20 Eylül 2019

Karınca Kafe #Bir Tatlı Huzur


Eylül ortası. Soğuklar iyice kendini hissettirmeye başladı artık. Çay demlenirken, dışarıda olan masaları içeriye taşıdım bu sabah. Camın kenarında yer alan diğer masaların yanına koydum. İlk baharın tatlı esintisi başlayınca kadar misafirlerimi burada ağırlayacağım. Bu sabah fonda Bir Tatlı Huzur Almaya Geldik diyor sanatçı. Bir yandan şarkıyı mırıldanırken bir yandan da kış aylarında tarçınlı kurabiye ile güzel bir ikili olacak salebi menüye ekliyorum.

Karınca kafede standart menü kartlarından yok. Günün atıştırmalığını ve içeceklerini yazdığım bir kara tahta var duvarda. Arada renkli tebeşirlerle bir şeyler çiziyorum siyah tahtaya. Özellikle pembe renk tebeşiri elime alınca; omuzumlarımda iki yandan sarkmış örgüler ve yakamda beyaz bir yakalık beliriyor. Arkamı dönsem sınıf öğretmenimle ve arkadaşlarımla göz göze geleceğim gibi hissediyorum. Çizimimi bitirince sessizce arkamı dönüyorum. Tam o sırada camdan birinin bana el salladığını görüyorum. Mahallemizin tontoş teyzesi. 70 yaşında olmasına rağmen dudağından kırmızı rujunu, yüzünden gülümsemesini eksik etmez. Elimden tebeşir tozunu siliyorum ve içeri gelmesi için el sallıyorum. Kapı açılınca iki küçük zil sesi fonda çalan şarkıya eşlik ediyor. Bu ne güzel melodiler diyor içeri girer girmez. Kafenin en güzel köşesinde yer alan masaya oturuyor. Fırından yeni çıkan elmalı kurabiyelerimi bir tabağa koyuyorum,  ince belli bardakta tavşan kanı olan çaylarımızı masaya getiriyorum. O ise camdan dışarı bakarken dalmış gitmiş. Ne düşünüyorsun diyorum. Başlıyor anlatmaya...

Gençliğinden, eski İstanbul'dan, aşklarından, onu üzenlerden, mutlu edenlerden bahsediyor uzun uzun. Biz gençken diyor... Bir yandan da çayını yudumluyor. O anlattıkça benim gözlerim dalıyor uzaklara. İnsan zaman içinde devamlı ileri yol alırken, biriktirdiği anılar sayesinde geçmişe gidiyor. Ben de tontoş teyze sayesinde bir zaman yolculuğuna çıkıyorum bu sabah. Çaylarımız bitiyor. Yenisini doldurmak için kalktığımda, artık gitmeliyim diyor. Tabakta kalan son elmalı kurabiyeyi eline alıyor. Hep böyle güzel şarkılar çal emi diyor... Ve gidiyor. Kapı açılınca, iki küçük zil sesi, Müzeyyen Senar'ın seslendirdiği Dalgalandım da Duruldum şarkısına eşlik ediyor.

Devam edecek...

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

8 yorum :

  1. Güzel bir ortam yaratmışsınız. Karınca Kafe'den yeni öyküler bekliyoruz:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ediyorum. Karınca Kafe’yi ben de çok seviyorum. Devamı gelecek.

      Sil
  2. Bu tip ruha dokunan hikayeleri çok iyi yazıyorsun.

    YanıtlayınSil
  3. Koca bir ömrü devirmiş çınarları hep dinlemek istemişimdir. Bana anlatan olmuyor bu konuda şanslısınız.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Onlarda öyle güzel öyküler var ki. Umarım bir gün size de kısmet olur.

      Sil

*Bloglar yorumla beslenir. Yorumlarınızı eksik etmeyin.
*Lütfen yalnızca yazı ile ilgili yorumlar yazın. Link bırakıp kaçmayın.
*Yazının konusu dışında sormak veya iletmek istediğiniz bir şey varsa İletişim formunu kullanın.
Sevgiler.

Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.