8 Ağustos 2018

Kahve Bahane #24



Günler günleri kovalıyor. Sonra bir bakıyorsun zaman akıp geçmiş. Kursa başlayacağım, başlıyorum derken sonuna geldim. Benim için en verimli kurslardan biri bu oldu. Oldukça dolu dolu geçti. Nasıl geçmesin; haftanın beş günü, üç saat ingilizce ile iç içeydim. Üç haftada sanırım ikiyüze yakın kelime öğrendim. Bunların kaçı aklımda yer edecek, ilerleyen zamanlarda göreceğim. Kendime quzilet adlı sitede çalışma kartları hazırladım. İngilizce öğrenme serüvenimde, o kadar çok site kullandım ki bu konuda ustalaştım artık. Bunlar hakkında bir yazı yazayım mı, ne dersiniz?

Yazmak güzel şey azizim. Ayağımın ağrısından ve sağlık sisteminden dem vurmuştum bir önceki kahve bahane yazımda. Yazıyı yayınladıktan hemen sonra randevu buldum. Doktora gittim. Aynı gün içerisinde hem ultrason hem de röntgen işini, toplamda 30 dakikada hallettim. Bu başıma ikinci kez geliyor. Kahve bahane yazısında neden şikayet etsem çok kısa bir süre sonunda çözümleniyor. Acaba blogumun sistemle bir bağlantısı olabilir mi? Bir bug keşfetmiş olabilir miyim? Olabilir tabii, neden olmasın!


Ayağımdaki problem neredeyse ortadan kalktı. Hafta sonu uzunca yürüyerek ve bisiklet sürerek test ettim. Hafta başından beri de sorunsuzca koşuyorum. Umarım bu sefer herhangi bir sakatlık geçirmem ve koşu süremi uzatabilirim. Krakow'da çok güzel koşu aktiviteleri oluyor. Hedefim onlardan birine katılmak. Aktivitelere katılabilmek için en az 10 km koşuyor olmam lazım. Koşu işi sanıldığı kadar zor değil. İşin sırrı kendinize zaman tanımızda aslında. Zamanla koşu süresi uzuyor. Performansınız artıyor.

Her iş için biraz sabır gerekli. Tabii çok sabredip derviş gibi murada ermeden göçüp gitmekte var bu hayatta. Bunun yanı sıra doğru zamanın gelmesi de ayrı bir etken. Beni takip ediyorsanız Polonya'ya taşındığımdan bu yana bir iş sahibi olmadığımı da muhtemelen biliyorsunuzdur. Artık zaman geldi dedim ve iş aramaya başladım. Kursa gitmemin nedeni, gireceğim ingilizce mülakatlarında kendimi daha iyi ifade edebilmek aslında. Günlük yaşamda, karşınızdakiyle bir türlü anlaşma yolunu buluyorsunuz. Yeter ki karşınızdaki sizi anlamaya niyetli olsun. Eğer anlamaya niyeti yoksa aynı dili konuşsanız bile pek bir şey fark etmiyor. Örneklerini çok yaşadım bu hayatta.

Yeni bir şehir, yeni insanlar ve yeni bir yaşamı hayatıma sokalı dört sene olacakken; şimdi gündemimde yer alan yeni bir iş bulma düşüncesi beni heyecanlandırıyor. Motivasyonum hiç olmadığı kadar yüksek. Bakalım hayat bana ne getirecek. Geçenlerde bir yerde okudum (nerede okuduğumu anımsayamıyorum) diyor ki: " Eğer sen bir şey için hazırsan o da senin için hazırdır artık"

Ben hazırım...

✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

5 yorum :

  1. okumaya başlarken kahvemin olmadığını fark ettim. kalktım, kendime bir fincan kahve kaptım ve sonrasındakeyifle okudum.

    saygılar şelale.

    YanıtlaSil
  2. Kullandığınız sitelerle veya İngilizce hakkında genel bir yazı gelirse çok iyi olur benim açımdan. Faydalanmak isterim tecrübelerinizden.

    YanıtlaSil
  3. Sağlık problemlerini atlattığına sevindim. Sporu özlemiştin ne de olsa. :)
    Yeni bir iş bulma serüveninde de şimdiden başarılar dilerim.

    YanıtlaSil
  4. Ben de isterim İngilizce için site-uygulama önerisi

    YanıtlaSil
  5. 30 dakikada doktor işlerini halletmek bir mucize olmalı. Ben artık bu ülkede hekime-hastaneye gitmeye korkar oldum

    YanıtlaSil

*Bloglar yorumla beslenir. Yorumlarınızı eksik etmeyin.
*Lütfen yalnızca yazı ile ilgili yorumlar yazın. Link bırakıp kaçmayın.
*Yazının konusu dışında sormak veya iletmek istediğiniz bir şey varsa İletişim formunu kullanın.
Sevgiler.

Blog Arşivi

Bumerang - Yazarkafe
Bumerang - Yazarkafe

Severek OkuduĞum Bloglar