Kahve bahane yazılarım gerçekliğin mizahi bir anlatım ile harmanlanmasıyla ortaya çıkar. Başımdan geçen olayları, iyi veya kötü fark etmez, eğlenceli bir şekilde yazmayı seviyorum. Gündemde insanoğlunu tedirgin eden bir virüs varken ne denli mizahi bir anlatım ile yaşadıklarımı anlatabileceğim, bilmiyorum. Elim defalarca bilgisayara gitti geldi. Fakat içimden geçenleri yazıya aktaracak kelimeler bir türlü birleşip bir cümle olamadılar.
Sonra zaten bu kahve bahane yazılarının içeri hep karma karışık değil mi dedim. Bilgisayarın başına geçmeden kendime bir kahve yaptım. Yaptım yapmasına da tadını pek beğenmedim. Her zaman kullandığım kahveden farklı bir kahve satın almıştım. Yanlış bir tercih olmuş.
İnsanların yanlış tercihlerinden ötürü tüm dünya Corona virüsü ile tehdit altındayken benim kahve seçimim pek bir masum kalıyor. Kimilerine göre yaralasalardan kimilerine göre de Amerika'nın gizli oyunlarından dolayı bu haldeyiz. Böyle durumlarda komplo teorileri üretmeye bayılırız zaten.
Ben; Polonya'da durumlar nasıl? Corona Virüsü Polonya'yı ve buradaki yaşamı nasıl etkiledi? bunlar hakkında yazmaya geldim. Dileğim bunları ilerde bir anı olarak okumak. Gelin görün ki virüse yenik düşersem de domain süresi dolana kadar internet aleminde kalır bu yazı sonrasında da yok olur gider.
Polonya'da bir haftadır önlemler artmış durumda. Home office çalışmaya başladık. Nisan ayına kadar da böyle devam edecek. İnsanlara evden çıkmamaları öneriliyor. Polonya halkı pek bir sakin. Gerçekten de sokaklarda yoklar. Okullar tatil oldu, çoluk çocuk gezelim demiyorlar. Bugün gördüm. Eczane önünde sırada bekleyen insanlar birbirlerine neredeyse iki metre mesafede duruyorlar. Kişisel bilinç bu olsa gerek.
Tek hassas noktaları tuvalet kağıdı ve sıvı sabun. Bunun hikayesini dinledikten sonra neden tuvalet kağıdı stokladıklarını anladım. Polonya halkı komünist rejimi görmüş geçirmiş. 1990 yılında bu rejimden çıkmış. Yani pek bir yakın geçmiş oluyor bu. Komünist rejimde marketlerde temel besin maddelerine erişim kolayken tuvalet kağıdı lüks tüketime giriyormuş. Bunları dinledikten sonra tuvalet kağıdı stoklamalarını anlıyorum.
Herkes tedirgin demiştim. Ben ise kendimi bilim kurgu filmlerinde gibi hissediyorum. Sanki Black Mirror dizisinin bir bölümünün başrol oyuncuları gibiyiz. Mesela dün akşam oturmuş sakin sakin dizi izlerken gelen bir telefonla kısa süreli bir panik yaşadım. Telefondaki ses "sokağa çıkma yasağının gelmesi an meselesi, yiyecek içecek için stok yaptınız mı?" dedi. Sonrasında mutfak dolaplarını açıp neler var diye saymaya başladım. Bu daha önce deneyimlemediğim bir şeydi. Babaannem her zaman evde un ve bakliyat bulundururdu fazladan. Evde un varsa sorun yok derdi hep. Dün ilk defa gerçekten ne demek istediğini anladım sanırım.
Enteresan bir süreç. Farklı bir deneyim. Sakin kalmakta ve akıl sağlığını korumakta fayda var. Zira virüstür geçer gider veya bünle ile barış imzalar diğer virüsler gibi kardeş kardeş yaşarız. Ama akıl sağlığı öyle mi? Bir gitti mi, artık gerçekten geçmiş olsun dersiniz.
Bu kahve bahane de böyle olsun. Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın. Ellerinizi sık sık yıkamayı da ihmal etmeyin.
Sevgiler.
✄----------------------------------------------------------------------














