Kişisel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kişisel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2021

Kahve Bahane #Notion Anılar ve Notlar



Çok severim; yazayım, çizeyim, notlar alayım. Sayamayacağım kadar not defterim var. Bazısı sonuna kadar dolu, bazısında henüz yazılmamış sayfalar var. Bunun yanı sıra alıp kullanmaya kıyamadığım defterlerim de var. Zamanı gelecek elbet. Bizim evde hiçbir defter boş kalmaz. 

Ben bu alışkanlığımı tamamen babamdan aldığımı söyleyebilirim. Babamın her zaman yanında taşıdığı bir not defteri vardı. Alacaklarını vereceklerini yazardı. Memur maaşıyla 3 çocuk bakmaz zor zanaattı. Elektirik mühendisiydi. Mesaiden arta kalan zamanlarda da çalışırdı. Vefatından sonra annemle açtık defterini, borcu olanlara (bize her zaman kıyafet aldığı bir mağaza vardı) ödedik borçlarımızı. Alacaklarımızdan bazılarını da alamadık. Ölenle kapandı borç dediler. Annemle Allahınızdan bulup diyip kapattık defteri. 

Sonra annem devraldı defteri. Faturalar, aylarca bağlanamayan maaş yüzünden biriken borçlar yazıldı o deftere. Biraz sıktık dişimizi, okulu bitirdim. İş buldum. Artık defterin artı kısmına emekli maaşı artı benim maaşım yazıldı. O deftere kaydede kaydede iki çocuk okuttuk.

Bak ya; bambaşka bir şey anlatacakken ta nerelere gittim. Şimdi asıl anlatmak istediğim konuya dönüyorum. Dedim ya severim yazayım, çizeyim, notlar alayım. Her şeyim kayıt altındadır. 2009 yılının Eylül ayında toplam ne kadar ödeme yaptın (fatura, kira, kredi kartı ödemesi) derseniz hemen çıkartıp gösterebilirim. Son senelerde kendime ait kişisel ajanda tutuyorum. Bullet Journal denedim. Geçen sene normal bir ajanda kullandım. Bu sene başı da acaba yeniden Bullet Journal mı yapsam diye düşünürken Notion adlı bir uygulamaya denk geldim. Kullanmaya başlayalı neredeyse bir ay olacak. Oldukça memunum ve memnun olduğum şeyleri paylaşmayı severim. 

Notion Nedir? 

Notion kullanımı oldukça eğlenceli, tamamen kişisel kullanımıza göre şekillendirebileceğiniz Bullet Journal'ın sanalı. En büyük artısı da hem bilgisayardan, hem de telefona indirdiğiniz uygulama sayesinde her yerden erişilebilir olması. Fiziksel ajandanın dezavantajını ortadan kaldırıyor. Telefonunuz veya bilgisayarınız yanınızdaysa ajandanız sizinle demek.

Notion'da Neler Yapılır? 

Bu tamamen size kalmış. Gelin ben neler yaptığımı görseller ile anlatayım. Size de kendi ajandanızı oluşturmak için bir fikir olur.
İlk önce kendime ana sayfa hazırladım. Alt başlık olarak  2021 Hedefleri, 2021 Okuma Listesi, Günlük Okuma Süresi, Araştırılacaklar, Altını Çizdiklerim, Görülecek Yerler, İç Ses, Film ve Yatırım diye sayfalar oluşturdum. Burayı kişiselleştirmek tamamen sizin elinizde.


Ana sayfadan 2021 Hedeflerine tıklayınca alttaki gibi bir sayfa açılıyor. Yapılacaklar, başladıklarım ve bitenler şeklinde ayırdım. Şimdilik yapılacaklar kısmı ağırlıkta. Yılın başı olduğu için böyle, temennim yıl sonunda tüm listeyi bitenleri kısmına taşımak.
Bir diğer sayfam da 2021 Okuma Listesi. Bu sene okuma listemde olan kitapları yazmaya başladım. Durumu kısmından da şu an ne aşamadayım diye görebiliyorum. Kitap hakkında aldığım notlarını da ekliyorum. Sene sonunda mis gibi bir arşiv oluşacak. 

Günlük okuma süresini aylık olarak hazırlayacağım. Her gün kaç dakika kitap okuduğumu yazıyorum. Kitabı okumaya başladığımda kronometremi açıyorum. Böylelikle dakikası dakikasına ne kadar okuduğumu biliyorum. Bugün itibariyle 2197 dakika neredeyse 37 saat kitap okumuşum. 



Altını Çizdiklerim en faydalı sayfalardan biri olacak. Bir yerlerde okuduğum ve minik minik not kağıtlarına yazıp sağa sola sıkıştırdığım alıntıları artık bu sayfa altında toplayacağım. Derli toplu olacak.



Bir de izleyeceğim filmler için bir sayfa oluşturdum. Burası pek aktif olmayacak gibi. Çünkü artık güzel film yok. 

Genel olarak sayfa içerikleri bundan ibaret. Her sayfayı ihtiyaca göre şekillendirebilmek büyük bir artı. Ayrıca kapak fotoğrafları arşivine de bayıldım. Bunlar şu an için oluşturduğum sayfalar. Zamanla ihtiyaca göre yenilerini ekleyebilirim. Dediğim gibi deniz derya bir uygulama. Her şeyi not alabilirsiniz. Yapacağınız şeyleri not alamak, onu yapmaya sizi motive eder. Özellikle yeni kazanmaya başladığınız ve yakın zamanda adına alışkanlık diyeceğiniz bir şeyler varsa, süregitmesi için böyle günlük verileri işleyebileceğiniz listeler altın değerinde. Deneyin, faydasını göreceksiniz. 

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

9 Haziran 2019

Ne Umdum Ne Buldum #Mayıs


Geç yazılmış bir ne umdum ne buldum yazısı olacak bu. Mayıs ayının hareketliliği geçen tüm ayları gölgede bıraktı. Klasik bir giriş ile başlayayım.

Mayıs ayından yine güzel bir hava umdum. Fakat gelmeyen bahar yine gelmedi. Mayıs ayının son haftası fırtına buldum. Bu sene yazın geleceğini dair umudumu kaybetmek üzereyim.

Düzenli spor yapmayı umdum. Pek düzenli olmasa bile (düzenden kastım gün aşırı veya her gün koşmaktı) her hafta koştum. Bol bol yürüyüş buldum. Artık spor salonundan kurtuldum. Dışarıda koşu ve yürüyüşe başladım.

Üç kitap okumayı umdum. Umduğumu da buldum. Uzun zamandır kitaplığımda okunmayı bekleyen Tolstoy'un Savaş ve Barış adlı kitabını okudum. Bu kitapla birlikte içinde savaş olaylarının anlatıldığı, cepheyi konu alan kitapları sevmediğimi keşfettim. Askerlerin hayatlarını, siperlerin arkasında yaşadıklarını gözümde canlandıramıyorum. Bunun dışında Sabahattin Ali'nin Bütün Hikayeler adlı kitabını okudum. Oldukça sevdim. Ay kapanışını M. Kemal Atatürk ile yaptım.

Artık yeşil çay içmeyi ummuyorum. Çünkü geçen dört ayın ardından yeni bir alışkanlık edindim. Her sabah kahvemden sonra yeşil çay içiyorum. Yeşil çay dengeli tüketildiğinde oldukça yararlı. Kahve demişken günlük içtiğim kahve sayısını düşürdüm. Artık günde iki bardaktan fazla kahve içmiyorum.

Su içme ile ilgili umutlarım oldum olası var. Bulduklarım ise içler acısı. Tam böyle umutsuz bir söz öbeği sonrası bu ay enteresan şeyler olduğunu söyleyebilirim. Su içme oranımı arttırmayı başardım. Sağda solda devamlı iki litre su için söylemlerine kulak tıkadım. İdrar rengini baz alıyorum artık.

Mayıs ayında geçen sene umduğum şeyi buldum. 2018 yılının sonuna doğru 2019 yılında bir iş bulacağım demiştim ve gerçekten de öyle oldu. Haziran ayında başlayacağım bir yeni bir işim var artık.

Mayıs ayından sağlık umdum. Çünkü havaların dengesizliği yüzünden tanıdıklarım hep hastaydı. Küçük bir hastalık buldum. Bu süreçte ya koşup bu hastalığı atlatırım dedim; ya da yorgan döşek yatarım. Şanslıydım sanırım. Koşu sonrası yorgan döşek yatmadan atlattım gitti. Bu arada tuhaf bir şey oldu. Hastalanacağımı hissettiğim an canım dereotu çekti. Normalde dereotunu pek sevmem. Hani derler ya kırk yıl yemesem aklıma gelmez. Öyle işte. Hafif seyreden hastalığı atlatana kadar demet demet dereotu yedim. Sonradan araştırdım. Meğer dereotunda bol derece C vitamini varmış.

Mayıs ayında Haziran ayında çıkacağım tatilin hayalini kurdum. 31 Mayıs itibariyle tatilime kavuştum. Deniz, güneş, bol muhabbet...

Şimdilik anlatacaklarım bu kadar. Bu ay ne umdum ne buldum yazısı hayli enteresan oldu. Çünkü bunu havuz başında şezlonga uzanmışken, Krakow'dan aldığım not defterime yazıyorum. Muhtemelen bilgisayar başına geçip, blog yazısı olarak yazarken hataları düzelteceğim. (düzelttim)
Bu yazının orijinal haliyse bir hatıra olarak not defterimde kalacak.

Bir sonraki ne umdum ne buldum yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın.

15:57 / 02.06.2019 / Kuşadası- İzmir

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

1 Kasım 2018

Kahve Bahane #32


Kahve bahane arşivi gün geçtikçe büyüyor. Ben yazmaktan siz de okumaktan zevk aldığınız sürece kahve bahane serisi blogda hep var olacak. Üstüne basa basa söylediğim bir şey var. Bir Tutam Karınca tamamen kişisel bir blog. Bir ticari kaygısı yok. Okunduğu ve yorum aldığı zaman mutlu oluyor. Hepsi bu.

Arada bir farklı konular hakkında yazıyorum. Onların çıkış noktası da aslında merak ettiğim şeyleri araştırırken, bunu bloga yazayım da benim gibi merak eden birileri varsa nasiplensin düşüncesi. Mesela Çantanın Tarihi  adlı yazım ve bu yazıdan önce yazdığım Halloween Cadılar Bayramı yazım böyle oluştu.

Kahve bahane yazısının görsellerini, daha kaliteli ve göze hitap ettikleri için genelde internetten buluyorum. Bugün uzun bir yürüyüşün ardından, minik bir kafede leziz bir kahve içtim. Kahvemi yudumlarken bir sonraki kahve bahane yazısının görseli de benim objektifimden olsun dedim. Yazının başında yer alan görselin hikayesidir bu. 


Polonya'nın dini bayramları bize kıyasla çok fazla. 1 Kasım günü de mezarlıkları ziyaret ettikleri özel bir gün. Bu özel günde, mezarlıklar nasıl oluyor diye oluşan merakı gidermek adına, ben de Krakow'da yer alan bir mezarlığa gittim. Oldukça kalabalıktı. Krakow'da böyle kalabalık ortamları gördüğüm günlerin sayısı pek azdır. Mezarların hepsi çok bakımlıydı. İnsanlar çiçekler ve mumlar alıp ziyarete gelmişlerdi. Mezarlıkları ziyaret etmek insanda hoş bir etki bırakmıyor tabii ki. İnsanın içini garip bir hüzün kaplıyor. Ve aslında kafamıza taktığımız şeylerin pek de önemli olmadığını bize hatırlatıyor.




İş arama sürecim devam ederken, iki hafta önce girdiğim mülakattan bir ses çıkmamasına biraz üzülmüş olabilirim. Heyecanımı bastırıp, kendimi ingilizce ifade etmek beni bir hayli zorluyor. Aslında ben elimden geleni yaptığımı düşünüyorum. Sanırım artık vitesi ikiden üçe çıkarma zamanı geldi. Yine biraz zorlamak ve bir tık ileriye taşımak lazım ingilizceyi. Nasıl olacak pek bir fikrim yok. Bazen motivasyonum düşüyor. Olmuyor Yasemin, sen de ancak bu kadar yapabiliyorsun diyorum kendime. Sonra hadi biraz daha dene. Belki bu kez olacak diyorum.


İkilemde kalıyor olmak zor. Başarmak için denemek lazım mottosundan yola çıkarak şimdilik gaz veriyorum kendime. Gazı verip vitesi bir üst vitese atarsam belki bu sefer olur. Neden olmasın?
Bir çin atasözü der ki; Başarı belki insana çok şey öğretmez, fakat başarısızlık çok şey öğretir. 
Şimdi derin bir nefes alıp ileriye odaklanma vaktidir.

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

12 Ekim 2018

Jack White Konseri

Daha önce birçok yerde gözünüze ilişmiştir. Ölmeden önce okunacak kitaplar listesi veya ölmeden önce izlenecek filmler listesi veya ölmeden önce yapılacaklar listesi adı altında birçok liste var.
Peki sizin böyle bir listeniz var mı? Benim yazılı olarak olmasa bile aklımda var olan bir liste var. İşte o listede yer alan Jack White konserine gidilecek ibaresinin üzerine çarşamba günü bir çizik attım.


Jack White dinlemeye 2012 yılında başladım ben. Sıkıcı banka nöbetlerimde kulağımda onun gitar ve bateri sesinin yer aldığı müzikler huzur veriyordu bana. Hatta o dönemde Jack White kimdir? diye bir yazı bile yazmışım blogumda.

Benim Türkiye'de bulunduğum zaman diliminde Jack White konseri olmadı. Kliplerini izlediğimde keşke bir gün konserine gidebilsem diye geçirirdim içimden.
Yaklaşık bir ay önce ekmek almak için markete gittiğimde, köşedeki reklamların sergilendiği bir pano vardı. Bir baktım kocaman bir Jack White afişi. Jack White Krakow'a geliyor diyor. Bende bir heyecan bir mutluluk sormayın gitsin. Hemen biletimi aldım ve 11.10.2018 tarihini beklemeye başladım. Bir ay geçti ve o büyülü akşam geldi benim için.

Krakow küçük şehir ve insanları da oldukça sakin. Bu yüzden sanırım hayatım en güzel konserini huzur içinde izleme şansını yakaladım. Bana enteresan gelen detaylardan biri ise yanımda oturan 65 yaşlarında bir kadındı. Konserin başlamasını beklerken çantasından kitabını çıkardı ve okumaya başladı. Jack White sahneye çıktığında da tüm şarkılara ritim tutmayı ihmal etmedi. Kadında kendi geleceğimi gördüm desem yeridir.


Konser konsepti phone free idi. Konser alanına girerken telefonlarımızı özel bir kılıfa koydular. Şöyle düşünün, mağazalarda eşyalar çalınmasın diye bir aparat takıyorlar ve onu çıkarmak için özel bir alete ihtiyaç var. İşte o mantıkla açılıp kapanan telefon kılıflarına koyduk telefonları. Ayrıca bekleme salonunda belirli serbest alanlar yapmışlardı. Eğer acil olarak telefonu kullanmak zorundaysanız o alana gidip görevliye kılıfı açtırıyordunuz. Güzel bir uygulamaydı açıkcası. Böylelikle konserde kimse telefonuyla uğraşmadı ve herkes sahneye odaklandı.

İlk olarak, son albümünü pek sevmediğimi söyleyerek başlayabilirim. Eski albümlerini çok seviyorum. Ben yine eski parçalarını dinlemeye devam ederim. Jack White 45 yaşında ve bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji ile dolu. İki saat boyunca bizi müziğe doyurdu. Sahne performansı harikaydı. Bu arada kadın bateristte de aşık oldum desem yeridir. O ne güzel çalmaktır öyle.





Nedense Jack White bana hep Tim Burton filmlerinden fırlamış gibi geliyor. Bu yüzden de ayrı bir seviyorum onu. Dünya gözüyle gördüm rahatladım. Yapılacak listemden bir şeyin daha üstünü de çizmiş oldum. Darısı diğer maddelerin başına diyorum o zaman.

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

14 Eylül 2018

Doğa Gezisi Yapmanın İncelikleri


Gezi ve doğa aynı cümle içerisinde nasıl da birbirine yakışıyor. Çocukluğumdan kalma bir alışkanlık mı bilemiyorum lakin dağ bayır çayır gezerken çok keyif alıyorum. Geçen hafta sonu bu keyfi uzun bir aradan sonra yeniden tattım. Şimdi o keyifli dakikaları ve tecrübelerimi bloga yazma vaktidir.

Öncelikle gittiğim lokasyon hakkında kısa bir bilgi vereyim.
Krynica Krakow'a yaklaşık 2,5 saat uzaklıkta bulunan küçük, kendi halinde bir şehir. 11bin kişilik nüfusunun çoğunluğunu yaşlılar oluşturuyor. Biz sokaklarında gezerken yaş ortalamasını oldukça aşağıya çektiğimizi söyleyebilirim.
Küçük olması kendi halinde kalmasını neden olmamış. Harika doğası sayesinde insanların yazın dağ yürüyüşü, kışın ise kayak yapmasından dolayı oldukça fazla turist ağırlıyor. Ayrıca doğanın sunduğu ve şifalı olduğu düşünülen su kaynaklarına sahip. Bol mineraller içeren suları satmak için bir tesis bile yapmışlar. Orada kaldığım süre boyunca kalp sağlığına iyi geldiği düşünülen suyu içtim. Tadı konusunda bir yorum yapmak istemiyorum. Şifa niyetine dedik, diktik kafaya.
Bu kısa bilgiden sonra gelelim doğa gezisi yapmanın inceliklerine;

- Rahat ve uygun giysiler giymeye özen gösterin.

Uzun bir rotanız olacağı için rahat kıyafetler giymekte fayda var. Ayrıca ayakkabı seçimi çok önemli. Ayağınızı kavrayan, mümkünse yürüyüş için özel olan bir ayakkabı seçmek önemli.


- Gözünüzü dört açın ki doğanın size sunduğu ayrıntıları kaçırmayın.

Kendinizi yolun sonuna odaklamayın. Gezerken sağınıza solunuza bakın. Ağaçların tepelerine, yürüdüğünüz yolların kenarlarına. Bazen tatlı şeyler size oradan göz kırpabilir. Mesela bu mantar benim objektifime böyle takıldı. 




- Eğlenmeyi ve eğlenirken dikkatli olmayı ihmal etmeyin.

Unutmayın tamamlamanız gerken bir parkur var. Eğlenin, hoplayın zıplayın ama kontrolü kaybetmeyin. Temkinli olmakta yarar var.



- Doğayla bütünleşin.

Yorulunca kendinizi çimlerin üzerine bırakın. Börtü böcekten korkuyorsanız çantanızda fenistil adlı jeli tanışmanızı tavsiye ederim. Oldukça işe yarıyor.


-Acele etmeyin. 

Doğanın günü selamlamasını veya uğurlamasını yakalayın. Güneşin ağaç dalları arasından size göz kırpmasına izin verin. 








-Kat kat giyinmeye özen gösterin. 

Böyle yazınca saçma oldu sanırım. Olaya bir açıklama getirelim. Rakım yükseldikçe havanı soğumasını göz önüne alın. Yürürken terleyeceksiniz ama molalarda size soğuk gelebilir. Bunu unutmayın. Bir tişört giydiniz diyelim. Çantanızda hafif kalınlıkta bir giysi ve bir mont olsun. Mesela bu fotoğraflar aynı gün ve sadece iki üç saatlik ara ile çekildi. 





- Gittiğiniz yere ait yerel tatları denemeyi unutmayın.

 Oranın suyundan, bitkilerinden yapılmış yemekleri tadın. Şehirde yediklerinizden çok daha leziz olduklarını göreceksiniz.

- Gezi için eğlenceli arkadaşlar seçin.

Böylelikle gezmek daha eğlenceli bir hal alır ve gördüğünüz güzellikleri paylaşırsınız. 


Eğer bunları sağlarsanız harika bir doğa gezisi anınız olur ve hoplaya zıplaya poz vermekten büyük bir keyif alırsınız.





Not: Bu fotoğrafta neden tam olarak hoplayamadığımız hikayesini bir sonraki yazıda yerini alacak.
Takipte kalın.
Sevgiler.

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

22 Haziran 2018

Kahve Bahane #21


Tilki misali döndüm dolaştım yine Krakow'da yer alan minik masamın başında kahve bahane yazısı yazmaya başladım. Krakow'un bir sıcak bir soğuk geçen yaz ayına ayak uydurma çalışırken, türk kahvesini french press usulü hazırladım bugün. Kahve almaya üşendiğimden değil canım; sadece yeni yöntemler denemek açısından böyle bir girişimde bulundum diyelim. Şu an yazdığıma ben bile inanmadım.

Türkiye'de her kahve içişimde, dur bir kare fotoğraf çekeyim dedim. Böylelikle kahve bahane serimde kullanacağım birçok görselim oldu. O kadar çok yedim içtim ki 3 kilo alarak geri döndüm. Şimdi her gün koşuyorum. Koşu için üç farklı program denedim. Merak edenler için ayrı bir yazıda bu uygulamaları anlatacağım.

Tatilde İstanbul günlerinin yanı sıra İzmir günleri de dolu dolu geçti. Çeşme'de bir hafta deniz ile iç içeydim. Enteresan bir şekilde Haziran başı olmasına rağmen deniz suyu sıcacıktı. Sonrasında Efes ve Şirince'yi ziyaret ettim. Alaçatı'da bir taş ev yapmanın hayalini kurdum. Evet! Arsayı alıp taş evi ben kendim yapacağım. Efes'te gezinirken eskiler bu işi nasıl yapmışlar diye araştırdım. Yani onlar yapmışsa ben de yapabilirim. Neden olmasın.



Tatilde dokuz kitap bitirdim. Birçok dergi aldım. Balkonda kitap okumanın keyfini çıkardım bol bol. Okuyamadığım yedi kitabı Krakow'a getirdim. Sanırım 5-6 kitabım İzmir'de kaldı. Artık onları da seneye gidince okurum. Tam burda ne diyoruz? Nasip, kısmet...







Kitap okumaktan arta kalan zamanda motif yaptım. Motiflerin birleşmesine 2 aydan az bir süre kaldı ve ben onların nasıl birleşip bir battaniye olacağı hakkında fikir sahibi değilim. O gün gelsin bir çaresine bakarız.



Tatiller insanın içini huzurla dolduruyor. Bolca güneş ve huzur depolayıp geldim. Aslında kendim için güzel kararlar aldım. Öncelikle sosyal medya denen şu illetten sıyrılmaya karar verdim. Blogumu bunun dışında tutuyorum. Burası hep vardı ve hep var olmaya devam edecek. Şimdi her gün ingilizce hikayeler okuyorum. 30 sayfalık kısa hikayeler. Sanırım benim ingilizce çalışma tekniğim bu. Yani izlerken, dinlerken sıkılıyorum ama okurken keyif alıyorum. O zaman okumaya devam.

İçimin huzur bulmasının bir nedeni de senelerce ödediğim ev kredisinin bitmiş olması. Şimdi her aklıma geldiğinde kiracıma dua ediyorum. İşleri yolunda gitsin de evde oturmaya devam etsin diye. Annem böyle ev sahibi görülmemiştir diyor. Haksız mıyım? Allah bol kazançlar versin ki ben de kazanayım.

Düzenli olarak para kazanmayı bırakalı dört sene olacak. Nachnuch cephesinde işler pek iyi gitmiyor. Sanırım elimdeki kumaşlar bitene kadar çanta dikmeye devam edip ondan sonra biraz ara vereceğim. Emeklerimin karşılıksız kalması can sıkıntısından başka bir duygu yaşatmıyor bana. Umarım ki Nachnuchlar bir gün hak ettiği değeri görecektir.



Fark ettiniz mi bilmiyorum; yazının enerjisi iyiyken bir anda depresif bir hal almaya başladı. Bunun müsebbibi 12 derece olan hava sıcaklığı olabilir. Sonuçta İzmir'in mis gibi sıcağını bırakıp 12 derece olan hava sıcaklığına alışmak kolay değil.


Daha fazla iç karartmadan yazının sonu gelsin.
Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın.
Sevgiler.

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:
Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.