17 Mayıs 2026

Kahve Bahane #Trençkot


Bugün neredeyse herkesin gardırobunda var olan trençkotun aslında savaş meydanlarında, çamurlu siperlerde doğduğunu biliyor musunuz? Askeri bir üniforma olarak tasarlanıp sonrasında moda dünyasına girmiş bir parça olur kendisi. Aslında bu kendi başına güzel bir blog konusu olabilirdi. Lakin bilirsiniz ki kahve bahane formatı böyle değil. Yine biraz oradan, biraz buradan bir yazı olacak.  

Dün bir anda aklıma geldi. En son sanırım 15 sene önce kendime bir trençkot aldım. İstanbul’da yaşarken, bankada çalışırken; tabiri caizse iki dirhem bir çekirdek giyinip giderdim işe. Tam da mevsim geçişlerinde trençkot hayat kurtaran bir parça olurdu. Gelin görün ki Polonya’ya taşındığımdan bu yana ara mevsimlere ait olan parçalar bir bir dolabımdan silindi. Neden!! Çünkü mevsim geçişi yok. Yılın neredeyse sekiz ayı hep kalın şeyler giymek zorundayım. 

Mayıs ayının ortasında olmamıza rağmen günlerdir süren yağmur yüzünden artık biraz depresif hissediyorum. Hadi bahar yağmurudur, sevilir diye kendimi avutayım diyorum lakin hava Ekim ayı gibi bildiğin soğuk. Bu sene yaz gelecek mi, artık gerçekten bilmiyorum. 

Balkon saksılarına ektiğim tohumlar gün yüzüne çıkmayı başaramadılar. Güneş ve sıcak yokken nasıl olacaktı ki. Yani tohumlar da çok haklı. 

Hava kış gibiyken marketlere yavaş yavaş çilek gelmeye başlamış. Bu beni bir nebze olsun mutlu ediyor. Dün çilek aldım. Tadı güzeldi. Polonya çilekleri gayet tatlı ve lezzetli oluyor. 

Pazar miskinliğinden kurtulup spora gitmeyi planlamıştım fakat ıslanmayı hiç istemiyorum. Yine bir ikilemdeyim. 

Bu sıralar iş yerindeki değişiklikler beni hem yoruyor hem de motive ediyor. Beyin yorgunluğum ziyadesiyle fazla. Böyle zamanlarda kitap okumayı biraz arttırırım, bu sanılanın aksine beynimi dinlendiren bir aktivite benim için. Belki bir ara sene başından beri okuduğum kitaplar hakkında bir blog yazısı yazabilirim.

Bilirsiniz ki buradaki yazılar bir plan dahilinde yazılmıyor. Bir anda aklıma bir kelime geliyor, o kelimenin çağrıştırdığı birkaç anı beliriyor aklımda, sonrasında ben bunu yazmalıyım diyorum ve böylelikle okuduğunuz kahve bahane yazıları oluşuyor. 

İşte yine bir kelimeden doğan kahve bahane yazısının sonuna geldim. Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın. 
Depresyona girmek kolay, çıkmak ise bir o kadar meşakkatli; siz siz olun girmeyin. 



✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

1 yorum :

  1. Trençkotun bir hikayesinin olduğunu bilmiyordum. Bir de trençkotları neden hardal renk yapıyorlar😁 ve cinayet romanı yazarı olan grange'in ben şeytanın oğluyum adlı kitabı çıkmış. Kendini anlatıyormuş. Sevdiğim bir yazar. Bu da bir bilgi olarak kalsın burada.

    YanıtlaSil

*Bloglar yorumla beslenir. Yorumlarınızı eksik etmeyin.
*Lütfen yalnızca yazı ile ilgili yorumlar yazın. Link bırakıp kaçmayın.
*Yazının konusu dışında sormak veya iletmek istediğiniz bir şey varsa İletişim formunu kullanın.
Sevgiler.

Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.