14 Aralık 2019

Kahve Bahane #55


Blogda ne zaman bir yazı yazacak olsam, blog yazarken bir doz alınız adlı çalma listemi açarım. Burada yazılan yazılara neredeyse hep aynı şarkılar eşlik eder. Sanırım müzik dinleme konusunda biraz sabit fikirliyim. Bir listem var ve ben o listeyi bıkmadan hep aynı sıra ile dinliyorum. Fakat bu gece bir değişiklik yaptım. Kahve bahaneye bu sefer çizim yaparken dinlediğim parçalar eşlik ediyor. Bu yazının gidişatını nasıl etkileyecek hep birlikte göreceğiz.

Enerjim yüksek, bunda hafta sonu olmasının yanı sıra az önce spordan gelmemin etkisi büyük. Düzenli sporun ruha ve bedene katmış olduğu dinçliği yazmaya kalksam bu bir kahve bahane yazısı olmaktan çıkar. Bu nedenle hiç bulaşmıyorum. Sözün özü spora ucundan kıyısından dokunun. Değişimi fark edin.

Değişim hayatın doğal akışında var. Gençlerin yaşlılık, benim kuşağın olgunluk diye adlandırdığı dönem yaşamın en tatlı dönemi olabilir. İnsan, sanırım en çok da o zamanlar değiştiğinin farkına varıyor. Ben de durum öyle en azından. Halen kendimde değiştirmek istediğim şeyler var. Belki de bunun adına değiştirmek yerine törpülemek demek daha doğru. Geçenlerde bir toplatı sonrası eve gelip ağladım mesela. Neden ağladım peki. Çünkü toplantıda en az ben konuştum diye ağladım. Ağlamak için dünyanın en saçma nedeni olabilir. Herkes derdini anlattı. Ben ingilizce konuşacağım diye söz bana gelene kadar heyecanlara gark olduğum için yine uzun uzadıya konuşamadım. Sonra düşündüm. Tam olarak blogumun mottosuna uygun bir yaşam tarzım var. Her şeyden biraz, hiçbir şeyden tam değil...

Buna çok yönlülük diyenler de var, başladığı işi bitiremiyor diyenler de var. Ben hayatımın her döneminde böyleydim sanırım. Hep bir maymun iştahlılık. Her şeyi deyeneyim, yapmaya çalışayım derdi içinde geçti ömrüm. Belki sadece bir tek şeye ilgi duymuş olsaydım hayat daha farklı şeyler getirirdi önüme. Ama o zaman da robot gibi olmazmıydım. Bak yine bir döngü içine girdim. Ben buradan çıkmam. Bundan mütevellit bu paragrafı kestirip atmak en iyisi.

Çizim şarkıları dedik, bak konuyu nerelere getirdi. Oysa ki çizim yaparken fantastik şeyler ortaya çıkarmamı sağlıyor. Bu arada İlk defa uzun soluklu bir çizim işine giriştim. Önceden bir şey çizmeye başladığımda hemen bitsin istiyordum. Bu yüzden de belli bir zamandan sonra çalakalem çizimler ortaya çıkıyordu. Şimdi biraz daha yavaş, zamana yayarak çiziyorum.

Tam yazıya kendimi kaptırmış gidiyordum. Tramvayın zil sesi tüm dikkatimi dağıttı. Aracın biri yanlış park etmiş. Tramvayda yaklaşık 10 dakika bekledikten sonra polisi çağırdı. Polis eşliğinde tramvay geçti. Arabayı da çizdi tabii. Muhtemelen adama yanlış park ettiği için cezada kesmiştir gelen polis. İşte böyle kısa süreli bir aksiyon yaşadık, olan da beni kahve bahane yazısına oldu. Yeniden dikkatimi toparlayıp yazma moduna giremiyorum.

En iyisi yazısı burada sonlandırıp, birkaç mandalina eşliğinde kitap okumak.
Çok da güzel bir cumartesi günü, gecesi oluyor mu? Bence oluyor.

O zaman ne diyoruz; bir sonraki kahve bahane yazısında görüşünceye dek şen ve esen kalın. Üzmeyin kendinizi.


✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

3 yorum :

  1. Biraz kafan karışık sanki. Ve bunu sen de biliyorsun:)

    YanıtlayınSil
  2. Her şeyden biraz yaşamak karışık meyve tabağı gibi olmalı. Bazen meyveler birbirinin tadını bozsa da farklı lezzetleri tatmak güzel.

    Bu arada gece gece canım mandalina çekti :)

    YanıtlayınSil
  3. En güzel şeylerden biri: mandalina eşliğinde kitap okumak 👍

    YanıtlayınSil

*Bloglar yorumla beslenir. Yorumlarınızı eksik etmeyin.
*Lütfen yalnızca yazı ile ilgili yorumlar yazın. Link bırakıp kaçmayın.
*Yazının konusu dışında sormak veya iletmek istediğiniz bir şey varsa İletişim formunu kullanın.
Sevgiler.

Fotoğrafım
Mam na imię Yasemin. Jestem z Turcji. Mieszkam w Stambule, a teraz w Krakowie. Mówię po turecku i angielsku znam też trochę po polsku. Z zawodu ksiegowa. Moje ulubione słowa oczywiście :) Interesuję się literaturą i sportem. Lubię kawę. Uwielbiam mój rower.