2 Ekim 2012

Paris Gezi Notlarım-Bölüm 1

Louvre Müzesi: Paris gezimizin en önemli duraklarından.
Paris'e adım attığımızda ilk durağımız meşhur Champs-Élysées oldu. Zafer Takı bir ucunda , Louvre Müzesi diğer ucunda yer alıyor. Otelimiz (Kléber Otel) Zafer Takı'na çok yakındı. Bu avantajımızdan yararlanarak müzeye yürüyerek gitmeyi tercih ettik. Champs-Élysées'de yürüken İstanbul’daki Bağdat Caddesi'nin ne kadar dar olduğunu anladım. Uzun bir yürüyüş sonrası(vitrinlerden kendimizi alamadığımızdan) müzenin önündeki parkta biraz mola verdik. Parkın zemini müzenin girişene kadar kum. En iyisi açık renk spor ayakkabı.




Gitmeden önce araştırma yaptığım sitelerde “çok sıra beklersiniz, erken gidin” gibi uyarılar vardı. Deli gibi olmasa da yaklaşık 30 dakika sıra bekledik. Pramitlerin orda beklediğiniz sıra, içeri girebilmek için güvenlik kontrol sırası. Sıraların ardı arkası kesilmedi. Kişi başı 10 Euro olan biletleri içeri girip merdivenden indikten sonra aldık. Ücretsiz olan müzedeki bölümlerin yer aldığı İngilizce haritamızı da edindik. Artık tabana kuvvet dedik ve Mısır döneminden başladık. Mona Lisa'yı görüp gezimizi sonlandırdık.Müze çok büyük tam anlamıyla gezmeye kalkışsak 2-3 gün gerekirdi. Görmek istediğimiz yerleri belirleyip gezmemiz bize zaman tasarrufu sağladı.
Paris’te ki kısa gezimizde Louvre Müzesi'ni gezdiğimiz için kendimi şanslı hissediyorum. Her bölüm yaşadığı çağın özelliklerine göre dizayn edilmişti. Eyfel kadar görkemli ve görülmeye değer bir yer. Hedefim Paris'e her gidişimde gezemediğim diğer bölümlerini gezmek.


Notre Dame Katedrali: Paris'te gotik bir yapı
Katedral Seine nehri kıyısında. Biz her yere yürüyerek gitmeyi tercih ettiğimizden gördüğümüz caddelerin büyüsüyle hedefimize ulaştık. Katedral nehrin üstündeki bir adacıkta yer alıyor. Yolumuzun üstünde olan dilek köprüsünü gördüğümde çok şaşırdım .Böyle bir köprünün varlığından haberim yoktu. Köprünün korkuluklarında milyonlarca, rengarenk, çeşit çeşit kilitler asılıydı. Üzerinde isimler ,dilekler yazılıydı. Ben böyle bir köprünün varlığından haberdar olsaydım kilidimi alıp giderdim. Pembe bir kalp kilide dokunamla elimde kalması bir oldu.



Notre Dame tam beklediğim gibi görkemli yapısıyla karşımızdaydı. Victot Hugo'yu saygıyla anmadan edemedim. 19. YY başlarında Paris şehir planlamacıları katedralin bakımsızlığından ötürü katedrali yıktırmak istemişler. Bu duruma dikkat çekmek isteyen Ünlü Fransız yazar Victor Hugo Notre Dame’ın Kamburu romanını yazmış. Katedralin kurtarılması için kampanya başlatılmasını sağlayarak katedralin yenilenmesinde büyük rol oynamış. İçeriye girebilemek için Louvre Müzesi'nden daha fazla, yaklaşık 1 saat bekledik. İçeriye giriş ücretsiz. Eğer terasa çıkmak isterseniz ayrı bir kuyruk var ve ücretli. Yorucu bir bekleyiş sonunda içeri girebildik. İçerisi gotik tarzda yapılmış ve devasa heykellerle bezenmişti. O kadar kalabalık gruplar halinde içeri girdiğimiz halde sesten eser yoktu. Büyülendim ve etkilendim. Terasına çıkmak için geç kalmıştık. Saat 18'de kapılar kapanıyordu. Biz 17:30 gibi içeriden çıkabilmiştik.


Paylaş:

4 yorum :

  1. Blogun hayırlı olsun Yasemin. Keyifli geziler ve okumalar. Paylaşımlarını izlemeye alıyorum.

    YanıtlaSil

*Bloglar yorumla beslenir. Yorumlarınızı eksik etmeyin.
*Lütfen yalnızca yazı ile ilgili yorumlar yazın. Link bırakıp kaçmayın.
*Yazının konusu dışında sormak veya iletmek istediğiniz bir şey varsa İletişim formunu kullanın.
Sevgiler.

Blog Arşivi