Mini mini bir virüsün evlerde bize hapis hayatı yaşattığı aylardan sonra, tatil yaptım. Değmeyin keyfime. Uzun bir aradan sonra ilk defa deliksiz bir uyku çektiğimi, sayamayacağım kadar rüya gördüğümü, kilometrelerce yol yürüdüğümü, yürüyerek ülke değiştirdiğimi, uçan leylek gördüğümü, harika lehçemle alay konusu olduğumu ve çok utandığımı, kamp ateşini aratmayacak güzellikteki ateşimizi ve etrafındaki eğlenceli sohbetlerimizi, hiç sevmemene rağmen nargileden birkaç fırt çektiğimi, akdeniz akşamlarını (bunun bu yazıda işi ne demeyin, çünkü ateş başında söylense söylense akdeniz akşamları söylenir dedi arkadaşım), kızım diye sevdiğim hayvanların erkek olduğunu öğrendiğimi, tüm engellemelere rağmen götürdüğüm kitabın yarısı okuyabildiğimi, ineklerle bol bol öz çekim yaptığımı, ilk gün gördüğüm her köpekten tırstığımı (köy köpekleri biraz daha saldırgan geliyor bana), sonraki akşam iki minik köpeği ellerimle beslediğimi uzun uzadıya size anlatmayacağım. Bunun yerine çektiğim fotoğrafları paylaşıyorum. Her kare geçirdiğim harika dakikaları ve huzur bulduğun anların hatırası olarak burada olmayı hak ediyor. Fotoğraflar oldukça fazla. Bu yüzden ülke değiştirdiğim fotoğraflar ile yürüyüş yaptığım yerlerin fotoğraflarını bir sonraki yazıda paylaşacağım. Beni izlemeye devam edin.
Devamı gelecek...


































































