5 Mart 2020

Akis #Doppelganger


Şubat ayı diğer aylara göre kısa olduğundan mütevellit bu yazı da size uzun bir okuma keyfi olanağı sunmayacak. Yazıya eşlik etmek için ince belli bir bardakta yudumlanan çay kafidir. Göz açıp kapatınca kadar geçen Şubat ayının aksini yazma işi Mart ayının bu gününe kaldı. Bir hayli yoğunluğumun bunda etkisi büyük. Yoğunluğun nedenini anlatmayı Kahve Bahaneye saklıyorum. Şimdi lafı çok uzatmadan; neler izledim, neler dinledim ve neler okudum faslına geçme zamanı.

Neler İzledim?

Açılışı fantastik dizi olan Ragnarok ile yaptım. Norveç yapımı diziyi pek beğendim. Dozunda fantastik bana keyifli geliyor. İşin içine tanrılar da girince oldukça enteresan bir yapım ortaya çıkmış. Konunun geçtiği kasabaya bayıldığımı söylemeden geçemeyeceğim. Tam bir doğa harikası. İnsan izlerken ne güzel yerler var demekten kendini alıkoyamıyor.

Ragnarok biter bitmez sevgili Netflix bunu da beğenirsin diye Lokce&Key adlı dizini gözüme soktu. Bakalım bu neymiş dedim? iyi ki de demişim. Gizem, macera ne arasan var tadında bir dizi izledim. Biraz korkabilirim diye tırstım ama öyle çıkmadı. Kaldı ki ben bir şey izlerken kapı gıcırdasa korkudan gözlerimi kapatırım.

Bu diziler bitince You adlı diziyi yeniden izlemeye başladık. Ben birinci sezonunu ingilizce pratik adına alt yazısı ingilizce olarak izlemiştim zaten.  Fakat bizim er kişisi izlememişti. Sonunu bilmeme rağmen tüm bölümlerini ilk kez izliyormuş gibi heyecanla izledim. Şimdi ikinci sezonun ortalarındayım. Yakın zamanda da üçüncü sezonu çekilecek diye bir haber okudum. Joe yine nasıl çılgınlıklara yelken açacak, oldukça merak ediyorum.


Neler dinledim?


Burada okuyacaklarınız sizi çok şaşırtabilir. Çünkü bu ay çok tuhaf şeyler oldu. Arkadaşımın Sherlock Holmes'in hafıza sarayına benzer bir müzik arşivi sarayı var kafasında. O kadar şarkı sözünü başka türlü bir insan aklında tutamaz. Klasik müzik dinlerken bi bakmışsın rap dinlemeye başlıyor. Ondan gelen linkleri tıklarken acaba bu sefer ne dinleyeceğim diye kısa bir tedirginlik yaşıyorum. İşte bu ay hayatımda ilk defa "çikolata gibi tatlısın "adlı parçayı dinledim. Hem de kimden İsmail YK'dan. Sonra sıkıyorsa yaz bunu blogunda dedi. Ben de ayıpsın Bir Tutam Karınca aşırı şeffaf ve kişisel blog dedim. Ve yazdım. Tabii ki tüm ayı çikolata gibi tatlısın parçası dinleyerek geçirmedim. 

Eve çok tatlı, mini bir ses sistemi aldık. Haliyle müzik dinleme kalitemiz de arttı. Şimdi eve gelince ilk iş spotifydan Fasıl-ı Jazz açmak oluyor. Keloğlan'ın söylediği "Sen Bir Aysın" parcasını öyle güzel söylemişler ki, bu ay kaç kez dinledim sayamadım. Hatta şu an yine fonda o çalıyor. 

Müzik listelerim oldukça dağınık. Bir boş vaktimde listelerimi düzenleyeceğim. 

Neler Okudum?

Şubat kısa olmasına rağmen okuma adına en verimli geçen aylardan biri oldu benim için. Altı kısa kitap sayesinde toplam 651 sayfa okudum. 

1- Cebi Delik- Paul Auster 


Düzenli çalışmayı benimsemeyen ve istekleri için türlü sıkıntılar çeken Paul Auster'in otobiyografisi. Uzunca bir süredir yazarların hayat hikayelerini araştırıyorum. Beni besleyebilecek bir kaynağa henüz ulaşamadım. Arada bir otobiyografiler okuyarak bu merakımı gidermeye çalışıyorum. Bu kitabı da öyle keşfettim. Kısa olduğu için okuması kolaydı. 

2-Felaketzedeler Evi - Guillermo Rosales 


Kitap birine tavsiye edilecekler listemde değil. Sadece şunu söyleyebilirim. Kitabı değerli kılan unsur ağır psikolojik sorunlar yaşayan yazarın kurtarılmış bir eseri olarak günümüze ulaşmış olması. Zira yazarın kaleme aldığı diğer yazıları bu denli şanslı değilmiş.

3- Galiz Kahraman -İhsan Oktay Anar


İhsan Oktay Anar, her kitabımı böyle güzel, böyle akıcı olur. Yazarın okuduğum yedinci kitabıydı. Arka kapağında " o hem herkes hem de hiç kimsedir" der. Kahramanını ancak bu kadar güzel tarif edebilir. Kitap biter kahramanın sokakları çınlatan hüüp nidası kulaklarda baki kalır. 

4- Kabuk Adam - Aslı Erdoğan


Bunca zamandır Aslı Erdoğan'dan nasıl haberdar olmamışım. Bir arkadaşım vesilesi ile tanıştım. Bu kitabı okuyunca kendime kızdım biraz. Bilim kadını olmak yerine kalem ve kağıtları seçmiş bir yazar. Kabuk Adam ise Karayipler'de  bir yerlinin yaşam hikayesi konu alıyor. Yazar, sanırım kendi hayat hikayesinden bir kesiti kağıda döküp, bizim söyleyemediğimiz birçok şeyi kabuk adam söyletmiş. Ne de güzel yapmış. Ortaya okuması keyifli bir eser çıkmış.

5- How I Met Myself - David A. Hill


İngilizce pratik yapmak için okumaya başladığım, konusu ile bu ayki Akise ismin babalığı yapan kitap. Yeri gelmişken açıklama zamanı. Nedir bu doppelganger? Almanca iki kelimenin birleşiminde türeyen bir kelime. Doppel çift; ganger de giden kişi demekmiş. Kelimeyi kitapta görünce araştırdım. Kendinden bir tane daha görmek anlamında kullanılıyormuş. Mecazi anlamda değil. Karşında kanlı canlı kendini görmekten bahsediyorum. Gördüğünüzde aa canım kendim diye sarılmamakta fayda var. Çünkü kendinizden bir tane daha görmek kötü bir şeyin habercisi olarak anılıyor. Bu olayı yaşadığını idda edenlerden biri de Goethe'ymiş. Mitolojide de yeri olan bu kelime oldukça ilgili çekti. Kitabın hikayesi de bu kurgu karakter üzerine kurulu. 

6- Kıtlık ve Bolluk - Massimo Montanari


Kitabı bitirmeden önce bir kare fotoğraf çektim. İşte o da bu yazının görseli olarak burada yerini aldı. Buğdayın, ekmeğin bilmediğim birçok yönünü bu kitap sayesinde öğrendim. Nasıl ki giyim sektörünün bir moda döngüsü var, sanırım aynı şey besinler için de geçerli. Ayrıca şekerin mutfaklara nasıl girdiğini, kahvenin Avrupada yaygınlaşmasını sağlayan şeyleri ve neden Avrupada bu denli patates tüketildiğini sorusunun cevapları bu kitapta gizli. Farklı şeyler okumayı ve okurken bir şeyler öğrenmeyi seviyorsanız ve yemekle aranız iyiyse bu kitap sizin için biçilmiş kaftan.

Kısa olacak derken yazı almış başı gitmiş. Tutabilene aşk olsun. Şimdi fark ettim. O zaman şimdi veda zamanı. Bir sonraki yazıda görüşünceye dek şen ve esen kalın. Kendinize çay ısmarlamayı ve kendinizi şımartmayı unutmayın. 

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

6 yorum :

  1. Ragnarok dizisini daha önce de duymuştum, merak ediyorum. Güzel içerikler ile dolu keyifli bir yazı olmuş. Emeğinize sağlık :)

    YanıtlayınSil
  2. auster ve erdoğan çok iyi yaaa. ragnarok sevdiysen see ve the witcher adlı iki diziyi de sevebilirsiin :)

    YanıtlayınSil
  3. you çekilir umarım, takip edemedim haberleri, çok güzel bir yazı olmuş YK kısmında da gülümsedim teşekkürler =)

    YanıtlayınSil
  4. You gerçekten güzel, izlenmesi keyifli dizi. Dolu dolu geçen bir kısa ay olmuş. Emeğinize sağlık.

    YanıtlayınSil
  5. Ben şu sıralar Lost, Fear The Walking Dead izliyorum :)

    YanıtlayınSil
  6. Güzel öneriler için teşekkürler :)

    YanıtlayınSil

*Bloglar yorumla beslenir. Yorumlarınızı eksik etmeyin.
*Lütfen yalnızca yazı ile ilgili yorumlar yazın. Link bırakıp kaçmayın.
*Yazının konusu dışında sormak veya iletmek istediğiniz bir şey varsa İletişim formunu kullanın.
Sevgiler.

Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.