4 Mayıs 2021

Kahve Bahane #Eski


Merhaba, kısacık olsa bile iki lafın belini kırmak için buradayım. Kahve bahane yazılarına sıklıkla eşlik eden kahve yok bu akşam. Masada gazlı su var. Soda olmasını tercih ederdim lakin burada soda bulmak imkansız olmasa bile imkansıza yakın. Masadaki suyun müsebbibi ise akşam yemeğinde yediğim kumpir. Patatesle yapılan her şeyi çok severim. Bu yüzden kumpiri de ziyadesiyle seviyorum.

Burada yediğim kumpir tabii ki bir Ortaköy kumpiri gibi değil. Bence Ortaköy'de yediğimiz kumpiri de güzel kılan şey boğaz manzarası. Ama şimdi konumuz da o değil.
Biz üç kardeşiz. En büyüğü benim. Aramızda üçer yaş olunca arkadaş gibi büyüdük. Yazları İstanbul'a giderdik tatile. O zaman en büyükleri olan ben (sanırım 11-12 yaşındaydım) takardım onları peşime, İstanbul kazan biz kepçe gezer dururduk. Beraber müzelere giderdik. En büyük eğlencelerimizden bir de Bakırköy'e gidip kumpir yemekti. Hatta bir seferinde Bakırköy'de gezmekten, son otobüse ucu ucuna yetişmiştik. O zaman ilk defa çok korkmuştum ya eve dönemezsek diye. Şimdilerdeki gibi cebimizde cep telefonları da yoktu. Sahi ya kaçırsaydık otobüsü! Bir kumpir nelere gebe. Ta en eskilere götürdü beni.

Annem el yapımı zeytinyağlı bir sabun atmıştı bavuluma. Geçenlerde çekmeceden çıkartıp kullanmaya başladım. Şimdi banyo hep çocukluğum ve babaannem kokuyor. Saçlarını yıkadığı zamanlarda odayı hep mis gibi sabun kokusu kaplar. Babaannemi uzun zaman oldu görmeyeli. Telefonla konuşuyoruz. Geçen hafta aklıma düştü yine. Aradım. 20 yıldır yalnızım, yalnızlık zor dedi. Zor babaanne olmaz mı dedim.
Bu konuşmanın üstüden 5 gün geçti. Annem yazdı bir öğleden sonra, babaannem kalp krizi geçirmiş. Şimdi evdeymiş. İyiymiş dedi. Dedi demesine de yine de içim ürperdi. En çok da böyle zamanlarda bir kuş olmayı, sevdiklerimin yanına gidip onlara sımsıkı sarılmayı istiyorum. 

Virüs yüzünden hiçbir yere kıpırdayamaz olduk. Polonya hızlı bir atakla halkı aşılamaya başladı. Ben de aşı günümü aldım. 19 Mayıs'ta aşı olacağım. Sanırım aşıdan sonra aramızdaki engeller kalkacak ve yakın zamanda İzmir yolcusu kalmasın diye yazacağım buralara. 

Burukluk, eskiye özlem ve bekleyiş barındıran bir yazı ile iki lafın belini kırdıysam vakit gitme vaktidir.
Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşmek üzere.
Şen ve esen kalın. 
Aklınızda olanları aramayı, hal hatır sormayı da ihmal etmeyin. Unutmayın, yarın çok geç olabilir.

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

19 Nisan 2021

Kahve Bahane #Yağmur



Yağmur, kahve bahanenin başlığında yer almayı sonuna kadar hak ediyor. Çünkü bir haftadır sürekli yağıyor. Gecesi gündüzü yok. Gökyüzü gri bulutlar ile kaplı. Böylelikle tek keyfim olan sabah yürüyüşlerim de elimden alındı. Geriye ne mi kaldı? Ben de pek emin değilim. 

Robot gibiyiz. Yaptığımız şeyler hep aynı. Yaşamı idame ettirmek için markete git, hafta içi çalış, iki günlük hafta sonunda evde otur, yeni mesai gününü bekle. Bilim kurgu okumayı, izlemeyi severim. Bugün biraz bunun üzerine düşündüm. Çoğu filmde Dünya'nın başına bir şeyler gelir ve insanlar dev uzay gemilerini mesken tutar. İşte şu an kocaman bir uzay gemisinin içindeyiz gibi hissediyorum kendimi. Farklı hiçbir şey yapamıyoruz. 

Beklenen bebekler için (Yakın zamanda hem teyze, hem de hala olacağım. Arkadaşlarım sağ olsun.) birçok ciciler ördüm. Geri kalan iplerle kendime bir depresyon hırkası örüp, depresyona girmeyi planlıyorum. 

Bazı şeylere de plansız başlıyorum. Mesela son üç haftadır et yemiyorum. Bir sabah uyanıp, evet evet ben vejetaryen olmalıyım diye açmadım gözümü. Her şey kendiliğinden gelişti. Bol bol sebze yemekten keyif alıyorum bu sıralar. 

Yürüyüş yapamıyorum bari evde spora devam edeyim dedim. Dedim de yine incittim sırtımı. Bir nokta var sol tarafımda. Kürek kemiği dedikleri yerin hemen altında. Vakti zamanında ben orayı incitmiştim. Şimdi biraz fazla yüklenince ince bir sızı yerleşiyor oraya. Neyse ki sıcak su torbası imdadıma yetişiyor. Hem böyle yağmurlu ve soğuk havalara sıcak su torbası çok yakışıyor. 

Yağmurlu havalara en çok yakışanları sıralayacak olsak, ilk üçe kitap okumak da girer. Bu ara yine verdim kendime gazı. İngilizce kitap okuma grubuna katıldım. Bir haftada iki kitap okudum. 

Beyin şaşkın, beyin yorgun, nöronlar çift kale maç yapıyor. Üç Şubat akşamı başladığım Lehçe çalışmalarıma ara vermeden devam ediyorum. Ne içindeyim Lehçenin ne de dışında. Anlayacağınız yuvarlanıp gidiyoruz tabirinin vücut bulmuş haliyim. 


✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

27 Mart 2021

Kahve Bahane #Lale



Ben de isterim de-da ekleri kelimeleri birbirine bağlasın, aradaki noktalı virgüller iki cümleyi tek yükleme yüklesin. Noktalardan sonra bir boşluk verilmek suretiyle yeni bir cümle başlasın. Yazı aksın, yazan da okuyan da keyif alsın. 

Gelin görün ki olmuyor. Yazmak için bilgisayarın başına oturup, acaba nasıl başlamalı diye düşündüğüm zamanlar azdır. Bu akşam da o zamanlardan biri. Derdimin dermanı şimdilik yok. Çünkü sosyalleşemiyorum. Gözlem yaparak yazmayı severim ben. Dışarıda geçirdiğim vakit ne kadar çok ise o kadar verimli ve eğlenceli olur yazılarım.

Yazma eylemime bir ara verip, ne anlatmak istediğimi tam anlamıyla gösterebilmek adına eski yazılarımdan birinin linkini aradım. Kahve Bahane #27 yukarıda dert yandığım tüm duygularıma tercüman niteliğinde.

Kafeinsiz kahvem soğumamışken; niteliği, niceliği bir tarafa bırakıp, bu kısıtlı yaşam şartları altında neler yaptığımı anlatayım mı biraz? Herkesi gizli depresyona sokan corona illetinden dert yanmadan, sanki o hiç yokmuş gibi de şu anki yaşam tarzını kendi irademizle hayata geçirmişiz gibi.

Mesela her sabah kuşların o harika melodileri eşliğinde bir saat yürüyüş yaptığımı anlatabilirim. Sabah kuşların ötüşlerini, bazen de parka uğrayan ağaçkakanların sesini duymak için özellikle kulaklığımı takmıyorum. Bazen yürüyüşüme kısa aralar verip sincaplarla sohbet ediyorum. Böyle devam ederse bir iki tanesiyle arkadaş bile olabilirim.

Akşamları rengarenk iplerle örgü ördüğümü anlatabilirim. Açıyorum bir dizi. O an canım ne içmek isterse ( bazen çay oluyor bu bazen kahve bazen de ıhlamur) yapıyorum. Kendimi kaptırdığım zamanlar saatlerce örgü örüyorum. Dizinin amacı arka fon görevi görmek. Çoğu zaman dizide neler oluyor bilmiyorum. 

Yeniden ders çalışmaya başladığımı anlatabilirim. Eski bilgilerimi gün yüzüne çıkarttıktan sonra özel bir öğretmenle biraz daha ilerleme kaydetmek istiyorum. Düzenli ders çalışmanın etkilerini görüyorum da. Artık televizyondaki bazı programlardaki birçok konuşmayı yakalayabiliyorum. Anlamak bir nebze kolay. Darısı konuşabileceğim günlerin başına.

Çocukken deliler gibi oynadığım tetris adlı oyuna yeniden sardığımı anlatabilirim. Neredeyse her akşam yemeğinden sonra (ders çalışmadığım günler) bir saat oynuyorum. Her oynayışımda ilk oynadığım zamanlardaki gibi zevk alıyorum. 

Cemre düştü dedikleri için balkonu temizlediğimi, haftaya kar yağışını gösteren programı görmezden gelerek bugün 16 derece olan havayı fırsat bilip sabah kahvemi balkonda içtiğimi anlatabilirim. Kahvemi yudumlarken bu sene balkona hangi çiçekleri alacağımı da düşündüm. Boşalan saksılar için güzel planlarım var. 

Cuma günü şirketin düzenlediği kısa bir etkinlik sayesinde kağıttan bir lale yaptığımı anlatabilirim. Şimdi mini orkidenin tam yanında kendi ellerimle yaptığım kırmızı bir lale var. Ara ara şirketin fun friday etkinlikleri oluyor. Güzel, eğlendirici ve öğretici oluyor. 

Dediğim gibi tüm olumsuzluklara rağmen hayatta güzel şeyler de oluyor. Bazen biraz çabalamak lazım. Değiştirilemeyecek bir durum içerisinde, akıl sağlığını koruyabilmek için insan sevdiği şeyleri, eldeki imkanlar dahilinde yapabilmeli. Kendinizi mutlu edecek küçük şeyler bulmayı ihmal etmeyin.

Sosyal mesajı verdiğime göre, artık o meşhur kapanışımı yapabilirim. 
Bir sonraki yazıda görüşünceye kadar şen ve esen kalın. 
Unutmayın ki küçük hiçten yeğdir.

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

5 Mart 2021

Kahve Bahane #Bir Ay




Çok ayıp, siz kınamadan ben kendimi kınıyorum. En son blog yazımı neredeyse bir ay önce yazmışım. Bu nasıl bir tembellik. Aslında az sonra anlatacaklarım tembel olmadığımı kanıtlayacak. Sadece ilgim ve odak noktam bir nebze kaymış durumda. İtiraf etmeliyim ki bir haftadır blog yazmalıyım, bugün yazarım yarın yazarım modundaydım. Kısmet bu güne ve bu saateymiş.

Uzunca bir süredir, twitter hesabımda "masada ne var" konseptiyle paylaşım yapıyorum. Orayı takip edenler, geçen iki ay harıl harıl kitap okuduğumu biliyor. Sene başında koymuş olduğum bir yıllık kitap okuma hedefimin yüzde kırkını gerçekleştirdim. Mart ayı ile birlikte okuma yoğumluğumu biraz azalttım. Çünkü pek haklı bir sebebim var. Azalttım demek, her gün okumuyorum demek değil. Günlük bir saat kitap okumaya devam. 

Haklı sebebe gelecek olursak yeniden Lehçe çalışmaya başladım. Lehçe, Polonya'nın resmi dili. Slav kökenli bir dil ve öğrenmesi oldukça çetrefilli. Bu sefer farklı bir yöntem ile çalışmaya başladım. Şimdiden verim aldığımı söyleyebilirim. Tabii işin içinde pasif ve aktif olarak dile maruz kalma durumu da var. Anlamasam bile bazı televizyon programlarını izliyorum. Sosyal medya hesaplarında lehçe paylaşım yapan hesapları takip ediyorum. Bakalım, ben kürek çekmeye başladım. Bu kayık kıyıdan ne kadar uzaklaşacak. 

Ara verip başlamak da zor. Kış süresince bisiklet kullanmaya ara veriyorum. Gönül her daim kullanmak istiyor. Orası ayrı. Gelin görün ki dondurucu soğuklarda zor. Geçen hafta havanın güzel olmasını fırsat bilip bisikletimle pedalladım. Ne çok özlemişim pedallamayı. Acayip keyif aldım. Bisikletimin fotoğraflarını da çekmeyi özlemişim. Lakin dediğim gibi ara verdikten sonra başlamak zor. İki üç gündür ağrımayan yerim yok. Her kasımı ayrı ayrı çalıştırmışım. Havalar ısınsa da günlük rutinimin içine bisiklet turlarımı eklesem; ne güzel olur.




Bir diğer aktivitem örgü örmek. Kış ayına en çok yakışan aktivite bence örgü örmek. Arkadaşlarım anne ve baba oluyor. Sizin anlayacağınız hem teyze, hem de hala oluyorum. Hala ve teyze olmanın da kendine has sorumlulukları var. O yüzden bu aralar sağım solum örgü ipleri ile dolu. Mesaiyi bitirip şişleri elime alacağım saatleri iple çekiyorum. Ortaya da pek güzel şeyler çıkıyor. En azından bana güzel geliyorlar. 


Güzel demişken, geçen hafta içi güzeller güzeli arkadaşlarımla sabah kahvesi içtim. Teknoloji sağ olsun. Uzakları yakınlaştırıyor, özlemi bir nebze olsun gideriyor. Öyle çok özlemişim ki arkadaşlarımla sohbet etmeyi. Onlar ekranda görünce gözlerim doldu. Bazen bana soruyorlar memleketi özlüyor musun diye? Taşın toprağın neyini özleyeyim Allah aşkına. Özlemim, sevdiklerime... Birlikte doyasıya kahkaha atabildiklerime... 

Enteresan bir şekilde özlem duygum da köreliyor. Eskisi kadar ağır bassa belki bunalıma girerdim. Bu durumu kanıksadım. Evet isterim hepsiyle yan yana olmayı. Evet isterim hepsi kanlı canlı yanı başımda olsun. Fakat şimdiki şartlarda bu biraz zor. Ve burada olmayı ben seçtim. Hani derler ya "önce can, sonra canan". Şu an yaşadığım durumun özeti tam olarak bu. 

Yaşamın insana neler getireceği pek belirsiz. Umarım ki daima güzel şeyler getirir. Şimdiler de tek temennim bu. 
Yine harıl harıl yazılmaya başlanmış, birkaç paragraftan sonra tıkanmış bir kahve bahane yazısına maruz kaldınız.
Yazı biter, Yasemin gider. 
Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın. 
Kendinizi önemsemeyi ihmal etmeyin. 
✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

14 Şubat 2021

Kahve Bahane #Parti




O kadar hiçbir şey olmuyor ki sadece bir iki aktivite yapınca, oh ne güzel, bu hafta dolu dolu geçti diyorum. Bir yandan da seviyorum. Buraya yazacak bir veri oluşuyor elimde. Bilirsiniz beni, yazmayı severim, severim de malzeme olmayınca yazmak zor. Eğer az biraz beyin kıvrımlarımı meşgul eden bir olay olursa, yazması pek bir zevkli benim için.

Bu sene sert bir kış geçiriyoruz. Neredeyse bir aydır Krakow karlar altında. Belediye harıl harıl çalışıyor. Şimdi de yollara kum dökmek yerine kahve telvesi dökmeye başladılar. Anlayacağız bundan böyle Krakow sokakları kahve kokacak.  



Kahve kokusu güzel, mesela çay da güzel ama kendine has baskın bir kokusu yok. Koku insan için önemli bir etken. Hafızanızı ve anılarınızı en çok tetikleyen şeylerin başında koku geliyor. Geçen gün Zara'dan bir mum aldım. Temiz çarşaf kokusu. Öyle güzel ki. Her yanışında beni elimden tutup çocukluğuma götürüyor. Bu hafta alışverişte gözüme çarptığı için uzun bir aradan sonra ABC çamaşır suyu aldım. Aman allahım. Evin her yeri çocukluğum kokuyor. 

Her sene bizim şirket aferin çocuklar iyi iş çıkardınız şimdi eğlence zamanı diye bizi partiye götürüyordu. Bu sene birçok aktivite gibi parti de hayal oldu. En azından biz böyle düşünüyorduk. Lakin canım şirketim biz çalışanlarını partisiz bırakmadı. Tam burada kocaman bir maşallahı hak ediyor bence. Cuma  günü online parti düzenlediler. Parti öncesi de bize bir paket gönderdi ki evlere şenlik. İçinde yok yok. Partinin en güzel kısmı kokteyl workshopuydu. Gönderdikleri içkilerle farklı kokteyller hazırladık. Afiyetle içtik. 






Bu hafta bir diğer aktivitem de alışverişe gidip hunharca ponçik almaktı. Perşembe günü özel bir gündü. O gün yiyebildiğimiz kadar ponçik yemek serbest bizim evde. Onun dışında eve pek almıyorum. Çünkü tam bir kalori bombası. Daha az hareket ettiğimiz bu zamanlarda daha fazla yememek lazım. Pandeminin başında o hataya ben de düştüm. İki kilo aldım. Sonra kendime geldim ve aldığım iki kilo üstüne bir kilo koyup toplam üç kilo verdim. Bu durumda pandemiye başladığım halimden daha iyiyim diyebilirim. 


11 Mart 2020’de şirket evlelere dağılıyoruz dedi. Neredeyse bir yıl olacak. Bu yeni düzenle boğuşuyoruz. İyiyiz, iyiyiz diyoruz da aslında zorluyor devamlı evde olmak. Bazen zaman algımı kaybediyorum. Bazen de çalışma şevkimi. Kendimi oyalayacak aktiviteler bulup, ağlayınca ağzına şeker tıkılan çocuklar gibi uslu uslu oturmaya çalışıyorum. Şimdi bundan dem vuruyorum ya, şirket hadi geri gelin derse de hoplaya zıplaya gitmem açıkcası. Eğri oturup doğru konuşmak lazım. 

Konuşmak da ayrı biz zanaat. Son zamanların en popüler uygulaması olan clubhouse, konuşma aşkı ile yanıp tutuşanların uğrak yeri halini aldı. Uygulamanın enteresan bir işleyişi var. Biraz zaman geçirdim. İçeride fazlasıyla bilgi kirliliği dolaşıyor. Maşallah herkesin her şey hakkında aşırı bilgisi var. Fazlasıyla ben merkezci insanlar bana itici geliyor. Sanıyorum ki bu yüzden clubouse benlik bir uygulama değil veya biraz daha evrimleşmesi lazım. Zaman içinde nasıl bir hal alacak, göreceğiz. 

Şu zamanın da bizden çektiği nedir. Her şeyin yükünü ona yüklüyoruz. Zamanla geçer, zamanla görürüz. Ya zaman kavramı bir sabah uyandığımızda artık olmamış olsa nasıl olurdu diye düşündünüz mü hiç? Ben ara sıra böyle şeyler düşünüyorum. Bunda okuduğum bilim kurgu kitapların da etkisi var. 

Etki, tepki, zaman, parti derken yazı akmış gitmiş. Bak buna sevindim. Uzunca bir süredir böyle peş peşe paragraflar birbirini kovalamıyordu. Ben diyorum; aktivite ve hareket şart. Gerisi çorap söküğü misali geliyor. 

Geldim, yazdım ve şimdi gidiyorum. 
Bir sonraki yazıda görüşünceye dek şen ve esen kalın. 
Ara sıra zamandan kendinizi soyutlamayı ve kendinizle baş başa kalmayı da ihmal etmeyin.
Sevgiler. 
✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

7 Şubat 2021

Kahve Bahane #Tarçın



Şubat ayına en yakışan içecek salep olasa gerek. Sıcacık, bol tarçınlı. Pek severim. Hem dışarıda yağan lapa lapa karla da uyumlu. Bu pazar yine dışarıda kar var. Ev temizliği sonrası kendime bir yorgunluk kahvesi yerine tarçını bol bir salep hazırladım. Kitabımı okudum. Sonra aklıma uzun zamandır yazmadığım geldi. 

Kitaplarla haşır neşir olmaya devam. Zaman geçtikçe daha bilinçli okumalar yapıyorum. Hatta bir arkadaşım "Yasemin bir zaman sonra artık kitaplar seni bulacak" demişti. Sanırım okumalarım o evreye ulaşmak üzere.

Buraya dolu dolu bir kahve bahane yazmak isterdim. Fakat şu an hayatımda hiçbir şey olmuyor. Dışarıya sadece market alışverişi ve yürümek için çıkıyorum. Onun dışında sürekli evdeyim. İnsan topluma karışmayınca, dışarıda olmayınca farklı şeylere tanık olmuyor. Olmayınca da yazacak bir şey çıkmıyor ortaya. 

Geçen haftadan bu yana aklımda online lehçe kursuna katılmak gibi bir düşünce var. Daha tam anlamıyla bu fikrin doğru bir fikir olduğunu kafamda oturtamıyorum. Bir yanım artık bunu öğrenmenin vakti geldi de geçiyor diyor. Bir yanım da aman boşver diyor. Bakalım hangi taraf ağır basacak. 

Netflixte bir show programı izlemeye başladım. Tasarım yarışması. İzledikçe dikiş dikmeyi özlediğimi hissettim. Üşenmesen de depoda duran kumaşları gün yüzüne çıkarsam yeniden çanta dikmeye başlayacağım. 

Aslında pek üşengeç biri değilim. Öyle olsa içimi donduran soğuklara rağmen düzenli yürüyüşe gitmezdim değil mi? Sadece yapacağım şeyi canı gönülden istemem lazım. Yoksa bir türlü ilerlemiyor. Takma akıl misali. Üç gün çabalıyorum ve bırakıyorum.

Şu sıralar bana heyecan veren tek şey, Mart ayından sonra Türkiye'ye gitme planımı netleştirebilmek. Mart ayının başında yeni kurallar açıklanır açıklanmaz biletlere bakıp, hemen karar verip artık gideceğim. Bekledikçe düzeleceğine daha da kötüye gidiyor. Biraz daha beklersem aşı zorunluğu getirecekler. O zaman işler daha da sarpa saracak. Çünkü bize aşı sırası gelene kadar bir sene daha geçer. 

Bu sene enteresan bir şekilde kış ayıyla pek bir barışığım. Daha az üşüyorum, lahana gibi kat kat giyinmiyorum. Karda yürümekten keyif alıyorum almasına da bisikletimi de pek bir özlüyorum. Deponun kapısı her açtığımda boynu bükük bana bakıyor. Göz göze gelmemek için gözlerimi kaçırıyorum. Hava biraz ısınsa da pedallamaya başlasam. Hem o zaman bloga yazacak anılarım daha fazla olur. 

Arada böyle minik hayaller kuruyorum. Bolca okuyorum. Ve zaman su misali akıp geçiyor. 

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

26 Ocak 2021

Kahve Bahane #Notion Anılar ve Notlar



Çok severim; yazayım, çizeyim, notlar alayım. Sayamayacağım kadar not defterim var. Bazısı sonuna kadar dolu, bazısında henüz yazılmamış sayfalar var. Bunun yanı sıra alıp kullanmaya kıyamadığım defterlerim de var. Zamanı gelecek elbet. Bizim evde hiçbir defter boş kalmaz. 

Ben bu alışkanlığımı tamamen babamdan aldığımı söyleyebilirim. Babamın her zaman yanında taşıdığı bir not defteri vardı. Alacaklarını vereceklerini yazardı. Memur maaşıyla 3 çocuk bakmaz zor zanaattı. Elektirik mühendisiydi. Mesaiden arta kalan zamanlarda da çalışırdı. Vefatından sonra annemle açtık defterini, borcu olanlara (bize her zaman kıyafet aldığı bir mağaza vardı) ödedik borçlarımızı. Alacaklarımızdan bazılarını da alamadık. Ölenle kapandı borç dediler. Annemle Allahınızdan bulup diyip kapattık defteri. 

Sonra annem devraldı defteri. Faturalar, aylarca bağlanamayan maaş yüzünden biriken borçlar yazıldı o deftere. Biraz sıktık dişimizi, okulu bitirdim. İş buldum. Artık defterin artı kısmına emekli maaşı artı benim maaşım yazıldı. O deftere kaydede kaydede iki çocuk okuttuk.

Bak ya; bambaşka bir şey anlatacakken ta nerelere gittim. Şimdi asıl anlatmak istediğim konuya dönüyorum. Dedim ya severim yazayım, çizeyim, notlar alayım. Her şeyim kayıt altındadır. 2009 yılının Eylül ayında toplam ne kadar ödeme yaptın (fatura, kira, kredi kartı ödemesi) derseniz hemen çıkartıp gösterebilirim. Son senelerde kendime ait kişisel ajanda tutuyorum. Bullet Journal denedim. Geçen sene normal bir ajanda kullandım. Bu sene başı da acaba yeniden Bullet Journal mı yapsam diye düşünürken Notion adlı bir uygulamaya denk geldim. Kullanmaya başlayalı neredeyse bir ay olacak. Oldukça memunum ve memnun olduğum şeyleri paylaşmayı severim. 

Notion Nedir? 

Notion kullanımı oldukça eğlenceli, tamamen kişisel kullanımıza göre şekillendirebileceğiniz Bullet Journal'ın sanalı. En büyük artısı da hem bilgisayardan, hem de telefona indirdiğiniz uygulama sayesinde her yerden erişilebilir olması. Fiziksel ajandanın dezavantajını ortadan kaldırıyor. Telefonunuz veya bilgisayarınız yanınızdaysa ajandanız sizinle demek.

Notion'da Neler Yapılır? 

Bu tamamen size kalmış. Gelin ben neler yaptığımı görseller ile anlatayım. Size de kendi ajandanızı oluşturmak için bir fikir olur.
İlk önce kendime ana sayfa hazırladım. Alt başlık olarak  2021 Hedefleri, 2021 Okuma Listesi, Günlük Okuma Süresi, Araştırılacaklar, Altını Çizdiklerim, Görülecek Yerler, İç Ses, Film ve Yatırım diye sayfalar oluşturdum. Burayı kişiselleştirmek tamamen sizin elinizde.


Ana sayfadan 2021 Hedeflerine tıklayınca alttaki gibi bir sayfa açılıyor. Yapılacaklar, başladıklarım ve bitenler şeklinde ayırdım. Şimdilik yapılacaklar kısmı ağırlıkta. Yılın başı olduğu için böyle, temennim yıl sonunda tüm listeyi bitenleri kısmına taşımak.
Bir diğer sayfam da 2021 Okuma Listesi. Bu sene okuma listemde olan kitapları yazmaya başladım. Durumu kısmından da şu an ne aşamadayım diye görebiliyorum. Kitap hakkında aldığım notlarını da ekliyorum. Sene sonunda mis gibi bir arşiv oluşacak. 

Günlük okuma süresini aylık olarak hazırlayacağım. Her gün kaç dakika kitap okuduğumu yazıyorum. Kitabı okumaya başladığımda kronometremi açıyorum. Böylelikle dakikası dakikasına ne kadar okuduğumu biliyorum. Bugün itibariyle 2197 dakika neredeyse 37 saat kitap okumuşum. 



Altını Çizdiklerim en faydalı sayfalardan biri olacak. Bir yerlerde okuduğum ve minik minik not kağıtlarına yazıp sağa sola sıkıştırdığım alıntıları artık bu sayfa altında toplayacağım. Derli toplu olacak.



Bir de izleyeceğim filmler için bir sayfa oluşturdum. Burası pek aktif olmayacak gibi. Çünkü artık güzel film yok. 

Genel olarak sayfa içerikleri bundan ibaret. Her sayfayı ihtiyaca göre şekillendirebilmek büyük bir artı. Ayrıca kapak fotoğrafları arşivine de bayıldım. Bunlar şu an için oluşturduğum sayfalar. Zamanla ihtiyaca göre yenilerini ekleyebilirim. Dediğim gibi deniz derya bir uygulama. Her şeyi not alabilirsiniz. Yapacağınız şeyleri not alamak, onu yapmaya sizi motive eder. Özellikle yeni kazanmaya başladığınız ve yakın zamanda adına alışkanlık diyeceğiniz bir şeyler varsa, süregitmesi için böyle günlük verileri işleyebileceğiniz listeler altın değerinde. Deneyin, faydasını göreceksiniz. 

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

18 Ocak 2021

Kahve Bahane #Yılın İlk Karı



2021 yılının ilk kahve bahane yazısı ile buradayım. Bu yazı ilkleri kapsayacak. Başlıktan da anlaşılacağı üzere Krakow'a yılın ilk karı yağdı. İki gün boyunca öyle güzel yağdı ki her yer bembeyaz oldu. Bu şehire beyazlar ayrı bir yakışıyor. Her mevsimi şahsına münhasır güzel.

Ay başından beri her sabah mesaiden önce yürüyüşe çıkıyorum. 3 derece ile başladığım yürüyüşlerime -11 derece ile devam. Haftaya daha da soğuyacakmış. -20'ler kapıda. Sanırım o kadar soğukta çıkıp yürümeyi göze alamam. 

Ocak ayının meşgalesi de whatsapp oldu. Sağım solum whatsapp. Günlerce gündemi meşgul etti. Üstüne blog yazıları yazıldı. Açıkcası ben çok umursamıyorum. Benim blogumda öyle çok veri var ki. Google istese; huyu suyu hatta görüşünü bile tamamen bana benzeyen, benden bir tane yapabilir. Yani ben elimi verip kolumu kaptırmışken, whatsapp üzerinden eşe dosta yazdığım hal hatır mesajlarım için endişelenmiyorum.

Yasaklar, kısıtlamalar, üstüne aşı muhabbeti pek bir yoruyor artık bizi. Yılbaşı oldukça sönük geçti. Biz çekirdek kadro ile bir gün gecikmeli girdik yıl başına. Maksat bir arada olup, özlediğimiz lezzetlerle masamızı şenlendirmekti. Biraz moral depoladık. Artık evde buluşmaların ayrı bir anlamı var. 


Evde fazlaca zaman geçirince dur şurayı düzenleyeyim, şuraya da bir el atayım modumdayım sürekli. Çalışma odamızın emektar masalarından birini sattım. Yerine daha büyük bir masa aldım. Enteresan bir şekilde odaya eşya girdikçe daha da büyük gözükmeye başladı. Şimdiki halini pek sevdim. Aldığım birkaç çerçeveyi duvarlara asabilirsem daha güzel olacak. Dikiş makinemi de gün yüzüne çıkardım artık. Sıra depoda kolilerin içinde bekleyen kumaşlarda. 
Eski Hali
Eski Hali
Yeni Hali

Bu sene hedeflerimden biri daha bilinçli bir okuma takvimi oluşturmak. Her şeyi kayıt altına almaya bayılırım. Bu beni yapacağım işlerde motive ediyor. Sene başında haberdar olduğum notion uygulamasını kullanmaya başladım. Kişisel ajandanızı oluşturabiliyorsunuz. 2021 hedefleri, 2021 kitap okuma listesi, günlük okuma sürelerim ve daha birçok aktivite için tablolar hazırladım kendime. Bir nevi günlük gibi. Gün sonunda neler yaptım diye doldurması pek zevkli. Tabloda boş günüm geçmesin diye de ekstra bir özeniyorum. Çoğu kişinin aksine boş vakitlerimde kitap okumuyorum mesela. Kitap okumak için bir zaman aralığı belirliyorum kendime. Telefondaki kronometre uygulaması en büyük yardımcım. Bu sayede okuma süremdeki gözle görülür artışı takip edebiliyorum. Dediğim gibi her şeyi kayıt altına almaya bayılırım. 



Parkta bir bank var. Parkta aslında birçok bank var. Lakin bahsettiğim bankın yerini çok seviyorum. İlk fotoğrafını yazın çektim. Sonbaharda da bir fotoğrafını çektim. Cuma günü etraf karlarla kaplanınca bir fotoğraf daha çektim. İlk baharda da bir fotoğraf çekip döngüyü tamamlayacağım. Böyle minik saplantılı hareketlerim de var. 

Tatlı tatlı yazarken, ince belli bardaktan çay içme sevdası yüzünden iki kere masadan kalktım. Şimdi dumanı tüten çayımı yudumlama, kapanış yazısını yazma, ve birkaç kare fotoğrafı yazıya iliştirme vakti geldi. 
Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın.
Bu soğuk kış günlerinde içinizi ısıtacak şeyler içmeyi de ihmal etmeyin.
Sevgiler.

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

16 Ocak 2021

Krakow'da Kış - Winter In Krakow


Çektiğim fotoğraflar, sıcacık eldivenin içinden çıkartılıp soğukla yüzleşen parmakların telefonla buluşması üzerine meydana geldi. Bu yüzden de telefonda kalmayı değil, mikro bir hikaye ile blogda yer almayı hak ediyorlar.

Her şey geçen hafta Krakow'da başladı. Sabah yürüyüşlerinde bana eşlik eden güneş artık yeteri kadar ısıtmıyordu.
Everything has started last week in Krakow. The sun was no longer warm enough.


Bu durumdan muzdarip olan sadece ben değildim. Park sakini sincaplar dertliydi. Artık yemek bulmak zorlaşıyordu. Şaşkındılar.
The squirrels living in the park got a bit sad just like me. It was getting harder to find food. They were bewildered.

Bir sabah uyandığımızda, kar taneleri toprak ananın üstünü adeta bir battaniye gibi örtmüştü. Artık toprak ana görünmez olmuş kış uykusuna yatmıştı.
When we woke up one morning, the earth was covered with snowflakes. She was no longer visible.

Çok değil bir gün sonra gökyüzünün mavisi kayboldu. Artık gökyüzü de beyaz renge bürünmüştü. Yaşamın tüm renkleri birer birer kayboluyor, yerini beyaza bırakıyordu.
A day later, the blue sky was disappeared. Now the sky was white too. All the colors of life were disappearing one by one.

Bir renk görebilmek ümidiyle yürüdüm, yürüdüm. Yılmadım. Saatlerce yürüdüm.
I walked for hours hoping to see some colors.


Mavi rengi görebilme umuduyla yaptığım yürüyüş sonrası karşıma soğuktan cam görünümü almış bir nehir çıktı.
After the long walk, I have seen the river that looked like glass from the cold. 




Hava her geçen gün soğuyordu. Kar tanecikleri tüm şehri ele geçirmeyi başarmıştı. Her şey birer birer kayboluyordu. Güneş, mavi gökyüzü, akan nehir, kuşlar, sincaplar...
The weather was getting colder by day by. Snowflakes managed to capture the entire city. Everything was disappearing one by one. Sun, blue sky, flowing river, birds, squirrels, even people!


Şehir kar altındayken, ellerim donarken, sincaplar şaşkın, kuşlar sessizken, Krakow'un yeni sahipleri her köşe başında boy göstermeye başlamıştı.
When the city was covered with snow, my hands were frozen, the squirrels were confused and the birds were silent, Krakow's new owners began to appear everywhere.

Son.
The end.
✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:
Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.