19 Ağustos 2015

Krakow'dan hediye olarak ne alınır?


İstanbul için geri sayım başlamışken, birkaç hediye almak için mağazaları geziyorum bu hafta.
Krakow'da her sokakta hediyelik eşya satan mağaza bulmak mümkün. Meşhur ejderhası ile ilgili birçok alternatif mevcut. Fakat Krakow'un nesi meşhur derseniz gönül rahatlığıyla kehribar taşı diyebilirim. Lehçe adı amber olan bu taş, Baltık Denizin'den çıkartılıyor. Merkezde amber taşı ile yapılmış takıları satan mağazalar var. Oldukça pahalı bir taş. Gümüş ve altın kaplama seçenekleri de mevcut. Her bütçeye uygun çok şirin şeyler var kısacası. En iyisi hepsini gezip tüm alternatifleri görmek. Bazı dönemlerde indirimleri oluyor.

İşin en zor kısmı beni bekliyor. Kime, ne almalıyım sorunsalı. Valizimin yarısı Nachnuch çantaları ile dolacak. Geri kalan kısmına kıyafetlerimi ve hediyeleri sığdırmaya çalışacağım. Hedefim tek valiz ile yolculuk yapabilmek. Bakalım başarılı olabilecek miyim ?

Bilgisayar çantam, kabin bagajım, kendimi kaplumbağa gibi hissettiriyor. Uçuşlarımın arası oldukça kısa. Muhtemelen Almanya havaalanına küçük bir maraton beni bekliyor Günü geldiğinde maceralarımı yazarım.



Paylaş:

17 Ağustos 2015

Krakow'da Uzakdoğu mutfağı

Krakow'da günler oldukça sakin geçiyor. Bir yere yetişme telaşınız yok. Acaba beklediğim toplu taşıma geç kalır mı diye bir tasanız yok. Burada herşey, deyim yerindeyse, tıkır tıkır saat gibi işliyor. Bu nedenle de insanlar stresli değil. Herkes huzurlu. İşte ben de böyle huzur dolu bir şekilde günlerimi geçirirken bir çok farklı mutfak deniyorum.

Geçen hafta sonu da Uzakdoğu mutfağında, Foursquare'den övgüler almış olan Pod Norenami'ye gittim. Ben sushi ile etli noodle denedim. Gayet lezzetli olduklarını söyleyebilirim.  Fiyat bakımından da oldukça uygundu. Krakow'da sushi yiyebilecek bir çok mekan olmasına rağmen, bazı yerlerin fiyatları oldukça yüksek.

Burada bir çok mutfaktan esintiler bulmak mümkün fakat halen bir Türk mutfağı olmaması oldukça üzücü. Bazen Türk yemeklerinide özlemiyor değilim. Evde yapılabilecek olanları yapıyorum lakin bir lahmacun, pide, kebap yapamıyorum.  Neyse Türkiye tatili için artık geri sayım başladı ve gittiğimde sanırım 2-3 kilo beni bekliyor. Kendimi durduramayıp özlediğim herşeyden yiyebilirim :)












Paylaş:

13 Ağustos 2015

Avrupa Birliği için bir adım


Salı günü uzun bir bekleyişin sonunda oturum kartımı aldım. 2018 yılına kadar vize sorunum ortadan kalkmış oldu. Bekleme süreci oldukça sancılı geçti. Blogumu takip edenler bilir. 3 aylık bir süreçti. Evli olduğumuzu kanıtlamak için mülakata gittik. Bekleme süremizin sonunda karar yazımız elimize ulaştı. Olumlu kararın çıkmasından sonra ise kartların basılmasını bekledik. İşin en güzel yanı da pasaport taşımak zorunda değilim artık. Ekmek almaya giderken bile elimde defterle gezmekten çok sıkılmıştım.
Şimdi hiç bir engel kalmadığına göre, İstanbul'a gidiş için hazırlanma vaktidir.

Paylaş:

Yetişememe Sorunsalı

Şimdi azıcık ağlasam yeridir. Dün diktiğim çantaları fotoğraflamak için havanın aydınlanmasını bekliyordum. Dün tüm gün boyunca biri ışıkları kapatmış gibiydi. Gökyüzünün rengi kaçmıştı resmen. Bugün sabah dokuz gibi azıcık güneşi görünce, işte dedim ışığı gördüm. Görmem ile kaybetmen bir oldu iyi mi. Ben ütü yapana kadar ışık filan kalmadı ortalıkta. Kapandı tüm ışıklar üstüme. Ruhumu kararttı resmen. Oysa ki diktiğim tatlılıkları her yerde paylaşma hevesi ile doluydum. Zaten çamaşır makinesi ile başım dertte. Ona da çok sinirliyim. Ay hep negatif enerji yükle yükle bedenime nereye kadar. Şimdi hiçbir şey yokmuş, sanki gün ışığı penceremden içeri sızıyormuş, o kahrolası makine de çamaşırları sıkıyormuş gibi kahvemi yaptım onu yudumluyorum. Çantaları paylaşmanın hevesi bir başka bahara kaldı. Ben de sevgili Shakespeare'nin yazdığı güzel satırları paylaşıyım da resim kısmım boş kalmasın.
 
Paylaş:

10 Ağustos 2015

Board Games

Hafta sonu eğlencemiz olmaya aday, masa oyunları. Yeni yeni keşfetmeye başladık. Bu hafta sonu da böyle oyunların oynandığı bir kafeye gittik. Kafede istemediğiz kadar oyun çeşidi bulmak mümkün. Tabii Lehçe. Onun için, biz de kartları okumaya gerek duymayacağımız bir oyun oynadık.

İlk önce geçen hafta sonu oynadığımız dixit oyunundan bahsetmek istiyorum. Oyun hikaye anlatmaya dayanıyor. Elinizde kartlar oluyor ve siz bir kart seçip , o karta uygun hikaye bulmaya çalışıyorsunuz. Masada ki diğer oyuncularda sizin anlattığınız hikayeye en yakın kartlarını seçiyorlar. Kartları karıştırarak masaya açıyorsunuz. Oyunun amacı birkaç oyuncunun kartınızı doğru tahmin etmesi. Eğer herkes doğru tahminde bulunursa puan alamıyorsunuz. Onun yanı sıra eğer kimse kartınızı tahmin etmezse de puan yok. Yani öyle bir hikaye anlatmalısınız ki bir kaç oyuncunun doğru tahmin etmesini sağlamalısınız :):)

Cafe de ise The Resistance oynadık. Gerçekten çok zevkliydi.  Biz 6 kişi oynadık. 4 iyi oyuncu, 2 kötü oyuncu oldu masamızda ve iyiler ile kötülerin savaşı başladı :) Oyunun şöyle özetleyebilirim. Her turda kartlar dağıtılıyor. Oyuna başlamadan önce gözlerimizi kapatıyoruz. Ve sadece 2 ajan birbirini tanımak için gözlerini açıyor. Daha sonra masadaki herkes kimin ajan olduğunu bulmaya çalışıyor.

Cafeden de bahsetmeden bitirmek istemedim. Adı Hex cafe. Merkeze yakın bir yerde. (Burada çoğu yer merkeze yakın zaten :)) Rezervasyonsuz gitmek zor. Tüm masalar dolu oluyor. Ayrıca bir artısı da menü fiyatları çok çok ucuz :)

Şimdi yeni oyunlar peşindeyiz. Oynadıkça yazmaya devam ederim ben.
Sevgiler.









Paylaş:

9 Ağustos 2015

72. Tour de Pologne Bisiklet Yarışı

Dün Krakow, Varşova'da başlayan bisiklet yarışının son etabına ev sahipliği yaptı. Meydanda inanılmaz bir hazırlık yapılmıştı. Sanırım Krakow'da ki en iyi işi organizasyon :) Devamlı bir etkinlik var.

Düne ilişkin tek sıkıntı, havanın inanılmaz derecede sıcak olmasıydı. Sıfır esinti, yüksek nem. Polonya halkının hiç alışık olmadığı havalar bunlar. 

Bende meydandaydım fakat uzun zamanlar geçirmek mümkün değildi. Bir kaç kare fotoğraf çekip ayrıldım.







Paylaş:

6 Ağustos 2015

Baykuşlu kitap çantası dikimi.

Sevgili blog ,bu satırları sana öksürükler eşliğinde yazıyorum. Geçen haftalarda diktiğim lakin bir türlü fotoğraflayamadığım baykuşlu kitap çantasını paylaşabilmek için. Bu hafta sağlığımla boğuşmaktan ne doğru dürüst yazı yazabildim ne de dikiş dikebildim. İnsanın sağlığı yerinde olsun.Gerisi hiç önemli değil.
Şimdi gelelim çantanın fotoğraflarına. Kendisi çok uzaklara yolcu olacak bu akşam. Bir eşi de Türkiye'ye gidecek. Umarım gittikleri yere mutluluk götürürler..












Paylaş:

4 Ağustos 2015

Kısacık

Bugünlerde kendimle uğraşmaktan burayı biraz ihmal ettim :( Bir sıcak bir soğuk bünyeme ağır geldi sanırım. Bu sıcak havalarda, hasta olmayı başardım. Bademciklerim şişti. Üstüne öksürük tuzu biberi oldu olayın. Bugün biraz daha toparlamış gibiyim. Sanmayın ki yazmayı bıraktım. Kafamı biraz daha toparladığımda yazacak çok şeyim var. 
Sağlıkla kalın..

Paylaş:

2 Ağustos 2015

Yaz ayında hasta olma sorunsalı

Aman 2 gündür kendimi iğrenç hissediyorum. Havaların sürekli değişmesi beni hasta etti. Boğaz ağrısı, baş ağrısı ve azıcık ateş ile mücadele halindeyim. Şimdilik hastalığım, kötüleşmeden devam ediyor fakat bitmek bilmeyen bir üşüme sorunum var. Bu durumdan hiç hoşnut değilim. Aslında hava son günlerde kötü değil oldukça sıcak.

Kestiğim seyahat çantalarını dikemedim halen. İstanbul'a gidiş yaklaştı. Bir çok çanta dikip götürmeyi planlıyorum. Var olan siparişleri bitirdim. Umarım bir an önce şu hastalıktan kurtulurum.
Geçen hafta yeni tasarladığım makyaj çantalarıma bir yenisini daha ekledim. Aldığım tepkiler oldukça güzel. Böyle olunca daha bi severek dikmeye başladım.
Bu arada istek üzerine ped çantalarımın içine bir kaç bölme daha ekledim. Sık sık kullanılmayan alışveriş kartlarını taşımak için iyi bir alternatif oldu.
Aslında çok güzel baykuşlu kol çantasını da diktim. Fakat onun daha fotoğraflarını çekemedim. Onun paylaşımı da sonraya kaldı. Şimdilik bende bu kadar.
Sağlıklı günleriniz olsun diyorum. İşin en önemli kısmı bu. Gerisi teferruat.
















Paylaş:
Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.