23 Şubat 2015

Kolezyum- Collesium

Kolezyum Roma'nın kalbidir aslında. Kolezyum'un içine girmeden önce ; Forum'da küçük bir gezinti yaparak Sezar'ın yaşadığı yerlerde gezebilir, Senatörler için yapılmış görkemli tapınakları hayranlıkla izleyebilir, halen ilk günkü tazeliğini koruyan portakal bahçelerindeki nefis kokuyu içinize çekebilir ,yeni Roma'ya kuş bakışı bakıp hayallere dalabilirsiniz.
Kolezyum'un büyüleyici atmosferi içinde gezerken zevk ve para için yitirilen hayatlar geçer gözünüzün önünden.
İçinde Kralı, Senatörleri ve halkı eğlendirmek için 2.000 den fazla gladyatörün çarpıştırıldığı bir dönemin hikayesi vardır. Kanlı gösterilerin mekanında sadece eğlence için yitirilen canlar yoktur aslında. (O dönemlerde hristiyanlık bir suç olarak görüldüğünden ) İnançları yüzünden can veren insanların kanı da akıtılmıştır soğuk taş bloklara. Fakat  Roma'nın hristiyanlığı kabulünden sonra bu bir utanç olarak anılmış ve Kolezyum'un tüm gösteriler için kullanılması yasaklanmıştır.




Kolezyumun sağlamlığını arttırmak için kullanılan kurşunların çalınması ve Roma'da meydana gelen büyük bir deprem ile yıkılan bölümleri nedeniyle tüm yapıyı görememek üzüntü verici. Fakat döneminin şartları göz önünde bulundurulunca emeğe ve ortaya çıkan sonuca saygı duymamak elde değil.









Şu an dökünen kanlarla yoğrulmuş toprak zeminden eser yok. Gösterilerin yapıldığı zeminin altında gladyatörlerin hazırlandığı ve yaşadığı odalar gün ışığına çıkmış durumda.  Alanın çevresinde yer alan küçük kulübeler  her an kan dökmeye ve  halkı coşturmaya hazır hayvanların barındığı yerler.







İçinde meydana gelen tahribat yüzünden halkın gösterleri izlediği yerleri görmek oldukça güç. Çatıyı andıran yerler aslında oturulmak için yapılan basamaklarlardan ibaret.Oturma düzeni olarak şu anki hacın bulunduğu yerde Kral ,onun etrafında Senatörler ve gösteri alanına yakın olan birinci sırada zengin olan halk yer alırmış. 

Kolezyum bugün Roma'nın en güçlü sembolü. Bir Amfi tiyatro olarak yapılmış olmasına rağmen adı genellikle gladyatör savaşları ile anılmakta. Hareketli geçmişi ve görkemli yapısı nedeni ile adından her zaman söz ettirebilir. Yakın zamanda ise dünyanın yeni yedi harikası arasında yerini almıştır.





Paylaş:

20 Şubat 2015

Vatikan gezisi - Stato della Città del Vaticano

Gezimizin ikinci gününde uzun bir yürüyüş sonrası karşımızda Vatikan'ı gördük.
Vatikan Dünyanın yüzölçümü olarak en küçük ülkesi ünvanına sahip. Meydana girdiğimizde San Pietro Katedrali tüm görkemi ile bizi karşıladı. Vatikanın içine girmediğimiz için (çünkü deli gibi bir sıra vardı. ve saat olarak sırayı aşıp içeri girmemiz imkansızdı) bizde meydanda bir kaç kare fotoğraf çekmekle yetindik.  Gezimiz boyunca beni en çok etkileyen yerlerden bir oldu.











Paylaş:

İspanyol Merdivenleri -Piazza di Spagna

Roma gezimize ünlü ispanyol merdivenleri ile başladık. Oldukça kalabalık. En güzel zamanı yazın oluyormuş. Etrafta rengarenk çiçekler ile. Fakat kışın bile bu kadar kalabalıkken, yazın ne halde olur düşünemiyorum.
Roma'nın en görmekli sokaklarının çıkış noktası burası. Yakında Prada, Gucci, Versace, Valentino gibi moda devi markaların lüks mağazalı var. Tabii alışveriş için ciddi bir bütçe lazım. Gezip vitrinlerine bakmak bile harika. Türkiye'de göremeyeceğiniz vitrin düzenlerine sahipler.
Biraz soluklanmak ve harika bir tiramisu yemek için civarda çok güzel kafeler mevcut.
Bu arada Türkiye'de ki tiramisu diye tattırdıklar tatlı ile yakından uzaktan alakası yok. Eğer İtalya'da tatma şansınız olursa, döndüğünüzde Türkiye'deki tiramisular artık sizin için tiramisu olmayacaktır.




Paylaş:

Küçük bir kaçamak - Roma Gezisi

Eşim Krakow'da ben İstanbul'da. Durum böyle olunca bu seneki sevgililer gününde bir kaçamak yapalım dedik ve Roma'da buluştuk. Öyle her sene kutladığımız bir şey değil sevgililer günü. Biz bir güne sığdırmıyoruz ki sevgimizi.
İleride hatırlayacağımız güzel bir anı olsun diye, böyle güzel bir kaçamak ayarladık. 4 gün boyunca Roma'da idik. Her şey çok güzeldi.
Hava mükemmeldi. Bahar havası gibiydi adeta. Bu sefer oteli ben ayarlamıştım. Ve eşimden tam not aldım. Çünkü her yere yürüyerek ulaşabildik.
Tek şanssızlığımız La Fontana di Trevi (Aşk çeşmesini ) görememek oldu. Tadilattaydı kendisi.




Roma hakkında yazılacak çok şey var. Tarih ve sanat kokan sokakları,  her yerde (özellikle Türkiye'de ) göremediğimiz şık giyimli erkekler, sizi sizden alan çeşit çeşit pizza ve makarnaları. Bir çok olumlu yanını saymak mümkün. 
Benin gördüğüm olumuz yanlarını da yazmadan edemeyeceğim. İstabul trafiğine benzer bir trafiğe sahip sokakları var. Diğer avrupa şehirlerinde olan yayaya öncelik kuralı Roma için geçerli değil. Kendilerine kırmızı ışık yansa bile durmadan geçen motor ve araçlarla dolu sokaklar. 
Birde bizim gibi gürültülü bu italyanlar. Bazen kendinizi Türkiye'de gibi hissediyorsunuz. Bizim dolu dolu 3 günümüz vardı gezebilmek için. Ve en verimli şeklide gezdik gördük.
Birde italyanca öğrenme isteğim şu an tavan tavan. Kesin öğrenmeliyim dedim dönerken. Konuşmaları çok şirin ve tam benlik. 
Bu yazım Roma'ya genel bakış yazısı olsun. Gezdiğim yerlerin fotoğraflarını da yakında paylaşacağım. 

Paylaş:

5 Şubat 2015

Blog takip etkinliği

Takip ettiğim sevgili blogger Reyhan'la herşey  bloğu sayesinde haberdar olduğum bir etkinlik için yazıyorum. Aslında biraz tembellik yapıp blogunda paylaştığı yazıyı paylaşıyorum. Umarım bunun için bana kızmaz :) 


"
Merhaba arkadaşlar..Sevgili Aylin'den İpuçları blogu ,bloggerların birbirini takip etmesi adına güzel bir etkinlik başlatmış, sağolsun kendisini takip ettiğim için etkinlik listesine Kişisel/Hayata Dair bloglar bölümüne benim blogumu da eklemiş, yeni gördüm ben de..Bloggerların birbirini takip etmesini ve dayanışma içerisinde olmasını ben de çok önemsiyorum..Haydi şimdi pamuk eller klavyeye, blogumu takibe alın, takip edeyim sizi, takipleşelim kısaca:)

Sizler de bu etkinliği bloglarınızda ve sosyal medya hesaplarınızda duyurun çoğalalım..

Detaylar için sizi Aylin'den İpuçları 'na alalım..." 

Paylaş:

4 Şubat 2015

Blog Arşivi