3 Temmuz 2017

İzmir Nazarköy gezisi

İzmir birçok güzelliğe ev sahipliği yapan bir şehir. Bu yazımda saklı cennetin bir parçası olan Nazarköy'den bahsedeceğim.

Öyle bir köy düşünün ki ağaçlarında yapraktan çok nazar boncuğu olsun.
Minicik bir çay geçsin köyün ortasından;
İnsanlar geçimlerini sağlamak için 220 derecelik fırınların başında tüm gün cama şekil versin;
Doğallığından hiçbir şey kaybetmemiş olsun.
Eğer bu söylediklerimi düşleyip, yok canım böyle bir köyün bu zamanda olması zor diyorsanız, bundan sonraki satırlar sizi bir hayli şaşırtacaktır.


Nazarköy, İzmir'e 25 km uzaklıkta, Kemalpaşa'ya çok yakın olan bir köy. Köyün geçim kaynağı nazar boncuğu yapımı. Köye girdiğiniz anda her yerde irili ufaklı, çeşit çeşit nazar boncuğu karşılıyor sizi. Sokaklarda, evlerin duvarlarında, ağaçlarda. Ayrıca köyde yaşayan insanlar yapmış olduğu el emeği nazar boncuklarını satmak için köy meydanında minik dükkanlar açmışlar.

Bu sene İzmir'de keşfettiğim en güzel yerdi Nazarköy. Kısa tatilimde iki defa gitme şansı yakaladım. Köyün içinden geçerken duvarlarına, boncuklarına hayran oldum. Meğer en güzel yerini sona saklıyormuş annem. Minik bir çayın kenarına götürdü beni ve harika bir köy kahvaltısı yaptım. Zeytininden peynirine, tereyağından reçeline yediğim herşey doğaldı. Benim gittiğim dönem henüz uygun olmadığı için dere kenarında oturduk. Lakin yazın gittiğinizde ayakkabılarınızı çıkartıp derenin içinde yer alan masalara oturarak kahvaltı keyfinize keyif katabiliyormuşsunuz.


Fotoğrafta gördüğünüz Savanda Çayı. Nif Dağı'nın bir vadisinden doğar, Gediz Irmağı'na karışır kendisi. Hellenleşme dönemindeki adı ise "kar" anlamına gelen Nymphaeion'dur.

Bundan sonrası bol fotoğraf karesi içeriyor. Heryer o kadar güzeldi ki, fotoğraflamamak elde değildi.
Vadi Alabalık, o meşhur çay içinde kahvaltı yapılan yerin adı. Ayrıca ikinci gidişimde kavurmasını yedim. Enfesti. Benden söylemesi. Bahçelerinde yer alan nazar boncuğu ağacı herkesin ilgi odağı. Sanırım bu ilgiden sıkılan işletme, öyle kuru kuruya fotoğraf çekmesin insanlar diye düşünmüş ve fotoğrafın sağ köşesinden objektife takılan uyarı levhasını asıvermişler.



Her gelenin ıslak mendil bağlayarak dilek dilediği bir ağacın altında yer alan bir türbe var köyde. Horasan Erenlerinden Hakkı Baba Türbesi. Hakkı Baba zamanında Anadolu'ya ilk gelen Erenler'den birisiymiş. Nazarköy bölgesine gelen aşiretlerin yer, yurt edinmesine, gelip geçenleri yedirilip, doyurulmasına yardımcı olurmuş. Türbenin yanındaki duvar da çok enteresan geldi bana.





Sanırım bu çeşme ikilemde kalan biri tarafından yaptırılmış. Adı ile beni güldürdü. Yazıyı okuyunca kendi kendime sormadım desem yalan olur. Cevap, "içmesem daha iyi olur "oldu. Malum köy içinde yürürken zorluk yaşamak istemezdim.



Güzel bir yürüyüş sonrası yorgunlar durağında da bir Nazarköy hatıramız olmazsa olmazdı.


Köy meydanında var olan bu minik dükkanlar harikaydı. Polonyalı arkadaşlarımı nazar boncukları aldım. Ayrıca kendim için bir tane halhal yaptırdım. O kadar çok çeşit var ki, insan hangisini alacağını şaşırıyor ve fiyatları da çok uygun. 


Köyde turlamaktan yorulan ben. Bir hamak bulur bulmaz attım kendimi.






Bu kareler ise deneysel çekimler. Telefon ile ancak bu kadar oluyor.



İşte böyle. Nazarköy gerçekten saklı bir cennet. Gezimi sonlandırırken, umarım bir gün Şirince Köyü kadar meşhur olmaz dedim. Böyle el değmemiş güzellikler bozulsun istemiyorum.
✄----------------------------------------------------------------------
Paylaş:

13 yorum :

  1. Ahhh ah şu köye gitmek nasip olmadı. Horasan Erenleri, iki yönden Türklerin fetih işini kolaylaştırmış. Biri insani yönden hem yerli halkı Türklere alıştırmış. Hem de gelen obaları yönlendirmiş.
    Güzel bir gezi olmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gittiğiniz gün eminim çok seveceksiniz.

      Sil
  2. Çok keyifli geçmiş olduğu belli hele o çay ne de güzel öyle orda kahvaltı etmek şahanedir eminim..bol bol enerji ve oksijen depolar insan burada.
    Dileğimiz dediğiniz gibi Şirince gibi popüler olmaması olsun❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle. Ben Nisan ayında gittiğim için çayın içinde oturamadım. Sanırım bu aylarda orası mis gibidir. İzmir'in sıcağından kaçmak için güzel bir alternatif olabilir.

      Sil
  3. çok keyifli bir yazıydı köy ve resimler çok hoştu,şu dünyaya koşturmaktan insan çevresindeki güzellikleri görmüyor malesef

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Mehmet bey. Hayatın hızlı akışı içinde aslında yanı başımızda olan güzellikleri çoğu zaman görmüyoruz. Güzel şeylerin hep bizimle olması dileğiyle.

      Sil
  4. Hiç duymamıştım burayı. Çok güzelmiş gerçekten, tanıttığınız için teşekkürler. Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ezgi hanımcım gerçekten saklı bir cennet burası.

      Sil
  5. İzmir'e çok yabancıyım. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En kısa sürede keşfetmen dileğiyle.

      Sil
  6. İzmir gerçekten bir başka güzel :)

    YanıtlaSil
  7. Yazıyı okurken o kadar imrendim ki..Cidden cennet gibi bir yermiş.Hala etkisindeyim o fotoğrafların,umarım bir gün gitmek bana da nasip olur :')

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım bir gün yolunuz düşer. Fotoğrafta gözüktüğünden daha da güzel bir yer.

      Sil

*Bloglar yorumla beslenir. Yorumlarınızı eksik etmeyin.
*Lütfen yalnızca yazı ile ilgili yorumlar yazın. Link bırakıp kaçmayın.
*Yazının konusu dışında sormak veya iletmek istediğiniz bir şey varsa İletişim formunu kullanın.
Sevgiler.

Blog Arşivi