18 Nisan 2018

Barselona Gezi Notları #2 La Sagrada Familia

Barselona gezi notlarının bir önceki yazısında Gaudi evlerinden bahsettim. Bu yazının kahramanı yine çılgın mimar Gaudi. Tasarladığı La Sagrada Familia ile bu ünvanı sonuna kadar hak ediyor.


La Sagrada Familia adlı yapıyı duymayan kalmamıştır sanırım. Gaudi'nin bitmeyen projesi. 2026 yılında biteceği rivayet ediliyor. Gaudi'nin ölümünün 100. yılı şerefine. Bitmiş halini görmek isterseniz 2026 yılını beklemeniz gerek. Gerçi bu hali ile insanı büyülemeye yetiyor.

Bugüne kadar sayısız kilise gezdim. İlk zamanlar kiliselerin beni etkilediğini itiraf edebilirim. Gezdikçe ilgim azaldı. Çünkü hepsi birbirinin aynısıydı. İçerde bolca heykel ve isa tasvirleri, dua edilecek sıralar ve kenarlarda dilek tutularak yakılan mumlar. Avrupa'da hangi şehire giderseniz gidin, bir katolik kilisesinde görecekleriniz bundan ibaret. O nedenle son gezilerimde kiliselere vakit ayırmayı bıraktım. Konu La Sagrada Familia olunca içten içe bir merak sardı beni. Antoni Gaudi neyi farklı yapmış olabilirdi? Nihayetinde bir kiliseydi.

Şimdi gelin size bir bir neleri farklı düşündüğü ve yaptığını anlatayım. Öncelikle La Sagrada Familia bir tasarım harikası. Uzaktan görkemi ile ilginizi çekmeyi başarıyor.

Gaudi klasik bir kilise görünümünden farklı olarak kilisenin içinde bulunan heykelleri kilisenin dış duvarlarına taşımış. Kilisenin her cephesi İsa'nın hayatından bir kesit sunuyor. Ziyaret için kullanılan kapıda İsa'nın doğumu anlatılıyor. Kilise bittikten sonra kullanılacak ana girişte ise İsa'nın ölümü anlatan heykeller var. Ve oldukça modern heykeller. Bir kilisede böyle farklı heykeller görmek beni şaşırttı.



İsa'nın doğuşunu anlatan kapı. Kulelerin arasında bir çam ağacı var. 


İsa'nın ölümünü anlatan kapı




Giriş kapısı olarak kullanılacak yer
2010 yılında Papa artık gideyim de şu kiliseyi bir kutsayayım demiş. Kilise kutsandıktan sonra ibadete açılmış. Kilisenin farklı bir girişi var. Ve alt katı ibadet için kullanılıyor.

Kilisenin için bana bilim kurgu filmlerindeki uzay araçlarını anımsattı. Gaudi kilise içindeki kolonları ve kirişleri Barselona sokaklarında var olan beyaz gövdeli ağaç dallarından esinlenerek tasarlamış. Farklı renklerde kullandığı vitraylar sayesinde kilisenin içinde gökkuşağı görünümü oluşturmuş. Ne demiştik. Gaudi sanatını ve ruhunu doğanın güzellikleriyle beslemeyi başarmış.

Gaudi burada ormanda geziyormuşsunuz hissini vermek istemiş.














Ağaç dallarının iç içe geçişini anımsatan tavan süslemesi

Ağaçların fotoğrafını çekmeyi unutmuşum. İnternetten arayıp sizin için buldum.
İçinde kısa bir video çekmiştim. Onu da buraya ekliyorum.


Gaudi giriş kapısının denize bakan tarafından olmasını istermiş. "Bu yapının tamamlandığı büyük bir ihtimalle göremeyeceğim. Bu nedenle bu vasiyetim olsun" demiş.

Gaudi çok dindarmış. Bu nedenle midir bilinmez en özendiği proje La Sagrada Familia olmuş. Her detayı ince ince düşünmüş. Eve gidip gelmekle vakit kaybetmemek için kilisenin içinde kendine bir çalışma odası yapmış ve orada yaşamış.

Tanrıya olan inancından dolayı ise La Sagrada Familia'nın en yüksek kulesinin yüksekliğinin, Barselona'nın en yüksek dağının yüksekliğini geçmemesine özen göstermiş. Neden daha yüksek olmasın sorusa " Tanrı'nın yarattığı şeyden daha yüksek bir şey inşaa etmek insanoğluna yakışmaz" demiş.

Gaudi, sıradan bir iş gününde ağzı açık ayran delisi gibi yaptığı bu yapıyı incelerken gelen tramvayı farketmemesinin bedelini canıyla ödemiş.

Kilisede Gaudi'nin çalışmalarını ve çalışma odasının sergilendiği bir bölüm var. Bölümün sonuna kadar yürüyünce karşınıza 3 küçük pencere çıkıyor. Pencerelerden aşağı baktığınızda ise Gaudi'nin mezarını görmek mümkün.

Gaudi'nin çalışma odası. Masanın altında duruyormuş gibi gözüken converse ayakkabılar arkamdaki gezgine ait. O zamanlarda converse ayakkabı mı varmış canım?

Mezarına bakarken, hayallerini gerçekleştirebildiğin için şanslı adammışsın Gaudi dedim. Şimdi huzur içinde uyu.



✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

Hayatımın Kadını


Tam karşındayım. Burda. Olmam gereken yerde. Hadi bugün bana onu anlat dedin usulca. Kadife gibi olan saçlarını değil, çakmak çakmak bakan gözlerini değil, bilmediğim yanlarını anlat dedin.

Onu nasıl tarif edebilirdim, uzunca bir süre düşündüm. Kelimeler ona olan hayranlığımı anlatmakta yetersiz kalır. Hayatın ayağına devamlı çelme takmasına aldırmayacak kadar güçlü bir kalbi var dedim. Bazen düşüp ellerinin üstüne kapaklandı ama doğrulmaktan hiçbir zaman vazgeçmedi. Herkes onun adına kararlar aldı. Bitti bu sefer dediler. O hepsine sadece gülüp geçti. On dokuzunda anne, otuz beşinde dul sıfatı koyuldu isminin sonuna. O her sıfatı isyan etmeden kabulledi. Onun için atan üç küçük kalbi, kalbine en yakın yere koydu ve inandığı yolda yürümeye devam etti.

Yaşam enerjisini hiç kaybetmedi. En hüzünlü anlarda bile güldürdü çevresindekileri. Hüzün öyle sıkıldı ki ondan artık onun yanında durmak istemedi. Uzaklaştı gitti. O günden beri kahkahalar onun en yakın dostu oldu.

Ben insanları sevmeyi, bir kuru ekmeğe talim etsem bile tokum demeyi, insanın inandığı şeyler uğruna savaşması ve bitti artık dememesi gerektiğini ondan öğrendim. En karanlık günlerde kalbimi ferah tutmamı hep o fısıldadı kulağıma. Bugünümü, dünümü aslında hayatımı ona borçluyum.

İşte böyle Bir Tutam Karınca. Bugün sana kendi minicik, yüreği evren kadar büyük olan bir kadının hiç bilmediğin yanlarını anlattım.
Biliyor musun? Bugün onun doğum günü. Bu sefer doğum günü hediyem sana yazdığım bu satırlar olacak.
Bir damla göz yaşına dünyaları yakar, bir gülüşüne dünyamı veririm.
Sevginin en saf ve en güzel halini bana yaşatan kadın, annecim doğum günün kutlu olsun. Seni çok seviyorum. Hep böyle içten bize gül ve hayatımıza ışık tutmaya devam et.




✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

16 Nisan 2018

Barselona Gezi Notları #1 Gaudi Evleri

Barselona için size üç dört gün yeter diyorlar ama gidince öyle olmadığını anlıyorsunuz. Her yeri gezebilmek için temizinden bir haftaya ihtiyaç var.
Avrupa ülkeleri arasından hep ertelediğim bir yerdi İspanya. Kısmet bu zamanaymış. Gezi rehberi yazısını sona sakladım. Önceliğim Barselona'nın bende bıraktığı etkileri kaleme almak.

Düzenli yapılaşması, doğası, mükemmel denizi ve neşeli insanları ile kımıl kımıl bir şehir Barselona. Fakat bu yazının kahramanı kesinlikle Antoni Gaudi olacak. Barselona demek Antoni Gaudi demek. Harika mimarisini sayesinde güzel olan Barselona'yı daha da ilginç bir hale getirmiş. Kocaman bir dilim kremalı pasta düşünün. Kremanın üstünde yer alan ve pastayı daha da çekici hale getiren meyveler var ya; işte kremalı pasta için Barselona dersek üstündeki o meyveler için Gaudi'nin eserleri benzetmesini yapabiliriz.

Böyle bir hayal dünyası olduğu için Gaudi'ye şapka çıkarmamak imkansız. Tasarladığı evleri gezerken; "Adamsın Gaudi" demekten kendimi alamadım.

Casa Batlló


Gaudi'nin denizden ilham alarak tasarladığı Casa Batlló favorim. Gaudi zengin bir aile için tasarlamış bu evi. Uzunca bir süre insanlar bu masalsı evde yaşamış. Şu an müze olduğu için içinde mobilyalar yok. Fakat içeri girerken verdikleri bu sihirli ekran sayesinde tüm odaların mobilyalı halini görmek mümkün. Bu detayı çok sevdim.





Evin her metrekaresinde bir yaratıcılık hakim. Dış cephesi, görmeye alışık olmadığımız çatı tasarımı ile bu dünyaya ait değilmiş hissi veriyor. 


Bu gezi sayesinde Gaudi hakkında birçok enteresan bilgi edindim. Odada gördüğünüz sadece bir şömineden ibaret olabilir. Gaudi bunu bir mantardan ilham alarak tasarlayarak doğada gördüklerini yaşam alanına entegre etmeyi başarmış.




Altı üstü bir çatı deriz ya işte Casa Batlló çatısı için bunu söylemek imkansız. Çatısında ejderha gizli. Bacaların olduğu yere dikkatlice bakarsanız ejderhanın sırtını görebilirsiniz.





Casa Mila 

Casa Mila'nın tasarımı daha sade. Bu evin hikayesi de aynı. Vakti zamanında zengin bir aile ev yaptırmaya karar verip, Gaudi'nin kapısını çalmış. O zamanın zenginleri böyle apartmalar yaptırıyorlarmış. En alt katında kendileri otururken diğer katları kiraya veriyorlarmış. Ve kira gelirleri ile gül gibi geçinip gidiyorlarmış.
Peki neden giriş katından oturmayı tercih ediyormuş bu zenginler? Çünkü evin girişi farklı oluyormuş. Böylelikle müstakil ev havasını yakalayabiliyorlarmış.





Casa Mila köşe bir bina. Barselona'da köşeye yapılan evlerin hepsi böyle kesik. Böylelikle caddelerin köşeleri çok geniş. İşte tam anlamıyla bir şehir planlaması. Bu detaya bayıldım.

Casa Mila'nın iç tasarımı daha sade. Fakat en ilginç yeri çatısı. Gaudi çatıları tasarlarken, "Tek tip çatı tasarımları görmek can sıkıcı. İnsanları düşünün. Herkes farklı saç stillerine sahip, işte evler de böyle olmalı" demiş. Bu nedenle Gaudi çatı tasarımlarına binanın tasarımı kadar özen göstermiş.



Casa Mila'nın içinde bir örnek daire var.  Gezerken bu dikiş odasına bayıldım. Sonra bunun evin hizmetçilerinin odası olduğunu öğrendim. Böyle bir evde gezerken bir hizmetçi odasını beğenmeme ne demeli?

 


Güell Sarayı

Gaudi'nin yıldızının parladığı ev. Güell tüm ihtişamı ile şehrin göbeğinde bir ev yaptırmak ister. Ama öyle herkesin evine benzemesin der. Böylelikle yolu Gaudi ile kesişir. Açıkcası Güell Sarayı Gaudi'nin en sade evlerinden biri. Çılgınlıktan uzak, gerçekliğe daha yakın.

Sarayı gezerken, Güell ailesinin vampir olduğunu kanaat getirdim. Böyle kasvetli bir evde yaşamak için vampir olmak gerek. Sarayın fotoğraflarını çekmez zor olduğundan kısa bir video çektim. Güell piyano ve organ çalan kızı için özel bir oda yaptırmayı ihmal etmemiş. Bu aile için bestelenen parçalar bile varmış. Video'da onlardan biri çalıyor.

Açıkcası bu evde yaşamak istemezdim. Düşünsenize, gece susadınız ve su içmek için mutfağa gitmeniz gerekli. Bu eylemi gerçekleştirmek büyük bir cesaret ister.









Her detayı ayrı güzel. Bir kapı pervazı ne kadar güzel olabilir sorusunun cevabı tam olarak bu olsa gerek.

Bunlar Gaudi'nin tasarladığı ve şehir içinde yer alan evleriydi. Sırada çok ünlü La Sagrada Familia ve Güell Park yazıları var.


✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

29 Mart 2018

Kitap Çekilişi Sonucu


Bu ayın başında çekilişten kazandığım kitaplardan bahsetmiştim. Onlar İzmir'de okunmak için beni bekleye dursun. İçlerinden birini okuduğum için ben de bir çekiliş düzenleyerek o kitabı bir okuyucuma hediye etme niyetiyle yola çıktım. Çekilişime 16 kişi katıldı. Bugün, şanslı kişiyi belirlemek adına bilgisayarın başına geçtim. Şeffaf bir çekiliş olması önemliydi benim için. İnternette bunu yapan siteler var. Bunlardan birini kullanarak çekilişi gerçekleştirdim. Ve şanslı kişi Feriperi oldu. Feripericim bu satırları okuyorsan twitter veya blogumun iletişim kısmından bana ivedilikle adres bilgilerini göndermeni rica edeceğim.
Eğer FeriPeri'ye ulaşamazsam ve kitap sahipsiz kalmasın diye bir yedek talihli daha belirledim.


Bu arada anneciğime ve kız kardeşime bir teşekkür borcum var. Bana kitabın görselleri lazım dedim ama güzel kareler olsun kızlar dedim ve oldu.


✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

28 Mart 2018

Çelik Figürler Sergisi - Galeria figur Stalowych



Kahve bahane yazımda hafta sonu enteresan bir sergiye gittiğimden bahsetmiştim. Polonyalı bir sanatçının Madam Tussauds müzesinden esinlenilmesi ile ortaya böyle bir fikir çıkmış. Dünyanın çeşitli yerlerinden 120 kişinin katıldığı bir ekip ile kolları sıvamışlar; sonuçta ortaya çağdaş ve modern sanatını içinde barındıran bir görsel şölen çıkmış. "Endüstri ortamında etkileyici ve güzel metal figürler oluşturuluyorken, hurdaya çıkan metalleri işleyerek neden bunları birer sanat eserine dönüştürmüyoruz" fikrinden doğan bu sergi sayesinde, efsane olan robotlar, çizgi film karakterleri ve animasyon film karakterleri yeniden hayat bulmuş.

Bu proje için tam anlamıyla bir diy projesi diyebiliriz. Çatı ve garajlarda tutulan eski şeylerin hiçbir fayda sağlamadığını dikkat çekerken, onları bir sanatçının ellerine teslim ederseniz yeniden hayat bulabileceklerinin gösteren bir çalışma olmuş.

Sözü fazla uzatmadan görseller ile sizi baş başa bırakıyorum.  Fotoğrafları inceledikten sonra yazının sonundaki soruyu cevaplamayı unutmayın.




































Detayları ve yaratıcı çalışmaları ile sergi benden tam not aldı. Böyle enteresan işler görmeyi seviyorum. Düşünenin aklına, emeği geçenlerin emeklerine sağlık.

Benim favorimin hangisi olduğunu fotoğraflara bakarak anlamak kolay. Ayrıca köpek balığı şeklinde yapılan tanka bayıldım. Çok yüksek olduğu için üstüne oturarak poz veremediğim.

Peki sizin dikkatinizi en çok cezbeden hangisi?


✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

Blog Arşivi

Bumerang - Yazarkafe
Bumerang - Yazarkafe