Uzunca bir aradan sonra kahve bahane yazısı görünce afili bir giriş bekliyorsan yanılıyorsun. Sanırım ki yazma yetimi kullanmadığımdan mütevellit biraz gerileme söz konusu. Gün içinde düşünceler aklımdan akıp geçiyor geçmesine de iş yazmaya gelince tıkanıp kalıyorum.
Bugün spor dönüşü, bisikletimle pedallarken öyle güzel aktı ki sözcükler kafamdan, onları yazıya dökebilseydim eğer eski tatlarda bir kahve bahane okuyor olurdun.
Okumaya ne kadar hevesliyiz artık orası da ayrı bir tartışma konusu. Kendi adıma konuşacak olursam; sene sonuya yaklaşırken okuma hedefime emin adımlarla ilerliyorum. Aslında yabancı dilde okumalar yapmayı istesem de elim hep ana dilimdeki kitaplara gidiyor. Hal böyle olunca benim yabancı dil hep olduğu yerde sayıyor.
Olduğum yerde saymadığım şeyler de var tabii. Mesela kaslarım. Son üç aydır düzenli bir çalışma sonrası gözle görülür bir ilerleme kaydettim. Kardiyo çalışmalarını azalttım, ağırlık çalışmalarını arttırdım. İşin formülü sağda solda gördüklerinizin hepsini yapmamaktan geçiyor. Belirli ve sevdiğinim bir plan belirleyip uygulayınca sonuç alamamak gibi bir seçeneğim yoktu.
İnsanın seçeneklerinin olması da bir ayrıcalık. Polonya'da pandemi bitti. Birçok şirket normal çalışma hayatına geri döndü. Bizim şirketin yaklaşımı işinizi yapın da yer yurt önemli değil şeklinde. Ayda iki kere ofise gelseniz yeter dediler. Benim için hava hoş. Hatta hoştan da öte mis mis. Laf aramızda ofise gideceğimiz günlerde sözleşip kahve molalarını biraz uzun tutuyoruz. Sonuçta son iki senedir hiç mi hiç sosyalleşemedik. Bu da bu dönemin kanayan yarası.
Kanayan yaraları dağlamalı, kapatmalı, açık bırakmamalı... (burada aklıma Tarkan'ın unutmamalı şarkısı geldi iyi mi) Arkadaşlık, dosluk kavramına her geçen gün uzaklaşıyorum. Kendi kabuğumda, kendi dünyamdayım sürekli. Dostlarım benden çok uzak. Bazen artık hala dostlarım mı onlar diye de düşünmeden edemiyorum. Son yedi senedir birbirimizden uzaktayız. Sanıyorum ki burada bir üzüm üzüme baka baka kararır vakası da mevcut. Polonyalıları çok bireysel oldukları için eleştiren ben de onlar gibiyim artık.
Bireysel olabilirim ama asla vefasız değilimdir. Bir kahvenin bende kırk yılı bırak yüz yıl hatırı vardır. Birçok işte maymun iştahlı olsam da sevdiklerimden asla vazgeçmem. Buna örnek ver derseniz haftaya 14. yılımızı kutlayacağımız evliliğim der, susarım.
Akıp giden hayat içinde yaşadıklarıma, duygularıma dair bir kahve bahane yazısı oldu. Eski tadı belki yakalayamadın, belki sonuna kadar bile okumadın. Olur böyle sevgili okur. Sonuna kadar okuyanlardansan acımasızca eleştirmeden önce iğneyi kendine batırmayı unutma.
O zaman veda vakti geldi. Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın. Arada sırada kendinizi karşınıza alıp da "Bize ne oldu böyle?" diye sormayı da ihmal etmeyin. Sorular derinlerde çözülmeyi bekleyen sorunları gün yüzüne çıkartıp sizi çözüme ulaştırır.
















