30 Aralık 2015

En son diktiklerimi paylaşmadan yıl bitmemeli

Son 2 hafta sanki Christmas tatili bizim eve geldide gitmiyor gibi bir hava içindeyim. Bende bir tembellik var. Sormayın gitsin. Her gün uyandığımda, kesip bıraktığım kumaşlar ile göz göze geliyoruz. Hiç görmemiş gibi sıvışıyorum odadan. Aralık ayında dikip resimlerini paylaşmadığım güzellikler de yok değil. Tatattaataammm İşte yeni ve minnak Nachnuch çantaları. Şimdilik bir kısmını paylaşayım. Diğerlerini de ara ara paylaşırım.












Paylaş:

2015 yılından geriye kalanlar


Bir yıl daha bitti gitti. Benim için çok hareketli bir yıldı.
Bakalım bir yılda neler yaşamışım.
Ocak ayında;
Rutin hayatımı iki satırla sonlandırdığım günler dün gibi. Zaman ne kadar hızlı geçiyor.
Ocak ayı blog yazım burada.

Şubat ayında,
Görmeyi çok istediğim bir şehri ziyaret etme fırsatı buldum. Roma'yı hiç bir zaman unutmayacağım.
Romaya ait yazım burada.

Mart ayında;
Mart benim için oldukça yoğundu. Artık İstanbul'da ki son günlerimi geçiriyordum. O yoğunlukta bloğuma hiç bir şey yazmadığımı şimdi eski yazılarımı okurken fark ettim :)

Nisan ayında;
İstanbul'u askıya alıp Krakow hayatına merhaba demenin şaşkınlığı içinde geçti.
Krakow'un ilk günlerine ait yazım burada.

Mayıs ayında;
Alışmaya başlamışım Krakow'a yazılarım bunun bir ispatı. Baharın gelmesi ile daha fazla gezmeye tozmaya başlamışım. İngilizce ile ilgili dert yanmayı yine ihmal etmemişim.
Baharın gelişiyle ilgili yazım burada.

Haziran ayında;
Krakow'da ilk kez resmi bir iş için koşuşturdum. Oturum izni için ilk adımları attık. Havaların ısınması ile birlikte kısa bir Wroclaw gezisi yapmayıda ihmal etmedik.
İşte o macera ile ilgili yazdıklarım burada.
Wroclaw gezim hakkındaki yazım burada.

Temmuz ayında;
Bol bol dikiş dikmişim bunu fark ettim. Nachnuch çantalarını paylaştığım bir çok yazı var blogumda. Polonyadaki ilk pikniğinizi yapmışız. Arkadaşlarla çok güzel vakit geçirmişiz.
Bu arada Temmuzu ayının bendeki yeri farklı. Ben Temmuz ayında doğmuşum.
Piknik hakkındaki yazım burada.
Doğum günüme ait yazım burada.

Ağustos ayında;
 Türkiye'ye gitme telaşı içinde geçti. Türkiye tatilinin öncesi Prag ziyaret ettim. Prag gerçekten görmeyi istediğim şehirler arasındaydı. Listeden bir şehir daha eksiltmiş oldum :)
Prag hakkındaki yazım burada. 

Eylül ayında;
Eylül sanırım bu yıl içinde geçirdiğim en hareketli aydı. Bol bol gezdim. Arkadaşlarımla hasret giderdim. veeee yıllardır istediğim dövme yaptırma maceramı sonlandırdım.
İzmir gezim hakkındaki yazım burada.
Dövem yaptırma maceram burada.

Ekim ayında;
Yetmedi gezmeler tozmalar bana. Ekim ayında da soluğu Zürih'te aldım.
Zürih ile ilgili yazım burada.

Kasım ayında;
Yeniden valiz topla Yasemin modundaydım.Krakow günlerine yeniden merhaba dedim. Christmas ruhu içinde güzel bir Kasım ayınıda geride bıraktık.
Christman hazırlıkları ilgili yazım burada
Yılbaşı hazırlıkları 


İşte benim için 2015 yılının kısa bir özeti. Blog yazmanın en güzel yanı bu. Herşeyi hatırlayabileceğin harika bir arşive sahip oluyorsunuz.
Aralık ayı için birşeyler yazmak içimden gelmiyor.
Aralık ayını sevmem ben. Hiçbirşeyin sonunu sevmediğim içindir belki. En büyük kaybımı bu ay içinde verdiğim içindir belki.
Belki belki belki.

Umarım ki 2015 yılı sizin içinde dolu dolu ve güzel geçmiştir.

Bu yılda beni yalnız bırakmayan , yazılarımı sabırla okuyan ve güzel yorumlarını eksik etmeyen blogger arkadaşlarıma sonsuz teşekkürler.

Yeni yıl size tüm güzellikleri ile gelir umarım. Sevgiler.


Paylaş:

29 Aralık 2015

Son bir hafta nasıl geçti



Krakow'da yılın son günleri. Hava geçen seneye göre oldukça iyi. Lakin hava tahminlerinde bugünden sonra ciddi bir düşüş olacağı yazıyor. Bekleyip göreceğiz. Yılın son günü kar yağma ihtimali yok gibi. Yine de belli olmaz ne olacağı.

Sokaklarda Christmas coşkusu azaldı bitmeye yakın artık . Sokaklar sakin. İnsanlar yılbaşını geçirmek için ailelerinin yanına gitmiş sanırım. Bizde son 3 gündür gezip duruyoruz Krakow'un boş sokaklarında. Dün ziyaret etmediğim 3 farklı kiliseye gittim. Adım başı kiliseye rastlamak mümkün bu şehirde. Avrupada ki en katolik şehir burası. Dün kiliseleri gezerken şunu farkettim. Eskiden bana çok ihtişamlı gelirlerdi. Artık gözümdeki o ihtişamları kalmadı. O kadar çok alıştım ki aynı temalı şeyleri görmeye. Bir zaman sonra hepsi birbirinin aynı gibi gelmeye başladı gözüme. Tabii ki yapıların hakkını yememek lazım. Zamanında buralarda heykeltraş olmak oldukça popüler bir meslekmiş sanırım. Tek farklılık şimdilerde her kilisenin içinde devasa ve süslü püslü yılbaşı ağaçlarını görmek.

Bu hafta bir arkadaşımıza veda yapmanın da burukluğunu yaşadık. Kendisi memleketine geri dönme karar aldı. Bizim için üzücü. Zaten çok fazla arkadaşımız yok. Eksilmekte hoş olmuyor böyle durumlarda. Onun için dün güzel bir veda yemeği düzenledik. Sonra da bir şeyler içmeye gittik.
Bu hafta oldukça hızlı geçiyor benim için.Tutamıyorum zamanı :)

Gitmeden şu notuda ekleyivereyim ;)

Not: Yeni blogları keşfetmek ve takip etmek istiyorum. Eğer bloğuma yolunuz düştüyse lütfen mesaj kısmına kendi bloğunuzu yazar mısınız? Son zamanlarda takip ettiğim blogların yazma oranlara düştü ve okumak için yeni bloglara ihtiyaç duyuyorum. Sevgiler.

Paylaş:

28 Aralık 2015

Yılın son günleri

Bugün bloguma birşeyler yazmak için geldim. Hatırlamıyorum kaç kez ilk cümleyi yazıp sildiğimi.
Ne yazacağım hakkıda bir fikrim yok. Lakin içimdeki ses yaz birşeyler diye dürtüp duruyor. Geçen hafta Christmas kutlamaları tüm coşkusuyla yapıldı ve bitti. Ayın 25 'de heryerde bir bayram havası vardı. İşin en çok keyif alanları hiç şüphesiz ki yine çocuklardı. Tüm aileler çoluk çocuk kiliseler koştular. Kiliselerin bahçelerinde törenler düzenlendi. Şarkılar söyledi. Sokaklarda gezinirken ilk defa noel ruhunu bu kadar çok hissettim. 
Bu robotlar ile ne zamandır bir poz vermeyi düşünüyordum. Sokağı boş bulunca el ele poz verdik.

Dün ise facebook gruplarından tanıştığım bir leh kızla kahve içmeye gittim. Giderken oldukça heyecanlıydım. İngilizce ile kendimi ifade edebilecekmiyimin kaygısı taşırken, herşey beklediğimden daha iyi gitti. Kahvelerimizi yudumlarken sohbet ettik. Birbirimizi tanımaya çalıştık. Sonlara doğru espiriler yapıp güldük bile.Bu benim için oldukça önemli. Çünkü ben anadilimi konuşurken oldukça sempatik bir kızım. ( arkadaşlarımın ve benimle tanışanların benim hakkımda vardığı genellemeden yola çıkıp yazdım. ) Fakat İngilizce versiyonum biraz aptal geliyor kendime.Yavaş yavaş açılmaya başladığımı fark ettim.Yakın zamanda  İngilizcede de Yasemin olmayı başarabileceğim gibi duruyor.
Son günlerde düzenli bir şekilde aksatmadan ingilizce çalışıyorum. Birde eski notlarımı diğer bloguma yazıyorum. Devamlı cümle pratiği yapıyorum. Oldukça işe yaradığına bu buluşma sayesinde kanaat getirdim. Artık daha az heyecan, daha fazla cümle. Sanırım doğru yoldayım :)) 

Paylaş:

22 Aralık 2015

Alışveriş zamanı

Buralarda tatil havası iyice kendini göstermeye başladı. Marketler 2-3 gün boyunca kapalı olacak. Ben de bu arada alışveriş yapıyorum ki, buzdolabı boş kalmasın. Evimizin yakınlarında büyük bir market olduğu için şanslıyım. Her gün ihtiyacım olanları alabiliyorum. Toplu alışveriş yapta kurtul demeyin sakın. Mutfakta onları koyacak yer yok ki. Şimdi evin hakkını da yememek lazım. Bir çok eve göre oldukça geniş bizim evimiz. Bu senede burdayız. Kontrantımızı yeniledik. Ev bulma ve taşınma telaşımız olmayacak.
Daha önce dubleks evde oturan biri olarak söyleyebilirim ki , küçük bir evde yaşamanın artıları oldukça fazla.
- Günlük temizliği hemencecik bitiyor.
- Dip köşe temizliği için öyle günlerce vakit ayırmaya gerek kalmıyor.
- Fazla yeriniz olmadığından eve hiç bir şeyler alıp doldurmak için çaba sarfetmiyorsunuz. ( bizim gibi eşyalı bir evde oturuyorsanız , taşınırken yük edecek şeyleri almaktan tamamen çekiniyor insan )
-Elinize geçen herşeyi atacağınız bir odanız olmadığından, her zaman derli toplu olabiliyor.
- Kışın çok çabuk ısınıyor. ( Bizim için önemli olan konulardan biri. Kış ayları burda oldukça sert geçiyor.)
 Bunun dışında dert yandığım bir iki konu var tabii.
-Amerikan mutfak olduğu için yemek piştiğinde her yere kokusu yayılıyor.
- Bir dikiş odam olmadığı için her gün kumaşları yayıp topluyorum. Aslında ben öyle sağda solda kumaşlar, makaslar, cetveller dursun istiyorum. O vakitte ev çok dağınık gözüküyor gözüme.

İşte böyle, Eski evdeki dikiş odamı özlediğim doğru. O zaman herşey gözümüm önünde duruyordu. İşim bitincede aşağı kata iniyordum ve herşey yukarıda kalıyordu.
Şimdi herşeyim kutuların içinde.

Amaan ne yazmak için açtım bloğu neler yazdım bak yaa.
Son 4 gündür ingilizce ders defterimdeki notları, kardeşimle birlikte açtığımız ortak bloga yazmaya başladım. Aslında harıl harıl yazıyorum  bu günlerde. Benim için tekrar oluyor. Hem de takıldığım zaman dönüp bakabileceğim bir kaynak oluşturuyorum. İşin en güzel yanı da kız kardeşimde yazdılarımı tekrar ediyor. Ona da faydası dokunuyor.

İşte böyle insan kendi ve sevdikleri için yararlı bir şeyler yapınca bi mutlu oluyor. Tecrübe ile sabittir.
Bloğumuza göz atmak isterseniz tık tık.
Bugün yazdıkça yazasım var. Dur demezseniz bu yazı böyle uzar gider. Kimseyi sıkmadan şimdi ekranı yavaşça kapatıp, bilgisayarın başından hızlıca uzaklaşıyorum.
Hadi ben kaçtım.
Paylaş:

20 Aralık 2015

Dünyanın En Kolay ve Leziz Kek Tarifi

Dikkat!
Başlık reklam yapıp okuyucu çekmek için yazılmamıştır. Okuyacaklarınız tamamen gerçektir.
Bu aralar sık sık yaptığım ve jet hızıyla yediğimiz kek tarifini yazıyım istedim. 
Fotoğraflarım pek güzel değil. İdare edin artık.



Ben benim yaptığım ölçüleri bire bir yazıcağım. Artık fazlaca yapmak isterseniz tüm ölçüleri iki ile çarpın gitsin.

Malzemeler: 

2 adet yumurta
2 çay bardağı şeker (en küçük ve ince belli olanından) 
2 çay bardağı sıvı yağ
2 çay bardağı süt
1 paket karbonat
4,5 çay bardağı un

Malzemelerim bunlardan ibaret.

Yapılışı: 


Malzemeleri karıştırmadan önce fırını ayarlayın. Benim fırımın fanlı ve 180 dereceye ayarlıyorum. 
Eğer normal fırın kullanıyorsanız 175 derece sizin için ideal.


  • 2 yumurta ve şekeri ölümüne çırpın. Yumurtanın sarı renginden eser kalmasın. Bunun için size 3 dakika yeter. 
  • İçine sıvı yağı ve sütü ekleyin. Bir iki kere karıştırın.
  • 2 bardak unu dökün azıcık karıştırın ve karbonatı ekleyip karıştırmaya devam edin. 
  • Sonradan 2,5 bardak unu da ekleyin ve çırpın. 
  • Ben içine bir adet portakal kabuğunu rendeliyorum. Onun dışında acılığından dolayı yiyemediğim bitter çikolata var onu rendeliyorum. Siz de istediğiniz şeyi içine katıp karıştırın.
  • En son kek kalıbının içine yağlı kağıdı serin. Öyle yapınca hiç bir yere yapışmadan keki kalıbından çıkartabilirsiniz.
  • Önceden ısınmış fınına atın kekinizi ve 45 dakika pişirme süresini ayarlayın. Pişerken sakın ama sakın fırın kapağını açmayın.
  • Eğer normal fırında pişiriyorsanız size 35 dakika yeter.
  • Piştikten sonra fırından çıkartın. Soğumasını bekleyin.
Sonuç mis gibi bir kek.
Hadi afiyet olsun.

Paylaş:

18 Aralık 2015

Örgü çanta

Yaşam alanımı gitgide daraltıyorum. Neredeyse hiç alışveriş yapmıyorum. Gereksiz şeyler almıyorum. ( Şuan benim için en tehlikeli zaman :):) yılbaşı süslerine bayılıyorum çünkü ) Hal böyle olunca vaktimin çoğu evde geçiyor. Evde olduğum için daha fazla üretmeye vaktim oluyor. Yeni şeyler dikmeyi deniyorum. Vaktimin çoğunu pinterestte gezinerek ve yeni bloglar keşfederek geçiriyorum. Birşeyler dikebilmek için gözümü beslemem önemli. Ne kadar çok kumaş, model görürsem benim için o kadar iyi. İleride kendi kumaşlarımı tasarlamayı çok istiyorum :) Belki birgün olur neden olmasın di mi ;)
İşte bazen de deneysel bir takım şeylerde yapıyorum. Bu minik örgü çanta da onlardan biri. 

Aaa unutmadan diktiğim pamukluğuda paylaşayım :) Bakın bakalım nasıl olmuş.





Paylaş:

16 Aralık 2015

Ördüm, diktim.

Kış aylarında bir örgü aşkı düşüyor gönlüme.  İnternetin gözdesi instagramdaki paylaşımlarda bu ateşe körükle gitmemi sağlıyor. Sağlıyorda ne oluyor. Polonya'da yün iplikler çok pahalı. Elim kolum bağlı oturuyorum. Geçen sene arkadaşımın bebeğine ördüğüm atkı ve bereden arta kalan iple avutuyorum gönlümü.
İşte bu duygu yoğunluğunda ördüm, diktim bu minik para cüzdanını.



Bu günlerde kendim için birşeyler dikmeye devam ediyorum. Bu pamuklukta onlarda biri. Kocaman pamuk poşetini sevmiyorum. Şimdi pamukluğum banyodaki yerini almaya hazır. Derli toplu olunca bi hoşuma gidiyor.



 Bugün farklı bir bozuk para cüzdanı dikmeyide denedim. Sonuç gayet güzel. Fermuar yerine çıt çıt ile kapanıyor. Yeni favori kalıbım oldu kendisi.  Yaz için biraz stok yapmalıyım.
Aslında etsy satışa da çıkartabilirim. Dur bakalım neler olcak. İlerleyen günlerde cüzdan hakkındaki gelişmeleri yazarım.
Not : Fotoğrafını çektim tabii ki de. Biraz merak uyandırsın diye bu postun içinde paylaşmıyorum. Kötümüyüm neee... haa haaah haa..



Paylaş:

15 Aralık 2015

Black Books Mini Dizi


Geçtiğimiz haftaların en büyük eğlencesi "Black Books" izlemekti.
Dizi hakkında gözlemlerim ise şöyle;

- Manny ve Bernard atışmaları oldukça eğlenceliydi.

- Bernard gibi hiç birşeyi umursamaz bir karakterin, elinden kitapları düşürmemesi bende hayranlık uyandırdı.

- Manny'nin bu kadar şapşik olması diziye ayrı bir tat katmıştı.

- Eğer benimde bir kitapçı dükkanım olsaydı,  Bernard'ın müşterilerine davrandığı gibi davranırdım. Net!

- Son bölümünü üzülerek izlememe sebep oldu. Yalan rüzgarı bile yıllar sürerken, böyle harika bir komedi dizisi neden 3 sezonda bitti.

Paylaş:

14 Aralık 2015

Sonunda

Geçen yazımda güneş olmadığından mütevellit çantaların fotoğrafını çekemiyorum diye dert yanmıştım. İşte 2 gün sonra güneşi gördüm. Ben de tüm diktiklerimin fotoğraflarını çektim ve yine küçük şeylerden mutlu olma yolunda bir adım atmış oldum. Etsydeki dükkanıma da ekledim. Bu hafta yeni şirinlikler dikmeyi planlıyorum.  İşin en sıkıntılı kısmı beni bekliyor. Kumaşları kesmek ve neyi ne ile kullanacağıma karar vermek. Gerisi kolay. Birde evde kalan azıcık sarı renk ipim vardı. Düz ördüm ve örgüyü kullanarak bir çanta dikmeyi planlıyorum. Eğer başarı ile sonuca ulaşırsam blogumda da paylaşırım.

Elimdeki kumaşlarımı bitireyim ki yenilerini alabileyim. Aslında bir ara kumaşlarımı satmayı kafama koymuştum. Beğendiğiniz kumaş varsa yazın bana. Halen kesip doğramadıysam gönderebilirim.

Birde naz yapmadan haftada 2 gün olan ingilizce kursuna da gitmeliyim diye düşündüm. Ben yoğun bir kurs istiyorum lakin bulamadım. Bulamayınca elimdeki ile yetinmeyi bilmeli insan. Evde çok düzenli bir şekilde çalıştığım doğru. Lakin iletişim kurmadan konuşma becerimi geliştiremiyorum.
İşte bende durumlar böyle.

1- Elvis Presley'in fotoğraflarının yer aldığı bir kurdela vardı elimde. Bende su geçirmez kumaş kullanarak küçük bir cüzdan diktim. Kullanım alanı oldukça geniş aslında. Kredi karlarını için kullanılabilir. Çantanızın içinde küçük şeylerinizi kaybetmeden taşımanız için kullanılabilir. Bir çanta dikerken, kullanım alanının geniş olmasını seviyorum. Öyle bu bozuk para cüzdanı deyip geçmeyi sevmiyorum ben.



2- Bu kumaş bitenler arasında, 2 adet orta bir adet küçük boy cüzdan dikebildim. Böyle olmasını seviyorum. Sınırlı üretim oluyor. Aslında bu da onları normal bir cüzdan olmaktan çıkartıyor. Neden mi bir eşleri daha olmayacak :)




3- Bu güllü kumaş en sevdiklerim arasında her daim. Çok klasik bir deseni olmasına rağmen, nerede kullanırsam kullanayım çok yakışıyor diye düşünüyorum. Pembe güllü olanı bitmek üzere. Ama çok üzülmedim. Çünkü  elimde kırmızı güllü olanından var :)



4- Baykuş sevdamı bilmeyen yoktur.  O nedenle bu kumaşta en sevdiklerimden  :):)





5-Daha önce bir kol çantası dikmiştim bu kumaşla. Elimde kalan parça ile 2 adet orta, iki adette minik cüzdan diktim.




 6-İskeletli kumaşıda çok severek almıştım. Amerikalıların kumaş baskılarına hayranım. Tüm detaylar var. Tek sıkıntısı biraz ince olması onun içinde içinde destek malzemesi kullanmak zorunda kalıyorum. Bu kumaştan elimde var. Şimdilik 3 adet cüzdan diktim. 


















Paylaş:

11 Aralık 2015

Krakow'da yılbaşı hazırlıkları

Bugün havanın güzel olmasını fırsat bilip kısa bir yürüyüş için attım kendimi sokağa. Bir kaç kare fotoğraf çektim. Bakalım yılbaşı için Krakow halkı neler yapıyor.  Meydandaki dükkancılar rengarenk ve cıvıl cıvıl. Heryerde çok güzel melek figürleri var. İnsanın hepsini alıp evin sağına soluna koyası geliyor.


Tezgahlarda rengarenk şekerler var. Nasıl şirinler bunlar :) Birde yılbaşı kurabiyeleri var. Onun önünde kuyruk vardı resmen. O nedenle bi kare yakalayamadım :)





 Sokak sanatçılarımız da olmazsa olmazlarımızdan. Yaptıkları işe hayranlık duyuyorum. Bu soğukta kımıldamadan saatlerce durabiliyorlar.



Krakow'un meşhur faytonlarını fotoğraflamasam olmazdı. Çektim durdum her açıdan :)





 
Yemek yemek içinde bir çok alternatif var. Sosis dükkancıkları görülmeye değer. Patatesli bi yemek yapıyorlar benin favorim o :)

Kırmızı çorbacının fotoğrafını çekmezsem olmazdı.  Kadraja giren amcayı görmezden gelin :))
 
Hıımm sanırım Krakow'da en sevdiğim yemek Pierogi. Önü her daim kalabalık. Tek eksikleri yanında yoğurt yemeyi henüz keşfedememiş olmaları. Pieroginin yanında yoğurt sattıkları gün satışları tavan yapacak. Buna olan inancım sonsuz :)

Bu fotoğraf baykuş severlere gelsin :) Gerçi yüzlerini bi dönmediler bana. Baykuşlarla fotoğraf çektirebiliyorsunuz. Biraz cesaretimi toplayabilsem, onlarla fotoğraf çektirmeyi çok isterdim. Fotoğraf için olan baykuşları bi güzel süslemişlerdi ki. Aklım onlarda kaldı.













Paylaş:

Blog Arşivi