Geçen ayın yansıması ile geldim burdayım. Can sıkıntılarından, üzücü haberlerden ve salgından bahsetmeyeceğim. Zira gün içinde bu olmusuzluklara oldukça maruz kalıyoruz. Bazı zamanlar bunlardan tamamen sıyrılmak lazım. Ben de geçen ay neler dinledim, neler izledim ve neler okudum diyerek bu gündemden biraz sıyıracağım kendimi. Eğer sen de beş dakikalığına nefes almak istersen bu yazı senin için.
Neler Dinledim?
Ben banyoda müzik dinlemeyi çok severim. Banyoda müzik dinlemek için su geçirmez bir hoparlörümüz bile var. Mart ayında favorim Mipso grubunun seslendirdiği Marianne. Hafif retro, kendi halinde akan bir müzik. Sevdiğim bir müzik olunca, sevgili spotify'e aç bakalım bunun radyosunu diyorum. Bu sayede aynı tarzda yeni müziklerle tanışıyorum. Mipso'yu da böyle tanıdım.
Neler İzledim?
Evden çalışmaya başladığımdan beri, kişisel bilgisayarım yan masada açık duruyor ve bir şeyler izliyorum. Aslında tam olarak izlemiş olmuyorum. Neredeyse hiç ekrana bakmıyorum, sesini duyuyorum. Vakti zamanında bana Ezel adlı diziyi çok övdüler. Ben de fırsat bu fırsat izleyeyim dedim. İçim şişti. Tam bitti dediğim yerde yeni olaylar patlak verdi. Youtube üzerinden izliyorum. 26. bölüme geldiğimde bir baktım yan tarafta altmışıncı bölümler var. Aman dedim. Bitmez bu dizi. Yarım bıraktım.Bu hafta bir çılgınlık yapıp Bizimkiler adlı diziyi izlemeye başladım. Eski olmasına ve hiçbir aksiyon içermemesine rağmen bana çok keyifli geliyor. Şimdi çalışırken yan tarafta bana bizimkiler eşlik ediyor.
Netflix denizinde yüzmeyi de ihmal etmedim tabi.
100 Humans adlı bir tv programı izledim. Mizahi anlatımı ile 100 insan üzerinde yapılan deneyler oldukça enteresandı.
The Platform da izlenenler arasında yerini aldı. Ben ilgiyle izledim. Bana bir kitap okuyormuşum gibi geldi. Konuşma diyalogları bir kitap sayfasından çıkmış gibiydi. Nedense seveni olduğu kadar sevmeyeni de bol bu filmin. Ben sevenler kısmındayım.
Bunlar bitenler; bunların dışında Lucifer'i izlemeye başladım Fakat sevgili netflix Türkçe altyazısını bize eklememe konusunda pek bir ısrarcı. Türkçe alt yazısı olmasına rağmen Polonya'dan bağlandığımız için Türkçe alt yazı seçeneği çıkmıyor. İngilizce alt yazı ile izliyorum. Aslında bu bir nevi ingilizce pratiği de oluyor.
Evde fazlaca vakit geçirince izlenenlerin sayısında gözle görünür bir artış olmuş. Ben de yazarken fark ettim.
Neler Okudum?
Ne çok şey izlemişsin, kesin kitap okumaya vaktin kalmamıştır diye düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz.Mart ayında toplam yedi kitap bitirdim.
1- Feniçka
Nietzsche'nin evlilik teklifini geri çeviren kadının hikayesini okumak isterseniz Feniçka'dan bir adet edinmeniz gerekiyor. Olay örgüsü pek güçlü olmasa da diyaloglar sayesinde kendini okutuyor.2- Kiraz Ağacı ile Aramızdaki Mesafe
Bu kitabı almamın nedeni Küçük Prense benzetilmesiydi. Konu bakımından değildi bu benzetme. Küçük Prens gibi bir çocuk kitabı olmasına rağmen her yaş grubundun okuması gerken bir kitap olduğu için. Yakın gelecekte kör olacak bir kız çocuğunun hikayesi var kitapta. Öyle saf, öyle dolu dolu ki. Yapabileceği ve yapamayacağı şeylerin listesini çıkartmasına ve üstlerini bir bir çizerken göstermiş olduğu olgunluğa bayıldım.3- Dracula
Arada bir ingilizce kitap okuyorum. Dracula da onlardan biriydi. Kısa versiyonunu okudum. Daha önce Dracula'nın hikayesini bilmiyordum. Sürükleyici ve korku doluymuş. Bir çırpıda okudum bitti.
4- Yaman Adam
Can Yayınları bir uygulamasını bedava yapınca, bakalım içinde neler var derken buldum Yaman Adam adlı kitabı. Behçet Necatigil çevirisi ile leziz bir kitaptı. Kitap, yanlış hatırlamıyorsam beş öyküden oluşuyor.
5- Ferdi ve Şürekası
Halid Ziya'nın kitabı. Ayrıca yazı başlığımın isim babası. Şüreka ortaklar demek. Söylemesi keyifli bir kelime. Okurken sondaki a harfinin üzerinde şapka varmış gibi okumayı ihmal etmeyin.
Kitabı günümüz Türkçesiyle okudum. Eminim ki günümüz Türkçesi ile okumak biraz anlam kaybına neden olmuştur. Fakat eski baskı ile okuyanların serzenişlerinden sonra böyle bir tercih yaptım. Kitap tam anlamıyla bir Türk filmi tadındaydı.
6- Bir Alman'ın Hikayesi
Naziler ile ilgili kitaplar okumak istiyorum. Ama öyle ders kitabı tadında olmasın diyordum. Öyle bir arayış içerisindeyken bu kitaba denk geldim. Kitabın kahramanı Nazi dönemini kendi anılarıyla anlatıyor. Yer yer sıkıcı olan kitabı bitirmeyi başardım. Keyif aldın mı derseniz, yok maalesef. Alamadım.
7- Sevgili
Bu kitabı da bir blogger arkadaşımda gördüm. Kitap ismi ve kitap kapağı yüzünden basit bir aşk romanı gibi geliyordu bana. Sonradan öğrendim ki Yılmaz Güney'in hayatını anlatıyormuş. İşte bu noktada dikkatimi çekti ve kitabı okudum. Kitapta isimler değiştirilmiş fakat Yılmaz Güney'in hapisane zamanı, sinemadaki filmleri için olan savaşı, ikinci eşiyle tanışması ve ülkeyi terk edişi birebir aynı şekilde ele alınmış.
Okuma bakımından oldukça verimli bir ayı geride bıraktım. Ve aynı hızla Nisan ayı okumalarıma başladım.
Yazıyı yazmam, gözden geçirmem ve bir fotoğraf eklemem (görsel için parkımızda baharı selamlayan çiçekleri seçmem) yaklaşık bir saatimi aldı. Bu bir saatte kendimi gündemden soyutlamış oldum. Şu an keyifli hissediyorum.Umarım ki siz de bu yazı sayesinde beş dakikada olsa gündemden soyutlanmışsınızdır.
O zaman ne diyoruz; bir sonraki yazıda görüşünceye dek şen ve esen kalın.
Sabah yüzünüzü yıkadıktan sonra aynadaki yansımanıza günaydın demeyi de ihmal etmeyin.
Sevgiler.
✄----------------------------------------------------------------------













