efes sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
efes sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

5 Temmuz 2018

Efes Antik Kenti | Quick Travel Guide: Efes, Izmir, Turkey

İzmir konum itibariyle çok güzel bir yerde. Gezilecek görülecek yerler hemen yanı başınızda. Sanırım yerli ve yabancı turistlerin denizden sonra en fazla ilgi gösterdiği üç lokasyon; Efes, Meryem Ana Evi ve Şirince Köyü. Ben de İzmir ziyaretimde bir günümü bu muhteşem üçlüye ayırdım.
İlk durak Efesti. Daha önce de gittim Efes'e ama nedense blogda bir yazı yazmamışım. Enteresan...

Efes Antik Kenti

Tiyatrosu, kütüphanesi, pazar yolu, şimdilerde göremediğiniz limanı ile kocaman bir kent Efes. İzmir'in Selçuk ilçesinde yer alıyor. Gezmek için en güzel zaman az güneşli bir gün. Çünkü içinde sizi güneşten koruyacak hiçbir gölgelik alan yok. Ve yürüyeceğiniz için kesinlikle rahat bir ayakkabı giymelisiniz. Güneş kremi sürmeyi ve çantanıza bir şişe su atmayı unutmayın. Ben ilk ziyaretimi ağustos ayında yaptım ve resmen kavruldum. Bu acı tecrübeden dolayı ikinci gidişimde hazırlıklıydım. Efes Antik Kenti'nin büyük bölümü yok olmuş ama bu ona görkeminden hiçbir şey kaybettirmemiş. Kenti gezerken, o zaman şartları göz önüne alındığında, nasıl inşaa edilmiş diye hayranlık duymamak elde değil. 

Büyük Tiyatro 

24.000 kişilik kapasitesiyle antik dünyanın en büyük açık havası tiyatrosu Efes sınırları içerisinde yer alıyor. Üç katlı olan bu tiyatronun maalesef ki sahne bölümü bozulmuş. İçinde halen konserler düzenleniyor. Benim ziyaret ettiğim dönemde bir piyanist prova yapıyordu. Eğer sahnede prova yapan biri yoksa, bir arkadaşınızı merdivenlerden yukarı gönderin ve siz de sahneden çok kısık sesle bir şeyler söyleyin. Sonra arkadaşınıza ne söylediğinizi sorun. Aranızda o kadar mesafe olmasına rağmen sizin ne söylediğinizi duymuş olacaktır. 


Celsus Kütüphanesi

İsmin babası Romalı Senatör Celsus. Zamanında 14.000 kitaba ev sahipliği yapmış bir kütüphane duruyor karşınızda. İnsan nasıl hayran olmasın böyle güzel bir yapıya. Depremlerden dolayı zarar gören yerleri restore edilmiş tüm görkemiyle geleni karşılıyor olması çok güzel. Sağ tarafında ise Agora Güney Kapısı var. 



*Fotoğrafın üstüne tıklarsanız görsel büyüyecektir. Böylelikle daha rahat okunabilir.

 Kuretler Caddesi

O zamanların İstiklal Caddesi ile tanıştırayım sizi. Şehrin en işlek caddesi olan bu cadde oldukça geniş. 


Tuvaletler ve Hamamlar

Şehrin en enteresan yerlerinden biri bu tuvaletler olsa gerek. Böyle açık alanda tuvaletini yaparken insanlar sohbet ediyorlarmış. Bunu ben değil, oradaki meraklı uzakdoğulu turistlere hikayeler anlatan rehber diyor. Kız ısrarla üstü kapalı değil mi diye soruyordu? (Degilmiş) Böyle yan yana dizili olmalarına şaşırmıyor da üstünün açık olmasına şaşırıyordu en son. Tuvaletin hemen yanında ise yıkanma yerleri mevcutmuş. Umumi tuvalete alışığız tamam da böylesi biraz fazla umumi değil mi?



Trajan heykeli 

Bu fotoğrafta devasa bir Trajan heykeli olması lazımdı. Ama yok. Sadece bir ayağı ve ufak bir iki parçası kalmış. Heykelin geri kalanı ise bulunamamış. Kusura baklasınlar ama kesin birileri çalmıştır o heykeli. Böyle düşünmeme neden olan Almanya'da gezdiğimin müzeler. Adamlar utanmasalar İzmir'in hepsini müzelerine taşıyacaklarmış. Yani bu heykelin de böyle bir olaya kurban gittiğini düşünüyorum.


Şehir Limanı

Günümüzde sadece maket sayesinde görebildiğimiz şehir limanı. 



Hadrian Tapınağı

O dönemde ünlü imparatorların tapınakları yapmak bir gelenekti. Tapınak Efes Antik Kentin göz alan yapılarında biri. Tapınağın kenarlarda yer alan işlemeler bir hikaye anlatıyor. 

Bu taş neyin bir parçası bilmiyorum. Kalp şeklinde duruşu ile yol kenarında gözüme çarptı. Belki çok duygusal bir taş ustasının ellerinde şekillendi kim bilir?

  Oldukça uzun bir gezi sonrasında Efes Antik Kentten ayrılıp diğer lokasyonlar için yola çıkmadan önce enerjimin hiç bitmediğinin kanıtı olarak da bu fotoğraf burada kalsın.
Sanırım ben güneş enerjisi ile çalışıyorum. Güneşli günlerde enerjim her daim yüksek.


Bol fotoğraflı bir yazı oldu bu. Sırada Meryem Ana Evi ve Şirince köyü yazıları var. Onlar da en az bu yazı kadar bol fotoğraf içerecek. Demedi demeyin. 

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

22 Haziran 2018

Kahve Bahane #21


Tilki misali döndüm dolaştım yine Krakow'da yer alan minik masamın başında kahve bahane yazısı yazmaya başladım. Krakow'un bir sıcak bir soğuk geçen yaz ayına ayak uydurma çalışırken, türk kahvesini french press usulü hazırladım bugün. Kahve almaya üşendiğimden değil canım; sadece yeni yöntemler denemek açısından böyle bir girişimde bulundum diyelim. Şu an yazdığıma ben bile inanmadım.

Türkiye'de her kahve içişimde, dur bir kare fotoğraf çekeyim dedim. Böylelikle kahve bahane serimde kullanacağım birçok görselim oldu. O kadar çok yedim içtim ki 3 kilo alarak geri döndüm. Şimdi her gün koşuyorum. Koşu için üç farklı program denedim. Merak edenler için ayrı bir yazıda bu uygulamaları anlatacağım.

Tatilde İstanbul günlerinin yanı sıra İzmir günleri de dolu dolu geçti. Çeşme'de bir hafta deniz ile iç içeydim. Enteresan bir şekilde Haziran başı olmasına rağmen deniz suyu sıcacıktı. Sonrasında Efes ve Şirince'yi ziyaret ettim. Alaçatı'da bir taş ev yapmanın hayalini kurdum. Evet! Arsayı alıp taş evi ben kendim yapacağım. Efes'te gezinirken eskiler bu işi nasıl yapmışlar diye araştırdım. Yani onlar yapmışsa ben de yapabilirim. Neden olmasın.



Tatilde dokuz kitap bitirdim. Birçok dergi aldım. Balkonda kitap okumanın keyfini çıkardım bol bol. Okuyamadığım yedi kitabı Krakow'a getirdim. Sanırım 5-6 kitabım İzmir'de kaldı. Artık onları da seneye gidince okurum. Tam burda ne diyoruz? Nasip, kısmet...







Kitap okumaktan arta kalan zamanda motif yaptım. Motiflerin birleşmesine 2 aydan az bir süre kaldı ve ben onların nasıl birleşip bir battaniye olacağı hakkında fikir sahibi değilim. O gün gelsin bir çaresine bakarız.



Tatiller insanın içini huzurla dolduruyor. Bolca güneş ve huzur depolayıp geldim. Aslında kendim için güzel kararlar aldım. Öncelikle sosyal medya denen şu illetten sıyrılmaya karar verdim. Blogumu bunun dışında tutuyorum. Burası hep vardı ve hep var olmaya devam edecek. Şimdi her gün ingilizce hikayeler okuyorum. 30 sayfalık kısa hikayeler. Sanırım benim ingilizce çalışma tekniğim bu. Yani izlerken, dinlerken sıkılıyorum ama okurken keyif alıyorum. O zaman okumaya devam.

İçimin huzur bulmasının bir nedeni de senelerce ödediğim ev kredisinin bitmiş olması. Şimdi her aklıma geldiğinde kiracıma dua ediyorum. İşleri yolunda gitsin de evde oturmaya devam etsin diye. Annem böyle ev sahibi görülmemiştir diyor. Haksız mıyım? Allah bol kazançlar versin ki ben de kazanayım.

Düzenli olarak para kazanmayı bırakalı dört sene olacak. Nachnuch cephesinde işler pek iyi gitmiyor. Sanırım elimdeki kumaşlar bitene kadar çanta dikmeye devam edip ondan sonra biraz ara vereceğim. Emeklerimin karşılıksız kalması can sıkıntısından başka bir duygu yaşatmıyor bana. Umarım ki Nachnuchlar bir gün hak ettiği değeri görecektir.



Fark ettiniz mi bilmiyorum; yazının enerjisi iyiyken bir anda depresif bir hal almaya başladı. Bunun müsebbibi 12 derece olan hava sıcaklığı olabilir. Sonuçta İzmir'in mis gibi sıcağını bırakıp 12 derece olan hava sıcaklığına alışmak kolay değil.


Daha fazla iç karartmadan yazının sonu gelsin.
Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın.
Sevgiler.

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

15 Ağustos 2014

Mordoğan tatili Kocakum plajı

Bu sene benim için enteresan bir yıl olmaya devam ediyor. Genelde yapacaklarımı planlarım. Ama bu yıl plan dahilinde olmayan bir çok şey yaşadım. İşte bunlardan biri de hatta en eğlencelisi kısa Mordoğan tatilimiz.
Ailemi ziyaret için geçen hafta İzmir'e geldim. İzmir çok sıcak, aslında tatil için iyi bir dönem değil. Fakat erkek kardeşim yurtdışında çalışıyor ve 3 ayda bir Türkiye'ye geliyor. Bu dönem onun tatiliydi. Birlikte zaman geçirebilmek için düştüm yollara.
Canım kardeşim, bize süper bir güzellik yaptı. Araba kiraladı ve öğrenci iken yaz tatillerinde çalıştığı Mordoğan'a götürdü bizi. 
Mordoğan küçük ve sakin bir yer. İnsan seli yok ortalıkta. Kafanızı dinleyebiliyorsunuz. Karşıyaka'dan 1,5 saat uzaklıkta. Çok güzel bir denize sahip. Akşamları püfür püfür esiyor. Kocakum plajında iki gün boyunca deliler gibi eğlendik. Tüm gün kız kardeşim ile denizin keyfini çıkardık. Akşam rakı balık keyfinden sonra kumsalda ayaklarımız denizin içinde, türk kahvelerimizi yudumladık. İki günlük tatilin ardından Şirince'yi, Meryem Ana Evini, Efes'i ve Kuşadası'nı görüp, cayır cayır yanan İzmir'e geri döndük.
Bu satırları evden yazıyorum. Dışarı çıkmak imkansız. Balkona çıktığınızda sıcaktan nefes alamıyorsunuz. Herşey iyi hoş ama beni bu sıcaklar mahvetti.










Paylaş:

9 Temmuz 2018

Meryem Ana Evi ve Şirince Köyü | Quick Travel Guide: House of the Virgin Mary, Sirince, Izmir, Turkey


Yazmaya başlamak için tüm hazırlıklar tamam. Bir fincan mis kokulu kahve, açık bir hava ve fon müziği. Bir önceki yazımda Efes Antik Kenti anlattım. Şimdi sırada Meryem Ana Evi ve Şirince Köyü var.

Meryem Ana Evi


Gelin size Meryem Ana Evi hakkında bir hikaye anlatayım. Katoliklerin hac ziyareti düzenlediği Meryem Ana Evi, 19. yüzyılda Anna adında bir kadının rüyasına girer. Sesini duyurmayı başaran Anna'nın rüyaları sonrasında ev keşfedilir. Bu konu hakkına bir kitap bile yazılır. Kudüs'teki zulümden kaçan Meryem'in ormanlıklar içinde bulunan bu mütevazi evde tam dokuz yılını geçirdiği rivayet edilir.

Gel zaman git zaman ev yine unutulur. 1981 yılında Meryem Ana Evi hakkında yazılı kitabı okuyan bir peder yeniden yollara düşer. Kitapta yazılan evin gerçek olup olmadığını araştırmak için bir grup toplar ve kitapta tarif edilen bölgeye gider. Ormandaki arayışları uzun süren ve bir kalıntıya rastlayamayan grup sussuzluk yüzünden isyan eder. Tam bu sırada köylüler onlara ilerde bir su kaynağı olduğu söylerler. Su içmek için oraya giden grup, gördüğü manzara karşınında büyük bir sevinç duyar. Çünkü aradıkları evin kalıntıları tam karşılarında durmaktadır. Böylelikle ev onarılır ve ziyarete açılır. O zamandan bu yana birçok ziyaretçisi olan evin yanı başında yer alan suyun şifalı su olduğuna inanılır. 







Çeşmenin yanındaki duvarda, gelip ziyaret edenlerin peçetelere, kağıtlara yazdığı dilekler var. 
Gözüme çarpan iki duayı sizinle paylaşmak istedim. Umarım ki Sinem ve Zeynep hayırlı bir eş bulmuşlardır. İş bu duvara kaldıysa bir zor ama umudu da kesmemek lazım, değil mi?

Bu ise beddua ile dua karışımı olmuş. Kapanışı Fırat (Nohut oğlan) gibi. O da dua eder sonra "dinimiz amin" der.

Meryem Ana konumu itibariyle çok huzurlu bir yer. İçim huzurla dolarken bu notlar sayesinde yüzümde oluşan tebessümle birlikte Şirince Köyü'ne doğru yola çıktım. 

Şirince Köyü


Şirince Köyü'nün başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmemiştir. Şimdi ne alaka diyebilirsiniz. Hani 2012 yılında bir kıyamet kopması bekleniyordu ve birkaç sivri zekalı arkadaş bu köyün kıyametten etkilenmeyeceğini yazmıştı; hatırladınız mı? İşte o günden sonra Şirince Köyü bir köy olmaktan çıktı. Turist akınına uğrayan bir yer haline geldi. Meyveli şarabı ile ünlü olan köy, tam anlamıyla mini bir pazar görünümüne büründü. 
Köyde yaşayanlar için artıları da var eksileri de bence. Gelir düzeyleri artmış olabilir fakat  eskiden sakin ve huzurlu bir hayat yaşarken; şimdi sabah pencerelerini açtıklarında sokaklarda turist sesleri duymak güzel olmasa gerek.
Şirince'ye kadar gitmişken kesinlikle meyve şaraplarının tadına bakın derim. Çok leziz oluyorlar. Ayrıca şarap almak isterseniz Ayva şarabını şiddetle öneririm. Bir şeyler yemek için mola verecekseniz karışık sıcak ot tabağı güzel bir tercih olabilir. 
Bunu yanı sıra pazarda gezerken köylülerin kendi yapımı olan nar ekşisine denk gelirseniz tereddüt etmeden alın. Mis gibi tatı var.






Güzel doğası, sıcak insanları ve tembel kedisi ile Şirince Köyü oldukça güzel. Bu yazı ve görseller sayesinde tüm bu güzellikleri ölümsüzleştirdim. Bence güzel oldu. Ya sizce? 

Şimdi yarısı soğumuş kahvem ve gökyüzünü kaplayan yağmur bulutlarında bakıp ahh ne güzel sıcacıktı oralar deme vaktidir. 

Bir sonraki yazıda görüşünceye kadar şen ve esen kalın. 
Sevgiler. 

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:
Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.