22 Ekim 2020

Kahve Bahane #Muhteris


Bu kahve bahane yazısı, soğuk bir Krakow gecesinde yazılıyor. Masada, minik bir fenerin içinde, vanilya kokulu bir mum var. Sırf mumu daha kolay yakabilmek için ucu uzun olan çakmaklardan aldım. Evdeki tek işlevi mum yakmak olan bu çakmak, kitaplıkta duruyor. Evin muhtelif yerlerinde böyle tuhaf şeyler var. Mesala koridoru mesken tutmuş iki noel baba var. Birinin görevi kapı kolunun duvara temas etmesini önlemek. Bir diğeri de kitapların üstünde oturmuş durumda. Keyfi yerinde.

Kahve bahane yazmaya başlarken nasıl giriş yapacağım diye düşünüyorum. Ama bir yerinden tutarsam gerisi çorap söküğü gibi geliyor. Yazı kendi kendine akıyor. Sonra bir bakıyorum asıl yazmak istediklerimi yazmayı atlamışım. Sırf bu yüzden yaptıklarımı not alıyorum artık. Çünkü burası benim günlüğüm gibi. Ara sıra dönüp en eski yazılarımı okuyorum. Bu beni keyiflendiriyor. 

Bir şeyleri keyifli hale getirmek için biraz çaba gerekli. Geçen hafta bilgisayarımdaki bir sorunu gidermeleri için ofis yollarına düştüm. Hava soğuktu ama yağmur çamur yoktu. Toplu taşıma kullanmak yerine bisikletime atladım gittim. Açıkcası işe gitmeyi değil de bisikletimle gittiğim iş yollarını özlediğimi fark ettim. 

Fark ettiğim şeylerden biri de evde Barış Manço gibi gezmeye başladığım. Her geçen gün parmaklarımdaki yüzüklerin sayısında bir artış söz konusu. Takıp takıştırıyorum sürekli. Ara ara böyle oluyor. Ne bulsam takasım geliyor. Sonra bir dönem her şeyi çıkartıyorum. Saatim hariç. Sanırım ben saatle doğmuşum. Kendimi bildim bileli saat takıyorum. Akıllı saat aldığımdan bu yana saatlerim dolapla tik tak yapmaya devam ediyor. Akıllı saatler benim gibi saat sever biri için doğru tercih değil. 

Doğru tercihlerden biri de en üst katta oturmak. Eğer bir üst kat komşunuz varsa, hayatınızdan gürültü eksik olmuyor. Geçen gün artık dayanamayıp yukarı çıktım. Çünkü devamlı eşyaları bir yerden bir yere sürterek götürüyorlar. Evin beyi açtı kapıyı. Derdimi anlattım. Özür diledi. Fakat yine aynı şekilde saçma sapan sesler çıkartmaya devam ediyorlar. Bu arada kapıyı açtıklarında evin görüntüsünden ötürü kısa süreli bir şok yaşadım. Koridorda ne ararsanız vardı. Böyle darmadağınık bir ev görmemiştim. Tüm ev böyleyse evde yürümek için bir şeyleri sağa sola itip çekmeleri mantıklı tabii. Aklıma geldikçe öyle darmadağınık bir halde nasıl yaşadıklarına hayret ediyorum.

Geçen hafta yaptığım en verimli işlerden biri de darmadağınık olan notlarımı bir deftere toplamak oldu. Birçok deftere, not kağıtlarına ve telefonun not kısmına yazmış olduklarımı güzelce bir araya getirdim. Aralarında üç mikro hikaye var. Onun yanı sıra gitmek istediğim yerlerin listesini de artık bu defterde tutacağım. Aslında bu defter artık benim elim kolum diyebilirim. Hatta kahve bahane yazısının başlığını o defterde yazan kelimelerden seçtim. Okuduğum kitaplarda yer alan, dikkatimi çeken kelimeleri de defterime yazıyorum. Artık aklıma ne gelirse o defterde yerini alacak. 

Bu aralar o kadar çok okuyorum ki, kitaplarım hızla tükeniyor. Bir çılgınlık yapıp kitap yurdundan sipariş verdim. Bakalım kitapların başına bir şey gelmeden bizim evin yolunu bulabilecekler mi? Onlar geledursun ben e-kitap ile okuma serüvenime devam edeyim. Benim için okumak yazmayı tetikliyor. Okudukça yazma isteği ile doluyorum. Bu da buraya, Kahve Bahane olarak yansıyor. 
 
Şimdi, alevi fenerin camına yansıyan, odayı misler gibi vanilya kokutan muma üfleme ve yazısı sizinle buluşturma zamanı. 

O zaman ne diyoruz; Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın.
Siz, siz olun ve muhteris ile muhteriz kelimelerini birbirine karıştırmayın. 
Sevgiler.


✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

3 yorum :

  1. O üst komşudan bende de vardı, tam on beş yıl istisnasız her gece oradan oraya bir şeyler sürüklediler. Bir noktadan sonra kulaklar o sesi aramaya başlıyor 😂. Kitaplarını mutlulukla oku, geldiklerinde bize de göster, hani YouTube’ da falan yapıyorlar ya, kutu açılımı 😂😂. Bence güzel olur 😁, en azından ben ağzımın suları akarak bakarım fotolara. Nihayetinde ben de e kitaplara mecbur kaldım pandemi sağolsun. 😍. Sağlıkla kal.

    YanıtlayınSil
  2. Yüzük takıp takıştırma dedin ve evdeyken çıkardığım tüm yüzüklerim gözümün önünden film şeridi gibi geçti, her parmağıma bir yüzük ve daha fazlası :)
    Tik tak sesini duyduğum saatleri seviyorum ben, o yüzden akıllı saat almadım hiç.
    Üst komşulardan roman yazılır, hepsi ayrı kafa ama sonuç aynı, rahatsızlık vermek :)

    YanıtlayınSil
  3. Ne keyifli ortamlar yaratıyorsun mumlar vb. ben de ehli keyifim hiç
    üşenmem her ortamda minik dokunuşlar yaparım. evin her köşesinde zaten belli başlı
    şeyler vardır. komşu çok önemli ve her çeşit insan var ne yazık ki. gürültü apartmanlarda
    eksik olmuyor,Allahtan müstakil evdeyim.

    YanıtlayınSil

*Bloglar yorumla beslenir. Yorumlarınızı eksik etmeyin.
*Lütfen yalnızca yazı ile ilgili yorumlar yazın. Link bırakıp kaçmayın.
*Yazının konusu dışında sormak veya iletmek istediğiniz bir şey varsa İletişim formunu kullanın.
Sevgiler.

Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.