikle sizin de izlenecekler listenizde yerini alması lazım.


Rengi yeşil olan içeceklere karşı bir zaafım var. Yeşil renk Smoothie beni resmen kendine çekiyor. Bu güne kadar birçok değişik çeşidini tattım. Yasemin, bu smoothie nedir mi dediniz? Taze sebze ve meyvelerin püre haline getirilmesi sayesinde hazırlanan bir içecek demek doğru olur. En son içtiğimin içinde; yeşil ve kırmızı elma, kivi, muz, armut ve üzüm vardı. Ama benim favorim; ıspanak, marul, zencefil, avokado ve yeşil elma ile hazırlanmış olanı.


Yeşil renkten konu açılmışken,  yakın zamanda bir çorba tarifi denedim. Enfes oldu. Rengi de yeşile yakın. Pek yakında, kış aylarında içinizi ısıtacak çok sağlıklı bir çorba tarifi blogda yerini alacak.

Bu Krakow'da geçirdiğim ilk Ekim ayı. Daha önce bu dönemlerde hep Türkiye'de oluyordum. İşin aslı kentin en güzel zamanı kaçırıp duruyormuşum. Sanırım sonbahar en çok bu şehire yakışıyor. Yazın bol bol fotoğrafladığım o güzelim yeşil ağaçları asıl şimdi görmelisiniz. Kırmızı, sarı, kahverengi yaprakları ile en ünlü ressamların tablolarını solda sıfır bırakacak cinsten. Parklarda yürümenin ayrı bir tadı var. Sanırım ilk kez sonbaharı çok sevdim ben. Sokaklarda gezinirken çektiğim fotoğrafları genellikle instagram hesabımda paylaşıyorum. Bloga eklediğim fotografların kaliteleri çok düşüyor. Bu konudan çok muzdaribim. Eğer bu sorunun bir çözümü varsa ve beni aydınlatırsanız mutlu olurum.



Havalar soğuyunca pek dışarı çıkmadığımı biliyorsunuz. Şimdi gelelim beni bu soğuk havalarda dışarı çıkarmayı başaran şeye. Daha önceki kahve bahane yazılarımda acaba şöyle mi yapsam, böyle mi yapsam diye yazıp durduğum konuya bir netlik kazandırdım. Lehçe kursuna başladım. Haftada 3 gün 2,5 saat. Toplam 1 ay sürecek. Bu bir ay sonunda A1 seviyesinin yarısına gelmiş olacağım. Umudum o yönde. Oldukça yoğun bir şekilde ders işliyoruz ve her gün yeni şeyler öğreniyoruz. Giderek zorlaşıyor ve karmaşık bir hal alıyor. Bildiğiniz gibi Lehçe öğrenilmesi en zor dillerden biri. Her kelimenin kişi zamirine göre çekimleri farklı. Bundan böyle ingilizceye laf edecek olursam şaşı olayım.

Ders çalışmanın yanı sıra, renkli kalemlerimin eşliğinde, masa başında zaman geçirmeyi seviyorum. Mandala boyama kitabı almıştım geçen sene. Şimdi günde 10 dakikamı onu boyamaya ayırıyorum. Beni rahatlatıyor. Onun dışında, bu sene kendi ajandamı kendim hazırlamak için kolları sıvadım. İlk Bullet Journal denememi yaptım. Şimdilik kendisi ile aramız çok iyi. Detaylı fotoğrafları ile yakında o da blogda yerini alacak.  Pintereste sayısız çeşidi var. Hepsi birer sanat eseri sayılır. Çizim yeteneği olan kişilerin bullet journal ajandaları harika olmuş. Benim ajandam sanat eseri olmasa bile şirin oldu diyebilirim.

Türkiye ziyaretimde aldığım tüm kitaplar okundu ve biz kitapsız kaldık. Bu yüzden iki hafta önce kendime beyaz bir kindle aldım. Siyah olanı ise er kişisine verdim. Şimdi kitap okumaya tam gaz birlikte devam edebiliriz. Hafta sonları en büyük eğlencemiz kitaplarımızı alıp kitap kafeye gitmek. En son gittiğimiz kafeye resmen aşık oldum. Ayrıca menüde türk kahvesi bulmak benim için çölde su bulmaya eş değerdi. Türk kahvemi yudumlayarak saatlerce kitap okumanın zevkini hiçbir şeye değişmem. Uzunca bir süre başka yere girmek istemeyecek ayaklarım. Beni hep onun olduğu sokağa yönlendirecek.


Daldan dala atladığım blog yazımın sonuna geldim. Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşmek üzere.
Kendinize iyi davranın.
Sevgiler.

Ben bu yazıyı sevdim diyorsanız; diğer kahve bahane yazılarına erişmek için tık yapmanız yeterli.

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

10 Eylül 2017

Blogspot Uzantısını Kaldırma


5 Yıl boyunca blog adresimde yeralan blogspot ibaresiyle dün yollarımızı ayırdık. Kısa bir kesintinin ardından artık yoluma www.birtutamkarinca.com olarak devam edeceğim. Açıkcası böyle daha güzel oldu. Zaten blog ismim uzundu. Blogspot eklentisi ile çarşaf gibi oluyordu. Geçiş sürecinde, teknik bir aksaklık dolayısıyla eski yazılarım takipçilerimin okuma listesine yeniden düşmüş. Vermiş olduğum bu rahatsızlık yüzünden özür dilerim. Tam 400 kişi olmuşuz diye sevinirken dün 1 kişi takipten ayrılmış. Sanırım bu blog sahibi ne yapıyor böyle diyerek çekti gitti. Ne yapalım canı sağ olsun.

Alan adımı değiştirdim lakin, Blogspot'un alt yapısını kullanmayı bırakmadım. Çünkü oldukça basit ve ben artık buna çok alıştım. Bazı blog yazarı arkadaşlarımla konuştuğumuz zaman artık wordpress'e  geçme zamanın geldi diyorlar. Evet alt yapı olarak çok gelişmiş bir sistem ama dedim ya blogspot benim ilk göz ağrım ve şimdilik bana yetiyor. Ayrıca takipçi eklentisinin olmasını çok seviyorum. Wordpress'e bu eklenti yok. Açıkcası mail ile takip işine çok sıcak bakmıyorum ben. Çünkü çok fazla blog takip ediyorum ve onların hepsine mail yoluyla abone olsam mail kutum her gün dolup taşar. Ben böyle düşünürken sadece mail yolu ile takip edilen bir sisteme kendimi entegre edemem. Böyle de açık sözlüyüm.

Adresimde yer alan blogspot uzantısını nasıl kaldırdım? 

Sorusunun cevabı aslında oldukça basit. Bir miktar maddi külfeti var. Çünkü blogununuz taşımak istediğiniz alan adını satın almanız gerekiyor. Ben alan adımı isim tescilden aldım. Senelik 9 dolar ödeyeceğim. Alan adını aldıktan sonra, blogspot kontrol panelinden: Ayarlar - Temel - Yayıncılık bölümünde yer alan "+blogunuz için üçüncü taraf bir URL ayarlayın" sekmesini tıkladım.





 Açılan pencereye yeni aldığım alan adını yazdım ve kaydet butonuna bastım. Bu aşamada bir hata mesajı veriyor. Aslında sizden bir onay istiyor. Size vermiş olduğu kodları, alan adını aldığınız siteye gidip tanıtmanızı istiyor. Bu işlemi gerçekleştirdikten sonra yeniden geri dönüp kaydet butonuna bastığınızda ise 24 saat içerisinde yeni alan adına yönlendirileceksiniz mesajını alıyorsunuz. Benim blogum 30 dakika kadar kısa bir süre içerisinde yönlendirildi.


Sorunsuz bir şekilde geçişi tamamladığıma göre, hız kesmeden birtutamkarinca.com olarak yola devam etmeliyim. Ne de olsa, karınca olmak bunu gerektirir.

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

1 Ağustos 2016

World Youth Day Krakow

Geçen hafta Krakow büyük bir organizasyona ev sahipliği yaptı. Dünya'nın her yerinden gelen katolik gençler papa ile buluştular. 5 gün boyunca papa her gün gençlere seslendi.
Bir hafta boyunca Krakow sokakları tıka basa doluydu. 186 ülkeden gelen gençler sokaklarda karınca sürüsü gibi gezip durdular. Sanırım bir daha bu kadar milletten insanı bir arada görme olasılığım çok düşük. Ben de bir kaç kare fotoğrafladım.





Cadırın içindeki mikrodalgaları görebiliyor musunuz? Organizasyonda her şey düşünülmüştü.



Bu ise bizim oturduğumuz sokaktan bir kare. Papa'nın evi bizim sokağın sonunda yer aldığı için güvenlik önlemleri oldukça fazlaydı bizim sokakta. 7/24 asker ve polis nöbetteydi. Her gün evin önünde geçti durdu papa.


Bu ise meydandan bir görüntü. İşin tek kötü yanı devamlı yağmurlu bir hava vardı. Gençler her şeye rağmen oldukça keyif almış gözüküyorlardı.








Paylaş:

6 Mayıs 2016

Ojców milli park-Kraków

Krakow'da bahar yağmurlarına maruz kalıyoruz bu ara. Bir anda bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor. Aradan biraz zaman geçince güneş her yeri aydınlatıyor. Bizde böyle bir günde Kraków'un yakınlarında bulunan Ojców'u ziyaret ettik.
Tam anlamıyla bir doğa gezisi oldu. Kraków merkezden, araba ile 40 dakikalık bir yolculuk sonra ulaştık. Polonyalı bir arkadaşa sahip olmanın artıları bunlar. Yoksa oralarda bir yerlerde böyle bir park olacağı aklımın ucundan geçmezdi. Polonyalı arkadaşımız tam bir Türk hayranı. Arabasında çalan müziklerin hepsi Türkçe. Yol boyunca kendimi karadenizin dağlarında yolculuğa çıkmış gibi hissettim. 
Ojców'a ulaştığımızda hava açıktı. Yürüme parkurunun içinde yer alan, bir zamanlar kralın düşmanlardan kaçmak için sığındığı mağarayı ziyaret ettik. Kral orada ne kadar yaşamış, bir fikrim yok lakin 12 ay boyunca 7 derece olan bir yerde, ömrü çok uzun olmamıştır diye düşünmeden edemedim. Ayrıca, Beyrut seyahatimde gezme fırsatı bulduğum Jeita mağarasından sonra bu mağara bana küçücük bir oyuk gibi geldi. Aman kral duymasın.

Az laf çok fotoğraf ile size sevgilerimi gönderiyorum.











Yürüyüşümü yaparken süsümden de ödün vermem hiç. Taze ve minnak çiçeklerin başımın üzerinde her zaman yeri vardır.




Paylaş:

15 Şubat 2016

Ryanair

Nedir  bu Ryanair ?


Avrupa içerisinde oldukça ucuz biletin bulabileceğiniz bir hava yolu şirketi olur kendisi.  Herkesin ucuz biletlerini övdüğü geri kalan herşeyinden şikayet ettiklerini okuyordum internette. Bende İtalya seyahatim sayesinde deneyimlemiş oldum.

Şimdi gözlemlerimi yazmak ve bazı sitelerde okuduğum olumsuz yazılara cevap vermek istiyorum.

1- Evet oldukça ucuz biletleri var. Ek ücret ödeyerek koltuk seçimine olacak sağlıyor. Biletleri ucuz olduğundan koltuk seçmenin öyle aman aman bir külfeti yok.

2- Ucuz olmasının getirdiği bazı sorumlulukları (Biniş kartınızın çıktısını almak gibi ) yerine getirmeyi unutmazsanız herşey tıkır tıkır işliyor. Gidiş ve Dönüş uçaklarında hiç bir gecikme yaşamadım.

3- Bagaj konusunda bazı kısıtlamarı var.  İnternette sadece bir parça valiz sokabilirsin diye yazılar dolaşıyor. Bu yanlış bir bilgi.

 Doğrusu, yanınıza kabin boyu valiz alabiliyorsunuz. 10 kiloyu geçmeyecek. Buna ek bilgisayar çantanıza da müsade ediyorlar. Bayanların kol çantasıda sorun olmuyor.

4- Sıvı kısıtlaması tüm hava yolu firmalarında olduğu gibi işliyor. ( Rossmann'da sıvıları doldurabileceğiniz kabin boyu kutular ve taşıma poşeti var. Onları kullanırsanız hiç bir sorun yaşamazsınız. Ben tüm kozmetik eşyalarımı ve parfümünü öyle taşıdım.)

5- Eğer Avrupa birliği vatandaşı değilseniz tek yapmanız gereken, uçağa gitmeden önce check in bankosuna uğrayarak çıktısını aldığınız biniş kartına bir kaşe vurdurmak.

İşte bu kadar kolay. Herkesin yazdığı abartılı şeyleri okuyup gözünüz korkmasın diye bu postu yazmak istedim.

Sevgiler.
Paylaş:

11 Aralık 2015

Krakow'da yılbaşı hazırlıkları

Bugün havanın güzel olmasını fırsat bilip kısa bir yürüyüş için attım kendimi sokağa. Bir kaç kare fotoğraf çektim. Bakalım yılbaşı için Krakow halkı neler yapıyor? Meydandaki dükkanlar rengarenk ve cıvıl cıvıl. Her yerde çok güzel melek figürleri var. İnsanın hepsini alıp evin sağına soluna koyası geliyor.


Tezgahlarda rengarenk şekerler var. Nasıl şirinler bunlar. Bunun yanı sıra yılbaşı kurabiyeleri var. Onun önünde kuyruk vardı resmen. O nedenle bi kare yakalayamadım.






 Sokak sanatçılarımız da olmazsa olmazlarımızdan. Yaptıkları işe hayranlık duyuyorum. Bu soğukta kımıldamadan saatlerce durabiliyorlar.



Krakow'un meşhur faytonlarını fotoğraflamasam olmazdı. Çektim durdum her açıdan.






Yemek yemek içinde bir çok alternatif var. Sosis dükkancıkları görülmeye değer. Patatesli bir yemek yapıyorlar benin favorim o.

Kırmızı çorbacının fotoğrafını çekmezsem olmazdı.  Kameraya bakan amcayı görmezden gelin.

Sanırım Krakow'da en sevdiğim yemek Pierogi. Önü her daim kalabalık. Tek eksikleri yanında yoğurt yemeyi henüz keşfedememiş olmaları. Pieroginin yanında yoğurt sattıkları gün satışları tavan yapacak. Buna olan inancım sonsuz.

Bu fotoğraf baykuş severlere gelsin. Gerçi yüzlerini bi dönmediler bana. Baykuşlarla fotoğraf çektirebiliyorsunuz. Biraz cesaretimi toplayabilsem, onlarla fotoğraf çektirmeyi çok isterdim. Fotoğraf için olan baykuşları bi güzel süslemişlerdi ki. Aklım onlarda kaldı.













Paylaş:
Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.