30 Mayıs 2026

Kahve Bahane #Kimse Bilmez


Bir başlasam yazacak çok şeyim var aslında. Lakin yaklaşık beş dakikadır ilk giriş cümlesi yazıp yazıp siliyorum. Beş dakika kısa bir süre diye düşünebilirsin. Aslında nerden baktığına bağlı. Zaten hayat biraz öyle değil mi? Mutlu olmayı, umutsuz olmayı, hüzünlü olmayı, boşvermiş olmayı, umut dolu olmayı bizim olaylara bakış açımız belirliyor.

Uzun bir aradan sonra ilk defa koştum. Hava serindi. Koşarken çok düşünürüm ben. Mesela spor yaparken öyle olmuyor. Ama koşarken başka. Aklıma gelen düşüncelerin haddi var hesabı yok. Eskiden kendimle çok kavga ederdim. Artık kendimle barıştım. Tatlı tatlı konuşuyorum.

Bir anda aldığım keskin kararlarım var benim. Kimse bilmez.
İşimden istifa etmeye karar verip banka sınavına girdiğimi…
Evlenmem ben diyip bir anda evlenmeye karar verdiğimi…
Bankada uzun yıllar çalıştıktan sonra istifa edip yurtdışına taşındığımı…
Dört sene işsiz olduğum sürede sürekli ağladığımı…
Hayatıma dair derin bir dönemeçten geçtiğimi…
Arkadaşlarla buluştuğum bir akşam iş bulacağım dediğimi…
Bunu söyledikten bir ay sonra hayatımın ilk İngilizce mülakatına girdiğimi…
Geçen sene ani bir kararla artık Lehçe işini kökünden bitireceğim dediğimi…
Ve dün itibariyle artık Lehçe sınavına hazır olduğumu düşündüğümü…

Evet insanları dinlerim. Bana söylediklerini önemserim fakat içimde, derinlerimde o kararı almamış olursam ne olursa olsun hayata geçiremem. İçimde, derinlerimde bir düğme var gibi. O düğmeye basmadığım sürece hep çalakalem oluyor kararlarım. Ama bir gün, hiç beklemediğim bir anda, nasıl oluyor bilmiyorum fakat o düğmeye basmayı başarıyorum ve olaylar hızlıca gelişiyor.

Sanırım ben o düğmeye yine basmayı başardım. Bundan sonrası Allah kerim. 



 ✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

17 Mayıs 2026

Kahve Bahane #Trençkot


Bugün neredeyse herkesin gardırobunda var olan trençkotun aslında savaş meydanlarında, çamurlu siperlerde doğduğunu biliyor musunuz? Askeri bir üniforma olarak tasarlanıp sonrasında moda dünyasına girmiş bir parça olur kendisi. Aslında bu kendi başına güzel bir blog konusu olabilirdi. Lakin bilirsiniz ki kahve bahane formatı böyle değil. Yine biraz oradan, biraz buradan bir yazı olacak.  

Dün bir anda aklıma geldi. En son sanırım 15 sene önce kendime bir trençkot aldım. İstanbul’da yaşarken, bankada çalışırken; tabiri caizse iki dirhem bir çekirdek giyinip giderdim işe. Tam da mevsim geçişlerinde trençkot hayat kurtaran bir parça olurdu. Gelin görün ki Polonya’ya taşındığımdan bu yana ara mevsimlere ait olan parçalar bir bir dolabımdan silindi. Neden!! Çünkü mevsim geçişi yok. Yılın neredeyse sekiz ayı hep kalın şeyler giymek zorundayım. 

Mayıs ayının ortasında olmamıza rağmen günlerdir süren yağmur yüzünden artık biraz depresif hissediyorum. Hadi bahar yağmurudur, sevilir diye kendimi avutayım diyorum lakin hava Ekim ayı gibi bildiğin soğuk. Bu sene yaz gelecek mi, artık gerçekten bilmiyorum. 

Balkon saksılarına ektiğim tohumlar gün yüzüne çıkmayı başaramadılar. Güneş ve sıcak yokken nasıl olacaktı ki. Yani tohumlar da çok haklı. 

Hava kış gibiyken marketlere yavaş yavaş çilek gelmeye başlamış. Bu beni bir nebze olsun mutlu ediyor. Dün çilek aldım. Tadı güzeldi. Polonya çilekleri gayet tatlı ve lezzetli oluyor. 

Pazar miskinliğinden kurtulup spora gitmeyi planlamıştım fakat ıslanmayı hiç istemiyorum. Yine bir ikilemdeyim. 

Bu sıralar iş yerindeki değişiklikler beni hem yoruyor hem de motive ediyor. Beyin yorgunluğum ziyadesiyle fazla. Böyle zamanlarda kitap okumayı biraz arttırırım, bu sanılanın aksine beynimi dinlendiren bir aktivite benim için. Belki bir ara sene başından beri okuduğum kitaplar hakkında bir blog yazısı yazabilirim.

Bilirsiniz ki buradaki yazılar bir plan dahilinde yazılmıyor. Bir anda aklıma bir kelime geliyor, o kelimenin çağrıştırdığı birkaç anı beliriyor aklımda, sonrasında ben bunu yazmalıyım diyorum ve böylelikle okuduğunuz kahve bahane yazıları oluşuyor. 

İşte yine bir kelimeden doğan kahve bahane yazısının sonuna geldim. Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın. 
Depresyona girmek kolay, çıkmak ise bir o kadar meşakkatli; siz siz olun girmeyin. 



✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

9 Mayıs 2026

Kahve Bahane #Şiraze



Kahve bahane konuları bir anda oluşuyor. Belli bir zamanı yok. Bu yazıyı yazmama neden olan kelime ise Şiraze. 
Şiraze; kitap yapraklarını düzgün tutmaya yarayan ince şerite verin ad. Eğer şiraze bozulursa kitabın düzeni, nizamı bozulur. Hepimiz hayatımızda en az bir kez şirazesi kaymış yakıştırmasını duymuşuzdur. 

Açıkçası son bir buçuk haftadır hayatını tanımla derseniz tam olarak bana yakışan metafor bu. Eve gelen davetsiz misafir ( bir virüs sanırım) yüzünden pek keyifsiz günler geçirdim. Kendimi biraz toparladım lakin tam anlamıyla iyileştiğimi söyleyemem. Üst solunum yollarımdaki tıkanıklık hissi henüz geçmedi. 
 
Ve tam böyle hastalık yüzünden yatarken, aylardır beklediğim bahar kapımıza dayandı. Hava en sonunda ısındı. Senelerdir bizim beyin bisiklet kaskını kullanıyordum, bu sene kendime bir kask aldım. Kurye kaskı teslim ettiğinde hastaydım ve bir hafta masanın üstünde duran kaskla bakıştım. Artık bakışmaya dayanamayım ve hafta sonu kendimi pek yormadan bisiklet sürdüm. Açıkçası kısa sürüşler bile beni yordu lakin bisiklet sürerken ve sonrasındaki mutluluk hissi için bu yorgunluğa değdi. 




Geçen sene balkona aldığım gül, oldukça dayanıklı çıkıp, Polonya kışını atlatmayı başardı. Yeniden filizlendi. Hazır gül var, hayatımda ilk defa Hıdrellez dileği yazıp gülün altına gömeyim dedim; dedim de onu da yanlış günde yaptım. Bir gün önceden gömmüşüm dileğimi, artık tutar tutmaz göreceğiz. 

İş yerindeki görev değişiklikleri iş yoğunluğu olarak bana geri döndü. Şikayetçi değilim. Her değişim sürecinin biraz sancılı olduğunu kabullendiğimden beri, değişime ayak uydurma hızım artıyor. 

Şiraze ile başlayan yazı yine ortaya karışık bir kahve yazısına evrildi. Bence güzel de oldu. 

O zaman ne diyoruz bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın. Virüsleri de hayatınıza almayın.


✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:
Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.