14 Şubat 2021

Kahve Bahane #Parti




O kadar hiçbir şey olmuyor ki sadece bir iki aktivite yapınca, oh ne güzel, bu hafta dolu dolu geçti diyorum. Bir yandan da seviyorum. Buraya yazacak bir veri oluşuyor elimde. Bilirsiniz beni, yazmayı severim, severim de malzeme olmayınca yazmak zor. Eğer az biraz beyin kıvrımlarımı meşgul eden bir olay olursa, yazması pek bir zevkli benim için.

Bu sene sert bir kış geçiriyoruz. Neredeyse bir aydır Krakow karlar altında. Belediye harıl harıl çalışıyor. Şimdi de yollara kum dökmek yerine kahve telvesi dökmeye başladılar. Anlayacağız bundan böyle Krakow sokakları kahve kokacak.  



Kahve kokusu güzel, mesela çay da güzel ama kendine has baskın bir kokusu yok. Koku insan için önemli bir etken. Hafızanızı ve anılarınızı en çok tetikleyen şeylerin başında koku geliyor. Geçen gün Zara'dan bir mum aldım. Temiz çarşaf kokusu. Öyle güzel ki. Her yanışında beni elimden tutup çocukluğuma götürüyor. Bu hafta alışverişte gözüme çarptığı için uzun bir aradan sonra ABC çamaşır suyu aldım. Aman allahım. Evin her yeri çocukluğum kokuyor. 

Her sene bizim şirket aferin çocuklar iyi iş çıkardınız şimdi eğlence zamanı diye bizi partiye götürüyordu. Bu sene birçok aktivite gibi parti de hayal oldu. En azından biz böyle düşünüyorduk. Lakin canım şirketim biz çalışanlarını partisiz bırakmadı. Tam burada kocaman bir maşallahı hak ediyor bence. Cuma  günü online parti düzenlediler. Parti öncesi de bize bir paket gönderdi ki evlere şenlik. İçinde yok yok. Partinin en güzel kısmı kokteyl workshopuydu. Gönderdikleri içkilerle farklı kokteyller hazırladık. Afiyetle içtik. 






Bu hafta bir diğer aktivitem de alışverişe gidip hunharca ponçik almaktı. Perşembe günü özel bir gündü. O gün yiyebildiğimiz kadar ponçik yemek serbest bizim evde. Onun dışında eve pek almıyorum. Çünkü tam bir kalori bombası. Daha az hareket ettiğimiz bu zamanlarda daha fazla yememek lazım. Pandeminin başında o hataya ben de düştüm. İki kilo aldım. Sonra kendime geldim ve aldığım iki kilo üstüne bir kilo koyup toplam üç kilo verdim. Bu durumda pandemiye başladığım halimden daha iyiyim diyebilirim. 


11 Mart 2020’de şirket evlelere dağılıyoruz dedi. Neredeyse bir yıl olacak. Bu yeni düzenle boğuşuyoruz. İyiyiz, iyiyiz diyoruz da aslında zorluyor devamlı evde olmak. Bazen zaman algımı kaybediyorum. Bazen de çalışma şevkimi. Kendimi oyalayacak aktiviteler bulup, ağlayınca ağzına şeker tıkılan çocuklar gibi uslu uslu oturmaya çalışıyorum. Şimdi bundan dem vuruyorum ya, şirket hadi geri gelin derse de hoplaya zıplaya gitmem açıkcası. Eğri oturup doğru konuşmak lazım. 

Konuşmak da ayrı biz zanaat. Son zamanların en popüler uygulaması olan clubhouse, konuşma aşkı ile yanıp tutuşanların uğrak yeri halini aldı. Uygulamanın enteresan bir işleyişi var. Biraz zaman geçirdim. İçeride fazlasıyla bilgi kirliliği dolaşıyor. Maşallah herkesin her şey hakkında aşırı bilgisi var. Fazlasıyla ben merkezci insanlar bana itici geliyor. Sanıyorum ki bu yüzden clubouse benlik bir uygulama değil veya biraz daha evrimleşmesi lazım. Zaman içinde nasıl bir hal alacak, göreceğiz. 

Şu zamanın da bizden çektiği nedir. Her şeyin yükünü ona yüklüyoruz. Zamanla geçer, zamanla görürüz. Ya zaman kavramı bir sabah uyandığımızda artık olmamış olsa nasıl olurdu diye düşündünüz mü hiç? Ben ara sıra böyle şeyler düşünüyorum. Bunda okuduğum bilim kurgu kitapların da etkisi var. 

Etki, tepki, zaman, parti derken yazı akmış gitmiş. Bak buna sevindim. Uzunca bir süredir böyle peş peşe paragraflar birbirini kovalamıyordu. Ben diyorum; aktivite ve hareket şart. Gerisi çorap söküğü misali geliyor. 

Geldim, yazdım ve şimdi gidiyorum. 
Bir sonraki yazıda görüşünceye dek şen ve esen kalın. 
Ara sıra zamandan kendinizi soyutlamayı ve kendinizle baş başa kalmayı da ihmal etmeyin.
Sevgiler. 
✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

7 Şubat 2021

Kahve Bahane #Tarçın



Şubat ayına en yakışan içecek salep olasa gerek. Sıcacık, bol tarçınlı. Pek severim. Hem dışarıda yağan lapa lapa karla da uyumlu. Bu pazar yine dışarıda kar var. Ev temizliği sonrası kendime bir yorgunluk kahvesi yerine tarçını bol bir salep hazırladım. Kitabımı okudum. Sonra aklıma uzun zamandır yazmadığım geldi. 

Kitaplarla haşır neşir olmaya devam. Zaman geçtikçe daha bilinçli okumalar yapıyorum. Hatta bir arkadaşım "Yasemin bir zaman sonra artık kitaplar seni bulacak" demişti. Sanırım okumalarım o evreye ulaşmak üzere.

Buraya dolu dolu bir kahve bahane yazmak isterdim. Fakat şu an hayatımda hiçbir şey olmuyor. Dışarıya sadece market alışverişi ve yürümek için çıkıyorum. Onun dışında sürekli evdeyim. İnsan topluma karışmayınca, dışarıda olmayınca farklı şeylere tanık olmuyor. Olmayınca da yazacak bir şey çıkmıyor ortaya. 

Geçen haftadan bu yana aklımda online lehçe kursuna katılmak gibi bir düşünce var. Daha tam anlamıyla bu fikrin doğru bir fikir olduğunu kafamda oturtamıyorum. Bir yanım artık bunu öğrenmenin vakti geldi de geçiyor diyor. Bir yanım da aman boşver diyor. Bakalım hangi taraf ağır basacak. 

Netflixte bir show programı izlemeye başladım. Tasarım yarışması. İzledikçe dikiş dikmeyi özlediğimi hissettim. Üşenmesen de depoda duran kumaşları gün yüzüne çıkarsam yeniden çanta dikmeye başlayacağım. 

Aslında pek üşengeç biri değilim. Öyle olsa içimi donduran soğuklara rağmen düzenli yürüyüşe gitmezdim değil mi? Sadece yapacağım şeyi canı gönülden istemem lazım. Yoksa bir türlü ilerlemiyor. Takma akıl misali. Üç gün çabalıyorum ve bırakıyorum.

Şu sıralar bana heyecan veren tek şey, Mart ayından sonra Türkiye'ye gitme planımı netleştirebilmek. Mart ayının başında yeni kurallar açıklanır açıklanmaz biletlere bakıp, hemen karar verip artık gideceğim. Bekledikçe düzeleceğine daha da kötüye gidiyor. Biraz daha beklersem aşı zorunluğu getirecekler. O zaman işler daha da sarpa saracak. Çünkü bize aşı sırası gelene kadar bir sene daha geçer. 

Bu sene enteresan bir şekilde kış ayıyla pek bir barışığım. Daha az üşüyorum, lahana gibi kat kat giyinmiyorum. Karda yürümekten keyif alıyorum almasına da bisikletimi de pek bir özlüyorum. Deponun kapısı her açtığımda boynu bükük bana bakıyor. Göz göze gelmemek için gözlerimi kaçırıyorum. Hava biraz ısınsa da pedallamaya başlasam. Hem o zaman bloga yazacak anılarım daha fazla olur. 

Arada böyle minik hayaller kuruyorum. Bolca okuyorum. Ve zaman su misali akıp geçiyor. 

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

26 Ocak 2021

Kahve Bahane #Notion Anılar ve Notlar



Çok severim; yazayım, çizeyim, notlar alayım. Sayamayacağım kadar not defterim var. Bazısı sonuna kadar dolu, bazısında henüz yazılmamış sayfalar var. Bunun yanı sıra alıp kullanmaya kıyamadığım defterlerim de var. Zamanı gelecek elbet. Bizim evde hiçbir defter boş kalmaz. 

Ben bu alışkanlığımı tamamen babamdan aldığımı söyleyebilirim. Babamın her zaman yanında taşıdığı bir not defteri vardı. Alacaklarını vereceklerini yazardı. Memur maaşıyla 3 çocuk bakmaz zor zanaattı. Elektirik mühendisiydi. Mesaiden arta kalan zamanlarda da çalışırdı. Vefatından sonra annemle açtık defterini, borcu olanlara (bize her zaman kıyafet aldığı bir mağaza vardı) ödedik borçlarımızı. Alacaklarımızdan bazılarını da alamadık. Ölenle kapandı borç dediler. Annemle Allahınızdan bulup diyip kapattık defteri. 

Sonra annem devraldı defteri. Faturalar, aylarca bağlanamayan maaş yüzünden biriken borçlar yazıldı o deftere. Biraz sıktık dişimizi, okulu bitirdim. İş buldum. Artık defterin artı kısmına emekli maaşı artı benim maaşım yazıldı. O deftere kaydede kaydede iki çocuk okuttuk.

Bak ya; bambaşka bir şey anlatacakken ta nerelere gittim. Şimdi asıl anlatmak istediğim konuya dönüyorum. Dedim ya severim yazayım, çizeyim, notlar alayım. Her şeyim kayıt altındadır. 2009 yılının Eylül ayında toplam ne kadar ödeme yaptın (fatura, kira, kredi kartı ödemesi) derseniz hemen çıkartıp gösterebilirim. Son senelerde kendime ait kişisel ajanda tutuyorum. Bullet Journal denedim. Geçen sene normal bir ajanda kullandım. Bu sene başı da acaba yeniden Bullet Journal mı yapsam diye düşünürken Notion adlı bir uygulamaya denk geldim. Kullanmaya başlayalı neredeyse bir ay olacak. Oldukça memunum ve memnun olduğum şeyleri paylaşmayı severim. 

Notion Nedir? 

Notion kullanımı oldukça eğlenceli, tamamen kişisel kullanımıza göre şekillendirebileceğiniz Bullet Journal'ın sanalı. En büyük artısı da hem bilgisayardan, hem de telefona indirdiğiniz uygulama sayesinde her yerden erişilebilir olması. Fiziksel ajandanın dezavantajını ortadan kaldırıyor. Telefonunuz veya bilgisayarınız yanınızdaysa ajandanız sizinle demek.

Notion'da Neler Yapılır? 

Bu tamamen size kalmış. Gelin ben neler yaptığımı görseller ile anlatayım. Size de kendi ajandanızı oluşturmak için bir fikir olur.
İlk önce kendime ana sayfa hazırladım. Alt başlık olarak  2021 Hedefleri, 2021 Okuma Listesi, Günlük Okuma Süresi, Araştırılacaklar, Altını Çizdiklerim, Görülecek Yerler, İç Ses, Film ve Yatırım diye sayfalar oluşturdum. Burayı kişiselleştirmek tamamen sizin elinizde.


Ana sayfadan 2021 Hedeflerine tıklayınca alttaki gibi bir sayfa açılıyor. Yapılacaklar, başladıklarım ve bitenler şeklinde ayırdım. Şimdilik yapılacaklar kısmı ağırlıkta. Yılın başı olduğu için böyle, temennim yıl sonunda tüm listeyi bitenleri kısmına taşımak.
Bir diğer sayfam da 2021 Okuma Listesi. Bu sene okuma listemde olan kitapları yazmaya başladım. Durumu kısmından da şu an ne aşamadayım diye görebiliyorum. Kitap hakkında aldığım notlarını da ekliyorum. Sene sonunda mis gibi bir arşiv oluşacak. 

Günlük okuma süresini aylık olarak hazırlayacağım. Her gün kaç dakika kitap okuduğumu yazıyorum. Kitabı okumaya başladığımda kronometremi açıyorum. Böylelikle dakikası dakikasına ne kadar okuduğumu biliyorum. Bugün itibariyle 2197 dakika neredeyse 37 saat kitap okumuşum. 



Altını Çizdiklerim en faydalı sayfalardan biri olacak. Bir yerlerde okuduğum ve minik minik not kağıtlarına yazıp sağa sola sıkıştırdığım alıntıları artık bu sayfa altında toplayacağım. Derli toplu olacak.



Bir de izleyeceğim filmler için bir sayfa oluşturdum. Burası pek aktif olmayacak gibi. Çünkü artık güzel film yok. 

Genel olarak sayfa içerikleri bundan ibaret. Her sayfayı ihtiyaca göre şekillendirebilmek büyük bir artı. Ayrıca kapak fotoğrafları arşivine de bayıldım. Bunlar şu an için oluşturduğum sayfalar. Zamanla ihtiyaca göre yenilerini ekleyebilirim. Dediğim gibi deniz derya bir uygulama. Her şeyi not alabilirsiniz. Yapacağınız şeyleri not alamak, onu yapmaya sizi motive eder. Özellikle yeni kazanmaya başladığınız ve yakın zamanda adına alışkanlık diyeceğiniz bir şeyler varsa, süregitmesi için böyle günlük verileri işleyebileceğiniz listeler altın değerinde. Deneyin, faydasını göreceksiniz. 

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

18 Ocak 2021

Kahve Bahane #Yılın İlk Karı



2021 yılının ilk kahve bahane yazısı ile buradayım. Bu yazı ilkleri kapsayacak. Başlıktan da anlaşılacağı üzere Krakow'a yılın ilk karı yağdı. İki gün boyunca öyle güzel yağdı ki her yer bembeyaz oldu. Bu şehire beyazlar ayrı bir yakışıyor. Her mevsimi şahsına münhasır güzel.

Ay başından beri her sabah mesaiden önce yürüyüşe çıkıyorum. 3 derece ile başladığım yürüyüşlerime -11 derece ile devam. Haftaya daha da soğuyacakmış. -20'ler kapıda. Sanırım o kadar soğukta çıkıp yürümeyi göze alamam. 

Ocak ayının meşgalesi de whatsapp oldu. Sağım solum whatsapp. Günlerce gündemi meşgul etti. Üstüne blog yazıları yazıldı. Açıkcası ben çok umursamıyorum. Benim blogumda öyle çok veri var ki. Google istese; huyu suyu hatta görüşünü bile tamamen bana benzeyen, benden bir tane yapabilir. Yani ben elimi verip kolumu kaptırmışken, whatsapp üzerinden eşe dosta yazdığım hal hatır mesajlarım için endişelenmiyorum.

Yasaklar, kısıtlamalar, üstüne aşı muhabbeti pek bir yoruyor artık bizi. Yılbaşı oldukça sönük geçti. Biz çekirdek kadro ile bir gün gecikmeli girdik yıl başına. Maksat bir arada olup, özlediğimiz lezzetlerle masamızı şenlendirmekti. Biraz moral depoladık. Artık evde buluşmaların ayrı bir anlamı var. 


Evde fazlaca zaman geçirince dur şurayı düzenleyeyim, şuraya da bir el atayım modumdayım sürekli. Çalışma odamızın emektar masalarından birini sattım. Yerine daha büyük bir masa aldım. Enteresan bir şekilde odaya eşya girdikçe daha da büyük gözükmeye başladı. Şimdiki halini pek sevdim. Aldığım birkaç çerçeveyi duvarlara asabilirsem daha güzel olacak. Dikiş makinemi de gün yüzüne çıkardım artık. Sıra depoda kolilerin içinde bekleyen kumaşlarda. 
Eski Hali
Eski Hali
Yeni Hali

Bu sene hedeflerimden biri daha bilinçli bir okuma takvimi oluşturmak. Her şeyi kayıt altına almaya bayılırım. Bu beni yapacağım işlerde motive ediyor. Sene başında haberdar olduğum notion uygulamasını kullanmaya başladım. Kişisel ajandanızı oluşturabiliyorsunuz. 2021 hedefleri, 2021 kitap okuma listesi, günlük okuma sürelerim ve daha birçok aktivite için tablolar hazırladım kendime. Bir nevi günlük gibi. Gün sonunda neler yaptım diye doldurması pek zevkli. Tabloda boş günüm geçmesin diye de ekstra bir özeniyorum. Çoğu kişinin aksine boş vakitlerimde kitap okumuyorum mesela. Kitap okumak için bir zaman aralığı belirliyorum kendime. Telefondaki kronometre uygulaması en büyük yardımcım. Bu sayede okuma süremdeki gözle görülür artışı takip edebiliyorum. Dediğim gibi her şeyi kayıt altına almaya bayılırım. 



Parkta bir bank var. Parkta aslında birçok bank var. Lakin bahsettiğim bankın yerini çok seviyorum. İlk fotoğrafını yazın çektim. Sonbaharda da bir fotoğrafını çektim. Cuma günü etraf karlarla kaplanınca bir fotoğraf daha çektim. İlk baharda da bir fotoğraf çekip döngüyü tamamlayacağım. Böyle minik saplantılı hareketlerim de var. 

Tatlı tatlı yazarken, ince belli bardaktan çay içme sevdası yüzünden iki kere masadan kalktım. Şimdi dumanı tüten çayımı yudumlama, kapanış yazısını yazma, ve birkaç kare fotoğrafı yazıya iliştirme vakti geldi. 
Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın.
Bu soğuk kış günlerinde içinizi ısıtacak şeyler içmeyi de ihmal etmeyin.
Sevgiler.

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

16 Ocak 2021

Krakow'da Kış - Winter In Krakow


Çektiğim fotoğraflar, sıcacık eldivenin içinden çıkartılıp soğukla yüzleşen parmakların telefonla buluşması üzerine meydana geldi. Bu yüzden de telefonda kalmayı değil, mikro bir hikaye ile blogda yer almayı hak ediyorlar.

Her şey geçen hafta Krakow'da başladı. Sabah yürüyüşlerinde bana eşlik eden güneş artık yeteri kadar ısıtmıyordu.
Everything has started last week in Krakow. The sun was no longer warm enough.


Bu durumdan muzdarip olan sadece ben değildim. Park sakini sincaplar dertliydi. Artık yemek bulmak zorlaşıyordu. Şaşkındılar.
The squirrels living in the park got a bit sad just like me. It was getting harder to find food. They were bewildered.

Bir sabah uyandığımızda, kar taneleri toprak ananın üstünü adeta bir battaniye gibi örtmüştü. Artık toprak ana görünmez olmuş kış uykusuna yatmıştı.
When we woke up one morning, the earth was covered with snowflakes. She was no longer visible.

Çok değil bir gün sonra gökyüzünün mavisi kayboldu. Artık gökyüzü de beyaz renge bürünmüştü. Yaşamın tüm renkleri birer birer kayboluyor, yerini beyaza bırakıyordu.
A day later, the blue sky was disappeared. Now the sky was white too. All the colors of life were disappearing one by one.

Bir renk görebilmek ümidiyle yürüdüm, yürüdüm. Yılmadım. Saatlerce yürüdüm.
I walked for hours hoping to see some colors.


Mavi rengi görebilme umuduyla yaptığım yürüyüş sonrası karşıma soğuktan cam görünümü almış bir nehir çıktı.
After the long walk, I have seen the river that looked like glass from the cold. 




Hava her geçen gün soğuyordu. Kar tanecikleri tüm şehri ele geçirmeyi başarmıştı. Her şey birer birer kayboluyordu. Güneş, mavi gökyüzü, akan nehir, kuşlar, sincaplar...
The weather was getting colder by day by. Snowflakes managed to capture the entire city. Everything was disappearing one by one. Sun, blue sky, flowing river, birds, squirrels, even people!


Şehir kar altındayken, ellerim donarken, sincaplar şaşkın, kuşlar sessizken, Krakow'un yeni sahipleri her köşe başında boy göstermeye başlamıştı.
When the city was covered with snow, my hands were frozen, the squirrels were confused and the birds were silent, Krakow's new owners began to appear everywhere.

Son.
The end.
✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:
Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.