15 Mayıs 2020

Geçmişe Dönüş


İşte tam bu an zihnimden tamamen sildiğimi fark ettiğim bir zaman aralığını yeniden hatırladım. En depresif, en dipte hissettiğim zaman dilimlerinden biri. Üzerinden nereden baksan yirmi sene geçmiş. Bunu bana hatırlatan bir şarkı oldu. Bu şarkı beni bir albüme yönlendirdi. 2000'lerin çok da popüler olmayan albümlerinden biri.

Bir kokunun hatıraları canlandırdığı gibi, bu müzik de hatıralarımı canlandıracak diye umarken beklediğim gibi olmadı. Aksine bana sadece o zamanlardaki ruh halimi hatırlattı. O zaman diliminde nasıl hissettiğimi çok iyi hatırlıyorum ama bunun sebebini, tam olarak neler yaşadığımı hiç hatırlamıyorum. Evim dediğim yerden bambaşka bir yerde yaşıyordum ve bununla ilgili hiçbir ayrıntı hatırlamıyorum. Küçük de değildim, lisedeydim.

Demek ki zihnim bunu hatırlamamayı ve ilişkili tüm hatıraları temizlemeyi tercih etmiş. Bunun elbette bir sebebi vardır ve buna saygı duymaktan hatta buna teslim olmaktan başla bir şansım yok. Ayrıntıları hatırlamak gibi bir gayem de yok. Beni şaşırtan şey, bu yoğun duyguları bende yaratan tüm bu yaşanmışlıkların zihnimde sadece bir şarkı, bir albümle hatırlanıyor ve ortaya çıkıyor olması.
Beni şaşırtan şey, bu albümü dinlediğimde tıpkı yirmi sene önce hissettiğim gibi depresif, kaybolmuş, çaresiz hissediyor olmak. Rastgele denk geldiğim bu albümün zihnimin unutmak için çabaladığı bir zaman dilimindeki hislerimi açığa çıkarıyor oluşuna şaşırıyorum. Dinlerken şaşırıyorum, şaşırırken dipte ve çaresiz hissediyorum. Elimden başka hiçbir şey gelmiyor. Depresif hissetmeme şaşırıyorum. On yedi yaşındaki ruh halimi otuz yedi yaşımda sadece bir albümü dinleyerek yaşıyor olmama şaşırıyorum. Şaşırdıkça daha depresif ve çaresiz hissediyorum. Çünkü şu anda da aslında o andaki kadar dipte hissediyorum. 

Hayatta arzu ettiğim şeylere ulaşıp ulaşmadığımı bile bilmiyorum. Çünkü ne istediğim, ne arzu ettiğim konusunda en ufak bir fikrim yok. Sadece bu eski albümü dinleyip yirmi sene önceki o ruh halimi zihnimde yeniden canlandırıyorum. Belki de doğru bir şey yapmıyorum.

Ve bu albüm beni aynı grubun başka bir albümüne yönlendiriyor. Bu sefer de bambaşka bir zaman dilimine yolculuğa çıkıyorum. Yirmi değil, on altı yıl öncesine, daha da dipte ve hatta intihara en meyilli olduğum döneme. İntihar etmem için hiçbir sebep olmadığı döneme. Sadece öyle hissettiğim, okuduğum, dinlediğim, özümsediğim her şeyin beni buna yönlendirdiğini düşündüğüm bir döneme. O dönemle ilgili anılarım da çok net değil. Ama eminim ki o zamanlarda da beni bu kadar sarsacak, dibe itecek şeyler yaşamadım. Ya da yaşadım ve zihnim onları hatırlamak istemediğini için ilgili anıları çoktan silmiş.

İlk cümlemde söylediğimi düşünürsek, zihnim bazen bazı şeyleri unutmayı tercih ediyorsa, zihnime, beni ben yapan tüm yaşanmışlıklar birikimine nasıl güvenebilirim? Ya o beni başka biri olarak hatırlamak istiyorsa? Ben tam olarak neyim? Beni ben yapan şey anılarım, yaşanmışlıklarım, tecrübelerimse ve bu zihin bazı tecrübeleri filtre etmeyi tercih ediyorsa, ben aslında yaşadığım her şey miyim, yoksa beyin kıvrımlarımın filtre etmeyi tercih ettiği şeylerden mi ibaretim? Benim kişiliğimi oluşturan asıl şey beynimde küçük bir yer kaplayan filtre mi?

Sabah uyanıp bunu okuduğumda kendime soracağım soruyu da biliyorum. Filtre veya başka bir şey, ne fark eder?

Beni ben yapan şey geçmişim mi? Yoksa gerçekten şu anki hissiyat durumum mu?
Bu sorunun gerçek cevabını almak bana nasıl bir katkı sağlar? Ya şu anki halet-i ruhiyem geçen hafta içinde yediğim içtiğim şeyler üzerine temellenmişse? Ya öyle değilse ve geçmişte yaşadığım tüm olumlu olumsuz anılar beni ben yapan şeyse? Beni ben yapan şeyin ne olduğunun ne farkı var ki bu noktada? Ben benim, bunun sebebinin ne olduğunun ne önemi var. Önemi olan şey bundan sonra ne olacağım, nasıl değişeceğim, neleri hatırlayıp, neleri unutmayı tercih edeceğim. İllaki bazı şeyleri unutmak işime gelecek, ruhsal sağlığımı korumak için olsun, sadece unutmak istediğim için olsun. Bu hatırlamadığım ya da unutmayı tercih ettiğim şeyler de benim bir parçam olarak kalacak, benliğimin olumlu ya da olumsuz gelişmesine katkıları olacak. Şu andan sonra sorabileceğim tek soru: Ben şu an kim olduğumu bile bilmiyorken ileride ne olacağımı nasıl bilebilirim?


*Bu yazı geçen hafta posta kutuma geldi. Ben sadece sahibinin iznini alarak blogumda yanınladım. 

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

4 yorum :

  1. Bazen ufacık bir şey dünü,bugunü, yarını sorgulatabiliyor insana...

    YanıtlayınSil
  2. Evet, gerçekten de hiç beklemediğimiz bir anda ummadığımız bir tetikleyici ile zamanda yolculuğa çıkıveriyor insan..

    YanıtlayınSil
  3. posta kutusunda gelen yazıya bak be :')

    YanıtlayınSil
  4. Bu satırların sahibiyle aynı yaştayız.Öğrendiklerimiz deneyilerimiz ya da yetiştirilişlerim birbirinden çok farklıdır muhakkak ki , ama yazdıklarından da anladığım kadarıyla şu konuda benzeşebiliriz; 20 yıl öncesinde hissettiklerini birebir hissetse de insan , arada bir fark - ya da ben gelişim diyeceğim- var farkındalık.aynı duygu içinde kalsan bile bulunduğun duruma şahitlik ediyosun.Durumunu satırlara bu şekilde dökülebilen bi insan da kendine tanıklık ediyordur ve o zamanın 'şuursuzluğu' uzakta kalmış demektir kanımca. Yani bundan sonra aynı duygulara kapıldığında bu kez daha bilinçli bir manevra ile uzaklaşabiliyosun ve muhtemelen eskisine göre daha kısa bir sürede.
    Major depresyon teşhisi konulduğunda şımarık bulmuştum kendimi.Öyle bir kısım insanın yaşadığı ruhsal travmalara yol açacak bir şey yaşamamıştım.Çoğumuzun yaşadığı sıkıntılardan geçmiştim yalnızca..O dönemde danıştığım uzman , gece uyumaya çalışırken kulağının dibinde vızıldayan bir sivrisinek düşün demişti.Oldukça sinir bozucu :) ve çin işkencelerini hatırlattı onlarda son derece zararsız ve olağan gözüken ama sürekliliği ile insanın aklıyla oynayan teknikler.Bu durumu ortadan kaldıramıyorsak bile sürekliliğini kesintiye uğratabiliriz bize iyi gelen şeylere mutlaka vakit ayırarak ya da kendi seçtiğiniz daha yaratıcı çözümler de bulunur elbet.
    Kendimizi tanımak için yol uzun , dilerim keyifli de olsun.
    Sevgiler

    YanıtlayınSil

*Bloglar yorumla beslenir. Yorumlarınızı eksik etmeyin.
*Lütfen yalnızca yazı ile ilgili yorumlar yazın. Link bırakıp kaçmayın.
*Yazının konusu dışında sormak veya iletmek istediğiniz bir şey varsa İletişim formunu kullanın.
Sevgiler.

Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.