14 Temmuz 2023

Kahve Bahane #Zaman Yolculuğu




Hadi gelin, vaktiniz varsa sizi zaman yolculuğuna çıkarayım. Malum uzunca bir süredir buralarda yoktum. Şimdi bu kayıp zamanda yaptıklarımı sondan başlayarak geriye doğru, tam da kahve bahaneye yakışır bir şekilde daldan dala atlayarak anlatacağım.

Resmiyette 15 Temmuz olan doğum günümü aslında doğduğum gün olan 13 Temmuz'da sakin ve sessizce kutladım. Bir yılı daha geride bırakırken yeni yaşıma bol huzurla girdim diyebilirim. Bir anda bi sakinlik çöktü üstüme, umarım böyle devam eder. Son bir haftadır aşırı pozitifim. 




Yaklaşık bir hafta önce içimden ne geçiyorsa artık karşı tarafa bam bam söylemeye başladım. Yok böyle bir rahatlık. Bunca zamandır neden hep içimde tutmuşum yahu. Artık yeni mottom bu. Bam bam söyle geç. Sen içinde tutup patlayacağına, karşındakinin derdi olsun. 

Keyfimin yerinde olma sebeplerinden biri de her sabah pedallamam. Hava oldukça iç açıcı buralarda. Böyle olunca ben yine bisikletimle düşüyorum yollara. Ve evet yine telefonumda sayısız bisiklet fotoğrafı var. Ve evet her gün bir yenisi eklenmeye devam ediyor. 





Çok ama çok sevdiğim arabamızı sattık. Umarım ki gittiği yerde ona iyi bakarlar. Yeni arabamızla mutlu olmasına mutluyuz da onun yeri bende ayrıydı. Ve hep öyle kalacak. Şimdi satışından gelen parayla bir şey almak içimden gelmiyor. Bak yine gözyaşım pıt...

Temmuz başında havayı güzel görünce bizim klasikleşen dağ evi ritüelimizi de gerçekleştirdik. Yediklerim bana kalsın gördüklerimi anlatayım dersem, bu paragraf burada biter. Biraz hunharca yemek yemiş olabiliriz. Bu arada orada geçirdiğimiz üç günün yıldızı kesinlikle dağ çilekleriydi. Her sabah dalından koparıp koparıp yedim.







Senelerdir yolunu gözlediğim oyun Haziran başında konsola geldi. Artık evden her gece Diablo sesleri yükseliyor. Anlayacağınız Diablo batağına düştüm. Bu batak, sorumluluklarımı yerine getirmemde engel teşkil etmiyor. Böyle düşünürseniz kırılırım. Bir ciocia (teyze) olarak aynı gün doğduğum Zuzi kıza bir çanta diktim. Pek de şirin oldu. 







Haziran ayının ortasında da bir gecelik Varşova'ya gittim. Bizim bey fevkalade bir iş başardı. Artık Lehçe sertifikasına sahip. Onun vesilesiyle harika bir üniversite ziyaretinde bulundum. İnsanlar ne güzel yerlerde okuyor dedim. Bey sınavda ter dökerken arkadaşımla buluştum, hoşça vakit geçirdim. Bir turist edasıyala da Stalin binasının önünde fotoğraf çektirdim. Acaba Varşova'ya mı taşınsak diye içimden geçirdim, Krakow'a dönünce de anında vazgeçtim. 






Bu sene Türkiye'deki el yakan fiyatlar yüzünden deniz tatilini başka bir Avrupa ülkesinde yapmaya karar verince, sadece aile ziyareti için Türkiye'ye gittim. İki haftalık ziyaretime 3 günlük bir Ankara gezisi ekledim. Kız kardeşim Ankara'da olmazsa hayatta adımını atmazdım. Bunu bir kez daha anladım. Ben Ankara'yı sevmiyorum arkadaş. Sokakları Matrix gibi. Her yerden takım elbiseli aynı tip adam çıkıyor. Ruhu yok. Ankara'da yapılabilecek en güzel şeyi iki günüme mal olsa bile yapmayı başardım. Ata'mızı ziyaret ettim. İlk gün Cumhurbaşkanı gelecek diye tüm girişleri kapatmışlardı. 





Hazır İzmir'e gelmişken deniz sezonunu açalım dedim ve Foça yollarına düştüm. Deniz suyu çivi gibi soğuktu ve ben ilk defa soğuk suda yüzdüm. O kadar güzeldi ki kendimi yüzmekten alıkoyamadım. Öyle çok da yüzdüm ki, sonrasındaki hafta bayağı hasta oldum. Ateş, öksürük ve çıkmayan ses...Tam anlamıyla düzelmem neredeyse bir ay sürdü.






Türkiye dönüşü bavulun yarısını kitapla doldurdum. Şimdilerde basılı kitap okumanın keyfini sürüyorum. Bir yandan da bu kadar kitap bu evin neresine sığacak diye düşünüyorum. Evdeki iki küçük kitaplık tıka basa dolu. Ve yer yok yer..

Artık zaman yolculuğumuzun sonuna geldik. Eğer buraya kadar okuduysanız son üç ayıma ait anılarımı size aktardım demektir. Tabii ki yazdıklarımı okumanızdan mutluluk duyuyorum, fakat bu yazıların yazılma sebebi aslında anılarımı kayıt altına almak. Zaman zaman geriye dönüp okuyorum ve vay be bunları da yapmıştım diyorum. 

O zaman ne diyoruz, bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın.

Bu gece kafanızı yastığa koyduğunuzda, zamanda yolculuk yapma imkanınız olsaydı hangi zamana giderdiniz diye düşünmeden uykuya dalmayın.

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

5 yorum :

  1. Sanırım Babil'in en şaşaalı dönemine gidip görmek isterdim.

    Yaşıyorsun bu hayatı... Yeni yaşın kutlu olsun, mutlu yıllar

    YanıtlaSil
  2. Merhabalar.
    Evet siz de gerçekten epeyce bir zaman yoktunuz. Blog sayfanızdaki payalaşımınızla yolculuk etmek güzeldi. Ancak, tekrar geleceğim. Çünkü teknik bir sorun oldu, sayfanızı gezemedim. Çok sevdiğim bisiklete binmemi geçici bir süre yasakladılar. Bisiklete binmenin keyfini yaşayın. Pedal çevirmekten geri kalmayın.
    Sağlıcakla kalın.

    YanıtlaSil
  3. maşallah maşallah sanaa :) diablo neymiş bakayım :) bisiklet en güzel şey yaa senin yaptığın :) suşi ve tatlı fotileriii :)

    YanıtlaSil
  4. Yine için açıldı..leonarda da vinci'nin yanına gidip hem sağ elini hem sol elini kullanabiliyoruz,izlemek isterdim.

    YanıtlaSil
  5. Bir yandan da bu kadar kitap bu evin neresine sığacak diye düşünüyorum. Evdeki iki küçük kitaplık tıka basa dolu. Ve yer yok yer.. Ne tatlı bir sorun bu :)

    YanıtlaSil

*Bloglar yorumla beslenir. Yorumlarınızı eksik etmeyin.
*Lütfen yalnızca yazı ile ilgili yorumlar yazın. Link bırakıp kaçmayın.
*Yazının konusu dışında sormak veya iletmek istediğiniz bir şey varsa İletişim formunu kullanın.
Sevgiler.

Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.