viyana sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
viyana sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

3 Ocak 2018

Viyana Gezi Notları

Osmanlı İmparatorluğu'nun iki kez kuşattığı, uzunca bir dönem Avusturya Macaristan İmparatorluğu'na ev sahipliği yapmış bir şehir ziyaret ettim geçen hafta.
Viyana çok ihtişamlı ve sanatla harmanlanmış bir şehir. Şimdi, her yılbaşında TRT'nin neden Viyana Filarmoni Orkestrası'nın yeni yıl konserini yayınladığını daha iyi anlıyorum. Wolfgang Amadeus Mozart ve Franz Schubert'in doğduğu şehir Viyana. Bunun yanı sıra Ludwing Van Beethoven bir dönem bu şehirde yaşamış. Bu mini ön bilgiden sonra kendi gezi notlarıma geçmenin zamanı geldi.

Viyana'yı hakkıyla gezebilmek için dolu dolu en azından dört gün gerekli. Her köşe başında gezilecek görülecek müzeler ve saraylar var. Ben giderken güzel bir gezi planı yapmıştım. Lakin küçük aksaklıklardan ötürü pek verimli şekilde gezemedim. Viyana'nın Krakow'a yakınlığı dolayısıyla; olsun bir daha geliriz rahatlığı yarattığı için de pek üzülmedim. Şimdi sıra işin en eğlenceli kısmını paylaşmaya geldi.

Viyana'da nereler gezilir?  Viyana'da neler yapılır? 

1- Hofburg Sarayı

13. yüzyılda Kraliyet sarayı olarak inşaa edilmiş. Günümüzde ise Avusturya başkanına ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Yılbaşı dolayısıyla önünde minik dükkanlar kurulmuştu. Geziye başlamak için güzel bir başlangıç noktası.


2- Demel Pastanesi

Hofburg sarayının hemen karşısındaki sokakta yer alan ünlü pastane. Bu ününü zamanında Kraliyet pastanesi olmasından ileri geliyor. Şimdi içinde türlü türlü pasta ve çikolatalar bulmak mümkün. Oturup bir şeyler atıştırmak isterseniz kalabalık dolayısıyla bayağı bir sıra beklemeniz gerek.



3- Stephansdam Nordturn ( Aziz Stefan Katedrali) 

1147 yılında iki harabe kilisenin üzerine inşaa edilmiş. Karntner ve Graben caddelerinin kesişiminde yer alıyor. Lakin günümüzde caddeleri dolduran bilindik (her yerde görmekten bıktığım Zara, Mango gibi) mağazaların arasında sıkışıp kaldığını görmek üzücü.


4- Rathaus (Belediye Binası)

Bu nasıl bir görkemdir Allahım. Görür görmez aynen bu cümleyi kurdum. İçini gezdiğim de ise salonlarına hayran oldum. Günümüzde halen Belediye Binası olarak hizmet vermesi çok güzel. Düşünsenize iş yerinizin her metrekaresi sanat kokuyor. Fotoğraf eklemek için baktığımda, uzaktan tüm yapının fotoğrafını çekmediğimi görmek şu an üzdü. Ben de binanın sadece bir kısmını çektiğim fotoğrafı ekledim.

Bu ise iç avlusunun görüntüsü

5- Karlskirche (Karl Kilisesi)

1576 - 1578 yılları arasında cüzzam salgını yüzünden hasta olan kişilere umut aşılamak için imparator VI Karl tarafından yaptırılmış. 


6- Votiv Kilisesi 

Neo- gotik tarzında inşaa edilmiş kilisenin dışında tadilat vardı. Ön yüzünde kocaman bir kahve reklamı koymuşlardı. Bu yüzden ben de fotoğraf çekmedim. Görsel internetten alıntı. 
Kilisenin yapılış hikayesine gelecek olursam; zamanın imparatoru I. Frans Joseph'in bir silahlı saldırıdan kurtulması üzerine; kardeşi, Tanrı'ya minnet amacı ile halka bir çağrıda bulunmuş. Bu çağrıya sessiz kalmayan 300.000 kişinin katkıları ile bu kilise inşaa edilmiş. 


7- Kunsthistorischer Museum ( Viyana Sanat Tarihi Müzesi)

1891 yılında Avusturya - Macaristan imparatoru I. Frans Joseph tarafından açılmış müze görülmeye değer. Tam anlamıyla müzeyi gezebilmek için koca bir gün ayırmak gerekiyor.


Müzede gördüğümde beni çok sevindiren bir tablo vardı. 5000 parçayı bir araya getirerek bitirdiğim puzzleda yer alan tablo müzede gezerken karşıma çıktı. Tablonun hangi müzede sergilendiğini bilmediğimden benim için hoş bir sürpriz oldu. Bu tabloda yer alan tüm detayı biliyorum. Tablo hakkında detaylı bilgiyi Viyana Fotoğrafları adlı yazımda paylaşacağım. Linki buraya eklerim.



8- Belvedere Sarayı

Saray Upper ve Lover Belvedere olarak ikiye ayrılmış. İçini gezebilmek için bilet almanız gerekiyor.  Bilet fiyatlarının el yaktığı söyleyebilirim. Kişi başı 15 Euro.
Benim gibi dondurucu bir soğuk ve bitmek tükenmek bilmeyen rüzgarlı bir havada gitmezseniz, ihtişamlı bahçesini ücretsiz gezebilirsiniz. Resme biraz ilginiz varsa saray içinde hoş bir sürpriz sizi bekliyor olacak. Gustav Klimt'in ünlü tablosu The Kiss tüm ihtişamı ile sarayın içinde ziyaretçilerini ağırlıyor. Benden söylemesi.
Ben bu tabloyu nedense daha küçük hayal ediyordum. Oldukça göz dolduran bir boyutta olması beni sevindirdi. Mesela, Mona Lisa adlı tabloda da tam tersi bir durumla karşılaşmıştım. Sen koca Leonardo da Vinci'sin. Biraz daha büyük çizseydin ne güzel olurdu demiştim gördüğümde. Paris Gezi Notlarım adlı yazımda ünlü Mona Lisa tablosunun fotoğrafını var. Bana inanmıyorsanız fotoğrafa bakın. Minnacık bir şey.




Bu ise sarayın odalarından sadece biri. Kış günlerinde arkadaşlar ile hep buralarda toplaşırmış genç prens ile prensesler. Oh vallahi hayat onlara güzelmiş. Değil mi?


Bunlar bu gezimde ziyaret ettiğim yerlerdi. Bunların dışında yazın gidip, Schönnbrünn Sarayı'nın harika bahçelerinde gezmeyi, Hundertwasserhaus'da yer alan enteresan evleri görmeyi, Cafe Sacher'de ünlü tatlıları olan Sacher torte'sini tatmayı ve Cafe Central'de kahve molası vermeyi planlıyorum.
Hep gördüklerini anlattın. Hiç mi yemedin, içmedin. Merak ettik Viyana'da neler yenir? diyorsanız, Viyana'da ne yenir? Ne içilir? adlı yazıma beklerim.
Bugünlük benden bu kadar. 
Sevgiler. 
✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

8 Ocak 2018

Viyana'da Ne Yenir? Ne İçilir?

Viyana Gezi Notları yazımda gezdiğim yerleri anlattım. Peki Viyana'ya kadar gitmişken farklı neler yedim içtim. İşte bunlardan bahsetmek için buradayım. Viyana denilince ilk akla gelen şinitzel sanırım. Adamlar bu şinitsel işinde gerçekten çok iyiler. Ayrıca patates salatalarına da bayıldığımı itiraf etmeliyim. Farklı bir yere gittiğimde Foursquere adlı program çok işime yarıyor. Bu güne kadar beni hiç yanıltmadı.
Viyana'nın en güzel şnitselini yapan Figlmüller'i de böyle keşfettim. Tabaktan taşan kocaman bir şinitsel ve patates salatası tatmak için ilk gün rezervasyonsuz gitmemize rağmen, hemen yer bulup oturabildik. Ayrılmadan önce bir şnitsel daha yeriz dedik. Bu istek, bize soğukta 40 dakika bir bekleyişe mal oldu. Sonunda misler gibi yemeğimizi yediğimiz için o beklenen dakikaları pek de dert etmedim.




İkinci keşfettim yer ise bizim aşina olduğumuz haşlama yemeği. Böyle söyleyince pek cazip gelmediğini farkındayım. Ben de deneyene kadar ne kadar iyi olabilir diye sorgulamadan edemedim.
Lakin Plachutta beni bu konuda oldukça şaşırttı. Çok lezzetli olan haşlama yemeğinin ilk önce suyundan sonra da etinden nasiplendim.




Yemekleri ile beni mutlu kılan Viyana, tatlılar konusunda da sınıfı geçti. Herkesin ayılıp bayıldığı Sacher Torte için dondurucu soğukta beklemek istemedim bu yüzden farklı bir yerde tadına baktım. Saatlerce sıra beklemeden Sacher Torte yemek için Landtmann güzel bir alternatif. Eskileri andıran dekoru eşliğinde kahve yudumlamak oldukça keyifliydi.





Kısa tatilde ancak bu kadar yenir ve içilir. Bir sonraki gidişimde meşhur çaylarının ve kahvelerinin tadına bakmayı umut ediyorum.
Şimdilik benden bu kadar.
Bir sonraki yazıda görüşünceye kadar şen ve esen kalınız.

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

12 Ocak 2018

Viyana'dan Fotoğraflar

Viyanaya gideli neredeyse bir ay olacak. Ben halen onun hakkında paylaşımlar yapmaya devam ediyorum. Bu paylaşımın temeli Viyana sokaklarında gezerken objektifime takılan güzellikler.

Viyana'da gördüğüm bu şirin sokak lambaları oldukça dikkatimi çekti.
Kırmızı ışıkta beklerken midesinde kalpler uçuşan ikiliyi görmek insanı gülümsetiyor.

Yeşil ışık yandığında ise elele tutuşup aşkla yürümeye başlıyorlar. Harika bir detay değil mi?

Ayrıca trafik ışıklarının kız kıza ve erkek erkeğe versiyonlarını da görmek mümkün.



Sokakta sıcak şarap yudumlamak isterseniz bu çirkin bardak size eşlik ediyor.











Şehir ışıl ışıl. Bunda en büyük etken yol boyunca kilometrelerce alana koydukları rüzgar enerjisi üreten devasa rüzgâr türbinleri olabilir.


Viyana'nın belediye sarayının merdivenlerindeki düşünüyorum pozu. Neden bizim böyle güzel belediye binalarımız yok? Gerçi bana ne değil mi, bunu belediye başkanları düşünsün.

Burası Belediye Sarayının balo salonu.

Burası arka bahçesi.  Kalp şeklindeki bankın güzelliğine bakar mısınız?

Şehirdeki her binanın heykelleri ile yansıttıkları kendi ruhları var. İşte o heykellerden bazıları;








Viyana sokaklarında gezerken dur şu da çok güzelmiş, fotoğrafını çekmeliyim, bloguma eklemeliyim dediğim için bol fotoğraflı bir yazı oldu.
Paylaşılmayı bekleyen müze fotoğraflarından şimdilik hiç bahsetmiyorum bile. Size iki güzel tabloyu biraz detaylı bir şekilde anlatmayı planladığım için bu yazıda o fotoğraflara yer vermedim.

Ben gördüğüm güzellikleri sizinle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Umarım siz de blogda gezinirken keyif alıyorsunuzdur.
Gözünüz daima güzellikleri görsün.
Bir sonraki yazıda görüşünceye kadar şen ve esen kalın.
Sevgiler.

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

31 Aralık 2017

Yılbaşına Dair


Blogumda paylaştığım diğer yazılardan biraz daha kısa bir yazı olacak bu. Yılın son haftasını oldukça yoğun geçirdim. Viyana ziyareti ile 2017 yılı gezmelerini tamamlamış olmanın tatlı yorgunluğu ile yazılıyor bu satırlar. Sözü çok uzatmadan; 2017 yılını geride bırakmamıza saatler kala, yeni yıl mesajımı buraya iliştireyim istedim.

Umarım 2018 yılı tüm güzellikleri ile gelir kapınızı çalar bu akşam. Unutmayın ki, o da diğer yıllar gibi geçici. Bu nedenle en güzel şekilde ağırlayın onu. Siz ona gülümserseniz, eminim ki o da size gülümser.

Gönlünüzden sevgi, bedeninizden sağlık, cüzdanınızdan da para eksik olmasın.
Mutlu Yıllar!
Sevgilerler.

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

24 Eylül 2023

Kahve Bahane #Yaz Tatili - Ljubljana


Sonbahar artık kendini tamamen hissettirmeye başlamışken gelin size bu sene geçirdiğim harika yaz tatilinden bahsedeyim. Bu yıl öyle yoğun çalıştım ki bu tatilin her saniyesini hak ettim.

Her sene Eylül ayında deniz tatili için Türkiye'ye gidiyorduk fakat bu sene dudak uçuklatan fiyatların da etkisiyle farklı bir macera yaşamaya karar verdik. Sene başında arabamızı değiştirince rotamızı Hırvatistan kıyılarına çevirdik. İyi ki de çevirmişiz. Dolu dolu 15 gün, tamamen spontane yaşadığımız, her dakikasından keyif aldığım bir tatil oldu. Hal böyle olunca telefonun hafızasındaki fotoğrafların sayısını varın siz tahmin edin. 

Tatilin Z raporunu alacak olursam;
Toplamda 2950 km yol
Slovenya'da iki şehir, Hırvatistan'da dört şehir olmak üzere toplam altı şehir ziyareti
Kahvaltıda yenilen burekler 
Her gün keyfini çıkardığım deniz
Doyasıya yediğim balık ve kalamarlar
Huzurlu bir tatil sonrası hissedilen rahatlık ve dinginik diyebilirim.

Hazırsanız başlıyorum.  Krakow'dan yola çıkıp ilk durak olarak planladığımız Slovenya'nın başkenti olan Ljubljana'ya yol aldık. Viyana'nın sıkışık trafiği, üstüne sileceklerin dahi hızına yetişemeyen yağmur derken, kazasız belasız ilk durağa varıldı. Hemen kısa bir şehir turu yapıldı. Şehrin içinde yer alan Dragon köprüsünden geçildi. Burası da ne güzel şehirmiş denildi ve otele dönünce bir araştırma yapıldı. Paulo Coelho'nun "Veronika Ölme İstiyor" adlı kitabının Ljubljana'da geçtiğini işte böyle öğrenmiş oldum. 













Ljubljana bizim için bir geçiş noktasıydı bir gece kalıp asıl durağımız olan Pula'ya devam ettik. Ayrılmadan önce Burek ile ilk kahvaltımızı yaptık. Sokaklarında gezerken çok ünlü olan bir burek dükkanına denk gelince de yanımıza yolluk olarak burek almayı da ihmal etmedim tabii. Aslında son 1,5 aydır low carb diyeti yapıyordum, tatil dolayısıyla 15 gün bu diyete ara vermeye karar verdim. 


Ben Ljubljana'yı şirin bir şehir olarak hatırlayacağım. Özellikle gidilip gezilmesi gereken bir yer olmasa bile yolunuzun üstünde ise bir gününüzü ayırabilirsiniz. O zaman ne diyorum; Bekle beni Pula. 


✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

4 Şubat 2018

Avusturya Usulü Patates Salatası



Viyana'da yediğim, Avusturya usulü patates salatasını ne çok sevdiğimi geçmiş yazımda dile getirmiştim. Patates severler derneği olsa üyelerinden biri de ben olurdum. Patatesle yapılan her türlü yemeği büyük bir keyifle tüketiyorum. Yakın zamanda Almanya ve Avusturya'ya yapmış olduğun ziyaretlerimde o meşhur patates salatalarından bolca yedim. Böyle güzel bir tadı neden soframa taşımıyorum dediğim zaman, imdadıma her zaman olduğu gibi google amca yetişti. Yabancı bir siteden bulduğum tarif bir kilo patates içindi. Ben yaklaşık dörtte biri kadar ölçüleri kullanarak yaptım. Ve tam anlamıyla aradığım tadı yakaladım. Sonuç beni tatmin edince; benim gibi patates severler de faydalansın diye bir yazı yazmak istedim.
Şimdi mükemmel bir salata tarifi öğrenmek ve masanızı şenlendirmek istiyorsanız, kalem ve kağıdı hazır edin.


Avusturya Usulü Patates Salatasının Yapılışı

Malzemeler :

  • 5-6 adet küçük boy patates
  • 1 tane küçük kırmızı kuru soğan ( kırmızı olması şart değil)
  • 1 tatlı kaşığı hardal
  • 4-5 dal frenk soğanı ( hani şu taze soğanın kardeşi olan soğan varya işte ondan)
  • Sirke
  • Tuz
  • Zeytin yağı
  • 1 çay bardağı tavuk suyu ( Ben bulyon kullandım)

Yapılışı:


  • Patateslerin kabuklarını soyup, kalın ve yuvarlak şekilde doğrayın. Tencereye su (sıcak olmayacak) ve tuz koyup patatesleri içine atın.Patatesleri pişirin. Yaklaşık 15 dakikada pişiyorlar. Pişip pişmediğini çatala kontrol edebilirsiniz.

  • Patatesler haşlanırken; cezvenin içine 1 çay bardağı suyu ve küçük bir parça tavuk bulyonu koyun, kaynatın. Ben yaklaşık dolu dolu bir çay kaşığı bulyon koydum.

  • Pişen patatesleri derin bir tabağa koyun ve hemen üstüne 2 yemek kaşığı sirke gezdirin. Karıştırın. İşin püf noktası sıcacık patateslerin üstüne sirke dökmeten geçiyor. Patatesler ılıklaşana kadar dokunmayın yan tarafta dursun.

  • Bir kasede, tavuk suyunu, 1 tatlı kaşığı hardalı, 2 yemek kaşığı zeytin yağını, 1 yemek kaşığı sirkeyi, incecik doğranmış kuru kırmızı soğanı ve frenk soğanını ve tuzu karıştırın. Hazırlamış olduğunuz karışımı ılık halde bekleyen patateslerin üzerine dökün ve karıştırın. 

  • Sosla güzelce harmanlanan patatesi 10- 15 dakika dinlendirin. Bu süre zarfında patates içindeki nişastasını salacak ve böylelikle sosun kıvamı yoğunlaşacak.
Böylelikle harika bir patates salatası sofrada yerini almaya hazır.
Şimdiden afiyet olsun.

Denediğim ve beğendiğim diğer tariflerime ulaşmak için yemek tarifleri sayfamı ziyaret edebilirsiniz.
Sevgiler.

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:
Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.