Bugün sabah bir anda aklıma düştü yazmak. Bulaşıkları toparlarken, sanki yazıyormuşum gibi satırlar aktı geçti aklımdan. Genelde kahve bahane yazıları böyle ortaya çıkıyor. O anda düşündüklerimi hemen yazabilsem, okuması daha da keyifli kahve bahane yazıları olacağına eminim. Lakin olmuyor; iş güç derken kahve bahaneyi hep gece yazıyorum.
Krakow’a taşındığımdan beri bir çaydanlığım yok. Çay demlemek için cam bir demlik kullanıyorum. Ya da çoğu zaman sallama çay içiyorum. Bu sıralar ince belli bardaktan çay içmek hoşuma gidiyor. Bardak şeklinin içtiğimiz içeceğin lezzetini etkilediğini düşünenlerdenim. Çay da ince belli bardakta içilirse pek leziz oluyor.
İnce belli olmak da biraz genetik işi sanırım. Karın bölgesine kilo almamak ve yağlanmamak için dikkat etmeme rağmen, son zamanlardaki hormonal değişikliklerden ötürü daha da zorlanıyorum. Bu bir geçiş süreci ve bunu da elimden geldiğince iyi yönetmeye çalışıyorum. Sürecin biyolojik ve psikolojik etkilerinden belki sonra bahsederim.
Çalışmak demişken, ben hep çalışıyorum yahu. İş yerinde çalışıyorum, akşam lehçe çalışıyorum. Beynim sadece uykudayken ve spor yaparken dinleniyor dersem hiç abartmış olmam. Beyin yorgunluğundan ara ara şikayetçi olsam da işleyen demirin pas tutmadığını bildiğim için halimden memnunum.
Bu sıralar evin beyi de biraz yorgun. Sporda yaşadığı sakatlık yüzünden spora ara verdi. Haliyle bu aksaklıktan ben de nasibimi aldım. Spora biriyle gitmenin motivasyonu arttırdığını düşünüyorum. Şimdi yalnız gidince bir eksiklik hissediyorum.
Ben çoğu şeyi yalnız yapmayı severim. Mesela bisiklet sürmek; tek başıma, belirli bir rotaya bağlı kalmadan tamamen içimden geldiği gibi pedallamak gibisi yok. Mesela yürüyüş; sabahın serin saatlerinde, etrafta kimse yokken, kuş cıvıltıları eşliğinde nefesime odaklanarak adım atmak gibisi yok. İnsanın kendi kendine yetebilmesi lazım. Kendinle kaliteli vakit geçirebilmenin iç huzurla bir ilgisi var.
Bu yazının da sabah düşündüklerimle hiçbir ilgisi yok. Sevgili okur, düşündüklerimden çok farklı bir kahve bahane yazısı okudun. Olsun bu da kendine has oldu.
O zaman her zaman dediğim gibi;
Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünce dek şen ve esen kalın.
Bazen düşündüklerinle, gerçekleşenler aynı olmaz. Kendine fazla yüklenme.

