Viyana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Viyana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2018

Viyana'dan Fotoğraflar

Viyanaya gideli neredeyse bir ay olacak. Ben halen onun hakkında paylaşımlar yapmaya devam ediyorum. Bu paylaşımın temeli Viyana sokaklarında gezerken objektifime takılan güzellikler.

Viyana'da gördüğüm bu şirin sokak lambaları oldukça dikkatimi çekti.
Kırmızı ışıkta beklerken midesinde kalpler uçuşan ikiliyi görmek insanı gülümsetiyor.

Yeşil ışık yandığında ise elele tutuşup aşkla yürümeye başlıyorlar. Harika bir detay değil mi?

Ayrıca trafik ışıklarının kız kıza ve erkek erkeğe versiyonlarını da görmek mümkün.



Sokakta sıcak şarap yudumlamak isterseniz bu çirkin bardak size eşlik ediyor.











Şehir ışıl ışıl. Bunda en büyük etken yol boyunca kilometrelerce alana koydukları rüzgar enerjisi üreten devasa rüzgâr türbinleri olabilir.


Viyana'nın belediye sarayının merdivenlerindeki düşünüyorum pozu. Neden bizim böyle güzel belediye binalarımız yok? Gerçi bana ne değil mi, bunu belediye başkanları düşünsün.

Burası Belediye Sarayının balo salonu.

Burası arka bahçesi.  Kalp şeklindeki bankın güzelliğine bakar mısınız?

Şehirdeki her binanın heykelleri ile yansıttıkları kendi ruhları var. İşte o heykellerden bazıları;








Viyana sokaklarında gezerken dur şu da çok güzelmiş, fotoğrafını çekmeliyim, bloguma eklemeliyim dediğim için bol fotoğraflı bir yazı oldu.
Paylaşılmayı bekleyen müze fotoğraflarından şimdilik hiç bahsetmiyorum bile. Size iki güzel tabloyu biraz detaylı bir şekilde anlatmayı planladığım için bu yazıda o fotoğraflara yer vermedim.

Ben gördüğüm güzellikleri sizinle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Umarım siz de blogda gezinirken keyif alıyorsunuzdur.
Gözünüz daima güzellikleri görsün.
Bir sonraki yazıda görüşünceye kadar şen ve esen kalın.
Sevgiler.

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

8 Ocak 2018

Viyana'da Ne Yenir? Ne İçilir?

Viyana Gezi Notları yazımda gezdiğim yerleri anlattım. Peki Viyana'ya kadar gitmişken farklı neler yedim içtim. İşte bunlardan bahsetmek için buradayım. Viyana denilince ilk akla gelen şinitzel sanırım. Adamlar bu şinitsel işinde gerçekten çok iyiler. Ayrıca patates salatalarına da bayıldığımı itiraf etmeliyim. Farklı bir yere gittiğimde Foursquere adlı program çok işime yarıyor. Bu güne kadar beni hiç yanıltmadı.
Viyana'nın en güzel şnitselini yapan Figlmüller'i de böyle keşfettim. Tabaktan taşan kocaman bir şinitsel ve patates salatası tatmak için ilk gün rezervasyonsuz gitmemize rağmen, hemen yer bulup oturabildik. Ayrılmadan önce bir şnitsel daha yeriz dedik. Bu istek, bize soğukta 40 dakika bir bekleyişe mal oldu. Sonunda misler gibi yemeğimizi yediğimiz için o beklenen dakikaları pek de dert etmedim.




İkinci keşfettim yer ise bizim aşina olduğumuz haşlama yemeği. Böyle söyleyince pek cazip gelmediğini farkındayım. Ben de deneyene kadar ne kadar iyi olabilir diye sorgulamadan edemedim.
Lakin Plachutta beni bu konuda oldukça şaşırttı. Çok lezzetli olan haşlama yemeğinin ilk önce suyundan sonra da etinden nasiplendim.




Yemekleri ile beni mutlu kılan Viyana, tatlılar konusunda da sınıfı geçti. Herkesin ayılıp bayıldığı Sacher Torte için dondurucu soğukta beklemek istemedim bu yüzden farklı bir yerde tadına baktım. Saatlerce sıra beklemeden Sacher Torte yemek için Landtmann güzel bir alternatif. Eskileri andıran dekoru eşliğinde kahve yudumlamak oldukça keyifliydi.





Kısa tatilde ancak bu kadar yenir ve içilir. Bir sonraki gidişimde meşhur çaylarının ve kahvelerinin tadına bakmayı umut ediyorum.
Şimdilik benden bu kadar.
Bir sonraki yazıda görüşünceye kadar şen ve esen kalınız.

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

3 Ocak 2018

Viyana Gezi Notları

Osmanlı İmparatorluğu'nun iki kez kuşattığı, uzunca bir dönem Avusturya Macaristan İmparatorluğu'na ev sahipliği yapmış bir şehir ziyaret ettim geçen hafta.
Viyana çok ihtişamlı ve sanatla harmanlanmış bir şehir. Şimdi, her yılbaşında TRT'nin neden Viyana Filarmoni Orkestrası'nın yeni yıl konserini yayınladığını daha iyi anlıyorum. Wolfgang Amadeus Mozart ve Franz Schubert'in doğduğu şehir Viyana. Bunun yanı sıra Ludwing Van Beethoven bir dönem bu şehirde yaşamış. Bu mini ön bilgiden sonra kendi gezi notlarıma geçmenin zamanı geldi.

Viyana'yı hakkıyla gezebilmek için dolu dolu en azından dört gün gerekli. Her köşe başında gezilecek görülecek müzeler ve saraylar var. Ben giderken güzel bir gezi planı yapmıştım. Lakin küçük aksaklıklardan ötürü pek verimli şekilde gezemedim. Viyana'nın Krakow'a yakınlığı dolayısıyla; olsun bir daha geliriz rahatlığı yarattığı için de pek üzülmedim. Şimdi sıra işin en eğlenceli kısmını paylaşmaya geldi.

Viyana'da nereler gezilir?  Viyana'da neler yapılır? 

1- Hofburg Sarayı

13. yüzyılda Kraliyet sarayı olarak inşaa edilmiş. Günümüzde ise Avusturya başkanına ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Yılbaşı dolayısıyla önünde minik dükkanlar kurulmuştu. Geziye başlamak için güzel bir başlangıç noktası.


2- Demel Pastanesi

Hofburg sarayının hemen karşısındaki sokakta yer alan ünlü pastane. Bu ününü zamanında Kraliyet pastanesi olmasından ileri geliyor. Şimdi içinde türlü türlü pasta ve çikolatalar bulmak mümkün. Oturup bir şeyler atıştırmak isterseniz kalabalık dolayısıyla bayağı bir sıra beklemeniz gerek.



3- Stephansdam Nordturn ( Aziz Stefan Katedrali) 

1147 yılında iki harabe kilisenin üzerine inşaa edilmiş. Karntner ve Graben caddelerinin kesişiminde yer alıyor. Lakin günümüzde caddeleri dolduran bilindik (her yerde görmekten bıktığım Zara, Mango gibi) mağazaların arasında sıkışıp kaldığını görmek üzücü.


4- Rathaus (Belediye Binası)

Bu nasıl bir görkemdir Allahım. Görür görmez aynen bu cümleyi kurdum. İçini gezdiğim de ise salonlarına hayran oldum. Günümüzde halen Belediye Binası olarak hizmet vermesi çok güzel. Düşünsenize iş yerinizin her metrekaresi sanat kokuyor. Fotoğraf eklemek için baktığımda, uzaktan tüm yapının fotoğrafını çekmediğimi görmek şu an üzdü. Ben de binanın sadece bir kısmını çektiğim fotoğrafı ekledim.

Bu ise iç avlusunun görüntüsü

5- Karlskirche (Karl Kilisesi)

1576 - 1578 yılları arasında cüzzam salgını yüzünden hasta olan kişilere umut aşılamak için imparator VI Karl tarafından yaptırılmış. 


6- Votiv Kilisesi 

Neo- gotik tarzında inşaa edilmiş kilisenin dışında tadilat vardı. Ön yüzünde kocaman bir kahve reklamı koymuşlardı. Bu yüzden ben de fotoğraf çekmedim. Görsel internetten alıntı. 
Kilisenin yapılış hikayesine gelecek olursam; zamanın imparatoru I. Frans Joseph'in bir silahlı saldırıdan kurtulması üzerine; kardeşi, Tanrı'ya minnet amacı ile halka bir çağrıda bulunmuş. Bu çağrıya sessiz kalmayan 300.000 kişinin katkıları ile bu kilise inşaa edilmiş. 


7- Kunsthistorischer Museum ( Viyana Sanat Tarihi Müzesi)

1891 yılında Avusturya - Macaristan imparatoru I. Frans Joseph tarafından açılmış müze görülmeye değer. Tam anlamıyla müzeyi gezebilmek için koca bir gün ayırmak gerekiyor.


Müzede gördüğümde beni çok sevindiren bir tablo vardı. 5000 parçayı bir araya getirerek bitirdiğim puzzleda yer alan tablo müzede gezerken karşıma çıktı. Tablonun hangi müzede sergilendiğini bilmediğimden benim için hoş bir sürpriz oldu. Bu tabloda yer alan tüm detayı biliyorum. Tablo hakkında detaylı bilgiyi Viyana Fotoğrafları adlı yazımda paylaşacağım. Linki buraya eklerim.



8- Belvedere Sarayı

Saray Upper ve Lover Belvedere olarak ikiye ayrılmış. İçini gezebilmek için bilet almanız gerekiyor.  Bilet fiyatlarının el yaktığı söyleyebilirim. Kişi başı 15 Euro.
Benim gibi dondurucu bir soğuk ve bitmek tükenmek bilmeyen rüzgarlı bir havada gitmezseniz, ihtişamlı bahçesini ücretsiz gezebilirsiniz. Resme biraz ilginiz varsa saray içinde hoş bir sürpriz sizi bekliyor olacak. Gustav Klimt'in ünlü tablosu The Kiss tüm ihtişamı ile sarayın içinde ziyaretçilerini ağırlıyor. Benden söylemesi.
Ben bu tabloyu nedense daha küçük hayal ediyordum. Oldukça göz dolduran bir boyutta olması beni sevindirdi. Mesela, Mona Lisa adlı tabloda da tam tersi bir durumla karşılaşmıştım. Sen koca Leonardo da Vinci'sin. Biraz daha büyük çizseydin ne güzel olurdu demiştim gördüğümde. Paris Gezi Notlarım adlı yazımda ünlü Mona Lisa tablosunun fotoğrafını var. Bana inanmıyorsanız fotoğrafa bakın. Minnacık bir şey.




Bu ise sarayın odalarından sadece biri. Kış günlerinde arkadaşlar ile hep buralarda toplaşırmış genç prens ile prensesler. Oh vallahi hayat onlara güzelmiş. Değil mi?


Bunlar bu gezimde ziyaret ettiğim yerlerdi. Bunların dışında yazın gidip, Schönnbrünn Sarayı'nın harika bahçelerinde gezmeyi, Hundertwasserhaus'da yer alan enteresan evleri görmeyi, Cafe Sacher'de ünlü tatlıları olan Sacher torte'sini tatmayı ve Cafe Central'de kahve molası vermeyi planlıyorum.
Hep gördüklerini anlattın. Hiç mi yemedin, içmedin. Merak ettik Viyana'da neler yenir? diyorsanız, Viyana'da ne yenir? Ne içilir? adlı yazıma beklerim.
Bugünlük benden bu kadar. 
Sevgiler. 
✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:
Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.