30 Temmuz 2015

Amerika'nın donutu varsa, Krakow'un da ponçikisi var :)

Polonya'da oldukça ünlü olan bir tatlı Pączki  :) Pączki günü bile var. O gün milyonlarca Pączki tüketiyorlar. Yine işin uçunda dini bir tören var fakat ben ayrıntıları bilmiyorum. Eğer öğrenirsem o konu hakkında da ayrı bir post yazacağım :)
Şimdi dönelim Polonya'nın donutuna :) 
Şekil itibariyle donutun ortası delik olmayan hali. Bir de Pączki içi dolgulu oluyor. Sanırım yöresel olanında gül reçeli var. Ben gül reçeli sevmediğim için genellikle vişne- çikolata dolgulusunu alıyorum. Çay ile süper bir uyumu var. 
Öyle marketlerde satılanlar güzel olmuyor.Tazecik olmalı ki yumuşacık olsun :) Ben rynek meydanında küçük bir dükkan olan Gorące Pączki den alıyorum.
Buralara kadar gelirseniz ve tatlı şeyler yemekten hoşlanırsanız kesin deneyin derim :) 

Paylaş:

29 Temmuz 2015

Krakow'un en güzel burgerini kim yapar?

Tabii ki Moaburger yapar diyorum ve  bu postu burada bitiriyorum :)
Şaka şaka. Bir kaç satır yazmadan bir yere gitmem.

Sporla aramızı düzelince, burger ile aramız bozuldu. Burger yemeye bayılıyorum desem, büyük bir yalan olur. Fakat arada bir tatmaktan da keyif alıyorum. İşte öyle günlerde Krakow'da gittiğimiz bir mekan Moaburger.  Gördüğüm en büyük burgerleri yapıyor.  Siparişi verince numaralı bir kaşığınız oluyor. Sonra burgeriniz hazır olunca masaya getiriyorlar.

Eğer buralara yolunuz düşerse, ben şimdi domuz yemek istemiyorum diyip, (en güvenilir mekan olan) Mc Donalds gidip, orada burger yerim diye kendinizi kandırmayın. Moaburger'e gidip,  gönül rahatlığı ile yiyin burgerinizi.

Birkaç satır yazdıysam artık kaçma vaktidir.
Geçen hafta bir obur gibi yediğimden mütevellit, daha yazacak çok mekan var :):)
Şimdilik sevgiler..

Not: Akşam yemeğinde ne yapacağımı bilemememin kararsızlığını yaşadığım şu dakikalarda , bu postu yazmak beni inanılmaz derecede acıktırdı.




Paylaş:

28 Temmuz 2015

Oskar Schindler's Factory Krakow

Hafta sonu Krakow'da yer alan Schindler'in fabrikasına gittim. Fabrika bugün bir müzeye dönüştürmüş ve içinde 1939-1945 yılları arasında Krakow'da yaşanılan iki ayrı hayat tarzı yansıtılmış. Alman işgali sonrasında Krakow sokaklarında hakim olan günlük hayat ve Yahudiler için örülen duvarların arkasında, acılar içinde geçen hayatlar gözler önüne serilmiş. Bir insanın nasıl nefret dolu olduğunun en büyük katınlarından biri de bu müzenin içinde gizli. Nazilerin beş yıl boyunca Yahudilere kan kusturduğunu, gezdiğim her adımda hissettim. Neden ve niçin soruları kafamda dönüp durdu. Neden bu kadar büyük bir nefret vardı Adolf Hitler'in içinde. Bir insan çocukların ruhuna eziyet etmek ile ne kazanabilirdi.

Gördüklerim beni çok etkiledi. Bu nedenle çoğu yerin fotoğrafını çekmedim. Büyük bir saygı duydum Oskar Schindler'e. Çok büyük bir yüreğe sahipmiş. Onun sayesinde birçok Yahudi hayatta kalabilmeyi başarmış.



















Oskar Schindler'in göstermiş olduğu büyük özveri ve emeğin hikayesinden yola çıkılarak, Schindler'in Listesi adlı film 1993 yılında beyaz perdeye aktarılmıştır. 




Paylaş:

27 Temmuz 2015

Ant man İle Sinema Keyfi

Polonya'da ki ilk sinema keyfimi Ant man ile gerçekleştirdim. Imax-3D olarak izledim filmi. Sinema perdesi oldukça büyüktü. Nedense İstanbul'da ki perdeden ve görüntüden daha kaliteli geldi bana. Bu nedenle izlemesi çok daha keyifliydi. İşin garip tarafı Imax gözlüklerini bize verdiler. Artık Imax gözlüklerim var.
 İlk 5 dakika, gözüm devamlı alt yazıya kaydı. Daha sonra alıştım ve ingilizce dinleyerek izlediğim ilk film oldu kendisi. Alt yazı olmadan sadece dinlediğim için toplam da %80 anlayabildim. Bu benim için büyük bir başarı. Bir de şunu keşfettim ki böyle film izlemek çok daha güzelmiş. Altyazı kovalama derdim olmadığından, hiçbir ayrıntıyı kaçırladım. İşin özeti ben burada, bu sinema işini çok sevdim. 




Paylaş:

25 Temmuz 2015

Bu haftanın özeti

Bu hafta tüm sıcaklar bize geldi yeniden. Benim de keyfime diyecek yoktu tabii :) Seviyorum sıcağı ben :) Haftanın nasıl bittiğini anlamadım. Çantalar ile uğraştım :) Kestim, diktim yine. Makinenin başında zaman nasıl geçiyor anlamıyorum. Türkiye'ye gidiş yaklaşırken, siparişleri yetiştirme telaşı aldı beni :) Son hafta gece gündüz dikmemek için planlı bir şekilde ilerliyorum.
İşte bu hafta ortaya çıkan yeni Nachnuch çantaları.













Paylaş:

21 Temmuz 2015

Hafta sonu eğlencesi

Geçtiğimiz hafta sonu mangal partisine davetliydik. Arkadaşımız Polonyalı ve Krakow'un 70 km uzağında yer alan Zlota'da yaşıyor. Biz de alışverişimizi yaptık. Bir araba kiraladık ve düştük yollara.
Krakow'da araba sürmek çok rahattı. Korna çalan yok, sizi deli gibi sollamak isteyenler yok, makas atalım derdinde olanlar hiç yok. Takip mesafesinden haberdarlar. Bütün ışık kurallarına sonuna kadar uyuyorlar. Giderkenden arkadaş kullandı. Dönerken hepsi sarhoş olduğu için o görev bana kaldı. Gerçi bende bayıla bayıla kullandım. Çok özlemişim araba kullanmayı.

Gideceğimiz yer hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Sadece evde 2 köpek olduğunu biliyordum. Bu beni biraz korkuttu. Köpekleri çok severim lakin sadece uzaktan. Hislerimi tek kelime ile özetleyecek olursam, eve vardığımız zaman hayran oldum. Bahçesine, ağaçlarına, doğasına ve evin şirinliğine.

Her yer yemyeşildi. Açıkcası kışı çok sert geçtiği için ben bu kadar fazla yeşillik ve meyve ağacı beklemiyordum. Şimdi bol bol fotoğrafladığım yerleri anlatmaya başlayabilirim.


Kazlar, tavuklar, horozlar ve onların korucusu Gandalf 'ın mekanı aşağıda gördüğünüz fotoğraf. Hep beraber mutlu mesut yaşıyorlar. Ev sahibi tavukların bir kaçının her daim durduğunu, bazılarını da yemek için yetiştirdiği söyledi. Ohh ne güzel herşeyin en doğalıyla besleniyorlar. Bu konuda çok kıskandım onları.






Daha sonra bizi serasına götürdü. İçinde daha önce hiç görmediğim kadar iri domatesler vardı. Patlıcan, kabak, biber, salatalık, karalahana bile vardı serada.


Evin bahçesi tam benlikti. Hamakta sallanırken çok güzel hayaller kurdum. Böyle bir evim olsaydı. Yazları ne güzel bahçede dikerdim dikişlerimi. Azıcık mola verince elmalarımdan, eriklerimden toplar yerdim.




















Tabii biz böyle açık havayı bulunca çocuklar gibi tüm gün hopladık zıpladık. Bizim gittiğimiz yerlerden oyuncak alma gibi tuhaf bir saplantımız var. Bu oyuncağıda Dubai'den almıştık. Çok eğlenceli bir şey. Gagi ile uzun zaman oynadık.


İşte bu da hayallerimi süsleyen motor. Aşık oldum kendisine. Serg'in motoru olabilir ama tam benim için yapmışlar. Böyle alcak motorları çok severim ben. Gerçi bunu yerinden kaldıramam, 600 cc lik bir motor bu ama olsun bu aşkıma engel değil. Bunu görünce yine motor alma duygularım depreşti. Ehliyetim ve montum hazır keşke bir de motorum olsa.



 İşte bu da büyük an. Gandalf ve ben aynı karenin içinde yer aldık.




 Hatta daha ileri gidip ona dokundum bile. Bir ara ayağıma bastı. Birde böyle üstüme doğru gelip gözlerini gözlerime dikince, içimde korku patlamaları yaşadığımı inkar edemeyeceğim. Ayağım da ertesi gün biraz acıdı ama olsun. Dev bir köpeğe dokunmanın mutluluğunu yaşadım Gandalf sayesinde.








Tüm gün hop aşağı, hop yukarı derken akşam saatlerine doğru ateş yaktılar. Gece yarısına kadar ateş etrafında sohbetler edildi. Her şey iyiydi hoştu lakin böyle bir ateş başında elimde çayım olsun çok isterdim.





Paylaş:

Blog Arşivi