6 Şubat 2020

Akis #Kara Orman


Bu satırlar okunduğunda, okuyucunun gözünde Bir Tutam Karınca'nın aksi belirecek. O yüzden bu serinin adını Akis koymaya karar verdim. Bu kararı verirken oldukça zorlandım. Mesela Kahve Bahane demek çok kolay olmuştu. Ne Umdum Ne Buldum demek de öyle. Sırada, bana genelde sorulan fakat blogda sıklıkla yer vermediğim konuları içeren bir seri oluşturma fikri var. Bu yazı onun tohumu olsun. Eğer vaktim ve enerjim yeterli gelirse, o tohumu büyütüp bir ağaç yaparım belki. Kim bilir?

Peki neden Akis? Akisin kelime anlamı ne? Yoksa bu kız akış yazacağı yerde Akis mi yazdı? soruları kafanızı yazı bitene kadar meşgul etmesin diye kısa bir açıklama yapmak boynumum borcu.

Akis, yansıma demek; mecazi olarak da bir şeyin başka bir şey üzerinde yarattığı etki demek. Bu yazının içeriğiyle oldukça uyumlu olacağından bilerek ve isteyerek Akis dedim. Geçirdiğim bir ay içerisinde okuduğum, izlediğim ve dinlediğim şeylerin bende bıraktığı etkileri okuyacaksınız. İşte bu yüzden Akis.

Neler Okudum?

Ocak ayı okuma açısından verimliydi. Dört kitap okudum. iki kitabı da yarıladım. Neden iki kitap? Çünkü biri e-okuyucumda diğer ise telefonumda. Kindle yanımda olmayınca telefondaki kitabı okuyorum. 

1- Altıncı Koğuş - Anton Çehov

Çehov şahsına münhasır bir yazar. Bu kitabında bizi elimizden tutup bir akıl hastahanesinin koğuşuna götürüyor. Bir solukta okunan, dialogları ile sizi düşüncelere sevk edebilicek bir kitap. Ben keyifle okudum. 

2- Ruhun Uzun Karanlık Çay Saati ( Dirk Gently Serisi) - Dougls Adams

Ahhh Dirk Gently ahh. Senin akıl sır ermez maceralarını okumak ayrı bir keyif. Bu sefer işin içinde tanrılar da vardı. Dougls Adams diyince akla Otostopçunun Galaksi Rehberi geliyor değil mi? Aslında bu kitap da en az onun kadar iyi.

3- Değişen Kafalar (Bir Hint Efsanesi ) - Thomas Mann 

Bu ay okuduğum en ilginç kitap bu olabilir. İlk defa bir Hint Efsanesi okudum. Konusu ve akıcılığı ile uzun süre aklımda kalmayı başaracak. Bize tamamen farklı bir kültürün efsanesini okumak farklı ve güzel bir deneyimdi.

4- Godot'u Beklerken - Samuel Beckett

Ay kapanışını bir tiyatro eseri ile yapayım dedim. Evet Godot ünlü, Godot herkesin aklına farklı şeyler getiriyor ama bir kitap olarak okununca pek bir akıcığı yok. Ben oyun okumayı çok severim. Hatta sesli okurum. Her karakter için ses tonumu değiştiririm. Fakat bu kitapta o tınıyı bir türlü yakalayamadım. 

Neler İzledim?

Ocak ayında Netflix ile oldukça haşır neşirdim. Açılışı The Witcher ile yaptım. Geralt'ın karizmasına, Yennefer'in de boş bakışlarına diyecek bir sözüm yok. Polonya'lı yazar tarafından yazılan, ilk önce oyuna uyarlanan ve sonrası dizisi çekilen The Witcher, buralarda oldukça popüler. Yanılmıyorsam sezon sonu bölümünde (belki bir önceki bölümde olabilir) dizinin bir kısmını Krakow'un yakınlarında var olan Ogrodzieniec Castle'da çekildi.

The Witcher biter bitmez, herkesin ilgisini cezbeden Atiye ile seyir keyfine devam ettim. Kurgusu farklı olan dizileri seviyorum. İzlerken biraz tırstığımı da itiraf etmeliyim. Umarım ikinci sezonda konu gelip uzaylılara dayanır. Böyle bir beklentim var. Fantastikten bilim kurguya geçiş yapsa güzel olmaz mı? Bence olur.

Dizilerin yanı sıra, bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine, vegan beslenme şeklini destekleyen What The Health aslı belgeseli izledim. Belgesel, sağlığımızın aslında hiç de güvende olmadığını gözler önüne seren, yok artık dedirten bilgiler ile dolu. Belgeseli izlerken zeytin candır dedim. Eğer siz de benim gibi kahvaltı yapmayı sevenlerdenseniz belgeseli izledikten sonra ne demek istediğimi anlayacaksınız. Neler izledim kısmı böyle. Televizyon ile pek içli dışlı olmayan biri için oldukça hareketli bir ay geçirdiğimi söyleyebilirim.

Neler Dinledim? 

Müzik dinlemeyi oldum olası severim. İş yerinde kulağımda devamlı bir kulaklık var. Çalışırken inceden inceden kulağımda melodilerin dolaşmasını seviyorum. Son bir haftadır sıklıkla Göksel dinliyorum. Ben böyleyim, bir sanatçı geliyor aklıma, sonra tüm gün onu dinliyorum. Göksel'in hareketleri parçaları ile hesap kitap yapmak oldukça keyifli. 
Göksel dışında oynadığım oyunun (Divinity Orginal Sin 2) soundtracklarını dinledim. Oyun müziklerini dinlemek güzel oluyor. 
Bazı sabahlar da aklımda bir parça ile uyanıyorum. Yol boyu kafamın içinde çalıp duruyor. İşe gider gitmez açıp dinliyorum. Bu ay aklıma düşen parça Sezen yorumu ile Ne Haber Aşktan oldu.
Ocak ayının kahramanı Melike Şahin yorumu  ile Kara Orman oldu. O kadar çok dinledim ki; blog yazısının başlığında yer almayı hak etti. 

İşte böyle. Bir Tutam Karınca'nın hayatından bu ay bunlar geldi, geçti.
Şimdi bir sonraki yazıda görüşünceye kadar şen ve esin kalın deme zamanı. 
Kendinize iyi geçinmeyi ihmal etmeyin.
Sevgiler.

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

7 yorum :

  1. Bence gayet güzel bir karar olmuş. Zaten kitap film yazılarını okumayı ayrıca seviyorum. Yeni şeyler keşfetmemi sağlıyor.

    YanıtlayınSil
  2. Yine güzel ve yine içine çeken, doğal bir yazı olmuş. Kitapları not ettim. Kesinlikle okuyacağım. Emeğine sağlık. :)

    YanıtlayınSil
  3. Çehovun tüm eserlerinin lisede zorunlu okutulmasını isterdim, bu dahil.

    YanıtlayınSil
  4. Birden fazla yazı serisi yazmak kolay değildir. Emin misin :) Bizim için hava hoş, okuruz. Fakat sen yazabilecek misin :)

    YanıtlayınSil
  5. Kitaplar nokta atışı gibi olmuş. Çehov buradaki favorim. Diğer kitaplarını da tavsiyrtavsiye ederim.

    YanıtlayınSil
  6. Değişen Kafalar bana da çok garip gelmişti. Hangisi haklı diye düşünürken ortadan yarılacaktım neredeyse...

    Bu arada en beğendiğim seri olabilir. Çok iyi düşünülmüş

    YanıtlayınSil
  7. Bakarsan bağ olur derler ya :) o hesap.
    Bence güzel olmuş, senin kısa ama dolu dolu yazıların çok keyifli yalnız, betimleme konusunda da çok güzel bir tarzın var. Okurken gözümde canlanıyor hep. Mesela şuan gözümde önceki yazıda bahsi geçen evin ve spor salonu canlandi gibi ::))

    YanıtlayınSil

*Bloglar yorumla beslenir. Yorumlarınızı eksik etmeyin.
*Lütfen yalnızca yazı ile ilgili yorumlar yazın. Link bırakıp kaçmayın.
*Yazının konusu dışında sormak veya iletmek istediğiniz bir şey varsa İletişim formunu kullanın.
Sevgiler.

Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.