22 Şubat 2016

Vegan Burger



Geçen hafta farklı bir şeyler deneme isteğimin sonucu vegan köfteyle tanıştım. Oldukça güzel bir deneyimdi benim için. Açıkcası hiçbir hayvansal gıda barındırmadan, harika bir lezzet yakalamayı başarmışlardı.

Ben sebze yemeyi sevenlerdenim. Farklı tatlar tatmayı seviyorum.Tabii etin yerin ayrı. Bifteğe, köfteye, lahmacuna ve kebaba hayır diyemeyenlerdenim.  

Nedir bu vegan derseniz, dersimi çalışıp geldim. 

Vejetaryenliğin bir tık üstü diyebiliriz. Genel olarak vejetaryenlerin et yemediklerini biliyoruz. Kendi içinde grupları var. Beni o konuya hiç sokmayın. Yazmaya kalkarsam, uzun uzadıya gider yazı ve ben toparlayamam.

İşte Veganlar et yemedikleri gibi hayvansal ürün barındıran yiyecek- içecek de tüketmiyorlar. Yumurta yok, peynir yok, süt yok, et yok. Bu liste böyle uzar gider. 

Dersimi başarı ile geçtiğimi düşünüp, ben yediğim köfteyi anlatmaya dönebilirim. 

Vegan Burger tokluk hissi açısından gayet başarılıydı. Normal bir burgerden hiçbir farkı yoktu. Çok daha hafif olduğunu söylememe gerek bile yok. 

Farklı bir tat, farklı bir mekan.

Arada bir değişiklik iyidir.



Paylaş:

17 Şubat 2016

Durum Değerlendirmesi


Heyecanlı bekleyişim bitti ve kurs arkadaşlarımla bugün tanıştım. Şimdi sıcağı sıcağına durum değerlendirmesi yapma vaktidir.
Her şeyde olduğu gibi bu durumuda aşılmaz bir duvar olarak görüp, kendi kendimi boşuna strese soktuğumun artık farkındayım. 
Bu durum hayatımın her döneminde böyleydi.
Şimdi hatırlıyorum da ehliyet almak için direksiyon dersine gitmeden önce aynı sıkıntıları yaşamıştım. Ben hiç süremem, yapamam dedim. Sonuç mu? Sınav sonunda 90 puan alarak ehliyetimi aldım. Sonra arabamı aldım ve o ehliyetle Türkiye'nin birçok yerinde ve Yurtdışında birçok şehirde araba sürdüm. 

Bir diğer hayıflanmam ise motor ehliyetini aldığım zamanlardaydı. İlk dersin sonunda motora hiç hakim değildim ve eve geldiğimde ben bu işi yapamam diye ağlayıp sızlanmıştım. O zamanlar kız kardeşim benimleydi. Az beynini ütülemedim. Sonuç mu? Bir hafta sonunda sorunsuz bir şekilde kullanamaya başladım. Sınavından 98 puan ve bir çok övgü (komisyondakiler motorun üstüne çok yakıştığımı söyleyip durdular) alarak  ehliyetime bir A2 ifadesi eklemiş oldum.

İngilizce ile aramdaki acımasız savaşı blogumu takip edenler bilir. İşte bir yapamam krizine İngilizce kursuna başlayacağım zaman tutulmuştum. O zamanda canım arkadaşım Dilek'in başının etini yedim. Neden mi? Onun ısrarı üzerine ingilizce kursuna gitmeye karar vermiştik. Sonuç mu ? Şimdi kendini ifade edecek kadar ingilizce biliyorum. Nachnuch'un ingilizce bir satış sitesi var. İçeriğini ingilizce olarak yazabiliyorum.

Son bir aydır da bugün başlayacak kurs için kıvranmaya başlamıştım. Nasıl olcak, İngilizce kursuna gidiyorum ve derdimi de ingilizce anlatmak zorundayım. Ferit hocaya yaptığım gibi "bu ne saçma şey; ben bunu anlamadım " diye isyan edemeyecektim. Düşüne düşüne gerildim.

En sonunda bugün kursa başladım. 
Sonuç mu? Çok tatlı Amerikalı bir öğretmen, dört tane Polonyalı ve bir Ukraynalı grup ile çok eğlenceli bir buçuk saat geçirdim. 

Bu yazıdan kendime çıkardığım ders ise şöyle; 
Kendime aslında ne kadar çok haksızlık ettiğimi anladım.
Devamlı beynime duvarlar örüp duruyorum. 
Aslında hiçbir şey büyüttüğüm kadar büyük değil. 

Bu bir kişilik meselesi. İnsan kişiliğini tamamen değiştiremeyebilir lakin onu olumlu yönde törpülemek yine insanın elinde.

O vakit değişim başlasın.



Paylaş:

16 Şubat 2016

Floransa gezi notları 1

Floransa hakkında ne yazsam az kalacak biliyorum. Sokaklarında gezerken tek söylediğim şey, bu şehre defalarca gelmeliyim demekten öteye geçmedi. Gecesine ayrı, gündüzüne ayrı tutuldum. 
Bir şehrin her yerimi sanat kokar.

Her biri kendi dalında ciddi başarılara imza atmış bir çok ünlünün şehridir Floransa.

Gucci'nin ilk mağazasını açtığı, 
Dante'nin doğduğu ve İlahi Komedya'yı yazmak için ruhunu beslendiği, 
Leonarda da Vinci'nin  sokaklarını arşınladığı, 
Sandro Botticelli'nin fırca darbelerini konuşturduğu ve ünlü eseri olan Venüs'ün Doğuşu içinde barındıran, 
Michelangelo'nun daha 26 sında geç bir delikanlıyken yaptığı ünlü Davut heykelini görebileceğiniz nadide bir şehirdir.

Şimdi gelelim benim Floransa sokaklarında gezerken çektiğim karelere
1- Bologna'dan yaklaşık 40 dk süren bir tren yolculuğunun ardından Floransa'da beni karşılayan ilk yapı Duomo oldu. Gece ışıklandırılmasının etkisiyle inanlamayacak derece büyüleyici gözüküyor. 

 





2- Signoria Meydanı (Piazza della Signoria  ) Adeta bir açık hava müzesi gibiydi. Orijinali müzede sergilenen Davut heykelinin bir kopyası bu meydanda bulunuyor.
Eğer buralara yolunuz düşerse meydanda ki kafelerden birinde, İtalya'nın harika kahvelerini yudumlarken bu görsel şölene doyabilirsiniz.






3- Ponte Vecchio 1300 den kalma bir köprü.  2. dünya savaşından kurtulmayı başarmış ve üstündeki minik dükkanları ile birlikte günümüze kadar gelmiş. Floransa gezimiz süresince üstüne kaç kez yürüdük hatırlamıyorum. 



Floransa gezi notlarıma devam edeceğim. Şimdilik benden bu kadar.
Sevgiler.




Paylaş:

15 Şubat 2016

Bologna gezi notları


Dikkat bu yazı bir çok övgü içerecektir. Dayanamayacak olanların burda okumayı bırakmaları şiddetle tavsiye edilir.

İtalya benim görmekten bıkmayacağım bir ülke haline geliyor. Her gittiğimde daha fazla seviyorum o ülkeyi. Akdeniz insanın sıcaklığı, tarihlerine olan saygılarından dolayı bozulmamış şehirleri, çok lezzetli yemekleri beni kendine  çekmeye devam ediyor.

Bologna - Floransa - Venedik üçlüsünü gezip tozma şansını yakaladım  bu sefer.

İlk olarak  Bologna izleminlerimle başlayalım bakalım.

Bolonez sosunun isim babası, Orta Çağ mimarisini ve Avrupanın en eski üniversitesini içinde barındıran, Üniversitesinde Dante'ye ve Erasmus'a eğitim veren  büyülü bir şehir.

Bologna'da kalış sürem oldukça kısa olmasına rağmen bir çok yerini gezdim.
Şimdi ben susayım da çektiğim fotoğraf kareleri konuşsun.

1- Towers of Bologna'dan bir kare. Açıkcası yukarı çıkarken merdivenleri beni çok korkuttu. Çok dik ve zorlu bir tırmanışı göze alıp çıktım. Çıktığıma da değdi. Kızıl şehri, kuş bakışı görmek gerçekten güzeldi.










2- Bologna'da her yol Piazza del Nettuno çıkar dersem başımız ağrımaz. Hadi bakalım fotoğraftaki Neptün'ü bulunuz.



3- Neptün heykelinin karşısında tüm heybeti ile San Petronio Basilica yer alıyor. Büyüklük bakımından Dünyanın 15. olarak anılıyormuş. Henüz bitmemiş olan yapı bu haliyle bile çok ilgi çekici.


 



4-  Bir sonraki durak ise beni en çok etkileyen yerlerden biri.  Archiginnasio di Bologna.
İçinde eski anatomi sınıfını ve el yazması bir çok eseri barındırıyor.
Derslikte otururken buralardan kimler geldi kimler geçti diye düşündüm. 1600  yıllarda böyle bir sınıfta tıp eğitimi almak harika bir duygu olsa gerek. İnsanlar sadece eğitim almamışlar, görsellikler ile ruhlarını da beslemişler. Tavan ve koridorlardaki heykellere ve çizimler mükemmeldi.
















5- Buraya kadar gelmişken Santa Stefano uğramadan olmaz dedim. Dışarıdan bakıldığında tek bir kilise gibi görünsede içinde 7 kilise barındırıyor.




6- İşte bu karede meşhur Venedik penceresiden.























7- İtalyaya gelmişken güzel şaraplarından tatmadan olmazdı. Bol bol  şarap içip bolonez soslu makarna yediğim doğrudur.
Biz Bologna'ya 1,5 gün ayırdık. Bologna gezimizden oldukça memnun kaldım. Havaalanından merkeze ulaşım rahatlığı, kaldığımız süre boyunca hiç yağmur yağmaması bu şehri daha çok sevdirdi bana.
Karnımızı  tıka basa doyurup yeni rotamız Floransa için kızıl şehirden ayrıldık.


 

Paylaş:

Ryanair

Nedir  bu Ryanair ?


Avrupa içerisinde oldukça ucuz biletin bulabileceğiniz bir hava yolu şirketi olur kendisi.  Herkesin ucuz biletlerini övdüğü geri kalan herşeyinden şikayet ettiklerini okuyordum internette. Bende İtalya seyahatim sayesinde deneyimlemiş oldum.

Şimdi gözlemlerimi yazmak ve bazı sitelerde okuduğum olumsuz yazılara cevap vermek istiyorum.

1- Evet oldukça ucuz biletleri var. Ek ücret ödeyerek koltuk seçimine olacak sağlıyor. Biletleri ucuz olduğundan koltuk seçmenin öyle aman aman bir külfeti yok.

2- Ucuz olmasının getirdiği bazı sorumlulukları (Biniş kartınızın çıktısını almak gibi ) yerine getirmeyi unutmazsanız herşey tıkır tıkır işliyor. Gidiş ve Dönüş uçaklarında hiç bir gecikme yaşamadım.

3- Bagaj konusunda bazı kısıtlamarı var.  İnternette sadece bir parça valiz sokabilirsin diye yazılar dolaşıyor. Bu yanlış bir bilgi.

 Doğrusu, yanınıza kabin boyu valiz alabiliyorsunuz. 10 kiloyu geçmeyecek. Buna ek bilgisayar çantanıza da müsade ediyorlar. Bayanların kol çantasıda sorun olmuyor.

4- Sıvı kısıtlaması tüm hava yolu firmalarında olduğu gibi işliyor. ( Rossmann'da sıvıları doldurabileceğiniz kabin boyu kutular ve taşıma poşeti var. Onları kullanırsanız hiç bir sorun yaşamazsınız. Ben tüm kozmetik eşyalarımı ve parfümünü öyle taşıdım.)

5- Eğer Avrupa birliği vatandaşı değilseniz tek yapmanız gereken, uçağa gitmeden önce check in bankosuna uğrayarak çıktısını aldığınız biniş kartına bir kaşe vurdurmak.

İşte bu kadar kolay. Herkesin yazdığı abartılı şeyleri okuyup gözünüz korkmasın diye bu postu yazmak istedim.

Sevgiler.
Paylaş:

14 Şubat 2016

Dünya Küçük

Tamam anladık dünya küçük ama bu bir gün içerisinde, daha önce dil değişimi sayfasından tanıştığım kişilerle karşılaşmış olmamın açıklaması olamaz. Bu işte bir tuhaflık yok mu? Kesin bu bana evrenin bir oyunu. Sadece 3 kişi ile tanışmıştım. Aslında ikisi ile karşılaşınca üçüncüsünü de görürüm diye düşünmüştüm. Onu göremeden eve geldim.

Bir de konuşurken nasıl rezil olduğumu görmeniz lazımdı. Kızın adını yanlış söyledim. Çok üzüldüm. Üstüne eşim, bak o ne güzel senin adını doğru söylüyor. En azından buna dikkat etseydin dedi. İşte o an yer yarılsa da içine düşsem keşke dedim. İlk karşılaşmanın şokunu atlatamadan, ikincisini yaşadım. Beynimin Türkçe'den İngilizce'ye dönme süresi çok uzun. Bundan kurtulmanın tek yoluda pratik diyorlar.

Bu arada hepsi aynı şeyden şikayetçi. Uzun zamandır görüşmüyor oluşumuzdan. Aslında çok haklılar. Benim çekingenliğim yüzünden arayı açıyorum hep.

2 gün sonra İngilizce kursum başlıyor. Eminim orada da türlü maceralar beni bekliyor.

Bu arada bugünün anlamına uygun bi kare kondurayım.
Sevginizi hak edenlerle birlikte olmaya özen gösterin.
Sevgiler.

Paylaş:

5 Şubat 2016

İtalya Hazırlığı Ve Rossmann Alışverişim

Yarın (sabah uçağına yetişebilirsek ) İtalya'da olacağız. Sırt çantalarımızı alıp düşüyoruz yollara. Bu nedenle seyahat boyu ürünler almak için bugün Rossmann bir uğrayayım dedim.




Rossmann burada oldukça popüler bir mağaza. Nasıl Türkiye'de Bim ve Şok marketleri her yerde ise burda da aynı şey Rossmann için geçerli.

Bugünkü alışverişim bayağı dolu dolu geçti. Kasadan çıkarken resimdeki her şeyi hediye diye elime tutuşturdular. Bazıların ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yok. Artık İtalya dönüşü internetten bakıp neye yaradıklarını araştırırım. Buradaki birçok ürünün üzerinde ingilizce yazı bulmak oldukça zor. Ürün açıklamaları Lehçeye ek olarak komşu ülkelerin dilini içeriyor. Daha önce görmediğim bir ürün olunca ne olduğunu anlamakta oldukça güçlük çekiyorum.

Gider ayak biraz kısa bir yazı oldu. Lakin mental olarak kendimi İtalya'ya hazırlamalıyım. Döndüğümde İtalya resimleri ve yazıları ile görüşmek üzere.

Sevgiler.


Paylaş:

3 Şubat 2016

Tagomago alışverişi

Bak sen bak. Artık iyice Polonya'da yaşamaya alıştım mı ne? İnternetten sipariş vermeler filan. Ayy işte insan neye alışmıyor ki? Gittiğin yere ayak uydurmak lazım yoksa hiç bir zaman aidiyetlik duygusu kazanmazsın derler. Doğru söylerler.

Nedir bu Tagomago diyenlere açıklama yapmak boynumum borcudur artık. Polonya'nın online alışveriş sitelerinden biridir kendisi. Bazen çok güzel indirimleri olur. İşte Yasemin'de bu indirimden nasibini alır. Yeni parfümüne kavuşur.




Parfüm konusu benim sıkıntılı olduğum bir konu. Öyle önüme geleni kendime pıstlatamıyorum. Yanlışlık yapıp denediğim zaman hapşırmaktan helak oluyorum. Kullandığım parfümlerin sayısı genelde azdır.

Birinci sırada  Versace Bright Crystal geliyor. Kendisini Amerika'ya gittiğimde keşfettim. Süper bir alışverişti. Amerika'da parfümler oldukça ucuz. Birde o ucuzluğun üstüne bir çanta hediye etmişlerdi. Nasıl havalı ve şık bir çantaydı anlatamam. Fotoğrafı yok çünkü çanta İstanbul'da kaldı.

İkinci sırayı  Calvin Klein Euphoria vermem lazım. Kendisi oldukça kalıcı ve kış için ideal. Çok severek kullanıyorum.

Üçüncü sırayı seçmek bira zor Burberry Brit , Lancome Miracle , Lancome Tresor arasında kaldım şimdi. En kolayı üçüncülüğü üçü paylaşsın.

Bugünlerin favorisi tabi ki yeni aldığım Brit.






Paylaş:

1 Şubat 2016

Hayaller

Hayaller kalburabastı, gerçekler portakal. İşte dün akşamın özeti bende buydu. Buradakilerin bi şerbetli tatlıdan haberleri yok. Çok kızıyorum çok. İnsan öyle bir lezzetten kendini nasıl mahrum bırakır diye. Aklım fikrim yemekte bu günlerde.

Pazar günü de bir mantı yaptım ki akıllara zarar. Misler gibi oldu. Koca bir tabak yedik. İşte ne olduysa mantıdan sonra aklıma pıt diye düştü şu kalburabastı. Gece olmasa hiç üşenmez yapardım. Yapardım yapmasına da yedikten sonra komaya girerdim orası kesin. O nedenle soydum bir portakal kalburabastı gibi ye dedim iç sesime.

Sonra bilin bakalım ne oldu. Hayallerimi hiç öyle yüz üstü bırakır mıyım? Sabah ilk işim tatlıyı yapmak oldu. Tatlıdan sonra evi dip köşe de temizledim. Ohh ben mutlu evim misler gibi. Şimdi bu satırları yazarken yorgunluk kahvemin yanında tatlımı ait olduğu yere (mideme) göndermenin hazzını yaşıyorum.

Bu hikayeden çıkartılması gereken kıssadan hisseyi bulunuz.

Paylaş:
Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.