1 Ağustos 2019

Kahve Bahane #47


Bir anda yazmaya karar verdiğim bir kahve bahane yazısı ile karşınızdayım. Çok değil iki  saat önce harıl harıl temizlik yaparken, aklımda bilgisayar başına geçip yazı yazma fikrinden eser yoktu. Bu yazı spontane gelişiyor. Bu yüzden beklentilerinizi yüksek tutmamanızı öneririm.

Öncelikle gelen Ağustos ayına merhaba diyelim. Benim için biraz koşuşturma barındırıyor bünyesinde. Olsun barındırsın bakalım. Zaten hayat hep bir koşuşturmadan ibaret değil mi?

Kendi kendime soru sorup, cevaplama huyum blogum dışında da beni ele geçirmiş durumda. Az önce kendime bir soru sorup aynadan geçerken kendime cevap verdim. Sonra da aferin Yasemin kendi kendinle konuş, pek akıllıca bir hareket dedim. Bu hikayede yer alan olumlu çıkarım ise kendimi eleştirme yetisine sahip olmam. Kendimi çoğu zaman acımasızca eleştiririm. Kendime gaz veririm. Ne kadarı işe yarıyor bilmiyorum ama kendimle seviyeli bir ilişkim var.

Polonya'da insan ilişkilerinde tuhaf bir noktadayım. Ne iyi ne kötü. Benim çekingenliğim, onların aşırı bireysel olması arkadaşlığımızın ilerlemesine engel. Şu an her şey stabil diyebilirim. Bazen bu duruma içten içe üzülüyorum. İş yerinde sabah kahvemi almak için mutfağa gittiğimde kahvaltı sofrasında kızları muhabbet ederken görüyorum. Makine, kahve fincanımı doldururken çok eskilere gidiyorum bir anlık. Kısa molalarda iş yerinde yaptığım saçma sapan muhabbetleri özlerken buluyorum kendimi. Sonra makine hop kahven doldu diyor. Daldığım yerden çıkıyorum aniden.

Bu ay tatilciler denizlere dalarken ben de kitap sayfalarına dalmaya kararlıyım. Günlük bir saatlik okuma saatimi yukarılara taşıyabilsem hiç fena olmayacak. Şimdi işe bisiklete gittiğim için yolda kitap okuyamıyorum. Yakın zamanda havalar bozduğunda, işe otobüsle gitme devri geldiğinde, yol sayesinde okuma saatime 30 dakika daha eklemiş olacağım.

Eklemek derken, bloga yeni bir seri ekleyebilirim. Aslıda aklımdaki proje tam olarak oturmadı. Bisiklet süren kızın aklından geçenler adlı bir yazı yazdım geçen hafta. Şimdi bir yazı da taslakta bekliyor. Hep aynı başlıkla mı yayınlamalıyım, yoksa kahve bahane serisi gibi # mi kullanmalıyım. Kararsız kaldım.

Bisiklet sürerken aklıma yazacak çok şey geliyor. Bazen aklımdan geçenleri sonradan hatırlamadığım için kendime kızıyorum. (Ben kendime kızmayı bir huy haline mi getirdim?) Buna geçen hafta bir solukta izlediğim Masum adlı dizideki bir karakterden esinlenerek bir çözüm yolu buldum sayılır. Henüz denemedim. Dizideki karakter bir kayıt cihazı kullanıyordu. Gir diyip konuşmaya başlıyor, bitirirken de çık diyordu. Pek bir hoşuma gitti. Ben de aynı şeyi bisiklet sürerken yapabilirim diye düşündüm. Aklıma gelenler için ses kaydı yapıp sonra onları bir araya getirme fikrinin tohumlarını attım. Bakalım o tohumlar filizlenecek mi? Yoksa sulamadığım için yok olup gidecek mi?

Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur diyen atalarımıza selam olsun. Bu selamın nedeni geçen ay aldığım menekşemin masamı süslemeye devam etmesi. Suyunu kontrollü veriyorum. Eski yapraklarını ve solan çiçeklerini kesiyorum. Bazen halini hatırını soruyorum. Şimdilik yeni tomurcuklarını bir bir patlatıyor. Her gün biraz daha büyüdüğünü görüp, yeşil yapraklarının üstünde açan mor çiçekleri izlemek beni mutlu kılıyor. Anlayacağınız maşallahı var. Umarım böyle devam eder.

Devam eden şeylerin hep güzel olması dileklerimi buraya bırakıp, bu kahve bahane yazısını da sonlandırma vaktidir. O zaman ne diyoruz;
Bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın.
Sevgiler.

Krakow - 22:53

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

13 yorum :

  1. Öncelikle kendi kendine konuşmayı hiç dert etme ben uzun süredir yapıyorum:))))bence iyi bir şey hatta. Polonyalılar ile çok farklı olmamız doğal e o kadar birbirinden uzak, her bakımdan kültür, genetik, ırk, örf, adet ülkeleriz ki, zamanla arkadaşlığınız belki ilerler. Zamana bırak, bloğunu Lehçe de yazabilirsin belki işe yarar bilmem şu an pat diye aklıma gelen bir naçizane fikir sadece..:)
    Her şey güzel olsun sana da sevgiler....

    YanıtlayınSil
  2. Bir gün kahve yanına kurabiye yapıp ikram edebilirsin belki Polonyalılara :) Yeni Projen kulağa çok geliyor kahve bahane serin zaten harikaaa. Ben de şey düşündüm bisiklet süren kızın aklından geçenler değil de, Pedalımdan dökülenler, pedallarken düşlediklerim gibi,kısa başlıklar mı olsa acaba dedim.

    YanıtlayınSil
  3. harika bir kahvebahane yazısı olmuş keyifle okudum

    YanıtlayınSil
  4. Eşim Polonya'dan iş teklifi aldı 2 ay önce. Şirket Wroclaw'da. Gitti görüştü, bol bol yazıştı. İnsanların iyi olmasına rağmen iş yeri ortamı ona buradan çok daha durgun ve soğuk geldi tabii. Ben de yorum yapamadım açıkçası. Haydi gidelim deyip yabancı hissedeceği bir ortamı savunamazdım. Netice itibariyle kabul etmedi. Kimselere söylemedim, bu yazıyı okuyunca akılma geldi, yazayım dedim:)

    YanıtlayınSil
  5. En güzeli de spontane gelişen yazılar oluyor bence. Zaten en azından kendim için söyleyeyim, ben ne zaman aklımda bir konuyla klavye başına geçsem o konu dışında başka başka her şeye değinmiş oluyorum. Böyle de planlı programlı bir insanımdır işte -,- Aman neyse, plansız olabilirim ama bu şekilde anlık yazılar yazmayı da yazılanları okumayı da seviyorum :)
    Ben de kendimle çok fazla konuşurum. Böyle yazınca da pek normal gelmedi ama bence insanın kendi kendine -yalnızken tabi- konuşması kötü bir şey değil. Böylece düşünceler şekilleniyor bence. Kendini eleştirme konusunda ben de baya acımasızım. Daha doğrusu acımasızdım. Gerçi hala öyleyim ama fazlası zarar olabiliyor. İnsanın kendini bilmesi önemli tabi ama ipleri birazcık gevşetmekte de bir zarar görmüyorum :)
    Ve bisikletle işe gitmek.. Ah kim bilir ne güzeldir. Hep hayalimdir öyle bir şey yapmak ama yaşadığım yerde pek mümkün değil. Ayrıca bahsettiğiniz yeni yazı dizinizin başlığına da bayıldım. Çok sempatik :) Bence numaralandırarak yazmanız daha düzenli olabilir. Ama tabi karar sizin. Musmutlu günler dilerim son olarak :)

    YanıtlayınSil
  6. :) ben çok çekingen içine kapanıkım. yıllarca yaşasam polonyada veya başka bir avrupa ülkesinde, herhalde hiç konuşmadan yaşardım hihi :) ayrıca, ayna karşısında konuşmak ve dans etmek çok severiim :)

    YanıtlayınSil
  7. İç sesinle konuşur gibi bir yazı olmuş ve çok güzel olmuş. Bir de "Bisiklet Süren Kızın Aklından Geçenler" seri olmalı çünkü bu başlık çok güzel...

    YanıtlayınSil
  8. Aynaya karşı aferin yasemin gülümsetti :) kahve bahane yerine diğeri bende daha iyi başlıklar farklı olsun

    YanıtlayınSil
  9. Bu paylaşım çok güzel bir kahve sohbeti yazısı olmuş bence. Böyle spontan iç dökme kere devam etmelisin kesinlikle. Karşı karşıya sohbet ediyormuşuz gibi geldi. Ses kaydı fikrini çok beğendim. Benim de aklımda olsun bu. 😀🤚

    YanıtlayınSil
  10. kahve bahane gayet güzel olmuş. Ben de 2 sene önce bir kitap yazmaya başlamıştım ancak ilerlemiyor çünkü benimde gec yatarken aklıma gelenleri sabah unutuyorum :( kayıt cihazı fikrini düşünüyorum ama o saatte herkes uyuduğu için ses yaparım diye hiç denemedim

    YanıtlayınSil
  11. proje güzelmiş bisiklet süren kız kulağa fena gelmiyor bende çok sık olmasada arada kendime sorular soruyorum belki de çok sormamamın sebebi cvpları bilmiyorumdur ne bilim :)

    YanıtlayınSil

*Bloglar yorumla beslenir. Yorumlarınızı eksik etmeyin.
*Lütfen yalnızca yazı ile ilgili yorumlar yazın. Link bırakıp kaçmayın.
*Yazının konusu dışında sormak veya iletmek istediğiniz bir şey varsa İletişim formunu kullanın.
Sevgiler.

Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.