6 Ağustos 2020

Kahve Bahane #Türk Kahvesi


Türk kahvesi içmeyeli uzun zaman olmuştu. Bu akşam kendime şekersiz bir Türk kahvesi yaptım. Bu şekersiz ilk deneyimim. Çayı, diğer kahveleri senelerdir şekersiz içerim lakin konu Türk kahvesi olduğunda durumlar değişirdi. Yazıya başlamadan önce yudumladım kahvemi. İtiraf etmeliyim ki şekersiz tadı daha bir güzelmiş. Şeker koyunca sadece şekerin tadını alıyormuşum.

Beni bilenler biliyor. Hayatımın hiçbir döneminde ölümcül diyetler yapmadım. Hatta hiç diyet yapmadım. Diyet yapanlara da saygım sonsuz. Elinde bir liste ile ona uymak zor iş. Sadece kontrollü yerim ara sıra. Bir dönem çok abartırım. Tam bir tazmanya canavarı gibi. Sonra kendime gelirim. Yani hiçbir zaman dizginleri midemin eline tutuşturmam. Şimdi dizginleri hafifçe kendime çektiğim dönemdeyim. Çünkü son bir aydır her gün top top dondurmayı götürüyordum. Ne yemek yapayım sorusuna "hadi gel sipariş verelim" yanıtı alıp, oh verelim gitsin diyordum. Bu gidişe bir son verdim. Bir yemek listesi oluşturdum. Buzdolabına astım. Alışverişi o listede yer alan yemekler doğrultusunda yapıp, ne yemek yapayım sorununu tamamen ortadan kaldırdım.

Bugün sabah bir video izledim. Video da sorunlara değil çözüme odaklanın diyordu. Bu aralar Türkiye'ye gidememek benim için bir sorun. Devamlı bunu düşününce kendimi mutsuz hissediyorum. Gidemedim; ailemi, arkadaşlarımı göremedim diye hüzünleniyordum. Şimdi gitmeme durumunu kabullendim. Yani ortada bir sorun var. Korona ve bunun çözümü de şimdilik yerinden kıpırdamamak. Varsın bu senede gitmeyelim dedim. Böylelikle her gün kendimi üzmeyi de bir tarafa bıraktım.

İzlediğim başka bir videoda da kendinizi neden yetersiz hissedersiniz ile ilgiliydi. "Durun ve kendinize bakın, herhangi bir konuda altı ay önceki sizden farklıysanız gelişiyorsunuz demektir" diyor. "Kendinizi birileriyle ( ortak yaptığınız bir iş için) kıyasladığınızda yapmış olduğunuz en büyük hata sanki aynı hayatı yaşamış olduğunuzu düşünmektir. Yaşadığınız, büyüdüğünüz ortamın ve imkanlarınızın farklı olduğunu unutmayın. Ayrıca her şeyi de mükemmel yapmak zorunda değilsiniz" diyor. Mesela kitap okumak istiyorum diye düşündüğünüzde illaki her gün 100 sayfa okumak zorunda değilsiniz. 10 sayfayla, 20 sayfayla başlayın. Kendini yetersiz gören insanların en yaygın sorunu mükemmel olmaya çalışmakmış. Sonra durdum ve düşündüm. Bu aynı ben. Mesela ben kendimi ingilizce konusunda hiç yeterli görmüyorum. Aslında neden görmüyorum ki. İki yılda iki başarılı mülakat geçtim. İş değiştirdim. Şu an çalıştığım iş yerimde sorunsuz çalışıyorum. Bugüne kadar ingilizce yüzünden hiçbir işimi aksatmadım. Varsın bülbül gibi şakımayayım dedim. Az biraz gaza geldim yine. Şimdi geceleri yatmadan ingilizce podcast dinliyorum.

Benim bu gaza gelmelerim ne olacak bilmem. Çok çabuk gaza gelirim. Bazen o gazla gidebildiğim yere kadar giderim, bazı durumlarda pek işe yaramıyor. Mesela bu sene doğum günümde evin bey kişisi hadi gel sana motor alalım dedi. Ben, yok şimdi süremem, hem havalar da güzel değil buralarda diye geçiştirdim. Oysa ki seneler önce motor sürme hayali ile koşa koşa motor ehliyeti almıştım. Zaman geçtikçe içime bir korku yerleşti. Şimdi çok istememe rağmen o iki tekere binmekten biraz korktuğumu itiraf etmeliyim.

İtiraf demişken; çoğu zaman aklıma bir şeyler geliyor ve bunu kahve bahane de yazmalıyım diyorum. Sonra uçup gidiyor. Bazen daha kısa, anlık o düşünceyi içeren kahve bahane yazıları mı yazsam diyorum. Mesela bir paragraf. Ne dersiniz kısa kısa kahve bahane yazıları olsun mu? Yoksa böyle her paragrafta farklı şeyleri kaleme aldığım, uzun uzadıya kahve bahane ile yola devam mı edeyim?

Siz bunun cevabını aşağıdaki yorum kısmına yazadurun. Bende o arada kapanışı yapayım.
Ne diyoruz; Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın. Sosyal mesafeyi korumayı da unutmayın.

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

5 yorum :

  1. Ne şekilde içinize daha çok sinecekse o şekilde olsun. Bize sormuşsunuz ama net bir cevap veremiyorum :) Çünkü en sevdiğim yazılarınız kahve bahane yazılarınız. Yani onlardan daha sık okumak iyi olabilir. Ama böyle pek çok konunun ele alınmasını da seviyorum. Yine de lafı çok dolandırmış olsam da, bence yazabilirim vakit bulurum diyorsanız ayrı ayrı pek çok yazı yazın derim. Böylelikle bence yazdıkça laf lafı açar ve daha üretken olabilirsiniz. En azından ben yazdıkça açılıyorum. Başta aklıma bir şey gelmiyor gibi geliyor ama sonra karşımda uzunca bir yazıyla masadan kalkıyorum. Türk kahvesi içmeyeli de baya oldu. Bir dönem bağımlıydım resmen :) Genelde az şekerli içerim ama hiç şekersiz içemiyorum. Çok acı geliyor öylesi de :) Ama bence de çok şeker katmak kahve tadını götürüyor. Oysa o buram buram kokuyu içime çekerek yoğun kahve tadını almayı ayrıca bir seviyorum ben. Gerçekten kahve içiyorum diyorum :) Bahsettiğiniz yetersiz hissetme durumunu ara ara ben de yaşıyorum. Hatta öncesinde çok daha sık bu hataya düşer ve kendimi acımasızca eleştirirdim. Kendini eleştirmek elbette güzeldir ama her şeyin bir dozu var. Mükemmeliyetçi biriyim sanırım. Şimdilerde bu yönüm törpüleniyor gibi. Artık kendime, başkalarına davrandığım gibi anlayışlı yaklaşıyorum :) Baya uzun bir yorum oldu bu da sanırım. Laf lafı açmış, size iyi günler dilerim :)

    YanıtlayınSil
  2. Genel olarak şekersiz bir yaşantım olduğu için Türk kahvesine de şekersiz alıştım şekerlisi nasıldır bilmem mukayese edemiyorum, motosiklet hiç kullanmadım (hep arkada seyahat ettim) ama bisiklet kullanmaktan farksızdır diye düşünüyorum korku konusunda bisiklet gibi düşünün ve korkunuzu yenin derim.

    YanıtlayınSil
  3. Kahve içmediğim günü günden saymam, şekerli ya da şekersiz hiç farketmez :)
    Diyet yapabilenlere ben de saygı duyuyorum ama yapamam, neyse ki gerek olmadı hiç. Vücudunu tanıdıkça zaten neyi yiyip yemeyeceğini anlıyor insan.
    Mükemmeliyetçi olup olmadığımı bilmiyorum, sanırım herşeyden biraz ve sizin gibi keşke kendimi gaza getirebilseydim :)
    Kahve bahane yazıları iyi fikir gibi, eğer hoşunuza gidecekse.
    Motosiklete hayatının bir döneminde heves edenler, o hayalini çekincelerini eninde sonunda yenip gerçekleştiriyor, sizin için de doğru bir zamanı vardır elbet :)

    YanıtlayınSil
  4. Şekersiz hiçbir içeceği içemiyorum sayılır. Son zamanlarda birkaç kere çayı şekersiz içmek zorunda kaldım. Belki alışılabilir ama hiç alışasım da gelmiyor :)

    YanıtlayınSil
  5. türk kahvesini 40 yıl içmesem aklıma gelmez, ancak sütlü olanı yada damla sakızlı olanı diğerlerine göre daha içilebilir buluyorum, yazılarınız uzun olsun konudan konuya geçsin, kısa kısa tadı damakta kalır gibi geliyor, motor a gelince yaşadığınız yer yağış alan bir bölge diye biliyorum, o sebeple bence boş verin motoru illa iki teker olacaksa bisiklet en iyisi.

    YanıtlayınSil

*Bloglar yorumla beslenir. Yorumlarınızı eksik etmeyin.
*Lütfen yalnızca yazı ile ilgili yorumlar yazın. Link bırakıp kaçmayın.
*Yazının konusu dışında sormak veya iletmek istediğiniz bir şey varsa İletişim formunu kullanın.
Sevgiler.

Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.