19 Kasım 2023

Bu Kadar Güzel Olamazsın Split


Split sokaklarında dolaştığım her gün dilimden düşmeyen iki cümle vardı. Bunlardan biri; Bu kadar güzel olamazsın Split. 

Uzak Doğu ülkelerini saymazsak hatırı sayılır ülke ve şehir gördüğümü söyleyebilirim. Bu yüzden şehirler arasında kıyaslama yapma yetisine de sahibim. Split gördüğüm şehirler içinde hayran kaldığım yerler listesinde ilk üçe girer. Açıkcası Split'e gitmeden önce hakkında hiçbir araştırma yapmadım. Bizim bey "seni öyle bir yere görüreceğim ki gördüğünde aşık olacaksın" dedi ve dediği çıktı. Sonuçta adam beni 16 yıldır tanıyor. Neyi sevip sevmediğimi de en iyi o bilir. 

İşin büyüsü bozulmasın diye gidene kadar hiçbir görseline bakmadım. Novalja'dan yaklaşık üç saat süren yolculuk sonrası Split'te şehir merkezinde tuttuğumuz eve yerleşir yerleşmez kendimizi sokaklara attık. Ve o dakikadan sonra tüm sokaklarını büyük bir hayranlıkla gezdim. 

Roma hükümdarı Diocletianus'un yazlık sarayına ev sahipliği yaptığı için tarihteki yeri önemli. Bugüne kadar tarihi yapısının bozulmaması da büyük bir artı. Sokaklarında yürürken sanki bir film setinde yürüyormuşsunuz hissine kapılıyorsunuz. 

Split'nin ünlü olmasında Game of Thrones dizisinin rolü var. Ejderha sahnelerinin bir kısmına ve sanırım Yedinci sezondaki (sezonu yanlış da hatırlıyor olabilirim af ola) savaş sahnesine ev sahipliği yapmış. 

Ben özellikle sahil şeridinde ve old Town dışındaki yeni yerleşim yerlerinde gezerken tam olarak İzmir'de geziyormuşum hissine kapıldım. Öyle bir İzmir düşünün ki; Karşıyaka sahilden denize girebiliyorsunuz, sokalarında yürümek için kaldırımları var. Karşıyaka'dakiler ne demek istediğimi anladı. Tarihi yapıları yıkılıp yerine kocaman binalar dikilmemiş. Hatta gezerken, "annemi tutup pıt diye bu şehire koysak hiç yabancılık çekmeden hayatına devam eder" dedim. 

Bu devasa heykelin ayak baş parmağına dokunursanız şans getireceği inancı varmış. Bayağı önünde sıra olan turistler vardı. 


Sokak aralarındaki mekanları çok seviyorum. 



Böyle pencerelerin ve evlerin hastasıyım

Yediğim en siyah dondurma olabilir. Yedikten sonra da çok pişman oldum. Aşırı şekerli bir dondurmaydı.
İşte tam olarak İzmir gibi değil mi?



Burası dizide Clarisse'nin Ejderhalarını beslediği yer. 

Böyle sayısız sokak vardı. Fotoğraflar farklı iki telefondan çekildi. O yüzden boyutları birbirini pek tutmuyor. 
Bu plaj resmen şehirin göbeğinde. İnsanlar sabah işe gitmeden veya iş çıkısı bi denize girip çıkıyorlar. Tam olarak hayalimdeki yaşam bu olabilir.
Bu karedeki tek eksik bisikletim bence.













Bu da Jupiter tapınağının içindeki heykel. Tapınağın önündeki Sfenks heykeli vakti zamanında Mısır'dan hediye olarak gönderilmiş. Günümüze gelene kadar kafası yok olmuş ama büyük çoğunluğu duruyor. Tam yanında biletleri kontrol eden görevli durunca böyle anlamsız bir fotoğraf karesi ortaya çıktı.
Müze gezisinden bir kare. Vakti zamanında Kralın emri ile her şey kayıt altına alınıyordu ya, dizilerde filimlerde görürüz. İşte bu kitap da onlardan biri. Burada Roma tarihi yatıyor. 


Split'in keyfini en çok Roma hükümdarı Diocletianus çıkarmış. 





Tabii ki yine yerel pazarına uğrayıp kendimi incirle ödüllendirdim. Öyle güzeldi ki. 




Üç gün boyunca ayağıma kara sular inene kadar tüm sokaklarını karış karış gezdim. Her seferinde de "Bu kadar güzel olamazsın Split" dedim. 

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

12 Kasım 2023

Festival Adası Novalja


Hadi gelin size Pula'dan sonraki ikinci durağımız olan Novalja'yı anlatayım. Namıdiğer Festival adası. Yazın Avrupalı gençler için düzenlenen festivalleriyle ünlü. Deniz, eğlence ne ararsanız var. Biz gittiğimizde okullar açılmış, birçok ergen geri dönmüş olmasına rağmen her yer ergen kaynıyordu.






Hani beyaz yakalıların devamlı kurduğu bir hayal vardır; " Bir sahil kasabasına yerleşeyim, sabah bir posta denize gireyim sonra akşama kadar keyif yapayım, güneşi denizde batırayım". İşte Novalja tam olarak bu hayallerdeki yer. Denizi sakin, çok sığ ve pırıl pırıl. Sezon dışında tam yaşanılacak bir yer. Novalja'da üç gün kaldık ve kendimi orada uzunca bir süredir yaşayan yerli gibi hissettim. Bunda otel yerine evde kalmanın da katkısı büyük. 

Pula'dan Novalja'ya gitmek için Hırvatistan'ın o kıvrımlı yollarında yaklaşık beş saat araba sürüp, feribota ulaşmak lazım. Bizim yola çıktığımız gün çok fazla esinti olduğu için feribot seferi iptal oldu. Yolumuz 2.5 saat uzadı. Bu kefimizi kaçırmadı tabii. Geç olsun güç olmasın dedik. 











Novalja'da tam olarak hiçbir şey yapmadım. Sabah sıcak bastırmadan denize girdim. Öğlen sıcağında eve kaçtım, akşam bir posta daha yüzdüm, güneşi denizde batırdım. Bu tam bir terapi oldu benim için. İçim huzurla ve D vitaminiyle doldu taştı. Zira D vitamini bizim için çok önemli. Polonya'da yokluğunda muzdaribiz.

Novalja günleri gerçek anlamda emekliliğimizin provası tadındaydı. Sakin ve huzurlu geçen üç günün sonunda bir sonraki durağımız Split için hazırlıklar yapıldı ve yeni bir maceraya doğru yola çıkıldı.




Gezimin diğer duraklarına ait anıları okumak için aşağıdaki linklere tık yapabilirsiniz.
✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

28 Ekim 2023

Adriyatik Kıyısındaki Pula



Bu sefer başlıkta kahve bahane yok. Zaten Yasemin artık eskisi kadar Kahve Bahane yazısı da yok. Yapay zeka geldi, zaman jet hızıyla akıyor derken, bloglar için bir bir ölüyor diyorlar. Gemiyi en son kaptan terkeder misali ben halen buralardayım. O yüzden gecikmeli olsa bile anılarımı yazmaya devam. Eğer vakit ayırıp okursanız ne mutlu bana; okumazsanız da canınız sağ olsun.

Biliyorsunuz ki bu yıl yaz tatilimizde Adriyatik kıyılarını keşfe çıktık. Hadi gelin ilk durağım olan Pula'yı size benim gözümden anlatayım. 

Açıkacası Pula beni beni çok şaşırttı. Tam bir yazlık şehri. Küçük olmasına rağmen Roma'daki Collesium'a rakip olabilecek bir arenaya sahip. Şehiri keşfe çıktığımda deniz kenarında böyle bir yapı görmeyi beklemiyordum. Bu benim içim tam anlamıyla bir sürpriz oldu. Her gece de önünde geçmeyi ihmal etmedim. 





*Orada bulunduğumuz zaman diliminde yapılan etkinliklerden dolayı içine girmedik. 

Pula dediğinizde aklıma gelen ikinci güzel şey ise harika koylara sahip olması. Seneler önceki Dubrovnik ziyaretim de denizine hayran olmuştum. Fakat Pula hayranlık seviyemi arşa çıkardı. Pırıl pırıl bir denizde sır üstü yüzerken yemyeşil yamaçları seyretmek gibisi yok.











Deniz şehri olunca deniz ürünlerine erişim bir o kadar kolay. Tatilin başından sonuna kadar her gün kalamar yediğimi itiraf etmeliyim. Hepsi tazecik ve lezzetli olan balıkları ve enfes zeytinyağıyla taçlandırılmış salataları da unutmamak lazım. 













Bu tatili planlarken otel yerine evlerde kalmaya karar verdik. Gelin size Pula için kaba taslak bir hesap yapayım. Çok tatlı bir teyzenin evini tuttuk. Tüm ev ve minik bir terasa gecelik 70 Euro ödedik. Akşam yemeklerimiz iki kişi ortalama 40-50 Euro arasındaydı. Tüm plajlar, koylar bedavaydı. Anlayacağınız en güzel koyları plajları otellere kaptırmamışlar. Herkes istediği her yerden denize girebiliyordu. 

Pula'daki tatil anılarım en huzurlu tatil anılarım içinde yerini aldı. Belki daha uzun bir tatil yapılabilir fikrini aklımın bir ucuna düşürdü. Ve sonrasında Pula bize el sallayarak bizi ikinci durağımız olan Novalja adasına uğurladı. 

Gezimin diğer duraklarına ait anıları okumak için aşağıdaki linklere tık yapabilirsiniz.

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

24 Eylül 2023

Kahve Bahane #Yaz Tatili - Ljubljana


Sonbahar artık kendini tamamen hissettirmeye başlamışken gelin size bu sene geçirdiğim harika yaz tatilinden bahsedeyim. Bu yıl öyle yoğun çalıştım ki bu tatilin her saniyesini hak ettim.

Her sene Eylül ayında deniz tatili için Türkiye'ye gidiyorduk fakat bu sene dudak uçuklatan fiyatların da etkisiyle farklı bir macera yaşamaya karar verdik. Sene başında arabamızı değiştirince rotamızı Hırvatistan kıyılarına çevirdik. İyi ki de çevirmişiz. Dolu dolu 15 gün, tamamen spontane yaşadığımız, her dakikasından keyif aldığım bir tatil oldu. Hal böyle olunca telefonun hafızasındaki fotoğrafların sayısını varın siz tahmin edin. 

Tatilin Z raporunu alacak olursam;
Toplamda 2950 km yol
Slovenya'da iki şehir, Hırvatistan'da dört şehir olmak üzere toplam altı şehir ziyareti
Kahvaltıda yenilen burekler 
Her gün keyfini çıkardığım deniz
Doyasıya yediğim balık ve kalamarlar
Huzurlu bir tatil sonrası hissedilen rahatlık ve dinginik diyebilirim.

Hazırsanız başlıyorum.  Krakow'dan yola çıkıp ilk durak olarak planladığımız Slovenya'nın başkenti olan Ljubljana'ya yol aldık. Viyana'nın sıkışık trafiği, üstüne sileceklerin dahi hızına yetişemeyen yağmur derken, kazasız belasız ilk durağa varıldı. Hemen kısa bir şehir turu yapıldı. Şehrin içinde yer alan Dragon köprüsünden geçildi. Burası da ne güzel şehirmiş denildi ve otele dönünce bir araştırma yapıldı. Paulo Coelho'nun "Veronika Ölme İstiyor" adlı kitabının Ljubljana'da geçtiğini işte böyle öğrenmiş oldum. 













Ljubljana bizim için bir geçiş noktasıydı bir gece kalıp asıl durağımız olan Pula'ya devam ettik. Ayrılmadan önce Burek ile ilk kahvaltımızı yaptık. Sokaklarında gezerken çok ünlü olan bir burek dükkanına denk gelince de yanımıza yolluk olarak burek almayı da ihmal etmedim tabii. Aslında son 1,5 aydır low carb diyeti yapıyordum, tatil dolayısıyla 15 gün bu diyete ara vermeye karar verdim. 


Ben Ljubljana'yı şirin bir şehir olarak hatırlayacağım. Özellikle gidilip gezilmesi gereken bir yer olmasa bile yolunuzun üstünde ise bir gününüzü ayırabilirsiniz. O zaman ne diyorum; Bekle beni Pula. 


✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:
Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.