8 Ekim 2021

Kahve Bahane #Yasemin Ağacı



Havalar soğudu. Hadi gelin size içinizi ısıtacak görseller eşliğinde İzmir günlerimi anlatayım. Klasik kahve bahane yazısı gibi daldan dala atlamaya ben çok hazırım. Ya siz? 

Tatil de tatil diye yanıp tutuşan bedenimi ve ruhumu en sonunda Kuşadası'nın o harika sularına bırakarak söndürdüm. En az altı ay güneş yüzüne hasret kalacağımı hesaba katıp az biraz da güneşlendim. D vitamini şart. Erkek kardeşimle bol bol atıştım, kız kardeşimle dertleştim, annemle güldüm. 

                                                
                                 

                                 

Ayağımın tozuyla business run için koşumu tamamladım. Toplamda 12 saat süren yolculuk sonrası dört kilometre koşmak gözümde büyüyordu. Lakin hiç de korktuğum gibi olmadı. 

                                                  

Tatilde bu sefer çok abartmadım. Her şeyden az az yedim. Özlediğim tatlarla hasret giderdim. İnce belli bardaktan çay içtim. Sabah sporu sonrası, fırından dumanı üstünde tüten gevrekler aldım. Kokusu ile mest oldum. 

                                       

                                     

Karşıyaka Foça yolunda hayaller kurdum. Deniz kenarında rakı balık ile güneşi batırdım. Rakının üstündeki ipi o günün anısı diye koluma bileklik yaptım. Rakıdan değil, keyiften sarhoş oldum. 

                             

                             

                                        

                                                        

                                                

Bavulda yer var diye aklıma gelen kitapları aldım. Dönüşümüzde ıslanan valizlerimize rağmen kitaplarımın suya maruz kalmadıklarına sevindim. Islanan kıyafetleri yıkarken de az biraz hava yolu şirketine laf ettim. 

                                           

Karşıyaka sahilinde uzun uzadıya yürüdüm. Bostanlı'da deprem sonrası hasar almış ve yıkılmamış evleri görüp üzüldüm. 

                                          

                                          

                                          

İki hafta boyunca reformer pilates yaptım. Zaten onu da ayrıca yazdım. Sabahları salona yürürken Yasemin ağaçlarına denk geldim. Ne de güzeller dedim. Yasemin ağacı gibi kök salamadım bir yere. Bir ordayım bir burada. Buradayken oradaki ailemi, arkadaşlarımı özlüyorum, oradayken de evimi...

                                                   

                                          

                                          

                                          


Tatil dediğin bitmeye mahkum. Bitti; dönüş yolunda gözümde ayrılığa dair yaş, aklımda birçok güzel anı, yanımda da hayat arkadaşım vardı. Yine kaldık mı baş başa. Senelerdir olduğu gibi yuvarlanıp gitmeye devam.

                                 

                                            

                                            

                                           

Krakow'da havalar bildiğiniz gibi. Ağaçların yaprakları sararmaya, iç üşütecek soğuklar gelmeye başladı. Tatilin huzuru hala benimle. Bu sefer bunalıma girmeyi değil, içinde bulunduğum durumu özümsemeyi seçtim. Her şey böyle çok daha kolay ve güzel. 

Size demiştim. Klasik bir kahve bahane yazısı olacak diye. 

Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın. 
Çiçekler güzeldir. Ara sıra mis gibi kokan çiçekler alıp masanıza koymayı da ihmal etmeyin. 
Sevgiler.


✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

27 Eylül 2021

Kahve Bahane #Nedir bu Reformer Pilates ve TRX



Uzun uzadıya tatil yapan karınca yuvasına geri dönmek üzereyken bir kahve bahane yazmaya karar verir.
Harika geçen üç haftalık tatilimden başka bir yazıda bahsedip, çektiğim fotoğrafları ekleyeceğim kahve bahane pek yakında burada olur. Ama şimdi gelin size tatilimi güzelleştiren farklı bir deneyimden bahsedeyim.

Spor yapmayı severim. Bilirsiniz. Seneler önce kim neler yapıyor diye internette gezinirken karşıma reformer pilates çıkmıştı. O zamandan beri aklımın bir köşesindeydi. Son zamanlarda moda olan TRX de ilgimi cezbediyordu. İkisini de deneyimleme şansını bu tatilde yakaladım.

Nedir bu Reformer Pilates ve TRX?

Orta Çağ işkencesinin modern halidir desem yalan olmaz. Bir saatlik bir ders sonrası; vay arkadaş benim buralarda da kaslarım mı varmış dedirtir. Reformer için kullanılan aletin çalıştırmadığı kas yok. Bir insan ayak parmaklarındaki kasların çalıştığını hisseder mi? Reformer yapıyorsa hisseder. 
TRX ise Reformerin eltisi gibi. Sakin sessiz yan tarafta durur aman sıra ona gelince tüm hünerlerini gösterir. Asılan iki ip bu nihayetinde bana neler yapabilir ki derseniz, ders sonunda sizi yerden kazımalarına sebep olur diyebilirim.

Aman Yasemin, öyle bir anlattın ki bunların olduğu yerin yakınından bile geçmeyiz demeyin sakın. Bu devirde tüm kaslarınızı ağrıtan, sizi deli gibi terleten ama bir o kadar da eğlenceli olan başka bir şey bulmak zor. 









Burada bir diğer etken, sizinle iletişimi iyi olan bir eğitmen. Ben tatlı mı tatlı bir eğitmenle bir aylık programını iki haftaya sıkıştırdım. Table top, Hundred derken; seansları "yok yok, ben bunu yaparken kesin düşerim" nidaları içinde tamamladım. İlk günlerde kolay hareketlerle başladığım yolculuğumu son derslerde zor hareketler ile taçlandırdım. Düşmedim, yılmadım, bolca terledim ve iki haftada kaslarımın sıkılaştığına, üstüne üstlük harika bir şekilde esnediğime şahit oldum. Bu arada yediklerime hiç dikkat etmedim. Ne bulduysam yedim. Sağlıklı beslenme planı ile eminin etkisi inanılmaz olacaktır. Kısaca ben reformer pilatese bayıldım. 




Gelelim TRX denen alemetifarikaya. Siz ona TRX diyebilirsiniz, ben kalori canavarı diyorum. Efektif olarak kullandığınızda yakamayacağı kalori yok. Sizi sakatlama oranı son derece az. Ayakta yapılan hareketleri bir nebze kolay fakat planktan hiç söz etmeyelim. Hele üstüne farklı kombinasyonları ekleniyor. O zaman plank plank olmaktan çıkıp bambaşka bir şeye evrimleşiyor. Ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Adı üstünde tam bir canavar. Hareketler zor olmasına zor fakat bir o kadar da eğlenceli. 





Krakow'da Reformer Pilates çok yaygın değil fakat TRX spor salonlarında var. Gönlüm reformerdan yana olsa bile ben elde olan TRX ile yola devam edeceğim sanırım. İzmir’deyseniz gönül rahatlığıyla eğitmenimi tavsiye ederim. Nurgül hanım şeker mi şeker ama hiç acıması yok. Hareket tekrar sayısı bitmeden, sizi esnetmeden asla bırakmaz. Benden söylemesi. 

Peki ben bunları niye yazdım. Hem anılarımda yer alsın, hem de sizi biraz gaza getirsin diye yazdım. Aklınızda acaba mı diye bir soru varsa ertelemeyin ve en kısa sürede reformer pilatese başlayın derim. Kesinlikle pişman olmayacaksınız. 

Şimdilik benden bu kadar. Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın.
Hareket etmeyi, sevebileceğiniz şeyleri deneyimlemeyi ihmal etmeyin.
Sevgiler.
✄---------------------------------------------------------------------
Paylaş:

27 Ağustos 2021

Kahve Bahane #Ağır Baş İyidir


Selam sana kahve bahane sever. Halen bu blogu ziyaret edip kahve bahane yazıları okuyanlardansan sana bir teşekkür borçluyum. Zira takipçilerime mail gönderdiğim alt yapı artık blogger tarafından desteklenmeyecekmiş. Bu da demek oluyor ki bundan böyle Bir Tutam Karınca'yı e-mail ile takip etmek zor. Yeni bir aracı site bulmam ve blogumla eşleştirmem gerek. Yakın gelecekte olmasa bile bir gün yapacağım. 

Yakın gelecekte ben yine Türkiye yolcusuyum. İçim kıpır kıpır. Bu sefer araya bir deniz tatili de sıkıştırıyorum. Anlayacağınız keyfim yerinde. Hatta o kadar çok yerinde ki buraya aniden gelen sonbaharı bile pek dert etmiyorum. Havalar yeniden soğudu. Balkon sezonu kapandı. Montlar giyilmeye başladı. Bu sene de Krakow'un havası bir acayip. Şimşek tepemizden, yağmur suyu zeminlerimizden eksik olmuyor. 

Balkon sezonu kapanmadan önce, uzunca bir süredir aklımda olan kahve masası projesini hayata geçirdim. Böylelikle balkonda içilen kahveler daha bir keyifli hale geldi. Öncesi sonrası fotoğraflarını çektim. Eğer bir youtuber olsaydım yapılış aşamalarını da çekerdim. Ama değilim. 




Yazının bundan sonrasında biraz değişiklik yapmaya karar verdim. Ben bunu blogumda paylaşırım ki dediğim şeylerin fotoğraflarını çekiyorum. Uzunca bir süre yazmayınca fotoğraflar birikti tabii. Şimdi hepsini hunharca paylaşma zamanı. 

Türkiye'den aldığım kitapları okuyorum yavaş yavaş. Şu Acayip Karıncalar adlı kitap aslında bir çocuk kitabı. Fakat içinde karıncalara dair o kadar güzel bilgiler vardı ki ilgiyle okudum. Ve bir karınca olduğum için kendime yeniden aferin dedim. 
*Probis stoğumu Türkiye'ye gideceğim için tükettim.

Ben iflah olmaz bir balkon severim. Bıraksanız ömrümü balkonda geçirebilirim. Ama Krakow'da bu na mümkün. Yağmurlardan arta kalan zamanlarda, ha birde canavar sivrisineklerden fırsat bulduğum zamanlarda balkonun keyfini çıkardığım doğrudur. Sivrisinek konusunda çok dertliyim. Isırdıkları yerler felaket kaşınıyor ve davul gibi şişiyor. Polonya'nın sivrisineklerine canavar diyebiliriz.


Balkona büyükçe bir bitki almak istiyordum. En sonuna bir zakkum aldım. Eve getirene kadar bir zakkum aldığımdan habersizdim. Zakkum zehirli bir bitki. Evde çocuk, hayvan varsa aman diyeyim, sakın almayın. Yenildiğinde zehirliyor. Tabii bu görsel bir ay öncesine ait, şimdi çiçeklerini döktü. Birkaç santim boy attı. Umarım kışı atlatır ve yazın yine balkondaki yerini alır.


Evde durumlar böyleyken iki ayı geçkin bir süredir düzenli olarak spora gittiğimi de gururla yazabilir artık. Ortalama haftada 4-5  gün salona gidiyorum. Son bir aydır da ağırlık çalışmaya başladım. Yavaş yavaş da meyvelerini toplayacağıma inanıyorum. Salonun yaptığı meydan okuma sayesinde de ikinci hediyemi kaptım. Bu da ayrı bir motivasyon kaynağı oluyor benim için. Tatil sonrası üçüncü etabını da tamalayacağım. 




Bu arada spora giderken mahalle sakinlerimize günaydın diyorum. Neredeyse her gün karşılaşıyoruz bu aile ile. Bu fotoğraflarda bir ay öncesinden. Bugün yavrulardan birine rastladım. Kocaman olmuş. 



Spor iyi hoş da işin kilit noktası kesinlikle beslenme. Onu değiştirmedikçe yüzde yüz sonuç almak hayal.  Gün gelir onu da düzeltirim diyorum. Canım ne çektiyse, abartmamak koşuluyla yiyiyorum. Hazır yaptığım tatlıların görsellerini paylaşmışken tariflerinin linkini de buraya ekleyeyim. 



Görüldüğü üzere vaktimim çoğu evde geçiyor. Bu sene hava yüzünden uzun uzadıya bisiklet de süremedim. Sabah güllük gülistanlık olan hava akşam bir anda Nuh Tufanı simülasyonuna dönüşüyor. Arada kısa sürüşler yapıp yine Krakow'un güzelliklerini ve enteresan duvarlarının fotoğraflarını çekmeye devam ediyorum.









Böyle biriktirince yazacak birçok şey oldu. Güzel oldu. Ne demiş eskiler; sakla samanı gelir zamanı.

Atasözleri, özlü sözlerler, deyimler, eskilerin söyledikleri sözleri pek severim. Sıklıkla da konuşmalarımda yer veririm. Bu yüzden başlıkta da bunlardan birini kullanmayı uygun gördüm. Çünkü yaklaşık iki haftadır düzenli olarak baş ağrım var. Ara ara şiddetleniyor ve keyfimi kaçırıyor. Ağır baş iyidir hoştur ama ağrıyan baş değildir. Neyse Allah başka dert vermesin diyelim de yazıyı burada sonlandıralım. 

Muhtemelen bir sonraki Kahve Bahane yazısı tatilimden sonra yazarım. 
O zaman ne diyoruz (bana iyi tatiller); Bir sonraki Kahve Bahane yazısında görüşünceye dek, şen ve esen kalın. 
Kendinize zaman ayırmayı da ihmal etmeyin. 
Sevgiler.

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:
Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.