24 Eylül 2020

Kahve Bahane # 2 Numara


Neler oluyor? Ya ben çok sık tatile çıkıyorum ya da sadece tatil sonrası Kahve Bahane yazıyorum. Blog tatil yazıları ile dolup taşmış. Hazır tatilden dönmüşken ve iş beni bunaltmaya başlamamışken, ruhumdaki hafifliğin bana eşlik ettiği, az yazılı, bol görselli bir kahve bahane yazısını ile buradayım. 2 numara mı? Onu tatilin sonuna kadar ben de bilmiyordum. Aslında başlık bambaşka ocaktı, gelin görün ki 2 numara kendi adını buraya yazdırmayı sonuna kadar hak etti.

Tatilde herkes memlekete gitti, benden de böyle bir hareket bekleyenler vardı. Fakat duygularıma yenik düşüp, Türkiye yollarına düşmedim. Bu düşmeyeceğim anlamına gelmiyor. Her an bir çılgınlık yapabiliriz. 
 
Burada tatil günlerimi harca harca bitiremiyorum. Bu tatilde de Polonya'da gezelim görelim dedim. Göçmen kuşlar misali sıcağı takip edip güneye indim. Şanslıydım ki tatil sürecince hava pek bir güzeldi. Yarından itibaren soğuyacak ve yağmurlar gelecekmiş. Varsın gelsin.

Polonyanın doğası yemyeşil. Bu yüzden gezmesi de keyifli. Üç farklı durak belirledik kendimize. İlk durağımız nehir kenarıydı. Orada geçirdiğim günler resmen emeklilik simülasyonu gibiydi. Kaldığımız eve babaanne evi adını verdik. Sabah bahçede kahvaltı, sonrasında yakındaki göle gidip güneşlenme sefası, akşam karanlık basmadan yakılan mangal, gece soğuyan hava yüzünden yorganın altına girip izlenilen dizi ile babaanne evi adının hakkı verdi. Orada kaldığım sürede bir kitabı bitirdim. Bir diğerini de yarıladım. Ayrıca kendimi erken emekli edip, Dikili'de böyle bir hayatı yaşamanın hayalini kurup durdum.






İkinci durağımız ise göl kenarında bir otel odasıydı. Sabah perdeyi açıp göl manzarası ile karşılaşmak, göl kenarında yapılan gezi, yine fütursuzca kitap okuma seansları ile iki gün göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Göl evi diye bir film vardı. Posta kutusunda gelen mektuplar üzerine şekillenen bir film. Nedense orada olduğum süre boyunca aklıma gelip durdu.





Son durak ise dağlar oldu. Beş sene sonunda Zakopane'ye adım attım. Balkonundan dere sesini duyabildiğim, ağaçlar arasında yer alan bir konakta kaldık. Birinci gün 300 metre ve ikinci gün 500 metre tırmanışların yer aldığı uzunca yürüşler sonra oluşan tatlı yorgunluk, yürüdüğüm ormanda tüm uyarılarda bolca yer alan, göremediğim fakat sesini duyabildiğim ayılara rağmen sağ salim geri dönmenin huzuru, meşhur ters evin içerisinde geçirdiğim eğlenceli dakikalar ve gece soğuğu ile boğuşmanın verdiği sersemlik ile bir tatili daha tamamladım. 













Tatil tam anlamıyla bir arınma oldu benim için. Sekiz günde dört kitap okudum. Bu süre zarfında hiçbir sosyal medya hesabıma bakmadım. Telefonu hava durumunu kontrol etmek için kullandım. Bir de anneme ve kardeşlerime iyi olduğumu haber vermek için ara ara yazdım. Ve fark ettim ki hiçbir şey kaybetmemişim.



Basılı kitaplarım ve tatilim bitti. Ama durun yazı henüz bitmedi. Şimdi neden başlığın 2 numara olduğunu açıklama zamanı. Konakladığımız her yerde, babaanne evinin numarası da dahil olmak üzere, oda numaramız ikiydi. İşte bu yüzden bu yazı 2 numara olmayı hak etti.

Şimdilik benden bu kadar, artık sosyal medya hesaplarını daha az kullanıp, daha çok blog yazısı yazmaya karar verdim. Bu karınca nerelerde? Neler yapıyor diye merak ederseniz, bloga uğramayı, uğramışken de selam vermeyi ihmal etmeyin.

Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşmek üzere şen ve esen kalın. Elinizdeki telefonlara dalıp etrafınızdaki güzelleli kaçırmayın. Benden söylemesi.
✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

16 yorum :

  1. yuppiii :) o zaman yeniden hoşgeldin.

    YanıtlayınSil
  2. Selam...
    Şahsıma göre huzurlu bir tatil geçirmişsiniz. Deniz ve göl manzaraları hayatımın vazgeçilmezlerindendir. Dağ havası ise her yaz rutinimdir. Çok içten bir post olmuş. Kaleminize sağlık.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Oldukça huzurluydu. Denize hasret kaldım bu sene. O özlemi göllerle gidermeye çalışıyorum. Okuyup, üstüne bir de yorum yazdığınız için çok teşekkür ederim.

      Sil
  3. Fotoğraflara bayıldım. Güneş ve ortam o kadar iç açıcı ki bakmaya doyamadım. Harika bir tatil olmuş. Babaanne evi deyimi cuk oturmuş :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Şans bizden yanaydı bu sefer. Havanın çok güzeldi. Tatiller her zaman güzeldir. Sevgiler.

      Sil
  4. Keyifli bir tatil dönemi geçirmişsiniz :) Yazınızı da keyifle okudum. İş seyahatlerim sebebiyle birçok kez Polonya'ya gittim, oldukça güzel bir doğası vardır gerçekten. Fotoğraflar da çok güzeller!

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Polonya'nın doğası gerçek anlamda çok güzel. Doğaya saygı da var. Bu yüzden de bozulmuyor. Çok teşekkür ederim. Bloguma koyarım diye çektiğim fotoğraflar. Bazılarını da bastırıp albümüme ekleyeceğim.

      Sil
  5. Bu seneki tatilin gerçekten çok güzel geçmiş. Fotoğraflar da harika

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet güzeldi. Ama hep bir şey eksik. Bu sene Türkiye'ye gidip ailemi göremedim.

      Sil
  6. Valla çok imrendim, keşke Tayyipistan'dan kaçsam da sana komşu olsam. Lehçe bilmiyorum ama İngilizceyle idare ederim:))))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ahaha. Canım gel. Ne de güzel olur. Kahve sohbetleri yaparız uzun uzun. Lehçeye gerek de yok. 5 senedir ingilizce ile kör topal idare ediyoruz.

      Sil
  7. ne güzeel en çok gezip bizi de gezdirmeni seviyom zateeen :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Geziler bitti gibi. Bundan sonra bol bol karlı fotoğraflar paylaşacağım sanırım.

      Sil
  8. Ne güzel bir tatil. Özendim❣️ Sevgiler...

    YanıtlayınSil

*Bloglar yorumla beslenir. Yorumlarınızı eksik etmeyin.
*Lütfen yalnızca yazı ile ilgili yorumlar yazın. Link bırakıp kaçmayın.
*Yazının konusu dışında sormak veya iletmek istediğiniz bir şey varsa İletişim formunu kullanın.
Sevgiler.

Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.