20 Ağustos 2018

Pardon! Bakar mısınız?


Buraya geldim geleli yolda en çok duyduğum kelimelerden biri bu. Pardon! Bakar mısınız? Sanırım dışarıdan bakıldığında çok yol yordam bilir biri olarak gözüküyorum. Bu güne kadar kaç kişiye yol tarif ettiğimi ben bile hatırlamıyorum. Bunların büyük çoğunluğu yabancı olsa, yani buraya turist olarak gelmiş olsa bir nebze anlayacağım da bana soru soranların çoğu buranın yerel halkı. Gerçi Lehçe konuştukları için bu kanıya varmıştım. Şimdi yazınca biraz yanlış olduğunu düşünmeye başladım. Adamın Leh olması onun Krakow'da yaşadığı anlamına gelmez. Asıl konuyu yazmadan önce bir giriş paragrafı yazdığıma göre şimdi yazmak istediğime gelsin sıra.

Bisikletimle pedallamak için evimizden 10 km uzakta olan bir parka gittim. Öyle güzel bir parktı ki içinde bisiklet yolları yıllanmış ağaçlar ve ağaçlarda keyif süren sincaplar vardı. İşte benim hikayemin de baş kahramanı sevimli mi sevimli olan bir sincap ve iki küçük çocuk.

Hafifçe esen rüzgara dayanamayıp, kendini usulca dallarından ayıran yapraklar sonbaharı erken karşılamaya başlamış. Bu görüntü eşlinde bisiklet sürmenin hazzını tarif etmek pek mümkün değil.
Yavaş yavaş pedallarken önüme çıkan sincapları selamlamak için durmayı ihmal etmemek, dallara konan uğur böceklerinin fotoğraflarını çekmek, kendini tam anlamıyla doğanın kollarında hissetmek, belki bu kelimeler biraz da olsa duyduğum hazzı yansıtabilir.




Yapraklarıyla vedalaşan ağaçların, biraz soluklanmak için duran uğur böceklerinin fotoğraflarını çekmek kolaydı. Ama her daim hareketli olan bir sincap fotoğrafı çekmeyi başaramadım. Bisikletimle giderken ağaçların arasında gördüğüm sincapa selam vermek için durdum. Belki ilgisini çekerim de bir adım atar diye umutlandım. Ama öyle olmadı. Bir bakış attı ve kaçtı. Bisikletimle yola koyulmaya hazırlanırken arkadan minik ve sevimli bir ses duydum.
"Proszę pani" diyordu yılmadan. Kafamı çevirdiğimde bana doğru bisikletleriyle gelen iki sevimli çocuk gördüm. Biri 6 biri 4 yaşlarındaydı. Beni yakalamak için minik bisikletlerini alelacele sürüyorlardı. Durdum. İkisi de yanımda durdurlar. "Proszę pani" diyen çocuk, yüzünde kocaman gülümsemesiyle geride bir yerleri işaret ederek, bir şeyler söyledi. O an dünya durdu. Üzüldüm. Çünkü ne söylediğini anlamadım. Kısa bir süre bakıştık. Ağzımdan çıkan tek şey hmm oldu. İçimden üzgünüm çocuk dedim ve " Nie mowie po polsku" kalıbını gözlerinin içine bakarak söyledim. O an da gözlerindeki şaşkınlığı görmeliydiniz. Başını hafifçe salladı ve gitti.

Bugün bir miktar üzgünüm çocuk. Oysaki bu dünya üstünde en güzel "Pardon! Bakar mısınız?" kalıbını sen kurdun bana. Keşke seni anlayıp, senin sevincine ortak olmayı başarabilseydim.

Dip not:
1- "Proszę pani" aslında pardon hanımefendi demek. Burada tanımadığınız birine erkekse pan, kadınsa pani demeniz gerekiyor. Bu olay Türkiye'de başıma gelmiş olsaydı, muhtemelen çocuk "abla, abla" diye seslenecekti.
2- "Nie mowie po polsku" ben Lehçe konuşamıyorum demenin Lehçe hali.
3- Sonrasında eşim, çocuğun bana işaret ettiği yerde" iki sincap daha var "demeye çalıştığını söyledi.
4- Kapak fotoğrafındaki çocuk o çocuklardan biri değil.

Bu yazıyı yazdıktan sonra aklıma Leyla ile Mecnun dizisindeki bu sahne geldi.



✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

8 yorum :

  1. Bir ara Lehçe öğrenmeye çalışıyordun. Öğrenmiş olsaydın bu kibar ufaklıklarla güzel bir sohbetin olabilirmiş ama olmamış. Hayat bu işte, bir anda her şey gelişiveriyor ve buna her zaman hazırlıklı olamıyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın Sahil. 3 aylık kısa bir kurs deneyimim oldu. Son bir haftadır yeniden başlamayı düşünüyordum. Bu olay da tam üstüne gelişti.

      Sil
  2. Üzülme arkadaşım, sonuçta anlamamışsın anlayıp da anlamamazlığa gelmemişsin ki...yeşillik, sincaplar, uğur böcekleri ne güzel ...düşündüm de ormanları bizde kesiyorlar, yerlerine beton yapılar dikiyorlar, sincaplar, uğur böcekleri, kuşlar, kertenkeleler, varsa yaban kedileri, köpekler, tavşanlar nereye gidiyor?:(
    Sevgiler..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu gittiğim park yeri Türkiye'de olsa içinde gökdelenlerin yer aldığı bir siteye çoktan dönüşmüş olurdu. Sadece ağaçları değil birçok canlınında hayatını bitiriyoruz. İnsanoğlu çok kötü çok.

      Sil
  3. Klip çok komikti ))) Severek izlerdim Leyla ile Mecnun'u.

    YanıtlaSil
  4. Keyifle okudum yazınızı.Size katılmadan da edemiycem bizim ülkemiz böyle parklara alışık değil malesef.Yeşili sevmez olduk artık milletçe.Heryer beton,duvar...bakalım sonumuz ne olacak.Yinede umudumuzu kaybetmeyelim derim =)))

    YanıtlaSil
  5. Ne güzel bir yer bayildim 😊

    YanıtlaSil
  6. Hello,

    So amazing !

    Sarah, http://www.sarahmodeee.fr/

    YanıtlaSil

*Bloglar yorumla beslenir. Yorumlarınızı eksik etmeyin.
*Lütfen yalnızca yazı ile ilgili yorumlar yazın. Link bırakıp kaçmayın.
*Yazının konusu dışında sormak veya iletmek istediğiniz bir şey varsa İletişim formunu kullanın.
Sevgiler.