9 Ağustos 2020

Kahve Bahane #Anda Kal


Hafta sonlarını seviyorum. Bir de böyle hızlı geçmeseler daha güzel olur. Bu hafta sonu uykumu güzelce alamamış olsam da, gün içinde enerjim yerindeydi. Bisikletle bol bol tur attım. Cumartesi sabah kahvesini dışarıda içtik. Sonra eve dönemeden bir limonata içelim dedik. Oturduğumuz mekanda bir çocuk anne anne diye bağırıp çağırıyordu. O kadar Leh çocuğu var ortalıkta; bir düzinesi bir araya gelse bir Türk çocuğunun çıkarttığı gürültüyü çıkarmıyorlar. Bu tamamen Türklerin çocuk yetiştirmeyi beceremesinden kaynaklanıyor. Gereğinden fazla şımartıyorlar ve onun bir birey olduğunu idrak edemiyorlar. Şimdi Türk anne babaları bana kızacak ama bunlar acı gerçekler.

Bugün, Rus arkadaşımız bizden bir şey almak için eve geldi. Yanında 3 yaşlarındaki oğlu ile birikte. Çocuk geldi. Babası hiç ilgilenmedi bile. Kendi ayakkabısını çıkardı. Bana el salladı. Gülümsedi. Koltuğa oturdu. Aynı şekilde eve Türk çocuğu gelseydi beş dakika içinde evde girip çıkmadığı oda kalmazdı. Babası sadece susamıştır su verelim dedi. Verdim. Yudum yudum suyunu içti. Hiç gıkı çıkmadı. Hep gülücükler dağıttı. Giderken yine ayakkabılarını kendi giydi. Öpücükler verip gitti. Bisikleti vardı, hani şu pedalsız olanlardan, onu babasının arkasından sürdü. O yaşta bisiklet alışkanlığı edinmeleri de ayrı bir güzellik.

Aslında bu yazısıyı Pazar günü (yani bugün) yapmış olduğum bisiklet yolcuğunu anlatmak için yazmaya başladım. Hava güzel, güneşin batmasına yakın bisiklet sürmeyi planladım. Çoğu zaman olduğu gibi enişteniz tarafından ekilince, tek tabanca yola çıktım. Aklımda gitmeyi planladığım bir göller bölgesi vardı. Google "Ben buraya nasıl giderim" diye sordum. Rotayı çıkardım. Başladım pedallamaya, bir yere kadar her şey çok güzeldi. Mis gibi bisiklet yolu. Bir tarafımda elma bahçeleri, bir tarafımda tarlalar. Sonra birden yolun sonuna geldim. İşte bu son aslında geri dönmem gerek yermiş; bunu sonradan anladım.

Haritayı kontrol ederek yola devam ettim. Etmez olaydım. Google beni balta girmemiş ormanlara soktu. Üstümü başımı saran sivrisineklere yem olurken, her an bir hayvan fırlayacak diye korkarken, sadece bir tane ceylan gördüm. Ben onu görünce durdum. O da beni görünce, kim bu manyak dedi sanırım, koşarak uzaklaştı. Bir yandan hava kararmaya başladı. Üstüne üstlük bisiklet yolu seçmeme rağmen, ilerlediğim yol gittikçe kötüleşti. İşte dedim. Sona geldik. Şimdi burada tekeri patlatırsam bittiğimin resmidir.

Sonra hafta sonu okumaya başladığım Osho'nun Farkındalık adlı kitabı aklıma geldi. Orada Anda kal diyor devamlı. Geçmişi ve geleceği düşünme diyor. Bir iki dakika durdum. Dedim ki son 15 dakikadır geri dönmeliydim diye kendime kızıyorum. Bu geçmişi düşünmekti. Hemen bundan uzaklaştım. Sonra bir baktım; nasıl geri döneceğim diye endişe ediyorum. Kesin buralarda kalacağım, eve dönemeyeceğim diye düşündüğümün farkına vardım. Dedim bu böyle olmayacak. Tüm kanını emen sivrisineklere rağmen anda kal Yasemin. Şimdi sakinler ve haritayı geri dönüşe farklı bir yoldan ayarla. Sevgili Osho sayesinde bir nebze olsa da rahatlattım kendimi.

Velhasıl kelam göller bölgesine çok az kala geri dönme kararı aldım. Hava kararmaya da başladı. Ormandan geri dönmek, korku filmlerine konu olacak bir senaryoya davetiye çıkarmak demekti. Farklı yol seçtim. Bu yolda da farklı tecrübeler yaşadım.

Bir kısmını otoban gibi olan yoğun trafikli bir yoldan sürmek zorunda kaldım. Bu beni bayağı bir gerdi. Bu arada da telefonumun şarjı da azalmaya başlamıştı. İşte dedim buraya kadar. Sonra tramvay duraklarını gördüm. Bir baktım bizin evin önünden geçen numara var üstünde. Derin bir nefes aldım. En kötü ihtimal tramvaya binip geri dönebilirdim dedim ve o gazla eve sürdüm.

Bu sıra dışı pedallamam toplamda 26.50 Km sürdü. 1 saat 45 dakika bana saatler gibi geldi. Bu tecrübemden sonra, bilmediğim yollara, ilk kez gideceğim yerlere yalnız başına gitmeme kararı aldım. O gölleri de artık hiç merak etmiyorum. Ondan da eksik kalayım.

Bildiğim yollardan pedallamaya devam.


✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

7 yorum :

  1. Daha erken yola çıkıp göller bölgesini keşfetmeliydin. O korku yeni yolları karşına çıkaracaktı ama kız başına da gitmen sıkıntı yaratırdı ki yaratmış :D

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kız başına demek ne demek allah aşkına. İnsanlar tek başına da gidebilir. Ben sadece google haritasının kurbanı oldum. Yoksa yalnız sürmekle ilgili bir sıkıntım yoktu.

      Sil
    2. Sıkıntı yalnız sürmenle alakalı değil, etrafın zararlı olabileceğini düşünerek yazdım.

      Sil
  2. Maceralı olmuş :) Ama tabi o an yaşarken ne kalp çarpıntısı yapmıştır kim bilir.. Ama olsun, tecrübe mi desek hareketli bir anı mı :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok da güzel oldu aslında. Anlatacak bir anım daha oldu. Evet o anda kalp atışlarım bayağı yüksekti. Hayatta böyle anlar yaşamak da lazım. Yeni heyecanlar tecrübeler.

      Sil
  3. 26km iyiymiş, tek başınıza iyi baş etmişsiniz, kendinizi sakinleştirmeniz de harika,
    bir de burada ceylan a söz hakkı doğmuş sanki:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet sanırım ceylana söz hakkı doğuyor. Sonuçta onun yaşam alanına giren benim.

      Sil

*Bloglar yorumla beslenir. Yorumlarınızı eksik etmeyin.
*Lütfen yalnızca yazı ile ilgili yorumlar yazın. Link bırakıp kaçmayın.
*Yazının konusu dışında sormak veya iletmek istediğiniz bir şey varsa İletişim formunu kullanın.
Sevgiler.

Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.