9 Kasım 2018

Koşmasaydım Yazamazdım



"Koşmasaydım Yazamazdım" Haruki Murakami'nin kaleme aldığı bir kitap ismi. Kitaptan bir sohbet sonucu haberdar oldum. Okumak için listeye ekledim ve geçen günlerde başlayıp bu sabah bitirdim.
Kitap, Haruki Murakami'nin iki yıllık koşu serüvenini anlatıyor. iki yıllık süreçte dönem dönem kaleme aldığı notlarını bir araya getirip kitap olarak okuyucusuyla buluşturmuş.

Kitabın kısa tanıtımından sonra, koşunun bende hissettirdiklerini anlatmaya geldi sıra. Hayat rutinimin içine koşmayı da dahil etmeye başladım diyebilirim. Altı aydır, düzenli olarak koşmaya özen gösteriyorum. Bu süreçte üç yarışa katıldım. Gün geçtikçe de koşu performansım artıyor. Mesafeyi uzatabiliyorum.

Koşmak zor, ben koşamıyorum diyenler var çevremde. Böyle dediklerinde bir şans verin diyorum onlara. Belki çok seveceksiniz. Belki ruhunuza çok iyi gelecek. İnsan denemeden ona neyin iyi geleceğini bilemez ki!

İlk başladığım zamanlar iki kilometre koşmak bile beni nefes nefese bırakıyordu. Düzenli antrenmanlar sonrası bir gün bir baktım, dört kilometreyi çok rahat bir şekilde koşabiliyorum. Sonra yedi kilometrelik bir yarış vardı. Şansımı denemeliyim dedim ve kayıt oldum. Artık hedefim de belliydi. Bu hedef doğrultusunda çalıştım ve o gün gelince yedi kilometreyi bitirdim.



Bu hafta başı on kilometre için kolları sıvadım. Kendime yeni bir rota ve yeni müzikler buldum. Yol ayaklarımın altında aktı gitti resmen. On kilometreyi tamamladığımda başarmış olmanın mutluluğunu yaşadım. Zihnimin tam anlamıyla temizlendiğini hissettim.
Sürdürebilmek, ritmi kesmemektir. Uzun soluklu çalışmalar için bu önemli. Ritim bir kez belirlendikten sonra gerisi bir şekilde hallolur.

Kitaptaki en güzel sözlerden biri bu sanırım. Başarının sırrı kesinlikle bu.

Koşmak için belirli bir modda olmak da gerekmiyor. Keyifliyken koşuyorum, üzgünken koşuyorum, sinirliyken koşuyorum. Koştuktan sonra tüm o kötü düşüncelerden eser kalmıyor aklımda.
Koşunun hayatıma kattığı bir güzellik ise yazma isteğimi en üst seviyelere çıkarması. Keyifli bir günümdeysem, koşarken aklıma türlü şeyler geliyor. O kadar güzel yollarda koşuyorum ki, manzaranın güzelliği sanırım ruhumu işliyor. Bazen durup birkaç kare fotoğraf çekiyorum. Bazen de ritmimi bozmamak için gördüğüm güzel manzaraları kendime saklıyorum.

Bu hafta koşarken durup birkaç kare fotoğraf çektim. Şimdi sizi o fotoğraflar ve mikro hikayem ile baş başa bırakma vakti.







Puslu Kıtalar Atlasın'da bir Şato vardı. Şato'nun kalesinde Kör Baykuş yaşardı. Kör Baykuş, yoldan geçenlere; "Normal Olmak Varken Neden Mutlu Olasın; Unutma Hiçbir Şey Eskimez Mutluluk Kadar" diye fısıldardı. Bunu duyanlar derin düşüncelere dalıp " İçimizdeki Şeytan olmasa, belki de mutlu olabiliriz" diye geçirirlerdi akıllarından. Birçoğu Çocukluğum geçti gitti. Şimdi benden geriye Bitik Adam kaldı diye hüzünlenirdi. Bazıları ise "olsun, Olduğu Kadar Güzeldik" derdi usulca.

Bu hikayede dokuz adet (daha önce okumuş olduğum) kitap ismi saklı. Bu hafta koşarken aklıma geldi. O zaman hikayenin kapanış cümlesini de yazıya en uygun olan kitap ile yapma zamanı;
"Koşmasaydım Yazamazdım"

Tüm kitap ve koşu severlere sevgilerimle.

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

21 yorum :

  1. Sizi tebrik ediyorum. Koşuyu alışkanlık haline getirmek şahane bir şey.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. İnsanın ruhuna iyi gelen şeylerle haşır neşir olması oldukça güzel.

      Sil
  2. Saklı isimleri hemen cımbızladım :)))

    Benim de yürürken çok fikir geliyor aklıma, seviyorum o yüzden yürümeyi Güzel geliyor..
    Manzaran çok güzel <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitap kurdu olan arkadaşlardan bunu bekliyordum. Harikasın. Ben uzun bir dönem yürüdüm. Halen de azımsanmayacak kadar yürüyorum gün içinde. Sadece yürüyüş yaptığım dönemlerde, yürümek nedir koş diyenler vardı. O zaman koşmaya hazır olmadığımı biliyordum. Bence her şeyin bir zamanı var. Yani beden olarak hazır olmanın dışında ruhsal olarak da ona hazır olmak çok önemli.

      Sil
  3. Murakami'nin "Sahilde Kafka"sını ve "1Q84" ünü okuyup çok beğenmiştim. Yorumladığınız eserini de okumak isterim. Bu eseri Murakami'ye dair daha fazla kişisellik içeriyor belli ki. Onu daha yakından tanımak istiyorum. Nobel alacağından neredeyse emin gibiydik ama malum, Ishiguro'ya verilince hafif bir şok yaşamıştım. Murakami özel bir kalem. "Sürdürebilmek, ritmi kesmemektir." cümlesi ise üzerinde çokça düşündürecek cinsten. Çektiğiniz fotoğraflar ise gerçekten şahane. Böyle bir ortamda koşmak, zihni ve bedeni arındırmak, yepyeni fikirler geliştirmek için kimbilir ne kadar ilham verici. Size imrendim doğrusu. Paylaşımlarınız hep dolu dolu. Çok teşekkür ederim emekleriniz için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle bu güzel yorum için teşekkür etmek istiyorum. Bu kitabı biraz biyografi anı tadında olmuş. Ben daha önce Zemberekkuşu'nun Güncesi adlı kitabını okumuştum. Bu kitabı ile yazarı daha yakından tanımış oldum.
      Sevgiler.

      Sil
  4. Merhabalar.
    Polonya'dan güz manzaralarıyla birlikte çok güzel bir kitap tanıtımı okudum. Efendim, koşulan ortamın da insan üzerinde çok büyük bir iyileştirmeyi tamamlayıcı rolü var. Paylaştığınız şu fotoğraf karelerinde yer alan manzara ortamında insan sıhhat bulur. Tüm karamsar düşüncelerden sıyrılır. Pozitif enerji toplar. Emeğinize ve yüreğinize sağlıklar dilerim.

    Yazarın da dediği gibi, ne iş yaparsanız yapın, ritmi aksatmayacaksınız. Kalbimizin bile ritmi bozulduğunda, bizi yarı yolda koyuyor, öyle değil mi?
    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısını Recep bey. Ritim önemli.
      Polonya'ya mevsim geçişleri çok yakışıyor. Krakow sayesinde ben sonbaharı sevdim.
      Selamlar ve sevgilerimle.

      Sil
  5. Fotograflara vayildim xanim.Yazinda cok samimi ve içten.Ben de hafta da üç gün koşuyorum.

    YanıtlaSil
  6. Tebrikler. İnsan başardıkça daha fazlasını başarabileceğini görüyor. Fotoğraflar harika.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başarabiliyor olmak güzel bir his. Teşekkür ederim.

      Sil
  7. Harikasin, insan kafasina koydu mu mutlaka basarir 😊

    YanıtlaSil
  8. Böyle bir yerde koşulmaz da ne yapılır Allah aşkına... Gerçi ben fotoğraf çekmekten koşamazdım orası ayrı ama harika bir mekan. Gariptir ki koşarken müzik dinlemeyi sevmem, düşünürüm. Garip olan şu: Aklıma gelen iyi fikirlerin çoğunun koşularımda olması. Yazılarımın çoğu başlangıcını koşularda başlatmam... Koşarken beynime oksijen akıyor ve sanırım kafamı çalıştıran da bu oluyor. Harika fotoğraflar teşekkür ederim bu güzellikler için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müzik ritmi yakalamak açısından güzel oluyor. O arka fonda çalıyor ben o arada düşünüyorum. Benim de birçok yazımın çıkış noktası koştuğum zamanlara denk geliyor. Bazen koşudan sonra not alıyorum ki unutmayayım.
      Ben de zaman ayırıp yorum yaptığınız için teşekkür ederim.

      Sil
  9. 10 km haaa vallahi helal olsun. Yani bir an kendimi düşündüm 3 km sonra dökülmeye başlardım. Ki o kadar koşabileceğimden de emin değilim zaten. Ama rüyamda sık sık koşarım ben. Hatta yer çekiminin çok az olduğu bir yerdeymişim gibi zıplaya zıplaya kısa sürede çok yol katettiğim olmuştur.

    Fotoları görünce cidden Polonya'yı özlediğimi hissettim. Hatta neredeyse sanki aynı yollardan geçmişim gibi geldi.

    Sondaki hikayeyi de çok beğendim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Zamanla oldu aslında. Koşuya ilk başladığım zamanlar 3 km benim için oldukça uzun bir mesafeydi. Rüyalar ne güzel. İnsan istediği her şeyi yapabiliyor. Mesela ben rüyalarımda çok uçarım. Acayip eğlenceli oluyor.
      Doğası güzel Polonya'nın. İnsanlarda güzel bakıyor gerçekten.
      Hikayeyi beğenmene sevindim.
      Ayrıca uzun bir aradan sonra seni yeniden burada görmek de güzel.

      Sil
    2. Yok ben zaten okuyorum yazdıklarını. Ama böyle nadiren yorum yapıyorum.

      Sil

*Bloglar yorumla beslenir. Yorumlarınızı eksik etmeyin.
*Lütfen yalnızca yazı ile ilgili yorumlar yazın. Link bırakıp kaçmayın.
*Yazının konusu dışında sormak veya iletmek istediğiniz bir şey varsa İletişim formunu kullanın.
Sevgiler.